E-Dergi Oku 
E-Bültene Abone Olun
 
Endress+Hauser Türkiye

Su Dünyası: Su İçindeki Mikroskobik Canlılar ile Mücadele

Su Dünyası: Su İçindeki Mikroskobik Canlılar ile Mücadele

15 Mart 2019 | SU DÜNYASI
128. Sayı (Mart 2019)
4.097 kez okundu

Suda bulunan mikroskobik canlılar ile mücadele, diğer adı ile “Dezenfeksiyon” küçümsenecek bir konu değildir. Her işletmenin kendi prosesine ve su kalitesine göre dezenfeksiyon yöntemi
bulunmalıdır. Bu yazımız mikroskobik canlılar ile mücadele yapmak, yani “Dezenfeksiyon” konusuna “Dikkati Çekmek” maksadı ile kaleme alınmıştır. Dezenfeksiyon çok ciddi ve karmaşık bir konudur, bu konuda kalın kitaplar yazılabilir, bu yazımız böyle kalın bir kitabın “önsözü” niteliğindedir.

SU VE HAVA KÖKENLİ MİKROSKOBİK CANLILAR

Laboratuvarlarda yapılan dezenfeksiyon çalışmaları ve bu çalışmaların sonunda bulunan çözümler, genelde sanayi işletmelerine uymaz. Çünkü sanayinin ham suyu ve ortam şartlarıyılın her ayı farklıdır, ayrıca sanayide kullanılan sular, su depolarında barındığı için suya hava kökenli canlılar da girer ve laboratuvar çalışmalarına hiç benzemeyen, birkaç tür bakterinin aynı anda bulunduğu, çok karmaşık durumlar oluşur.

SU İÇİNDEKİ MİKROSKOBİK CANLILAR İLE MÜCADELE

Mikroskobik canlılar ile mücadelede yalnız suda üreyen bakteriler ile değil, aynı zamanda havadan suya gelen, hava ve toprak kaynaklı canlılar ile de mücadele etmek gerekir, (Küf, maya ve daha birçok toprak kaynaklı canlılar). Özellikle su depolarındaki üremelerin çoğu, kuyu suyundan gelen canlılar sebebi ile değil, havanın taşıması ile suya giren canlılar sebebi ile oluşur, çünkü su deposu seviyesi düşerken depoya dolan dış ortam havası içindeki birçok canlı suda ürer veya sudaki canlıların gıdasını oluşturur. Bu sebeple, mükemmel bir bakteri mücadelesinde iyi su depolarının hava emişlerinde bakteri geçirmeyen filtreler kullanılır.

MİKROSKOBİK CANLILAR İLE MÜCADELEDE “KRİTİK” NOKTALARIN YOK EDİLMESİ

Bu konuda gıda ve içecek işletmelerinin uyguladığı “HACCP” yöntemini hatırlamakta yarar görüyoruz. Eski adıyla, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın yayınlandığı, Gıda Güvenliği ve Kalitesinin Denetimi ve Kontrolüne Dair Yönetmelik’te HACCP planı açıklanır. HACCP harflerinin açılımı İngilizce,“Hazard Analysis Critical Control Point” tercümesi şu şekildedir, “Tehlike Analizi ve Kritik Kontrol Noktaları.” Mikroskobik canlılar ile mücadelede HACCP yöntemi, gıda sanayisi dışında, su kullanan her işletmede de uygulanabilir ve bu şeklide bakteri mücadelesi daha başarılı olur.

MİKROSKOBIK CANLILAR İLE MÜCADELEDE DEZENFEKSIYON

Bugün ülkemizde ve birçok ülkede, en çok kullanılan dezenfeksiyon yöntemleri içinde şunları sayabiliriz: Klor, ozon, ultraviyole, biyosit gibi… En çok kullanılan “Klor” konusunda önemli
bir noktaya dikkat çekmek isteriz.

KLOR İLE BAKTERİ MÜCADELESİ

İşletmelerde mücadelesi yapılan birçok mikroskobik canlının giderimi için genelde tüm dünyada hala, piyasa adı Klor olan “Sodyum Hipoklorit” kimyasalı kullanılır ve işletmenin kurulduğu günden başlayarak “Aralıksız” kullanıldığında, birçok işletmede klor başarılı olur. Ancak, klor ile dezenfeksiyon yönteminde üç değişken olduğunu bilerek klorlama sistemi kurulmasında yarar vardır:

1- Su debisi değişkenliği: Su pompasının su emiş derinliği veya karşı basıncı değiştikçe su debisi değişir, debi değişimine paralel klor dozajı da değişmelidir;

2- Suda bulunan ve klor tüketen maddelerin değişkenliği: Örneğin, yıl içinde, kuyu suyunda bulunan ve klor tüketen demir iyonu değişiklikleri, klor dozajında ayarlamalar
gerektirir.

