AB Müzakere fasıllarının tümü 35 başlık altında toplanmış olup, bunlardan birisi de çevredir. Çevre kalitesinin iyileştirilmesi bu konuların en önemlilerinden birisini oluşturmaktadır... Prof. Dr. Ahmet Samsunlu İTÜ, Çevre Mühendisliği Bölümü1. GirişAB Müzakere fasıllarının tümü 35 ba
şlık altında toplanmı
ş olup, bunlardan birisi de çevredir. Çevre kalitesinin iyile
ştirilmesi bu konuların en önemlilerinden birisini olu
şturmaktadır. Katılım müzakereleri, Türkiye’nin AB Müktesebatını ne kadar sürede kendi iç hukukuna aktarıp yürürlü
ğe koyaca
ğının ve etkili
şekilde uygulanaca
ğının belirlendi
ği süreçtir. Bu süreçte, müzakere edilecek hususların ba
şında uygulama takvimi ve geçi
ş süreleri gelmektedir. Toplulu
ğun çevre mevzuatı, yatay konular (ÇED), çevresel bilgiye eri
şim, iklim de
ği
şikli
ği, hava kalitesinin yönetimi, endüstriyel kirlili
ğin önlenmesi ve risk yönetimi, su kalitesi, atık yönetimi, gürültü, kimyasallar ile do
ğanın ve biyolojik çe
şitlili
ğin korunması ba
şlıkları altında toplanabilir.AB’nin entegre kirlilik önleme ve kontrolüne ili
şkin mevzuatı, tüm alıcı ortamları birlikte de
ğerlendiren kapsamlı bir izin usulü getirmektedir. Bu mevzuat AB’nin sanayi mevzuatınınçevre açısından temelini de te
şkil etmektedir.
Şu anda ülkemizde, çevre ile ilgili entegre bir izin sistemi bulunmamaktadır (Öztürk,
www.mozturk.net).
AB mükteseplerinin çevreyle ile ilgili kısmını ilgilendiren uyum çalı
şmalarının önemli bir bölümü bitirilmi
ş olmasına ra
ğmen, halen bitirilememi
ş olanlar da vardır. Bunlar arasındaEndüstriyel Kirlilik Yönetimi konusunda en önemlileri arasında IPPC (Entegre Kirlilik Önleme ve Kontrolü) Yönetmeli
ği ve Seveso (Tehlikeli Maddeler
İçeren Büyük Kazaların Sebebiyet Verdi
ği Zararların Kontrolü) Yönetmeli
ği sayılabilir. AB Sanayi Mevzuatının çevre açısından kalbi olarak tanımlanan Entegre Kirlilik Önleme ve Kontrol Direktifi (IPPC) 1996 yılında, Tehlikeli Maddeler
İçeren Büyük Kazaların Sebebiyet Verdi
ği Zararların Kontrolü Direktifi (Seveso) da 1996 yılında yayınlanmı
ştır. Çevre ve Orman Bakanlı
ğı Entegre Kirlilik Önleme ve Kontrol Direktifi (IPPC)’nin 2012’de uyumla
ştırılaca
ğını, 2018’de ise tam uygulamaya geçilece
ğini; Tehlikeli Maddeler
İçeren Büyük Kazaların Sebebiyet Verdi
ği Zararların Kontrolü Direktifi (Seveso)’nin 2010’da uyumla
ştırılaca
ğını, 2014’de ise tam uygulamaya geçilece
ğini açıklamı
ştır (Sarıkaya, 2006).
2. AB-ÇevreAB’nin çevre ile ilgili ilk politikası, Temmuz 1987 tarihinde Avrupa Tek Senedi’nin yürürlü
ğe girmesi ile ba
şlamı
ştır. Bu senette, Su Kalitesinin Korunması, Hava Kalitesinin Korunması, Atıkların Kontrolü ve Yönetimi, Kimyasalların Kontrolü, Flora ve Faunanın Korunması ve Gürültünün Kontrolü konularında kapsamlı ve geli
şmi
ş normlar kabul edilmi
ştir.
1980’lerden önce, endüstriyel kirlilikle ilgili hiçbir önemli AB mevzuatı bulunmamaktaydı.Konsey, asit ya
ğmurlarını dikkate alarak endüstriyel tesislerden kaynaklanan hava kirlili
ğinin önlenmesiyle ilgili 84/360/EEC sayılı Direktifi kabul etmi
ş ve daha birçoklarını çıkarmı
ştır.Bunlardan Endüstriyel Kirlilik Kontrolü ile ilgili önemli Direktif ve Tüzükler a
şa
ğıda verilmi
ştir (Yöntem,
www.iso.org.tr):- 24 Eylül 1996 tarih ve 96/61/EC sayılı Entegre Kirlili
ği Önleme ve Kontrol Direktifi- 96/82/EC sayılı Tehlikeli Maddeler
İçeren Büyük Kazaların Sebebiyet Verdi
ği ZararlarınKontrolüne
İli
şkin Direktif (SEVESO)- 23 Ekim 2001 tarih ve 2001/80/EC sayılı Büyük Yakma Tesislerinden Havaya Verilen BazıKirletici Emisyonlarının Sınırlandırılmasına
İli
şkin Direktif (BYT).
