
SUKİ'lerde Yapay Zeka
Büyük Kentlerimizde Su Hizmetleri Yönetimi
Deniz Suyundan İçme Suyu Üretimi
ABB Synrm Motorlar ve Değişken Hızlı Sürücüler
|
Türklab Kalibrasyon ve Deney Laboratuvarları Derneği Yönetim Kurulu Üyesi, Çevre Sektör Komitesi Başkanı Ufuk Malak; "Tüm laboratuvarlarımızı Türklab'a üye olmaya davet ediyoruz"![]()
Türkiye'de laboratuvarlar arası koordinasyon ve iş birliğini sağlamak, yasal otorite ve kuruluşlar nezdinde sektörü temsil etmek amacıyla kurulan Türklab Kalibrasyon ve Deney Laboratuvarları Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Ufuk Malak'tan derneğin çalışmaları hakkında bilgi aldık... Ufuk Malak, başta çevre alanında faaliyet gösteren laboratuvarlar olmak üzere, tüm deney ve kalibrasyon laboratuvarlarını Türklab'ın çatısı altında bir araya gelmeye davet ediyor... Su ve Çevre Teknolojileri: Türklab nasıl kuruldu? Ufuk Malak: Laboratuvarlar dünya genelinde test ve kalibrasyon hizmetleriyle birlikte her türlü uygunluk değerlendirme çalışmalarının yapıldığı kuruluşlar olarak tanımlanmaktadır. Ölçülmeyen, değerlendirilmeyen bir ürünün kalitesini kanıtlamak mümkün olmadığı için özellikle Avrupa Birliği'ne katılım sürecinde olan ülkemizde laboratuvar hizmetleri de giderek artan bir önem kazanmaktadır. Fakat çok uzun süredir laboratuvarlarımızın olmasına, deney ve kalibrasyon hizmetlerinin verilmesine rağmen, akreditasyon kurumumuz ancak 4 Kasım 1999 tarihinde Türk Akreditasyon Kurumu'nun (TÜRKAK) kurulabilmesi ile gerçekleştirilebildi. Türkkak kurulmadan önce de laboratuvarlarımız yurtdışından akreditasyon hizmeti alıyorlardı ama Türkak'ın kurulmasıyla birlikte artık ülkemizde de deney ve kalibrasyon laboratuvarları akredite edilmeye başladı. Ancak bu gelişmelerle birlikte akreditasyon sürecinde pek çok sorun da yaşanmaya başladı. Bu sorunlar; eğitim, laboratuvarlar arası karşılaştırma, yeterlilik testleri, uluslararası verilere ulaşabilme gibi bir dizi başlık altında sıralanabilir. Türkak'ın kuruluşundan sonra, kalibrasyon ve deney laboratuvarlarının tek çatı altında toplanıp, bu sorunların doğru aktarılabilmesi, organize hareket edilebilmesi için bir örgütlenme kurulması düşünüldü. Yapılan çalışmaların ardından 7 kurucu üyenin önderliğinde 5 Şubat 2004 tarihinde "Türklab, Kalibirasyon ve Deney Laboratuvarları Derneği" kuruldu. TURKLAB, Kalibrasyon ve Deney Laboratuvarları Derneği, Türkiye'de özel ve kamu sektöründe ilgili kanun ve yönetmelik hükümlerince kurulmuş deney ve kalibrasyon laboratuvarlarını bir dernek çatısı altında toplayarak üyeleri arasında koordinasyon sağlamayı amaçlıyor. Bu çerçevede ülkemizde yasal otorite karşısında sorumlu muhatap kuruluş olarak çeşitli bakanlıklar ve kamu kuruluşları nezdinde sektörümüzün her türlü hak ve menfaatlerinin korunması ve geliştirilmesini de amaçlıyor. Ayrıca uluslararası platformlarda ülkemizi temsil eden derneğimiz kurulduğu yıl içerisinde, 26 Ekim 2004 tarihinde Eurolab'a da üye oldu. Türklab'ın Eurolab'a üyeliği, ülke