Atıktan Biyogaz ve Enerji Kazanımı

Atıktan Biyogaz ve Enerji Kazanımı

4 Ekim 2016 | TEKNİK MAKALE
97. Sayı (Ağustos 2016)

Çevre Yük. Mühendisi Murat AYHAN Arbiogaz Teklif ve Proses Mühendisi

Son yıllarda ülkemizin enerji ihtiyacının karşılanabilmesi için yurtdışından temin edilen yakıt maliyetinin artması, enerji alanındaki dışa bağımlılığımızı da maalesef hatırı sayılır ölçüde artırmıştır. Günümüzde enerji sektöründe yaşanan teknolojik gelişmeler ise özellikle bizim gibi gelişmekte olan ülkelerde gerek ekonomik kalkınmayı gerekse çevre sorumluluğu bilincini doğrudan etkilemektedir. Bu doğrultuda hayvansal ve tarımsal katı atıkların değerlendirilmesi için kurulmakta olan tesisler, ülke ekonomisine katkıları nedeniyle enerji alanında yeni yatırım alanları ve iş pazarları oluşturmaktadır. Bu tesisler, gelişmiş ülkelerde temiz bir çevrenin vazgeçilmez koşulu olarak kabul edilmektedir. Çünkü çevresel kazanımlar, ancak sürdürülebilir atık yönetiminin benimsenmesi ve uygulanması ile mümkün kılınmaktadır. Özellikle atıklardan biyogaz ve enerji üretimi, hem atıkların kaynağında bertaraf edilmesine hem de işlendiği bölgede pozitif katkı sunacak şekilde değerlendirilmesine olanak tanımaktadır. Enerji alanında dışa bağımlılığımızı, atık bertaraf yükümlülüğünde maliyetlerimizi, çevre kirliliğini ve çevre sağlığı problemlerimizi azaltan bu tip projeler aynı zamanda doğal kaynakların korunmasını da sağlamaktadır.

Ülkemizde de bu tip çevre politikalarının oluşturulması ve özellikle de hayvansal ya da tarımsal katı atıkların biyogaz ve enerji üretimi yoluyla değerlendirilmesi için atılmaya başlanan adımlar, hem yatırımcıları hem de bu alanda çözüm sunan firmamız Arbiogaz’ı heyecanlandırmaktadır. İnanıyoruz ki Avrupa Birliği ülkelerine kıyasla Türkiye’de oldukça yeni olan biyoenerji ve biyogaz, kırsal alanda elektrik üretimi ve ısınmada kullanılan doğalgaza karşı önemli bir alternatif oluşturacaktır.

Arbiogaz Çevre Teknolojileri olarak bizler bu tip projeleri çok değerli buluyor ve önemsiyoruz. 1985 yılında kurulan firmamızın ana faaliyet konusu, su ve atıksu arıtma ve katı atık işlenmesi işleridir. Ancak bu doğrultuda gerçekleştirdiğimiz projelerde sağladığımız enerji geri kazanımı ile müşterilerimizin ihtiyaçlarına daha iyi çözümler sunabilme gayreti içinde olduk, olmaya da devam ediyoruz. Bugün yurtiçi ve yurtdışında çeşitli sektörlerde yer alan firmalar için toplamda 400’ün üzerinde arıtma tesisi iş bitirmemiz bulunmakta olup bunların içinde 57 adet anaerobik arıtma tesisi referansımız bulunmaktadır. Dolayısıyla tesislerimizde atıksuyun ve katı atıkların işlenmesinden üretilen biyogaz ile ısı ve elektrik enerjisi sağlanmakta ve gider kapısı gözüyle bakılan tesisler firmamızın projeleriyle birer gelir kapısına dönüştürülmüştür. Yönetim Kurulu Başkanımız Mehmet İzolluoğlu Bey’in öncülüğünde gerçekleştirilen bu tip projeler aynı zamanda Arbiogaz’ın geçmişten günümüze haklı gururunu ifade etmektedir. Diğer taraftan ülkemizde katı atık bertaraf tesisleri denildiğinde sektördeki ilk ve en büyük başarı hikayesinin yine firmamıza ait oluşu, bizleri bu alanda da iddialı kılmaktadır. Arbiogaz, 2011 yılında 2MW kapasiteli Sütaş A.Ş.’ye ait Aksaray Katı Atık Biyogaz Tesisleri’ni kurmuş ve devreye almıştır. Günümüzde Sütaş firması, farklı atık kaynakları temin ederek üretilen biyogaz miktarını artırmış ve tesis kapasitesinde genişlemeye gitmiştir. Yine Sütaş A.Ş. Karacabey Tesisleri, Fritolay Gıda firmasının Sakarya ve Mersin Tesisleri, Ak Gıda firmasının Sakarya Tesisleri de firmamız tarafından yapılmış başlıca tesisler olup ve bu tesislerde katı atıkların anaerobik yöntemlerle işlenmesi yoluyla üretilen biyogaz, müşterilerimize ekonomik getiri sağlamaktadır. Halen devam etmekte olan Sütaş A.Ş.’nin İzmir Tire Tesisleri’nin yapımı da firmamız tarafından gerçekleştirilmekte olup yakın zamanda devreye alınması planlanmaktadır.