Bu çalı
şmada endüstriyi etkileyen di
ğer direktifler, hukuksal araçlar ve bunların uygulanması ile ilgili geni
ş bilgi verilmi
ştir.
3. Türkiye-ÇevreAB ile ilgili olarak ilk ortaklık katılım belgesi 2001’de hazırlanmı
ş olup, 2003 ve 2005 yıllarında da geli
şen
şartlara göre revize edilmi
ştir. Çevre konusundaki tarama süreci ise2006’da ba
şlamı
ştır. Ortaklık katılım belgesine göre hazırlanan ulusal programın uygun olarak yürütülüp yürütülmedi
ği ilerleme raporlarında açıklanmaktadır. Ortaklık katılım belgesi kısa ve orta vadede olmak üzere çe
şitli hedefler koymu
ştur. Çevre konusunda kısa vadede uyumla
ştırma, orta vadede ise uyumla
ştırma ve uygulama yönünde hedefler konulmu
ştur.
Burada belirtildi
ği gibi kısa vadede uyumla
ştırma çalı
şmaları ba
şlatılmı
ştır. Bu çalı
şmalar ülkemizde süregelen çalı
şmaların bir devamı olarak görülebilir. Üzerinde çalı
şılması gereken direktifin yakla
şık olarak 20’ye yakın yönetmelikle ele alınması dü
şünülmektedir. Bunun nedeni, bazı direktiflerin birkaç yönetmelik çerçevesinde ele alınmasıdır (Sarıkaya, 2006).
Yapılan bir söyle
şide, 2006 sonuna kadar AB Mükteseplerinin çevreyle ile ilgili kısmını ilgilendiren uyum çalı
şmalarının bitirilece
ği, ancak bu tarih itibariyle fiili olarak AB kurallarının uygulamaya geçmi
ş olmayaca
ğı ve geçi
ş süresi olarak 20 yıl öngörüldü
ğü belirtilmi
ştir (Öztürk, 2005).
2007-2013 yılları arasını hedef alan 9. Kalkınma Planı’nda (01.07.2006-26215); AB uyum çalı
şmaları hakkında a
şa
ğıdaki açıklamalar bulunmaktadır:47. Müktesebata uyum süreci, ülke öncelikleri ve imkanları dikkate alınarak a
şamalandırılacak ve bütüncül bir strateji çerçevesinde yönlendirilecektir. Uyuma dönük önceliklendirme yapılırken, kamunun finansman imkanlarını, özel kesimin rekabet gücünü, istihdamı, bölgesel geli
şmeyi, çevreyi ve sosyal dengeleri gözeten bir yakla
şım esas alınacaktır. Ayrıca, aynı plan çerçevesinde hazırlanan “Çevre Özel
İhtisas Komisyonu” Raporu’nda da; AB’ye uyum sürecinde, atık yönetimi, do
ğa koruma, gürültü ve çevresel etki de
ğerlendirme konularında ilerleme sa
ğlanmasına ra
ğmen, çevre alanında hala çok sayıda düzenlemeye gereksinim bulunmaktadır. Ancak, uyumun gerektirdi
ği yüksek maliyetli yatırımların fazlalı
ğı bu alanda özel sektörün katılımı da dâhil yeni finansman yöntemleri arayı
şını gündeme getirmi
ştir. Bu kapsamda, mevzuat uyumunun sa
ğlanması ve gerekli ilave yatırımların yapılabilmesi için uzun bir zaman dilimine ihtiyaç vardır. Di
ğer taraftan, dünyadaki ekonomik durumun düzelmesi uzun yıllar alaca
ğından bu
şekildeki destek mekanizmalarının önemi daha da artmaktadır.