laboratuvarlarımızın uluslararası deneyim, bilgi paylaşımı ve AB ile ilgili gelişmeleri yakından takip edebilmesi açısından da çok önemlidir. Burada Eurolab hakkında da kısa bir bilgi vermek istiyorum. Eurolab tüm Avrupa'da yer alan laboratuvarların tepe örgütüdür. Avrupa Birliği'nin oluşumuna paralel olarak laboratuvarların işbirliğini sağlamak amacıyla kurulmuştur. Eurolab, 27 Nisan 1990 tarihinde de Brüksel'de yasal statü kazanmıştır. Temel amaçlarından birisi, laboratuvarların kaliteli hizmet üretebilmeleri için doğrudan katkı sağlamaktır. Laboratuvarların ihtiyacı olan bilgi ve deneyim paylaşımını; teknik raporlar, haber bültenleri, seminerler ve çalışma grupları vasıtasıyla sağlar. 7 kurucu üyeyle yola çıkan Türklab bugün 70 üyeye ulaştı. Elbette Türkiye'deki tüm laboratuvarların sayısıyla kıyasladığımızda çok fazla değil. Ancak Türkak'a bile akredite olabilmiş 123 tane laboratuvar olduğunu düşünürseniz çok da az değildir. Bu akredite olmuş 123laboratuvarın önemli bir kısmı da Tarım İl Müdürlükleri laboratuvarları gibi kamu laboratuvarlarıdır. Su ve Çevre Teknolojileri: Türkiye'de toplam 123 tane akredite laboratuvar mı var? Ufuk Malak: Bugün itibari ile Türkak'taki bilgi böyle. Akreditasyon Türkiye'de mutlaka dünyada tanınmış kurumdan belge almayı öngörüyor. Türkiye'de de Türkak'tan başka akredite olabileceğiniz bir kurum yok. Şu anda yurtdışındaki bir kuruma başvursanız da size mutlaka Türkak'tan akredite olma şartı getiriliyor. Doğal ve doğru olan da tabiî ki bu. Ancak Türkak kurulmadan önce de örneğin TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi gibi, yurtdışından akredite olmuş laboratuvarlar var. Bunların bu 123'e artı olarak eklenmesi lazım. Bunların da sayısı tahminen 10-15'i geçmez. Dolayısıyla bu sayılar elbette yeterli değil ve bizim amacımız da bu sayıların artırılmasına katkı sağlamak. Türklab bünyesinde profesyonel anlamda dışarıya hizmet veren özel laboratuvarlar yanında, nerede bir ölçme ve analiz faaliyeti varsa, kendi atık su arıtma tesisini kontrol eden, kendi kuruluşu içine hizmet veren, kamu olup çıkar gözetmeyen, kar amacı olmayan bütün laboratuvarları Türklab çatısı altına bir araya getirmek birleştirmek istiyoruz. O yüzden bizim mevcut 70 üye sayımız tatmin olduğumuz bir sayı değil. Ama dediğim gibi Avrupa'da binlerle ifade edilen laboratuvar sayısı, Türkiye'de yüzlü rakamlara yeni ulaşmış durumda ve bunun yarısına yakını da kamu laboratuvarı. Çok da kötü bir durum da değil. Ancak bizim hem laboratuvarlarımızın sayısının artmasına, hem de laboratuvarların güvenirliliğinin artmasına çok ihtiyacımız var. Türklab'ın kendi adına üstlendiği misyonu da budur. Su ve Çevre Teknolojileri: Türklab ülke genelinde yeterince tanınıyor mu? Ufuk Malak: Nedense üyelik şartlarımızın çok iyi algılanamadığını görüyoruz. Bana en son bir üniversiteyi ziyaret ettiğimde hocalarımızdan bir tanesi; "Siz çok ağır şartlar mı koyuyorsunuz, insanlar size üye olamıyorlarmış" dedi. Aslında Türklab?