E-Dergi Oku 
E-Bültene Abone Olun
 
ANADOLU FLYGT
SİSDOZ
INEVA TÜRKİYE
MAS DAF

Ekonomide Değerli (Cazibeli) Atık Yönetimi Sorunsalı

Ekonomide Değerli (Cazibeli) Atık Yönetimi Sorunsalı

4 Ekim 2016 Salı / 17:06 | GÖRÜŞ
97. Sayı (Ağustos 2016)

Osman Boz Atık Yönetimi ve Çevre Danışmanı bozcevre@gmail.com

Ekonomik aktörler, sektörel isimleriyle tanımlanmaktadır. Haklı olarak sektörün önde gelen firmaları dediğimizde, bu firmaların hangi iş kolunda olduğundan hareketle, aslında ulusal ve hatta daha da doğrusu küresel piyasalardaki  konumlarını da ortaya koymuş oluruz; beyaz eşya, otomotiv, tekstil gibi. Atık Yönetimi sektörü için de durum aynıdır.

20 yıldır, özellikle de  son 10 yıl içinde ekonomimizin üretici aktörlerinin yanında, ithalatçılar, depocular ve bunlara bağlı olarak depolama ve gümrükleme süreçlerinde ortaya çıkan atıklar da önemli bir veri olarak karşımızda durmaktadır. Zaman zaman miadı dolmuş ürünler, bozuk, yasak, kaçak  vb. nedenlerle yasal yollardan imha edilmesi gereken ürünlerin çeşitliliği ve miktarı hakkında, ilgili kamuoyundan ve kamu otoritelerinden başkasının bilemeyeceği veriler var ortada. Dolayısıyla, rahatlıkla bir “atık yönetimi sektörü”nden bahsedebiliriz. Fazlaca görünürlük özelliği olmadığından, dahası çevreyle ilgili olumsuz bir haber basına düşmediğinde çok da farkına varılmayan, ancak milyonlarca ton atığın her yıl yönetildiği, bir mevzuata sahip, konularına göre yüzlerce yatırımcısı olan, binlerce çalışanın istihdam edildiği düşünüldüğünde, “evet atık yönetimi diye bir sektör var” demek durumundayız.

Konumuz olduğu üzere birçok firma, cazibeli (güncel maddi değerli, kullanışlı, marka değeri yüksek, son kullanma tarihi geçmiş, bozuk, yasaklanmış, sahte, kaçak, kusurlu, gümrük mevzuatı kapsamında imha kararı alınan maddeler ve/veya ürün sahibinin  şu veya bu sebepten imhasına karar verdiği ürünler, içki, sigara, gıda, tekstil vb.) atıkları imha ettirmek konusunda son derece kararlı olup, bu iş için zaman ayırmakta, ciddi bedeller ödemektedirler.



Konu,  imha edilecek atıkların maddi değeri nedeniyle vergi dairelerini, marka değeri bakımından üreticisini veya distribütörünü, ayrıca lojistik maliyetleri nedeniyle depo/antrepoları ve bu süreçleri yöneten özel ve kamu idarecileriyle bertaraf/geri kazanımcıyı, nakliyeciyi, danışmanı, noteri vb. ilgili bürokrasiyi de ilgilendirdiğinden, tüm tarafların, birbirilerini doğru bilgilendirmesi büyük önem taşımaktadır.

Çeşitli kamu otoritelerinin, özellikle gümrük müdürlükleriyle vergi dairelerinin imha prosedürü gereği, ilişkilendikleri atıklarla ve sahipleriyle ilgili, atık üreticilerine, değil yazılı, şifahen bile olsa atıklarını  gönderecekleri firma ismi önermeleri ise, rekabet hukukuna ve  idarenin tarafsızlığı ve serbest piyasa ekonomisi işleyişi ilkesine aykırı, kabul edilemez yaklaşımlardır. Ticari faaliyet kapsamındaki atık yönetimi hizmetlerinin, teknik ve hukuki altyapıya sahip firmalarca serbest piyasa şartlarında verilmesinin önüne hiçbir kamu kurumu engel olmamalı set çekmemeli, yönlendirme yapmamalıdır.

Kamusal yönlendirmeleri bir tür emir olarak algılayan atık üreticilerinin piyasa seçenekleri daralmakta, başlarını bürokrasiyle derde sokmamak adına boyun eğme davranışı gösterdikleri görülmektedir. Kamu otoritelerinin haksız rekabete yol açan bu tür yönlendirme yaklaşımları konusunda bilgilendirilmesinde ve uyarılmasında yarar bulunmaktadır. Bu konuda serbest ticareti aksatıcı tutumlar tespit edildiğinde, Türkiye Rekabet Kurumu’nun derhal bilgilendirilmesi/şikayette bulunulması, ticaret etiği bakımından gözardı edilmemelidir.

Atığın sahibi firma, atığını imha ettirmek istiyorsa,  yaygın olduğu üzere  malın kullanışlılığı veya değeri üzerinden yorum yapmak kimsenin haddine değildir. Talep edilen imha hizmeti kusursuz bir şekilde yerine getirilmelidir. Atık üreticisi firmalar, atık yönetimi hizmetlerinde, hizmet-fiyat oranını, lehlerine değerlendirebilmek için mutlaka birkaç atık imha/geri kazanım firmasından teklif almalı, bu firmalarla yüzyüze tanışmalı, yılda en az bir kez denetlemelidirler.