Tarama toplantıları ardından, ülkemizin Çevre müktesebatına uyum durumunun de
ğerlendirildi
ği Tarama Raporu hazırlanmı
ştır. Raporun sonuç bölümünde Çevre Faslınınmüzakerelere açılması için gereken 2 adet açılı
ş kriteri a
şa
ğıda belirtilmektedir:- Ulusal, bölgesel ve yerel düzeyde gerekli idari kapasitenin olu
şturulmasına yönelik planlarve ihtiyaç duyulan finansman kaynakları dahil olmak üzere, bu fasıldaki müktesebatınkademeli uyumla
ştırılmasına, uygulamasına ve yürürlü
ğe konmasına yönelik kapsamlı birstratejinin a
şamalar ve takvimle birlikte sunulması- Türkiye’nin, ilgili AT-Türkiye Ortaklık Konseyi kararlarına göre tabi olunan çevremüktesebatının uygulanmasına ili
şkin yükümlülüklerini yerine getirmesi.
Türkiye’nin “Müzakere Pozisyon Belgesine” kar
şılık olarak hazırlanan AB’nin Ortak Müzakere Pozisyon Belgesinde”, “Çevre Faslının” geçici olarak müzakerelere kapatılabilmesi için 6 adet kapanı
ş kriteri a
şa
ğıda belirtilmektedir:- Türkiye-AB Ortaklık Anla
şması Ek Protokolü’nden kaynaklanan yükümlüklerini yerinegetirmesi.- AB’nin yatay ve çerçeve çevre müktesebatının aktarımına yönelik mevzuatı sınıra
şanhususları da içerecek
şekilde kabul etmesi.- AB’nin su kalitesi alanındaki müktesebatının aktarımına yönelik mevzuatı özellikle ÇerçeveSu Koruma Kanunu’nu kabul etmesi, Nehir Havzası Koruma
Eylem Planlarını olu
şturması,ayrıca uygulama mevzuatını da kabul ederek sektöre ili
şkin yasal uyumla
ştırmada kayda de
ğer bir ilerleme sa
ğlaması.- Endüstriyel kirlilik ve risk yönetimi alanındaki AB müktesebatının aktarımına yönelikmevzuatı kabul etmesi.- Faslın geriye kalan sektörlerinde, do
ğa koruma ve atık yönetimini de içerecek
şekilde, Strateji Belgesi do
ğrultusunda müktesebata uyumu sürdürmesi ve katılım tarihinde AvrupaBirli
ği yükümlüklerinin uygulama ve yaptırımının sa
ğlanması yönünde tamamen hazıroldu
ğunu göstermesi.- Strateji Belgesi do
ğrultusunda her düzeyde denetim hizmetlerini de içerecek
şekilde idarikapasiteyi geli
ştirmeye devam etmesi, koordinasyonu geli
ştirmeye devam etmesi, bu fasıldaki tüm sektörlerdeki müktesebatın uygulama ve yaptırımını sa
ğlayacak
şekilde uygun idari yapıların katılım tarihinden yeterli bir süre önce hazır oldu
ğunu göstermesi.
4. AB Çevre Faslı ve UyumTürkiye’nin AB’ye katılım yönünde hazırlanan
İlerleme Raporu’nda çevre alanındaki alt sektörler itibariyle müktesebatın uyumla
ştırılması ve uygulanmasına yönelik çalı
şmaların teknik ve altyapı yönünden güçlendirilmesine ihtiyaç oldu
ğu vurgulanmaktadır. Uygulamaya ili
şkin olarak özellikle yatay düzenlemeler, hava kalitesi, atık yönetimi, su kalitesi, endüstriyelkirlili
ğin önlenmesi ve risk yönetimi konularında daha fazla çaba gösterilmesi ve orta vadede de somut yatırımların yapılması gerekti
ği belirtilmi
ştir. Atık yönetimi ve gürültü mevzuatının genel olarak nihai halini aldı
ğı söylenebilir. Hava ve su kalitesi alanlarındaki mevzuatın aktarımı çalı
şmaları devam etmektedir. Tehlikeli Maddeler
İhtiva Eden Büyük Endüstriyel Kazaların Zararlarının Kontrolüne
İli
şkin Direktif (Seveso-II), Büyük Yakma Tesisleri (LCP), Entegre Kirlilik Önleme ve Kontrol (IPPC) ve Uçucu Organiklerin Kontrolüne Yönelik Direktif gibi direktifler çerçevesinde “Endüstriyel Kirlenmenin Kontrolü ve Risk Yönetimi” alanında uyum çalı
şmaları da sürdürülmektedir.
Bu direktifler arasında, Tehlikeli Atık Direktifi sanayiciyi do
ğrudan etkileyebilecek direktiflerdendir. Bu direktifin kilit hükümleri, birtakım altyapı uygulamalarını gerekli kılmaktadır. Bu hükümler, özellikle tehlikeli atıkların toplanması-ta
şınması ve bertaraf yönetimiyle ilintilidir. Düzenli depolama ve yakma tesislerinin teknik ve operasyonel ihtiyaçları göz önüne alındı
ğında, bu direktife uyumun maliyeti de dikkate alınması gereken bir husustur.