3- Satın alınan klor sıvısı içindeki “Aktif Hipoklorit”in değişkenliği sebebiyle de klor dozajında, bu kalite değişimine paralel dozaj miktarı değişmelidir.

Bu üç değişken sebebiyle, sıradan bir dozaj pompası ile klorlama yapmak bakteri mücadelesinde başarısız olur. Üç değişkene göre klor dozajı yapan bir yöntem kullanılması önerilir. Diğer taraftan, bazı canlılar Klor’a alışır ve klorlu suda üremeye başlarlar. Bu sebeple, örneğin yüzme havuzu ve soğutma kulesi gibi sistemlerde “Şok Klor” uygulanır, yani mevsime göre, periyodik olarak sisteme yüksek dozda klor verilerek, klora alışmış canlıların bu şok tesiri ile giderilmesi sağlanır. Klor, ozon, ultraviyole, biyosit gibi yöntemler, mikroskobik canlıları öldürmek maksatlı kullanılır. Şu soru aklımıza geliyor: Mikroskobik canlıları öldürmek en doğru bakteri mücadelesi midir? Klor, ozon, ultraviyole, biyosit gibi yöntemlerin çok başarılı olduğunu ve bunun sonunda mikroskobik canlıların tamamen öldüğünü var sayalım. Bu durumda suda ölü biyolojik maddeler yani, cesetler bulunduğunu göz önünde bulunduralım ve şu soruyu soralım: Sudaki cesetler, suya ne yapar? Cesetler suda parçalanınca, suda istenmeyen ve koku yapan azotlu maddeler ortaya çıkar ve bunlar ayrıca başka bakterilerin de gıdasıdır. Dolayısı ile sudaki canlıları öldürmek sonucunda istenen başarılı dezenfeksiyonun tam olması mümkün değildir. İşte bu sebeple, özellikle içecek ve gıda sektöründe, mikroskobik canlıların geçmesine müsaade etmeyen 0,2 mikron seviyesinde hassas filtreler veya 0,02 mikron seviyesinde ultra filtrasyon tekniği kullanılır.

TERS OZMOZ TEKNİĞİ İYİ BİR BAKTERİ MÜCADELESİ MİDİR?

Ters Ozmoz tekniği ile proses suyu hazırlandığında, bakterilere kıyasla binlerce kez daha küçük olan mineral-Ters Ozmoz cihazının mikroskobik canlıları yüzde yüz giderdiği düşünülür. Teorik olarak bu düşünce doğru gibi görünür. Ancak, hakikatte Ters Ozmoz cihazının üretim suyunda bakteri bulunma olasılığı vardır ve biz birkaç kez Ters Ozmoz üretim suyunda bakteri bulunduğuna şahit olduk. Bu nedenle konuyla ilgili “Ters Ozmoz Cihazı Mikrop Geçirir mi?” başlığıyla yazdığımız makale Su ve Çevre Dergisi’nin Eylül 2013 sayısında yayınlandı.

KÜÇÜCÜK MİKROSKOBİK CANLILAR, NASIL OLUR DA BU KADAR BİZE ZARAR VERİRLER?

Mikroskop ile görünebilen bu canlılar sebebiyle işletmelerin çoğunda, gıda ve içecek sanayi dışındaki işletmelerde dahi birçok sorunlar yaşanır. Bu sebeple dezenfeksiyon yöntemlerinden önce mikroskobik canlıları biraz daha iyi tanıyalım. Mikroskop ile görünen canlılar konusundan önce, göz ile görünen çok küçük karıncalara bir göz atalım: Çıplak gözle görebildiğimiz ufacık canlılar olan karıncalar aralarında mükemmel iletişim kuruyorlar ve koloniler oluşturuyorlar, harika yuvalar yapıyorlar, bir yıllık gıdalarını topluyorlar ve bunları bozulmadan koruyorlar. Çok yağışlı mevsimlerde, araziler birkaç ay su altında kaldığında dahi, sular çekilip arazi kuruduktan sonra, karınca yuvalarının tekrar açıldığına şahit oluyoruz. Karıncaları gözle görünmeyecek kadar küçültelim, işte mikroskobik canlılar bunlar. Onlar da karıncalar gibi aralarında mükemmel iletişim kuruyorlar, koloniler oluşturuyorlar, harika yuvalar yapıyorlar, bunlara biyofilm de deniyor.