ın üyelik şartları çok basittir. Bir kez alınan 300 liralık giriş aidatı ile yıllık 600 liralık üyelik aidatını ödeyen herkesin başvurusu yönetim kuruluna geliyor, yönetim kurulunda görüşülüyor ve üye olarak kabul ediliyor. Dolayısıyla üye olmanın sayısız yararları ortadayken üye olmamanın en önemli nedeninin yeterince tanınmadığımız, bilinmediğimiz olduğunu düşünüyorum. Her ne kadar biz bu konuda çeşitli illerde seminerler yaptıysak, sanayi ya da ticaret odalarıyla pek çok toplantılara katıldıysak, yine de yavaş bir gelişme olduğunu söylemeliyim. Bu konuda Türklab'ı daha etkin şekilde tanıtmak için bünyemizde bir tanıtım komitesi kurduk. 2008 yılındaki önemli hedeflerimizden bir tanesi de bu komitesinin de katkılarıyla Türklab'ın bilinirliğini artırmak. Su ve Çevre Teknolojileri: Türklab üyelerine neler sağlıyor? Ufuk Malak: Örneğin akreditasyon çevre laboratuvarlarında zorunlu. Özellikle çevre bakanlığının yayınladığı yönetmelikler çerçevesinde analizler yapıyorsanız ve o analizler resmi kuruma sunuluyorsa mutlaka akreditasyon yürütülen bir süreç yaşamanız lazım. O aşamada da akreditasyonun önemli işlemlerinden bir tanesi olan laboratuvarlar arası karşılaştırma, yeterlilik testleri Türkiye'de çok eksik bir konudur. Türklab bu konuda çok büyük bir aşama kaydetti. Hem laboratuvarlar arası karşılaştırma testleri düzenliyoruz hem de bu düzenlediğimiz testlerin üye olan bütün laboratuvarlara yayılmasını sağlıyoruz. Bu tür faaliyetler Türklab'a üye olmamış laboratuvarların da Türklab'a üye olmasını sağlıyor. Öte yandan Türkiye'deki akreditasyon gönüllü bir süreç ancak kalebirasyon laboratuvarlarının yanında gıda laboratuvarları, çevre laboratuvarları, tıbbi laboratuvarlar, tekstil laboratuvarları, yaptıkları iş itibariyle akreditasyona daha fazla ihtiyaç duyarlar. Ama bir yapı laboratuvarının akreditasyonu Türkiye'de şart mıdır? Ya da gıda laboratuvarının Tarım Bakanlığı?ndan onay alması yeterliyse gıda laboratuvarları akredite olur mu? Aslına bakarsanız zorunlu olmadıkça pek kimse olmak istemiyor. Bu süreç kimi zaman da laboratuvarlar için sıkıntılı, sorunlu bir süreç olabiliyor ki gönüllü süreç çok da gönüllü işlemiyor. Çevre laboratuvarlarında ise Çevre Bakanlığı'nın yetkisi dışında Türkak akreditasyonu zorunlu olduğu için bu süreç işleyebiliyor. Türklab olarak "Laboratuvarlarımızın Çalışma Etiği" diye biz yayın yapmayı planlıyoruz. Ve tüm laboratuvarların o çalışma etiğine bağlı kalmasını istiyoruz. Dolayısıyla Türklab üyesi olan laboratuvarların kalitesinin her zaman diğer laboratuvarların daha üstünde olmasına gayret ediyoruz. Bu "Laboratuvar Etiği" yayınımızı, yönetmeliğimizi ya da tebliğimizi henüz yayınlayamadık ama bununla alakalı arkadaşlarımız çalışıyorlar. Sonra daha düzgün bir şekilde üyelerimizin çalışmasını denetleyeceğiz. Bize uygun olan, daha kaliteli olan üyeleri de belki seçme konusuna gidebileceğiz. Su ve Çevre Teknolojileri: Üyeleriniz arasında hangi sektörden kimler var? Ufuk Malak: Üyelerimiz arasında