Yürürlü
ğe girecek mevzuat arasında uygulamaya yönelik olarak sanayinin yüksek yatırımlaryapmasını gerektirecek en önemli direktiflerden biri olan Entegre Kirlili
ğin Önlenmesi veKontrolü Direktifi’nin (IPPC) genel hedefi, sanayi tesislerinden kaynaklanan kirlili
ğin kaynakta üretim a
şamasında önlenerek en aza indirilmesidir. IPPC, AB içerisinde uygulanacak temel entegre izin kurallarını içermektedir. “Entegre”nin anlamı, izin prosedüründe, tesisin havaya, suya ve topra
ğa emisyonları, atık olu
şumu, hammadde kullanımı, enerji verimlili
ği, gürültü, kazaların önlenmesi, risk yönetimi gibi bütün çevresel performansların birlikte dikkate alınmasıdır. Bu direktif çıkarıldı
ğında AB ülkelerinde oldu
ğu gibi her sektör bu yönetmeli
ğe uyarak kendisi için en uygun tekni
ği (BAT-Best Available Technique) uygulaması gerekecektir.
Söz konusu Direktif, AB’de sanayi kaynaklı kirlili
ğin önlenmesinde en önemli araçlardan biridir. Ayrıca, di
ğer pek çok yönergeyle çapraz ba
ğlar ihtiva eden ve hava, su, atık, çevreselgüvenlik gibi pek çok alanda yayımlanmı
ş ya da planlanmakta olan birçok yönergeyle yakınili
şkisi vardır. Bu yönergelerin uygulanması, IPPC’nin uygulanmasının sa
ğlanmasına ba
ğlıdır.Bu açıdan, Türkiye’nin AB üyeli
ği açısından da kat etmesi gereken temel a
şamalardan biri buDirektifin Türkiye’de AB ile aynı temelde uygulanmasını sa
ğlamaktır. Bakanlı
ğımızca, Direktifi Türkiye iç mevzuatına kazandırmak ve uygulanabilecek ortamı olu
şturmak üzereçalı
şmalar yürütülmektedir. Sanayicinin dı
ş pazardaki rekabeti açısından da bu direktifin içmevzuata kazandırılarak etkin uygulanması önem ta
şımaktadır. Kirlili
ğin üretim prosesinde gerçekle
ştirilecek çalı
şmalarla azaltılması, hammadde ve enerji tüketiminin en aza indirilmesi,verimlili
ğin artırılarak sınaî üretimin artırılması için mevcut en iyi tekniklerin uygulanması prensibini temel alan bu direktifin iç mevzuata kazandırılması AB’ye üyelik çalı
şmalarıaçısından da önem ta
şımaktadır (Ero
ğlu, www.turktrade.org).
Çevre Faslı’nın açılmasından önce yayınlanan 2008 yılı AB
İlerleme Raporu’na göre endüstriyel kirlenmenin kontrolü ve risk yönetimi konusunda hiçbir ilerleme gözlenmemi
ştir.Ancak, Seveso II Direktifi’nin bazı unsurları ve Büyük Bacalı Tesisler ile Atık MaddelerinYakılmasına
İli
şkin Direktife uyum sa
ğlamı
ştır. Genel anlamda mevzuata aktarma ve uygulama dü
şük seviyede kalmı
ştır. Entegre izin sisteminin uygulamaya konulması henüz erken a
şamadadır. Kimyasallar alanında sınırlı ilerleme kaydedilmi
ştir. Tehlikeli kimyasallara ili
şkin mevzuat de
ği
ştirilmi
ştir. Etkin uygulama kapasitesi yetersizdir.
Müzakerelerde geçi
ş süresi talep edilecek alanların tespit edilmesi, bu alanlarda uygulamadageçi
ş süresi talep edilecek olanlar ve yatırımlar ile uygulama takvimi olu
şturulması gibi konularda eylem planları büyük önem ta
şımaktadır. AB’ye aday ülkelerde ise müzakere öncesi tamamlanması gereken bu hazırlıklar, mevzuatın çevresel, sosyal ve ekonomik olası etkilerinin irdelendi
ği, risklerin ve önlemlerin tanımlandı
ğı “Düzenleyici Etki Analizi” adı verilen geni
ş kapsamlı, detaylı ve sistematik çalı
şmalarla ortaya konulmaktadır. Müzakere pozisyonunu güçlendirmek ve ihtiyaç duyulan geçi
ş sürelerini do
ğru gerekçelendirmek, bu de
ğerlendirmelerin en büyük hedefidir. Gerekli hazırlıklar yapılmadan, AB çevre mevzuatının uygulanması, sanayi kurulu
şlarının ve ülke ekonomisinin üzerinde olumsuz etkilere yol açabilecektir. Son derece önemli bir di
ğer husus ise, gerekli yatırım ihtiyacının olabildi
ğince detaylı olarak çıkarıldı
ğı bu çalı
şmalar sayesinde müzakere heyetinin AB’den isteyece
ği yardım fonlarını (hibe, uygun kredi vb) daha do
ğru
şekilde talep edebilme gücünün ancak bu tür analizlerle elde edilebilece
ğidir.
