
SUKİ'lerde Yapay Zeka
Büyük Kentlerimizde Su Hizmetleri Yönetimi
Deniz Suyundan İçme Suyu Üretimi
ABB Synrm Motorlar ve Değişken Hızlı Sürücüler
|
'Çevre problemi globaldir, sınırda kalmaz!'![]()
Çevre ile ilgili problemlerin, yol açtığı sonuçlarla geniş bir alanı hatta tüm dünyayı etkilediğinin ve etkisinin yıllarca sürdüğünün altını çizen Çevre ve Orman Bakanlığı İstanbul İl Müdürü Doç Dr. Mehmet Emin Birpınar, ‘Dünyanın geleceği için çevreye ve çocuklara muhakkak sahip çıkmalıyız. Bunlara sahip çıkmazsak kendi geleceğimizi yok etmiş oluruz’ diyor. Su ve Çevre Teknolojileri: İstanbul'un çevre resmini çizdiğinizde nasıl bir tablo karşınıza çıkıyor? Doç. Dr. Mehmet Emin Birpınar: İstanbul'un nüfusu çok fazla ve şehirde ciddi bir çarpık yapılaşma var. Türkiye sanayinin yüzde 38'i, üretiminin ise yüzde 40'ı İstanbul'da. Sekiz tane organize sanayi bölgesi var ve ciddi bir oranda ihracat yapılıyor. Günde yaklaşık olarak 10 bin ton çöp üretiliyor. 30 ton tıbbi atık üretiliyor. Tıbbi atık yönünden İstanbul şanslı. Sayın Başbakan'ın belediye başkanı olduğu dönemde, her iki yakada düzenli depolama sahaları kuruldu. Tıbbi atıklar düzenli bir şekilde belediye tarafından toplanıyor. Aktarma istasyonlarından alınıyor ve ciddi bir şekilde depolanıyorlar. 50 milyon dolarlık bir kompost tesisi kuruldu. O tesislerde özellikle organik atıklardan gübre üretiliyor. Şehirde 195'in üzerinde yirmi yataklı hastane var. Buralardan çıkan atıklar da belediye tarafından ayrı ayrı toplanıyor ve ayrı bir şekilde iki kademeli fırınlarda yakılarak bertaraf ediliyor. Tıbbi atıklarla ilgili yönetmelik de yeni değişti ve dezenfeksiyon da eklendi. 2004 yılında 195 hastanenin hepsini denetledim. Bununla ilgili elimizde bir envanter var. Karadeniz'de bütün illerin çöpleri denize dökülüyor. Bunun içinde her türlü atık var. İstanbul'da en azından belediyenin doğru işler yaptığını ve başarılı olduğunu söyleyebiliriz. İstanbul'da iki buçuk milyona yakın araç var. Bunların egzoz denetimleriyle uğraşıyoruz. Bu işi özelleştirdik. Ölçüm denetimini 121 yetkili servis vasıtasıyla yapıyoruz. 2004 yılında 450 bin civarında pul satmışız. Bu rakam, 2005 yılında mobil istasyonlar kurduğumuzdan 650 bine çıktı. Üç tane aracımız var ve İstanbul'da geziyorlar. Egzozundan zehirli atık bırakan araçları tespit ediyor ve onlara ceza yazıyorlar. Bu rakamları yüzde yetmişlere çıkarmak istiyoruz. Özellikle muayene istasyonlarının özelleştirilmesiyle birlikte daha iyi denetimler olacak. En büyük sıkıntı yaratan konulardan birisi de İstanbul Boğazı'ndan geçen gemiler. Karadeniz'den gelen bir gemi Marmara'ya girene kadar yalıların arasından geçiyor ve 12 kez rota değiştirmek zorunda kalıyor. Dünyanın en zor su yollarından bir tanesi. Geçen sene boğazdan geçen gemi sayısı 50 bin civarındaydı. Bunların içinde 150 milyon tonluk tehlikeli yakıt geçmiş. Bu çok ciddi bir risk. Acil Müdahale Kanunu bu yasama döneminde çıktı. Bu kanun vasıtasıyla, herhangi bir kaza anında, yetki karmaşası ortadan kalkıyor. Bu konuyla ilgili on tane daha yönetmelik yayınlanmak üzere. Yayınlanması halinde bir kaza anında boğazlarda acil