çevre, gıda, sağlık, çimento, tekstil laboratuvarları var. 15 kadar kalibrasyon laboratuvarı, 10 kadar gıda laboratuarı, tekstil, çimento müstahsilleri ve birkaç tane de kurum içi laboratuvar var. Ancak 17 tane çevre laboratuvarı var ve en fazla üyemizin olduğu alan da bu alan. 2008 yılında çevre laboratuvarlarından 2 tane üyenin yönetim kuruluna girmesiyle birlikte Türklab'ın içerisindeki, çevre laboratuvarlarının ağırlığı da arttı. Ayrıca Turklab'ın içerisinde; çevre, gıda, sağlık, çimento ve tekstil olmak üzere 5 adet sektör komitesi yer alıyor. Memnuniyetle söylemeliyim ki, bu komitelerden en aktif çalışanlarının başında yine çevre komitesi geliyor. Ama Türkiye genelinde Çevre Bakanlığı'ndan onay almış 100'den fazla çevre laboratuvarı var. Bu rakamın sadece 17 tanesinin Türklab'a üye olması da, bizim çevre laboratuvarları içerisinde bile yeterince tanınır olmadığımızı gösteriyor. Bu laboratuvarları da Türklab çatısı altına almak için işbirliği çalışmalarımız devam ediyor. Tıbbi laboratuvarlardan Acıbadem Hastaneleri gönüllü laboratuarları gibi gönüllü laboratuarlar var, TSE bizim üyelerimizden. Çimento Müstahzilleri Birliği bizim üyelerimizden, çevre laboratuvarlarından, Ekotest, Çevre Analiz, Artek gibi akreditasyonunu uzun süredir tamamlamış laboratuvarlar gibi. Kalibrasyon laboratuvarlarından Sivikal, Markal gibi kalibrasyon laboratuvarları var. Böyle değişik laboratuvarlara dağılmış ama kendi laboratuvar sektöründe bilinen laboratuvarlardan oluşan bir yapımız var. Ocak 2008?de yeni oluşturulan yönetim kurulumuzda en önemli hedefimizi, tanınırlığımızı, üye sayımızı arttırmak olarak belirledik. Dolayısıyla bu aşamada bizim Türklab olarak, üye kazandırmak için yoğun gayretlerimiz var. Su ve Çevre Teknolojileri: Üye kabullerinde hangi kriterler söz konusu? Ufuk Malak: Bir başvuru dokümanımız var. Bu başvuru dokümanı doldurulduktan sonra başvuru yönetim kuruluna geliyor. Başvuran laboratuvar hakkında daha önce ortaya çıkmış bir takım olumsuzluk ya da laboratuvarı üye almamamız için herhangi bir sebep varsa Yönetim Kurulu'nda tartışılıyor. Zaten Türklab'ın içerisinde olan üyelerin önemli bir kısmı sektörün içinden olduğu için karar süreci de sağlıklı bir şekilde işleyebiliyor. Sonuçta söz konusu laboratuvar hakkında yönetim kurulunda yapılan görüşmelerin ardından başvurunun kabulü ya da kabul edilmemesi yönünde görüş bildiriliyor. Örneğin Türkak tarafından üyelik çalışması son verilen, üyeliği askıya alınan ya da denetimlerde başarısız olan bir laboratuvarın gelip Türklab'a başvuru aşamasında, siz akreditasyon sürecinizi, bu tür çalışmalarınızı tamamlayamamışsınız, bunların nedenleri ne diye sorguluyabiliyoruz. Yönetim kurulumuzda bunları da konuşuyoruz. Bu laboratuvarlara da hiç kuşkusuz üye olmaları durumda olumlu pek çok katkımız oluyor. Amacı tüm laboratuvarların çatı örgütü olmak olan bir kuruluş olarak, başvuruların çok büyük bir kısmı olumlu karşılanıyor ve üyeliğe kabul ediliyor. Su ve Çevre Teknolojileri: Laboratuvarların kendi beyanları dışındaki bilgilerine nasıl ulaşıyorsunuz? Ufuk Malak: Laboratuvarcılık, kalibrasyon ve deney laboratuvarları çevresinde bu tür bilgilere bir şekilde zaten ulaşılıyor. Bizim derneğimizin yönetim kurulu ve yedek üyeleri toplam 18 kişi. Bu 18 kişi de mutlaka hem Türkak'ta hem değişik kurumlarda görev alan arkadaşlar. Hem de Bakanlıklarla ilişkileri iyi olan arkadaşlar. Bunlar da çok gizli, ulaşılamayacak bilgiler değil zaten. Ama o kaynaklara yakın olduğunuz zaman biraz daha kolay haberdar olabiliyorsunuz. Şimdiye kadar çok da fazla olmadı böyle bir durum. Zaten bizim de Türkak akreditasyonunu geçememiş laboratuvarı aramıza almamak gibi bir kararımız yok. Hatta yaptığı deneylerde kötü niyetli olmayan ancak yanlış deney sonuçlarıyla akreditasyondan geçememiş laboratuvarlara akreditasyonları konusunda katkı sağlamayı hedefliyoruz. Dolayısı akredite olamamış laboratvuraları da aramıza çekmeye çalışıyoruz. Bugüne kadar benim olduğum 2 senelik dönemde, yönetim kurulumuza gelip de bizim herhangi bir gerekçeyle reddettiğimiz bir laboratuvar olmadı. Su ve Çevre Teknolojileri: Aynı numuneler üzerinde farklı laboratuvarlarda farklı sonuçlar çıkmasını nasıl değerlendiriyorsunuz? Ufuk Malak: Aslına bakarsanız aynı metodu uyguluyorsa aynı sonuca ulaşması lazım. Ancak numune alma konusu da çok önemlidir. Siz farklı yerden bir başkası da başka yerden alıyorsa o zaman sonuçlar da faklı çıkar. Aynı özenle aynı yerden alınmış numuneleri Türkak'tan akredite olmuş iki laboratuvara götürürseniz farklı çıkmaması beklenir. Farklılıklarla yaptırdığınız kan testlerinde de meyve-sebze testlerinde karşılaşabiliyorsunuz. Burada önemli bir güven unsuru da laboratuarların akredite olmasıdır. Akreditasyonun temeli mutlaka doğru deney yaptığınızı ispat etmekle alakalıdır. Laboratuvarlar akredite laboratuvarlarsa, mutlaka bu deneyi doğru yapabildiğini ispat etmişlerdir. Ondan sonraki kısımda farklı çıkıyor derseniz o işte insan faktörü, deneyler, kabul edilebilir aralıkta olup olmadığı ve diğer tartışmalı durumlar gündeme gelecektir. Su ve Çevre Teknolojileri: Akreditasyon süreci hakkında biraz bilgi alabilir miyiz? Ufuk Malak: Akreditasyon İSO 9001, İSO 14001 gibi bir standarttır. Akreditasyon, laboratuvarların bir resmi otorite tarafından uluslararası kriterlere göre denetlenerek teknik ve idari yeterliliklerinin onaylanarak belli aralıklarla denetlenmesi işlemidir. Bir laboratuvarın akredite olabilmesi için bu laboratuvarın, çok sayıda laboratuvarın ortak katıldığı, herkese eşit zamanlarda gönderilen bir numuneyi analiz edip, aldığı sonucun kabul edilip edilmediğini göstermesi gerekir. Buna laboratuvarlar arası "karşılaştırma" deniyor. Bu şekilde siz de örneğin 500 tane laboratuvarın içerisinde nerede olduğunuzu görüyorsunuz. Eğer sizin sonucunuz o testten geçmişse akreditasyon sürecinize devam ediyorsunuz. Zaten o testlerden geçemezseniz akredite olamıyorsunuz. Onun için laboratuvarlar akredite olma sürecinde