Sanayinin kendi uyum maliyetlerini sektör, tesis ve hatta ünite bazında belirlemesi, finansman imkânlarını ara
ştırması ve gerekli tedbirleri tanımlaması gerekmektedir. “Sektörel EtkiAnalizleri” veya mikro ölçekte “
İşletme Bazındaki Etki Analizleri” ile mevcut durumun, uyum için gerekenler ile mevcut durumun arasındaki farkların, uyuma ili
şkin ilk yatırım ve i
şletme maliyetlerinin ve finansman olanaklarının belirlenmesi mümkündür. Altyapı yatırımlarının finansmanı ve teknoloji yenilemesi için, bu konuda gerekli yatırımların finansmanını büyük ölçüde ya kendi öz sermayelerinden ya da ulusal/uluslararası finans kurulu
şlarının kredi imkânlarını kullanarak kar
şılamak zorundadır (Ero
ğlu,
www.turktrade.org.tr).
5. Türkiye’de Endüstri’nin Çevre Faslı ve Uyum ile İlgili ÇalışmalarBu konuda üç önemli çalı
şma incelenmi
ştir. Bunlarla ilgili de
ğerlendirmeler a
şa
ğıdaverilmektedir.- “Firmam Çevre Mevzuatına Ne Kadar Uyumlu Projesi De
ğerlendirme Raporu ve
İhtiyaçAnalizi” çalı
şması yaptırılmı
ştır (
İstanbul Sanayi Odası, 2009). Bu çalı
şmada, elde edilenönemli hususlar sanayi kurulu
şlarının AB ile ili
şkileri hakkında de
ğerlendirme yapılmasınaimkan vermektedir. - “Otomotiv, Kimya, Demir-Çelik, Karayolu Ta
şımacılı
ğı Sektörleri
için Etki AnaliziHaritaları” Müzakere sürecinde AB Mevzuatına uyum konusunda firmaların etkilenmedereceleri belirlenmi
ştir (Karauçak
Ş., member.e-jett.com).- “Sanayide AB Çevre Mevzuatına Uyum” çalı
şması sanayinin “Ulusal Mevzuatın Uyumla
ştırılması” kapsamında, çevresel yükümlülüklerini yerine getirirken dikkat edilmesigereken hususları vurgulamaktadır (TÜS
İAD, 2007).
5.1. Firmam çevre mevzuatına ne kadar uyumlu projesi değerlendirme raporu ve ihtiyaç analizi 5.1.1. AB Direktiflerinin FarkındalığıAB çevre mevzuatına uyum için üzerinde çalı
şılan direktifler hakkında katılımcıların fazlaca
bilgileri olmadığı görülmektedir (ISO, 2009).
5.1.2. Entegre Kirliliği Önleme ve Kontrol Direktifi Değerlendirilmesi
Aynı çalı
şma çerçevesinde, Entegre Kirlili
ği Önleme ve Kontrol Direktifi (96/61/EC) IPPC hakkında da de
ğerlendirme yapılmı
ştır. Katılımcıların ço
ğu Direktifi bilmemektedir.Sadece üç firma Best Available Techniques (BAT) uygulaması yaptıklarını ve faaliyet sonrası
için çevresel boyut değerlendirmesine yönelik prosedüre sahip olduklarını belirtmişlerdir.
5.1.3. Tehlikeli maddeler içeren büyük kazaların sebebiyet verdiği zararların kontrolüne ilişkin direktif değerlendirmesi
Tehlikeli Maddeler
İçeren Büyük Kazaların Sebebiyet Verdi
ği Zararların Kontrolüne
İli
şkinDirektif (96/82/EC) (SEVESO Direktifinin) bilinmesi konusunda yapılan de
ğerlendirmede ise kimsayal madde depolaması yapan, 57 Katılımcı firmadan 26’sı Direktifi bildi
ğini ifade etmi
ştir. Di
ğer taraftan, Çevre ve Orman Bakanlı
ğı tarafından hazırlanan “Büyük Endüstriyel Kazaların Kontrolü Hakkında Yönetmelik Tasla
ğı” hakkında 11 firmanın bilgisinin oldu
ğu tespit edilmi
ştir. Katılımcıların üçü SEVESO kapsamında oldu
ğu, 16’sının kapsamda olmadı
ğı ve 38’inin ise SEVESO kapsamında olup olmadı
ğı hakkında bilgisi olmadı
ğını belirtmi
şlerdir.