müdahale nasıl yapılacak, kimler hangi görevleri üstlenecek gibi konular ortaya konulacak. Şu anda da zaten boğazdan sigortasız gemilerin geçişi yasak ve sekiz saat öncesinden hangi tür malzeme taşıdığını Kıyı Emniyeti'ne bildirme mecburiyeti geldi. Gemilerin gözleme sistemi de iyi çalışırsa boğazın bundan sonra daha iyi olacağını düşünüyoruz. Ama artan gemi trafiği boğaz için her sene daha fazla bir sıkıntı yaratmaya devam edecek. İstanbul'un çevre fotoğrafı içinde, belki de en başta yer alması gereken şeylerden bir tanesi; boğazlar. İstanbul Boğazı ve Marmara'da yılda ortalama sekiz tane deniz kazası oluyor. Biz 2004 yılında gemilerden kaynaklanan kirlilikten dolayı 700 milyar lira civarında ceza kesmiştik. 1936'da İstanbul'un yaşanabilir yerlerinde yeşil alan oranı yüzde 25.4'müş. 1994'te Erdoğan'ın belediye başkanı olduğu gün bu rakam yüzde 1.5'di. Ağaç dikme kampanyaları yapılarak bu oran yüzde 2.5'e çıkarılabildi. İstanbul geneline ve il sınırlarına baktığınız zaman bu oran yüksek. Yani İstanbul il sınırlarının yüzde 50'si ormanlarla kaplı. Ama yaşanabilir yerlerde çok büyük yeşil alan yok. Bu ormanlar ise genelde Karadeniz kıyılarında. Yaşam ise genelde güneyde olduğu için oralardaki oranlar maalesef çok düşük. Bundan sonra da bu rakamların artması zor. Çünkü ciddi bir betonlaşma var. Bunun sonucu olarak da 1940'larda yeraltı su seviyesi 30 metredeyken, şimdi bu seviye 250 metrelere indi. Çünkü suyun yer altına sızması mümkün değil, ya çatı ya beton ya da asfalt var. Yağan yağışın tamamı doğrudan denize ulaşıyor. Burada da ciddi bir sıkıntı var. Suyla ilgili, derelerle ilgili problemler var. Su kirliliğiyle de ilgili problemler var. İstanbul'da derelerin ıslah edilmesi gerekiyor. Hem endüstriyel hem de evsel kirlilikler var. Onlar da İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin ve İSKİ'nin sorumluluğu altında. Su ve Çevre Teknolojileri: Çevre bağlamında İstanbul'u menşei ve bu yönde gerçekleştirilen çalışmalar ile nasıl değerlendiriyorsunuz? Yaş kesenin, baş kesenin ve yol kesenin affedilmediği bir milletin çocuklarıyız. Kanuni Sultan Süleyman Belgrat'ı aldığı zaman oradan getirdiği esirlere Belgrat Ormanı'nı veriyor ve bu ormana onların adıyla ağaç dikiliyor. 1940'lı yıllarda dünya kentleri arasında UNESCO tarafından yapılan bir yarışmada, İstanbul en güzel şehir seçiliyor. Ve planlamalar yapılmaya başlanıyor, bu planlara baktığımız zaman enteresan manzaralarla karşılaşıyoruz. 1939'da, bir Fransız mimar getirerek çevre planları yaptırıyoruz. İlk yaptığı iş ise Haliç'in etrafını sanayi bölgesi olarak planlıyor. Haliç bu hale geliyor. Kazlıçeşme'yi de sanayi bölgesi ilan ediyor. Unkapanı'yla Aksaray arasındaki yol açılıyor ve o bölgedeki çok sayıda tarihi eser kayboluyor. Kendi gelecekleriyle ilgili planları programları olmayanlar başkalarının plan ve programlarına dahil olurlar. Kendiniz yapamazsanız başkaları gelir ve yaparlar; sonra da şehir niye bu hale geldi diye düşünürsünüz. Bu onların yaptığı, peki biz ne yaptık? 