yüzlerce laboratuvarın girdiği laboratuvarlar arası karşılaştırma testlerinde kendilerini kanıtlamak zorundalar Akreditasyonun devamlılığı için senede bir kez mutlaka laboratuvara gelirler ve geriye doğru bir tarama yaparlar. İç tetkik mantığıyla yapılan bu taramalarda, yaptığınız deneyler, personeliniz, cihazlarınız, cihazlarınızın kalibrasyonları, bakım onarımları ve verdiğiniz deney hizmetinin kalitesine etki eden her şey kontrol edilir. O taramada, diyelim ki siz ağırlık tartıyorsunuz ve sürekli sonuç veriyorsunuz. Tartım aletinizin kalibrasyonu var mı, bakımı doğru yapılmış mı, kendi kontrolleriniz doğru yapılmış mı, aradan birkaç tane deney seçerler ve bu deneyleri derinlemesine baştan sona doğru yaptığınızı, formlarınızı doğru tuttuğunuzu sizden ispat ederler. Yani akredite bir laboratuvarda 2 sene önce şu suda şu ağır metal bulunmuş. Nasıl yapılmış, kim yapmış, ne şekilde yapmış bilgilerine ulaşıp doğruluğu inceleniyor. Dolayısıyla akreditasyon gelişim sürecinin devamlılığını da sağlıyor. Dolayısıyla işin temelinde, bir laboratuvardan, karşılaştırma testlerinden başarılı olması, yaptığı test sonuçlarının güvenilir olması, tekrarlanabilir olması gibi yeterliliklere sahip olması bekleniyor. Su ve Çevre Teknolojileri: Akreditasyon kurumu, yanlış testleri olan sorunlu bir laboratuvar için ne tür uygulamalar yapıyor? Ufuk Malak: Akreditasyon Kurumu'nun önüne böyle bir bilgi gidip de, akreditasyon denetçisinin onu denetlemek amacıyla size gelmesi, bir şikayet olmadıkça çok mümkün değil. Çünkü o denetçinin elinde bir prosedür var, o prosedüre göre sizin deneylerinizi sorguluyor. O sorguladığı deneyde, sizin deney kayıtlarını düzgün gösterememeniz, deney sonuçlarınızın düzgün olmadığına yönelik bulgular olması zaten sizin eksikliğiniz. O eksikliğin boyutuna göre de ya uyarırlar ya da deney prosedürünüzün askıya alınması, akreditasyonunuzun askıya alınması gibi sonuçlar ortaya çıkıyor. Türkiye'de böylesi durumlarda laboratuvarların çalışması 3 ay, 5 ay süreyle askıya alınabiliyor. Yine Bakanlıklar yetki verdiği laboratuvarların faaliyetlerini geçici olarak durdurabiliyor. Ancak eskiye göre bu tür askıya alma, durdurma olayları çok azaldı. Laboratuvarlara olan güven daha da arttı. Her deneyi onun prosedürüne göre yapıyorsunuz. Prosedüre göre yaptığınız deneyde sizin mutlaka bir yanılgı payınız var. Yine senede 1000 defa aynı deneyi yapıyorsanız, arada bir takım deneylerinizde sapmaların olması da normal. Onun için akreditasyon kurumuna, bazı deney belirsizlikleri ya da ne kadar sapma yapabileceğiniz konularında da beyanlarınız oluyor. Öte yandan yapılan testlerin tüm test sürecindeki detaylarına da hakim olmak lazım. Kim yapmış, hangi metotla yapmış, nereden numune alınmış, numuneyi kim almış, nasıl taşımış, nasıl saklamış? Bu laboratuvarın bulduğu sonuç şu, öbürü farklı dediğiniz zaman işin içine tüm bu parametreler girer. Dolayısıyla numuneyi temsil edici bir şekilde alıp, deneye kadar doğru bir şekilde