Böyle önemli bir direktif hakkında firmaların büyük bir ço
ğunlu
ğunun bir de
ğerlendirme yapmamı
ş olması dikkat çekicidir.
5.1.4. Katılımcıların AB Çevre Fonları hakkındaki farkındalığıÇevre yükümlülüklerinin yerine getirilmesine ait büyük ölçekli i
şletmelerin dahi bir programı yoktur.
5.2. Otomotiv, Kimya, Demir-Çelik, Karayolu Taşımacılığı sektörleri için etki analizi haritalarıOtomotiv, kimya, demir-çelik, karayolu ta
şımacılı
ğı sektörlerinin AB ile ili
şkisi etki analizçalı
şmaları ile belirlenmi
ştir (Karauçak
Ş., member.e-jett.com ). Dört sektörde de yüksek etki yaratacak ba
şlıkların altındaki düzenlemelerde ”Çevre” oldu
ğu tespit edilmi
ştir.
5.3. Sanayide AB Çevre Mevzuatına UyumBüyük ve kurumsal i
şletmelerin bir kısmının, KOB
İ’lerin ise büyük ço
ğunlu
ğunun mevzuat, teknoloji, maliyet ve finansman gibi uyum sürecine ili
şkin temel konular hakkında planları yetersizdir. Müzakere heyetinin pozisyonunun güçlendirilmesi için geçi
ş süresi ve finansman taleplerinin gerekçelerinin somut olarak ortaya konulması gerekmektedir. Bu nedenle öncelikle EKÖK olmak üzere her sektörün, yürürlü
ğe girecek mevzuattan nasıl etkilenece
ğinin analizi yapılmalıdır. Finansman kaynakları hakkında bilgi sahibi olunmayı
şı, sanayinin henüz bir ara
ştırma çabasında olmadı
ğını göstermektedir. AB çevre mevzuatına uyum beraberinde “Uygulama” ve “Yaptırımları” da getirecektir. Sanayi bu nedenle yatırım kararları almak zorunlulu
ğundadır (TÜS
İAD, 2007).
Bu direktife göre, üretimin temiz teknoloji ile yapılması istenmekte olup geçmi
şte oldu
ğu gibi yalnız imalatın sonunda arıtım öngörülmemektedir. Bunun sa
ğlanabilmesi için tüm sanayi makinelerinin, üretim teknolojilerinin yeniden gözden geçirilmesi, bunların çevreye uyumlu hale getirilmesi, geri kazanıma te
şvik edilmesi, enerjinin maksimum ölçüde tasarruf edilmesi, mevcut hammaddelerin terk edilerek çevre dostu hammaddelerin kullanılması istenmektedir
(Görgün, 2006).
6. Maliyet ve Finansman
Çevre Faslı çerçevesinde AB Entegre Çevre Uyum Stratejisi hazırlandı
ğını ifade ederek, 2006yılında tamamlanan AB Entegre Çevre Uyum Stratejisi Projesi UÇES`e göre 2007-2023 yılları arasında yatırım ihtiyacının su sektöründe 33.4 milyar euro, atık sektöründe 9.6 milyar euro, endüstriyel kirlilik sektöründe 14.8 milyar euro, hava sektörü için 37 milyon euro ve do
ğa koruma sektöründe 264 milyon euro olmak üzere toplam 58.6 milyar euro oldu
ğu açıklanmı
ştır. Bu toplama deniz ve deniz çevresinin korunması ile ilgili yatırımların, gürültü ve kimyasallar sektörleri ile özel atık sektörüne ili
şkin yatırım maliyetlerinin, ambalaj atıklarının toplanması ve ta
şınmasına ait araçların maliyetinin dâhil olmadı
ğı da dü
şünüldü
ğünde, yatırım ihtiyacının bu rakamdan daha yüksek olaca
ğı bilinmektedir (Ero
ğlu,V.,www.naturalhaber.com).
Yatırımların
İşletme Maliyetleri bu rakama dahil de
ğildir. Bu yatırımların Türkiye’yemaliyetinin toplam 70-100 milyar euro arasında olaca
ğı tahmin edilmektedir.