Bu bağlamda ülkemizde biyogaz üretiminin ve kullanımının yaygınlaşmasını, geçtiğimiz yıllar boyunca güçlü bir gelişim gösteren yatırımcı yaklaşımlarını ve yatırımcıları bu alanda teşvik eden politika ve ilgili mevzuatları yakından takip etmekteyiz. Bu konuda hatırlanacağı üzere en önemli adım, “Yenilenebilir Enerji Kaynakları (YEK) Yasa Tasarısı”nın 2011 yılında kabul edilerek yürürlüğe girmesi ile atılmıştır. Bu yasa ile yenilenebilir enerji kaynakları içerisinde en büyük fiyat garantisi biyokütleye verilmiş olup biyokütleden üretilecek elektrik için kWsaat başına ilk 10 yıl 13,3 centdolar’lık bir devlet alım garantisi sağlanmıştır. Ancak bugün Türkiye’deki ön lisans almış firma sayısına bakıldığında biyogazdan elektrik üreten firmaların hala sayıca çok az olduğunu görüyoruz. Bu konuda maalesef hem teşviklerin yeterli olmadığını hem de firmaların önünde birtakım engellerin olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Bu nedenle sektörün daha iyi koşullarla desteklenmesi gerektiğini ve bu alandaki yatırımların yaygınlaştırılması için gerekli çevre politikalarının yerel yönetimlerce uygulanması gerektiğini düşünüyoruz. Örneğin organik atıklardan biyogaz üretimi yoluyla enerji elde edilmesi, salt elektrik üretim miktarı göz önünde bulundurulduğunda her zaman ekonomik olmayabilir ancak unutulmamalıdır ki bu atıkların enerji elde etmek için değerlendirilmesi aynı zamanda bu atıkların bertaraf edilmesi zorunluluğunu da yerine getirmiş olacaktır. Böylece atıkların bertaraf giderlerinde de ciddi tasarruf sağlanacaktır. Buna en güzel örneği, İsveç’in çöpten elektrik üretmesi olarak verebiliriz.

Biyokütle enerjisinin ülke ekonomisine daha hızlı bir şekilde katkı sunabilmesi için sektörde yapılmasını gerekli bulduğumuz unsurları ise şu şekilde sıralayabiliriz;

1)    Büyükbaş hayvan çiftliklerinde hayvansal atıkların toplanma yöntemlerine standart getirilmelidir. Bu durum, seçilecek proses teknolojisini doğrudan etkilemektedir.

2)    Hayvan çiftliği atıkları, yakın civarlardan temin edilebilecek diğer organik atıklarla desteklenmelidir. Özellikle meyve-sebze hal atıkları, mezbaha atıkları, tarımsal atıklar biyogaz potansiyelini artıracak atıklar olup temin edilmeleri de kolaydır. Böylece diğer organik atıkların da bertarafı sağlanmış olacaktır.

3)    Küçük kapasiteli hayvan çiftliklerinin uygun koşullarda kooperatif çatısı altında toplanarak bir araya getirilmesi sağlanmalıdır. Böylece ayrı ayrı biyogaz tesislerinin yapılmasının ekonomik olmadığı durumlar yerine ortak tesisler ile enerji potansiyeli değerlendirilmiş olacaktır. Aynı zamanda atıkların hammadde olarak temini ve taşınımı kolaylaşmış ve nakliye giderleri azaltılmış olacaktır. Özellikle şehir merkezlerine yakın ancak ayrı ayrı hayvan çiftliklerinin neden olduğu koku problemleri de göz önünde bulundurulursa bu çiftliklerin atık bertarafları açısından da faaliyetlerini tek bir çatı altında yürütmesi çevre ve şehircilik anlayışıyla da doğrudan örtüşmektedir.