koruyabilmek belki de en önemli süreçtir. O yüzden söylenenlerin doğruluk payını bilimsel olarak ortaya koydunuz zaman yanlışlık yapan laboratuvar varsa, o da zaten onun sonucuna katlanmak zorunda kalacaktır. Öte yandan Türkiye'deki laboratuvarların yanlış sonuç vermesinden ya da güvenilir olmayışından hiç kimse kazanç duymaz. Laboratuvarlar Avrupa'da güvenilir kuruluşlardır, Türkiye'de de güvenin tam olması gerekir. Ama hep duyarız "Türkiye'de istediğimiz laboratuvardan istediğimiz sonucu alırız" Ben 15 senedir laboratuvar işindeyim, 15 sene önce bu 15 kere söylenebiliyorsa artık en fazla 1 ya da 2 kere söylenebiliyor. Önümüzdeki senelerde mutlaka hiç söylenmeyecek hale gelecektir. Su ve Çevre Teknolojileri: Sorunlarınız neler? Ufuk Malak: Şimdi Türkiye'de bir kere tüm kurumlar, devlet kurumları, Türkak, Bakanlıklar, laboratuvarların kalitesini ve sayısını arttırmak için çaba gösteriyor. Dolayısıyla bir takım engeller bu tür kurumlardan kaynaklanmıyor. Ama Türkiye'de yetişmiş personel eksikliği çok fazla, eğitim eksikliği çok fazla. Avrupa'da 20 senedir devam eden akreditasyon sürecinin Türkiye'de 5-6 senelik olmasından ötürü, laboratuvarlara hizmet eden kurumların sayısında çok eksiklik var. Örneğin bir deney laboratuvarına hizmet edecek kalibrasyon laboratuarı, onların deneylerini kontrol edecek, laboratuvarlar arası karşılaştırma ve yeterlilik testleri düzenleyebilecek kurumların sayısı çok az. Personel ihtiyacınız olduğu zaman ilan verdiğinizde size hitap edebilecek personel bulma imkanımız çok az. Yine doğru eğitim verecek eğitim laboratuvarlarımızın sayısı çok az. Örneğin üniversitelerde bunun ders olarak okutulamaması sorunu var. Çevre mühendisliğinde, kimya mühendisliğinde, gıda mühendisliğinde laboratuvarcılığın, akreditasyonun biraz daha derslere girmesi lazım. Türkiye'de akreditasyonun, akredite laboratuvarların yeni olmasından kaynaklanan sıkıntılar var ve kamuoyunda oluşmuş güven eksikliğimiz var. Bunlar laboratuvarcılığın önündeki en önemli eksiklikler. Önce İSO 14001 denilen Çevre Yönetim Sistemi, OHSAS 18001 denilen İş Sağlılığı ve Güvenliği Yönetim Sistemi nasıl ki üniversitelerde ders olarak yer almaya başladıysa, akreditasyon kurumu, akredite laboratuvarlar, bunların özellikleri de üniversitelerde yavaş yavaş ders olarak okutulmaya başlanması lazım. Mesela çevre laboratuvarlarında en çok çalışacak personel çevre mühendisleri olmalı. Bunlara yönelik de üniversitelerde biraz daha altyapı sağlanmalı. Sadece bizim laboratuvarımızda 17 tane çevre mühendisi çalışıyor. Ama hem hemen hepsi yaptığımız işi okulda değil burada öğrenerek yapıyorlar. Dolayısıyla çevre mühendisliği ders müfredatına arıtma tesisi yapımı, baca gazı arıtması, katı atık konularının yanında laboratuvarcılık derslerinin de konulması lazım. Örneğin Çevre Bakanlığı'nın, Çevre Referans Laboratuvarı var, çevre sektöründeki laboratuvarcılığın gelişimine inanılmaz katkı sağlayan, son derece önemli bir kurum. Sürekli eğitimlerle, denetimlerle, kendi