İşletmeler üretim teknolojilerini seçerken çevre dostu (Temiz Üretim) teknolojileri ara
ştıracak gerekli altyapıya sahip de
ğildir. Sanayinin genelinde temiz üretim teknikleri uygulanmamaktadır. AB uyum süreci ile birlikte her i
şletme bu konudaki planlamasını yapmalıdır. Bu süreç, yatırımlar, hammadde de
ği
şiklikleri, prosesin yeniden tasarımı ve bazen de üretim prosesinin yeniden yapılandırılmasını gerektirmektedir. Çevre ve temiz teknoloji yatırımlarının finansmanını sa
ğlayacak yeni bir yapılanmanın kurgulanması gereklidir (
İncecik v.d.,
www.tusiad.org).
Çevre alanında ihtiyaç duyulan tüm bu yatırımların yüzde 80’inin kamu sektörü, yüzde 20’sinin ise özel sektör tarafından yapılması beklenmektedir. Uyumu sa
ğlamak için özel sektör tarafından gerçekle
ştirilecek yatırımların planlanmasına ve yönetimine kamu sektörünün dâhil olması ya da katkı sa
ğlamasına ihtiyaç vardır. Özel sektör tarafından yapılması gereken yatırımların ço
ğunlukla endüstriyel kirliliklerin bertaraf edilmesi ile ilgili yatırımlardır. Çevre altyapı tesislerinin finansmanı, yapımı ve iyile
ştirilmesinde teknik ve finansal güçlükleri a
şmak, halka ekonomik ve kaliteli hizmet sunulmasını sa
ğlamak için kamu ile özel sektörün i
şbirli
ği geli
ştirilmelidir. Çevresel kaliteli iyile
ştirmek için çevre sanayi sektörünün olu
şturulması konusunda mevzuat çalı
şması yapılması gerekmektedir (Ero
ğlu, www.turktrade.org.tr).
Çevrenin korunması ve yükümlülüklerin yerine getirilebilmesi için gereken yatırımlar ve bu yatırımların i
şletilmesi için finansal ve teknik destekler gerekmektedir. Bu desteklerin kaynakları ulusal veya uluslararası olabilir. Firmaların mevcut te
şvik sistemleri ve onlardan yararlanma yolları için özellikle KOB
İ boyutundaki firmaların bilgilendirilmesi
şarttır. Ayrıca, bu alandaki teknik destek yetkili otoriteler, KOSGEB ve di
ğer mevcut kurulu
şlar tarafından sa
ğlanmalıdır.
7. SonuçKuruldu
ğundan bugüne kadar, AB çevrenin korunmasına artan bir
şekilde önem vermektedir. Bu nedenle çevre sorunlarına ili
şkin olarak Birli
ğin çevreye zarar veren faaliyetleri önleyici olaca
ğı belirtilmektedir. Çevresel problemlerin öncelikle kayna
ğında önlenmesini, kirletenlerin zararları ödemesini ve çevrenin korunması politikalarının di
ğer birlik politikalarıyla entegre edilmesini
şart ko
şmaktadır.
Bu politikaları uygulayan AB, aday ülkelerinde hızlı bir
şekilde mevcut direktiflere uyum sa
ğlamasını istemektedir. AB tarafından, aday ülkelerin ortaklık katılım belgesine istinaden hazırladıkları programa uygun olarak i
şlerin yapılıp yapılmadı
ğı ilerleme raporlarında açıklanmaktadır.
AB ile Türkiye arasında Çevre faslının müzakeresi 2009 yılında açılmı
ş bulunmaktadır. Adaylık çevre faslı görü
şmelerinde en önemli husus Avrupa Birli
ği çevre mevzuatına uyum sa
ğlanması ve bu mevzuatın uygulanması çalı
şmalarıdır. Bu görü
şmelerde direktiflerin uygulanmasında geçi
ş sürelerinin belirlenmesi endüstriyi de etkileyecektir.
Uyum sürecinin önemi ve zorlu
ğu, çevre konusunun kapsamının çok geni
ş olması ve Türk endüstrisi için ciddi bir dönüm noktası olmasıdır. Bu sürecin sanayimize ve ekonomimize mevzuat, teknoloji, maliyet ve finansman gibi birçok konuda yansıması olacaktır.
Tehlikeli Maddeler
İhtiva Eden Büyük Endüstriyel Kazaların Zararlarının Kontrolüne
İli
şkinDirektif (Seveso-II), Büyük Yakma Tesisleri (LCP), Entegre Kirlilik Önleme ve Kontrol (IPPC) ve Uçucu Organiklerin Kontrolüne Yönelik Direktif gibi direktifler çerçevesinde “Endüstriyel Kirlenmenin Kontrolü ve Risk Yönetimi” ‘ne önem verilmektedir. Di
ğer taraftan bunların dı
şında endüstri ile ilgili çevre mevzuatının önemli bir kısmı yürürlü
ğe girmi
ş olup
şu anda çevre mevzuatının uyumla
ştırılması çalı
şmaları yürütülmektedir.