1980'li yıllara kadar Küçükçekmece Gölü'ne Meksika Körfezi'nden çıkan yılan balıkları geliyorlardı. Gölü besleyen derelere çıkıyorlardı, nemli ortamlarda besleniyorlar ve tekrar Meksika'ya dönüp orada yumurtluyorlardı. Artık bu balıklar ülkemize gelmiyorlar. Çünkü Sazlıdere Barajı yapılınca suyun ciddi manada bu taraftan beslenmesi önlendi ve bütün sanayi ve şehir atıkları da göle gitmeye başladı. Yıldız Teknik Üniversitesi'nin bahçesinde KOSGEB binası vardır. O bina çok eskiden, göçmen kuşlar ve posta güvercinlerinin dinleneceği, yemleneceği yer olarak yapılmış. Dünyanın en güzel kervansarayıdır ve bir vakıf eseridir. Böyle çevreci bir geçmişimiz olmasına rağmen şimdi başkalarından çevre dersi almamıza ihtiyacımız olmamalı. Dünyanın geleceği için çevreye ve çocuklarımıza muhakkak sahip çıkmalıyız. Bunlara sahip çıkmazsak, kendi geleceğimizi yok etmiş oluruz. Hepimizin de taşın altına elimizi sokmamız gerekiyor. Çözümde görev almayanlar, problemin bir parçası olmaya devam edeceklerdir. Karadeniz'de meydana gelebilecek bir gemi kazası veya herhangi bir çevre felaketi sadece Türkiye'yi değil bütün bölgeyi etkileyecektir. Çünkü çevre problemleri globaldir, sınırda kalmaz. Haliç kirlenirken, Bulgaristan da kirleniyor. Bunlara beraberce çözüm bulunması gerektiğini düşünüyoruz. AB'ye girme süreci içerisinde, en çok yatırımı yapmamız gereken konu çevre konusudur. 10 milyon nüfuslu Macaristan AB'ye girerken çevre uyumu için 10 milyar Avro para harcadı, harcamaya da devam ediyor. Bunun yüzde 30'nu belediyeler, yüzde 30'nu vatandaş yüzde 30'nu devlet karşılıyor ve yüzde 10'nu da AB fonlarından alınıyor. Yani Macaristan'da kişi başına bin Avro düşüyor. Türkiye'de 70 milyon nüfus var, bu da 70 milyar Avro’ya denk gelir. Dolayısıyla her doğan çocuk bin Avro’luk bir çevre yatırımıyla doğuyor. En büyük pay da İstanbul'un. İstanbul'da 15 milyon nüfus varsa, 15 milyar Avro yatırım yapılması gerekiyor. Çocuklara çevre eğitiminin iyi verilmesi gerekiyor. Almanya'da çöpler ayrı toplanıyor. Bu hale getirmek için on beş sene uğraşmışlar. Bu bilincin oluşması bir günde olmuyor, bir kültür meselesi ve zaman istiyor. Biz istiyoruz ki, kanunları, yönetmelikleri çıkartalım ve ertesi gün de hemen uygulayalım. Böyle bir şey yok. Her bir vatandaşın elindeki çöpü dışarı atarken düşünmesi, suyu israf etmemesi gerektiğini vs. düşünmesi gerekiyor. Bunları çocuklara öncelikle öğretmemiz lazım. Bununla ilgili bir çevre eğitim projesi yürütüyoruz. Bu çevre eğitim projesi kapsamında Erguvan Çevre Ödülleri Projemiz var. Bu proje kapsamında okullarda resim, fotoğraf ve İstanbul'un sorunlarına çözümler beklediğimiz proje yarışmaları organize ediyoruz. Çocukları çevre konusunda bilgilendirmeye çalışıyoruz. Görev öncelikle ailelere düşüyor. Okuldaki öğretmelere ve tabii ki yöneticilere de ciddi görevler düşüyor. Genel anlamda baktığımız zaman bir ülkede çevre meselesinin kökten halledilebilmesi için öncelikle milli gelirin artması gerekiyor. Milli gelir artmadığı zaman çevre problemlerini çözmeniz çok zor. İkincisi kültür ve eğitim seviyesinin de yüksek olması lazım. Tabii ki bilgi ve teknolojilerin, ve denetimlerin de iyi olması gerekiyor. Bu dörtlü sacayağını oluşturmazsanız çevre problemini çözmeniz çok zor. Mesela bir fabrika sahibi ben suyumu dereye deşarj ediyorum, suyu kirletiyorum, isterseniz beni kapatın diyor. Fakat o fabrikada 3 bin kişi çalışıyor. 