4)    Ülkemizde biyogaz tesislerinin ya da bir diğer deyişle katı atık bertaraf tesislerinin yaygınlaşması için bu tesislerde kullanılacak ekipmanların yerli üreticilerinin desteklenmesi gerektiğine inanıyoruz. Böylece orta ve uzun vadede ilk yatırım maliyetlerinin düşürülmesi, sektörün önünü açacak en önemli adım olacak ve yerli sermaye ile ülkemiz ekonomisine doğrudan katkılar sağlayacaktır.

5)    Son olarak teşvik ve desteklerin artırılması gerektiğinden bahsetmeliyiz. Organik gübre yönetmeliği ile gübre konusunda bir standart yakalanmaya çalışılmasını olumlu buluyoruz. Ancak organik gübrenin maalesef toplumda beklenen ölçüde yaygınlaştırılamadığını görüyoruz. Bilindiği üzere hayvansal atıkların çürütülmesi neticesinde üretilecek enerjinin yanı sıra organik gübre üretimi söz konusudur. Özellikle büyükbaş hayvan çiftliklerine organik gübre üretimi için adından söz edilir şekilde yatırım teşvikleri sağlanması gerektiğini düşünüyoruz. Arbiogaz olarak bizler bu alanda sayısız fizibilite çalışmaları yapmamıza karşın elde edilmesi ön görülen organik gübrenin ekonomik getirisini mevcut mevzuat ve uygulamalar doğrultusunda pek parlak bir getiri olarak değerlendiremiyoruz. Çünkü organik gübre satışlarının beklenen ölçüde yaygınlaşmamasının nedenini yeterli şekilde desteklenmediğine bağlamaktayız. Öte yandan, organik içerik açısından fakir sayılabilecek ülkemiz toprak yapısının, katı atık arıtma tesislerinden elde edilecek katı ve sıvı gübrelerin kullanılması yoluyla zenginleştirilmesine katkıda bulunulabileceği gerçeğinin devlet politikası olarak benimsenmesi ve desteklenmesi gerektiğini düşünmekteyiz. 

Arbiogaz sektördeki bahsi geçen bu koşullara rağmen lokomotif projelere imza atarak bu alandaki başarısını da devam ettirme azmi ve hedefiyle yoluna devam etmektedir.

 

İlginizi çekebilir...

Deniz Suyu Tesisleri için Vana Seçimi

Dünya genelinde tuzdan arındırma tesisleri günde 100 milyon metreküpten fazla içme suyu sağlamaktadır ve Uluslararası Tuzdan Arındırma Birliği (IDA), ...
19 Ocak 2026

İleri Geliştirilmiş Teknolojiyle Ham ve Kullanılmış Atık Sulardan Geri Kazanım ve Dönüşüm

İki harfli tek kelimelik, yaşamın iksiri su, dünyamızda çok önemli bir yere sahip olup, tüm canlıların yaşaması için muhtaç olduğu maddedir....
9 Aralık 2025

ETA Ekipman - Ultraviyole Dezenfeksiyon Sistemleri

Atık su arıtma tesislerinde dezenfeksiyon, arıtılmış suyun çevreye güvenli bir şekilde deşarj edilmesi veya yeniden kullanımını sağlamak açısından büy...
9 Aralık 2025

 
Anladım
Web sitemizde kullanıcı deneyiminizi artırmak için çerez (cookie) kullanılır. Daha fazla bilgi için lütfen tıklayınız...

  • Boat Builder Türkiye
  • Çatı ve Cephe Sistemleri Dergisi
  • Enerji & Doğalgaz Dergisi
  • Enerji ve Çevre Dünyası
  • Tersane Dergisi
  • Tesisat Dergisi
  • Yalıtım Dergisi
  • Yangın ve Güvenlik
  • YeşilBina Dergisi
  • İklimlendirme Sektörü Kataloğu
  • Yangın ve Güvenlik Sektörü Kataloğu
  • Yalıtım Sektörü Kataloğu
  • Su ve Çevre Sektörü Kataloğu

©2026 B2B Medya - Teknik Sektör Yayıncılığı A.Ş. | Sektörel Yayıncılar Derneği üyesidir. | Çerez Bilgisi ve Gizlilik Politikamız için lütfen tıklayınız.

1,203 sn