AB’de yürürlükte olan endüstriyel kirlenme ile ilgili yasalar uygulandı
ğında sanayiciler üretim sürecini gözden geçirmek zorunda kalacaktır. Temiz teknoloji ile çevre dostu üretimİstenildi
ğinden, üretim teknolojilerin yeniden gözden geçirilmesi gerekecektir. Geçmi
şte oldu
ğu gibi yalnız imalatın sonunda arıtım öngörülmemekte olup bunun sa
ğlanabilmesi için tüm sanayi makinelerinin, üretim teknolojilerinin yeniden gözden geçirilmesi, bunların çevreye uyumlu hale getirilmesi, geri kazanıma te
şvik edilmesi, enerjinin maksimum ölçüde tasarruf edilmesi, mevcut hammaddelerin terk edilerek çevre dostu hammaddelerin kullanılması istenmektedir. Bu ise ülkemizde ba
şlangıçta AB ülkelerde rastlanan sıkıntıların ya
şanmasına neden olacaktır. Her sektör kendi içinde AB’de yürürlükte olan ve yakın gelecekte bizde de yürürlü
ğe girecek olan “Bütünle
şik Kirlilik Önleme ve Kontrolü Yönetmeli
ği”ne uyarak kendisi için en uygun tekni
ği uygulaması gerekecektir.
AB üyeli
ği yolunda ilerleyen Türkiye’nin AB Çevre Mevzuatına uyum maliyetinin 58 milyar euro olarak hesaplandı
ğı belirtilmektedir. Bu yüksek maliyetin yerli teknoloji ile bir miktar a
şa
ğı çekilebilece
ği dü
şünülmektedir. Sanayinin bir an önce yatırım kararlarını alması,
bilhassa dı
ş pazarda rekabet gücünü artıracaktır. Bunun gerçekle
şebilmesi için kamu, sanayinin yanında olmalı ve gerekli deste
ği vermelidir.
Kaynaklar- Görgün, E., (2006). Söyle
şi, Su ve Çevre Teknolojileri Dergisi, Sayı 8,
İstanbul.- Sarıkaya, Z.H., (2006). Panel (AB Sürecinde Türkiye Çevre Sektörü, Su ve Çevre Teknolojileri Dergisi, Sayı 5,
İstanbul.- COWI Projects (2007). Türkiye ve AB Su Yönetimi Mevzuatı Çevre Yönetim Planı
İli
şkisi(www.cowiprojects.com/Turkey/1st regional workshop/EU-Turkey)- Ero
ğlu V., “Kalkınmanın Anahtarı Sanayi ve Çevre”, www.turktrade.org.tr- Yöntem Z., “Avrupa Birli
ğinde Endüstriyel Kirlilik Kontrolü ve Risk Yönetimi
ile
İlgili Genel Politikalar”, www.iso.org.tr- Karauçak
Ş., Otomotiv, Kimya, Demir-Çelik, Karayolu Ta
şımacılı
ğı Sektörleri
İçin Etki Analizi Haritaları, Sedefed (Sektörel Dernekler Federasyonu), http://member.ejett.com/2486/documents/SEDEFED-BASIN.ppt
- İncecik S., Görgün E., Ate
şsaçan T., Erengüç A., “Sanayide Avrupa Birli
ği Çevre Mevzuatına Uyum”, www.tusiad.org/CevreRaporu Sunumu.pdf- Öztürk M., “AB Çevre Faslı Uyumu Yatırım
İhtiyacı”, www.mozturk.net
“AB Endüstriyel Kirlilik Mevzuatı ve Türkiyedeki Durum”, www.cowprojects.com
“Çevre Faslı Hakkında Özet Bilgi”, www.abgs.gov.tr
“2009 Yılı Türkiye İlerleme Raporu”, www.abgs.gov.tr
“AB’yle Çevre Faslı 23 Yıl Sürecek”, www.bianet.org
“Çevre faslının Türkiye’ye maliyeti 59 milyar euro”, www.naturalhaber.com
“Çevre faslının Türkiye’ye maliyeti 59 milyar euro”, www.naturalhaber.com
“AB Entegre Çevre Stratejisi (UÇES)”, Çevre ve Orman Bakanlığı, 2006.
“Sanayide Avrupa Birliği Çevre Mevzuatına Uyum”, TÜSİAD, İstanbul. (2009). “Firmam Çevre Mevzuatına Ne Kadar Uyumlu Projesi Değerlendirme Raporu ve İhtiyaç Analizi”, İstanbul Sanayi Odası.
Prof. Dr. Ahmet Samsunlu
İTÜ, Çevre Mühendisliği Bölümü