3 bin kişi sokağa çıktığı zaman başka bir potansiyel problem ortaya çıkıyor. Çevre meselelerini biz düzeltmezsek, AB gelip bize düzelttirecek. Buradan mal satın alırken fabrikada çalışan işçinin sağlığına dikkat edecek, fabrikanın arıtma tesisi olup olmadığına bakacak, filtresi var mı gibi konulara dikkat edecek. Malı sonrasında alacak. Büyük şirketler bu işi kendiliğinden yapıyorlar. Çevre konusunda yatırım yapan bir firma ile yapmayan firma arasında da haksız rekabet oluşuyor. Onun için denetleme yapmamız gerektiğini de altını çizerek söylüyorum. Yani hem gelişelim, belli yerlere gelelim ama bunu sürdürülebilir bir hale getirelim hem de çevreyi kirletmeyelim. Bunun adına biz sürdürülebilir kalkınma diyoruz. Bunu başarabilirsek daha da iyi olacak. Su ve Çevre Teknolojileri: Müdürlüğünüzce yürütülen projelere dair bilgi verebilir misiniz? Doç. Dr. Mehmet Emin Birpınar: Çevre eğitim projesini bu sene daha da geliştireceğiz. Bütün okullarda bu iş yapılıyor. Proje yarışmasını da başlatıyoruz bu sene. Öğrenciler proje yarışmasında İstanbul ile ilgili problemleri ortaya koyacak ve ona çözüm önerisi getirecekler. Çalışmalarımız devam ediyor. İstanbul'un bir çevre envanterini çıkartmak istiyoruz. ‘Ne zaman denetlenmiş?’, ‘emisyonu var mı?’, ‘deşarjı var mı?’, ‘hangi tür yakıt kullanıyor?’ gibi konularda 10 bin sanayi tesisini kontrol altına almayı planlıyoruz. Bu çok uzun soluklu bir iş. İl Özel İdaresi'nden para aldık. O parayla bu projeyi yürütmek istiyoruz. Öncelikle bir bilgisayar programıyla bunu oturtmak istiyoruz. Böyle bir çevre envanter projemiz var. Ayrıca sülün yetiştirme projesi üzerinde çalışıyoruz. Ormanları mahveden böceklere karşı biyolojik mücadeleye sülün ile girilebiliyor. 2 bin tane sülün yetiştirip doğaya salıyoruz. Doğal denge tekrar sağlanmış olacak. Önümüzdeki sene ayrıca Polonozköy'de hayvan bakım ve rehabilitasyon merkezi kuracağız. Son dönemde hayvanları koruma kanunu da bakanlığımız tarafından çıkartıldı. Bu kanun çerçevesinde İl Hayvanları Koruma Kurulu oluşturduk. O kurulla sokaktaki başıboş hayvanların kısırlaştırılıp tekrar doğaya bırakılması ile ilgili çalışmalarımız var. İlginizi çekebilir... Deniz Suyu Tesisleri için Vana SeçimiDünya genelinde tuzdan arındırma tesisleri günde 100 milyon metreküpten fazla içme suyu sağlamaktadır ve Uluslararası Tuzdan Arındırma Birliği (IDA), ... İleri Geliştirilmiş Teknolojiyle Ham ve Kullanılmış Atık Sulardan Geri Kazanım ve Dönüşümİki harfli tek kelimelik, yaşamın iksiri su, dünyamızda çok önemli bir yere sahip olup, tüm canlıların yaşaması için muhtaç olduğu maddedir.... ETA Ekipman - Ultraviyole Dezenfeksiyon SistemleriAtık su arıtma tesislerinde dezenfeksiyon, arıtılmış suyun çevreye güvenli bir şekilde deşarj edilmesi veya yeniden kullanımını sağlamak açısından büy... |
|||||||||||
©2026 B2B Medya - Teknik Sektör Yayıncılığı A.Ş. | Sektörel Yayıncılar Derneği üyesidir. | Çerez Bilgisi ve Gizlilik Politikamız için lütfen tıklayınız.