İşte bazı sulu sistemlerde oluşan bu biyofilmler, karınca yuvaları gibi sağlam, içlerine klor, biyosit gibi dezenfektanlar işlemeyen kaleler. Biyofilmler gelişip bazı cihazların tıkanmasına sebep oluyor, Ters Ozmoz membranlarını da tıkayabiliyor. Su depolarında, soğutma kulelerinde üreyen ve insan için ölümcül olan Lejyonella bakterisinin de biyofilmler içinde ürediği keşfedildi. Biyofilm kalesi içine girilemediği için Lejyonella ile mücadele çok zor oluyor. 2015 yılında İstanbul’da Lejyonella konulu bir sempozyum düzenlendi ve bu sempozyumdaki konuşmacılardan biri olan Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. İrfan Türetgen’den çok önemli bir bilgi öğrendik: “Kimyasallar ile biyofilme bir şey yapılamadığını fark eden ilim, şimdi biyofilmi oluşturan birimlerin aralarındaki iletişimi bozmak için yöntemler arıyor.”

Bu bilgi için Sayın İrfan Türetgen’e çok teşekkür ederiz. Bu bilgi bizim gözümüzü açtı. Uzun yıllardır soğutma sistemlerinde kireçlenmeye karşı kullandığımız ve radyo frekansı üreten bir cihazın kulelerde yosun üremesini engellediğini görüyorduk, anlam veremiyorduk. Bu cihazın ürettiği frekans “canlı” olan yosunu önlediği gibi mikroskobik canlıların da üremesini önleyebilir, ancak biz böyle bir araştırma yapmadık. Sonuç olarak, dezenfeksiyon önemsenecek bir konudur. Mikroskobik canlılar ile mücadelede “Tek dezenfeksiyon yöntemi” yoktur, işletmelerin
önce bir uzmanın danışmanlığı ile dezenfeksiyon yöntemleri kurmaları yararlı olur, daha sonra, işletmede edinilen tecrübelere göre o işletmede başarıya ulaşmış, en uygun dezenfeksiyon
yöntemleri uygulanmalıdır. Özellikle içecek ve gıda sektöründe mikroskobik canlılardan korunmak için, yalnızca bir dezenfeksiyon yöntemine güvenilmez, birkaç dezenfeksiyon sistemini beraberce kullanmak çok daha emniyetli olur görüşündeyiz.


 


İlginizi çekebilir...

Enis Burkut: Klor ile Dezenfeksiyon Tüm Dünyada Kullanılıyor

Klor ile su dezenfeksiyonu dünyada yaygın bir şekilde kullanılmasına rağmen sanıldığı kadar basit bir işlem değildir. Klor ile dezenfeksiyonda başarıl...
6 Şubat 2020

Enis Burkut: Suyun İletkenliği Çok Önemlidir

Suyun iletkenliği suyun en önemli özelliklerinden biridir. Saf su molekülü elektrik geçirmez. Suda bulunan safsızlıklar çoğaldıkça suyun iletkenliği ...
9 Aralık 2019

Paslanmaz Çelik Paslanabilir

Paslanmaz çelik korozyona dirençli olduğundan birçok uygulama için tercih edilse de bazı ortamlarda korozyona karşı koyamaz ve paslanabilir'¦...
7 Ekim 2019

 

  • Boat Builder Türkiye
  • Çatı ve Cephe Sistemleri Dergisi
  • Doğalgaz Dergisi
  • Enerji ve Çevre Dünyası
  • Tersane Dergisi
  • Tesisat Dergisi
  • Yalıtım Dergisi
  • Yangın ve Güvenlik
  • YeşilBina Dergisi
  • Klima ve Soğutma Rehberi
  • Yangın ve Güvenlik Rehberi
  • Yalıtım Sektörü Kataloğu
  • Su ve Çevre Sektörü Kataloğu

©2020 B2B Medya - Teknik Sektör Yayıncılığı A.Ş. | Sektörel Yayıncılar Derneği üyesidir.