personelinin bilgisini artırıyor. Ama dediğim gibi öncelikle üniversitelerde de eğitim verilmesi konusuna ağırlık verilmesi lazım. Su ve Çevre Teknolojileri: Personele yönelik eğitimleriniz var mı? Ufuk Malak: Türkiye'deki kendi şirketlerimizden eğitimcilerle düzenlediğimiz eğitimler var. Eğitim konusunda aktif çalışan bir eğitim komitemiz var. Ancak laboratuvarlardaki deneyler çok çeşitli. Bu eğitimlerde daha çok akreditasyonun ve genel prensipleri ve eğitimleri yapılıyor. Türklab'ın verdiği eğitimler genelde laboratuvarlarda çalışan ve bu sorunları yaşayan insanların daha iyi bir eğitim almasına yöneliktir. Geçen sene bu konuda Danimarka'dan özellikle eğitmenler getirdik. Bu eğitmenler Türkiye'deki değişik otellerde haftanın 4-5 günü akreditasyon, standart ve belirsizlik eğitimleri verdiler. Yine eğitim konusunda Türkiye'de kalite altyapısının desteklenmesi projesi diye bir projemiz oldu. Bu projede laboratuvarcılık, laboratuvarlar arası karşılaştırma testleri, belirsizlikler gibi konularda yüzlerce kişiyi eğittik. Halen Türklab bünyesinde yurtdışından getirdiğimiz eğitmenlerle bu eğitimlerimize devam ediyoruz. Dolayısıyla biz dernek olarak bu açığı elimizden geldiğince kapatmaya çalışıyoruz ama biraz daha zamana ve katılıma ihtiyacımız var. Su ve Çevre Teknolojileri: Sizin ekleyecekleriniz var mı? Ufuk Malak: Burada sizin vasıtanızla bir çağrıda bulunmak istiyorum. Türkiye'de laboratuvarları bir şemsiye altında toplama hedefi ile yola çıkmış ve Avrupa laboratuvarlarının en üst kurumu olan Eurolab'ın Türkiye'deki üyesi Türklab'a; başta çevre alanında faaliyet gösteren laboratuvarlar olmak üzere, tüm deney ve kalibrasyon laboratuvarlarını üye olmaya davet ediyorum. Şirket içi laboratuvarları, dışarıya profesyonel hizmet veren laboratuvarları, kamu laboratuvarlarını, akredite olmak için yola çıkmış, doğru test, deney yapmak için yola çıkmış laboratuvarları ya da kendi tesislerinin performanslarını görmek için kurulan kalite kontrol laboratuvarlarını tüm laboratuvarlarımızı, "Türkiye Laboratuvarları" şemsiyesi altında Avrupa'da da temsil eden Türklab çatısı altında toplanmaya, birleşmeye davet ediyorum. İlginizi çekebilir... Deniz Suyu Tesisleri için Vana SeçimiDünya genelinde tuzdan arındırma tesisleri günde 100 milyon metreküpten fazla içme suyu sağlamaktadır ve Uluslararası Tuzdan Arındırma Birliği (IDA), ... İleri Geliştirilmiş Teknolojiyle Ham ve Kullanılmış Atık Sulardan Geri Kazanım ve Dönüşümİki harfli tek kelimelik, yaşamın iksiri su, dünyamızda çok önemli bir yere sahip olup, tüm canlıların yaşaması için muhtaç olduğu maddedir.... ETA Ekipman - Ultraviyole Dezenfeksiyon SistemleriAtık su arıtma tesislerinde dezenfeksiyon, arıtılmış suyun çevreye güvenli bir şekilde deşarj edilmesi veya yeniden kullanımını sağlamak açısından büy... |
|||||||||||
©2026 B2B Medya - Teknik Sektör Yayıncılığı A.Ş. | Sektörel Yayıncılar Derneği üyesidir. | Çerez Bilgisi ve Gizlilik Politikamız için lütfen tıklayınız.