Marka değerine sahip çıkan, tüketiciye saygılı  firmalar başta olmak üzere, yasal süreçlerde atıklarını yöneten atık üreticileri, eskinin kötü uygulamalarından aldıkları dersler ve artık imha/geri kazanım konusunda hizmet veren yasal, izlenebilirlik ve denetlenebilirlik konusundaki duruşlarıyla, özel-kamu ayrımı olmaksızın güven veren, birden çok atık imha/geri kazanım firması  arasında hizmet/fiyat/süreklilik/müşteri yaklaşımı gibi seçeneklerini değerlendirme şansına sahipler.

Atık imha maliyetlerinin görece düştüğü ülkemizde, rekabet şartlarının en belirleyici unsuru olan verimlilik artışını en iyi uygulayabilen firmaların, diğerlerine oranla  sürdürülebilirliklerini koruyabileceği ortadadır. Ülkemizde imha/geri kazanımı mümkün olan bazı atıkların sadece ekonomik nedenlerle yurtdışına gönderilmesi ekonomik bir ayıp olup, atık yönetimi sektörü, ekonomik ve teknik çözümlerle, yurtdışına kaçan bu atık maddeleri ülkemizde kalmaya teşvik edebilmelidir.

Özellikle imha edilmesini istedikleri ürünlerin, hiçbir şekilde istenmeyen ellerde  kontrol dışına çıkmaması için gösterilen gayret ve buna bağlı maliyetler düşünüldüğünde ve işin içine vergi dairesi, belediye, Çevre veya Sağlık İl Müdürlükleri, noterler girdiğinde, atığın sahibinin ya da yönetim sorumluluğunda olanların sabırlarına şaşmamak elde değildir.

Resmi imha dediğimiz işlemlerdeki bürokratik sürece, atık sahipleri kadar değilse de noter konusunda yardımcı olmak bakımından bertaraf/geri kazanım firmaları da, bulundukları lokasyon noteri yetkilisini tespit amacıyla, işletmesine getirmek suretiyle dahil olmak durumunda kalmaktadırlar. Şüphesiz bu tür bir  bürokrasinin, özellikle vergi daireleri arasındaki benzeşmeyen uygulamalar ve geleneksel yaklaşımların değiştirilmesindeki direnç olduğu kadar,  Çevre ve Maliye mevzuatının atık imhaları konusundaki uyumlulaştırılmasında yol alınamamasının etkisi büyüktür. Bu eleştirilerimize rağmen sıkıntılı da olsa yürüyen bir imha prosedürü süreci var ve herkes buna uymak durumunda.

Cazibeli atık yönetiminin -aslında tüm atık yönetiminin- “olmazsa olmazı”, izlenebilirlik, denetlenebilirlik, gözlemci, kamera/foto kaydı  ile prosesin evrakta ve pratikte net tarifini de içeren en geniş tanımıyla “güvenilirlik”tir. Zira sektör bu konuda asla taviz vermemesi gerektiğine inandığı birçok acı tecrübeye sahiptir.

Sektöre  20 yıl emek veren birisi olarak, firma yetkililerinin kurumsal imajlarının ve piyasa algılarının zarar görmesi endişelerine hak vermemem mümkün değildir. Sektörün gayri resmi network ağı olan şoförlerin paylaşımları atık sektörünün bir başka yüzünü ifade etmektedir. Bugün bile kulağımıza, “yolda atık döküldü, nakliye soförü taşıdığı ürün atığından birkaç koli sakladı” benzeri yaralayıcı duyumlar gelebilmektedir.  Elbette amaç, tekrarlanmayacak tedbirleri alabilmek olmalıdır, bağcıyı dövmek değil.

Cazibeli atıklarının eski bertaraf uygulamaları (belediyelerin gösterdiği yerlere gömülmesi, basit yakma) nedeniyle ortaya çıkan olumsuzluklar -ki bunlar gömüldüğü yerden çıkarılarak piyasaya sürülmesi veya gömüldüğü toprağın ve alıcı ortamın, dolayısıyla canlıların zarar görmesiydi- nedeniyle  atık sektörü üreticisiyle hizmet vereniyle çok dikkatli davranmak durumundadır. Zira ortaya çıkan bir sorumsuzluk, marka sahibi firmayı olduğu kadar, atığı kabul eden firmayı da sıkıntıya sokabilir. Şüphesiz bu durumda işleyecek tazminat davalarının da çok can yakacağı açıktır.

Ciddi yatırımlar yaparak sektöre hizmet vermeye çalışan atık firmaları, çeşitli zeminlerde atık üreticileriyle buluşmalı, kendilerini anlatmalıdırlar. Ekonomik iletişim kanallarımız sürekli açık olmalı, birbirimizi daha iyi tanımalıyız. Tarafların bu konuda biraz daha istekli davranmaları, birçok ekonomik artıyı beraberinde getirecektir.

 


İlginizi çekebilir...

Wilo, 'Enerji Çözümleri' Projesi

HAZAL YILDIZ Wilo Pompa Sistemleri A.Ş. İş ve Ürün Geliştirme Sorumlusu...
13 Ağustos 2018 Pazartesi / 15:23

Bir Çalıştayın Ardından

ERTAN SÖYLEMEZ Enelsan Yönetim Kurulu Başkanı...
20 Haziran 2018 Çarşamba / 15:52

Sürdürülebilirlik Yolculuğunda Su Ayak İziniz

Geleneksel yönetim modellerin pek de işe yaramadığı günümüzde; değişimlere açık, dinamik karar verme süreçlerinin etkin kullanıldığı, şirket stratejil...
22 Mayıs 2018 Salı / 17:29