"Bir çevre politikamızın olmaması sorunların giderek büyümesine yol açıyor"


TEKNİK MAKALE
16. Sayı (Eylül Ekim 2007)

TMMOB Çevre Mühendisleri Odası Yön. Kur. Bşk. Ertuğrul Ünlütürk;
Bu yıl İzmir’de yedincisi düzenlenecek "Ulusal Çevre Mühendisliği Kongresi" öncesinde TMMOB Çevre Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ertuğrul Ünlütürk ile konuşuyoruz.


Türkiye’nin bir çevre politikasından yoksun olmasının, sorunların giderek büyümesine yol açtığını belirten Ertuğrul Ünlütürk; "Kalkınma uğruna su kaynakları, ormanlar, tarım alanları, doğal sulak alanlar hızla tüketilmektedir. Eğer müdahale edilmezse sorunlar yakın gelecekte daha can yakıcı bir düzeye ulaşacaktır" diyor...

Ünlütürk, 24-27 Ekim tarihleri arasında düzenlenecek ve tüm bu konuların konuşulacağı Ulusal Çevre Mühendisliği Kongresi’nin; önümüzdeki on yılda hızla artacak çevre yatırımlarının, beklenen iyileşmeyi sağlayabilmesi için izlenmesi gereken yönetim politikaları, uygun proses ve teknoloji seçimleri ile yasal ve idari düzenlemelerin tartışılarak, deneyimlerin paylaşılacağı bir kongre olacağını söylüyor.

Su ve Çevre Teknolojileri: Çevre Mühendisleri Odası’nın çevre başlığı altındaki gündemlere yaptığı en büyük katkının-yararın ne olduğunu, ne olması gerektiğini düşünüyorsunuz?

Ertuğrul Ünlütürk: Çevre Mühendisleri Odası, Oda üyesi meslektaşlarımızın edindiği mesleki deneyimin kamu yararına kullanmasında bir araç olarak da görülebilir. ÇMO Ana Yönetmeliği’nde de amaçları bu yönde düzenlenmiştir. Sadece meslektaşlarımızın haklarını korumak, mesleki gelişimlerine katkıda bulunmanın yeterli olmayacağının farkındayız. Taşıdığımız toplumsal sorumluluğun farkındayız. Bu yüzden Yönetmelik’te Odamız amaçları üç başlık altında toplanmıştır. Toplumsal açıdan, meslek-toplum açısından, üye-meslektaş açısından. Bu üç başlığın birbirinden ayrı ele alınmasının mümkün olmadığını düşünüyoruz. Dolayısıyla her üç başlığa da yer verilmiştir.

Belirttiğim amaçlar doğrultusunda bu dönemde veya geçmiş dönemlerde yapılan birçok çalışmamız vardır. İki yılda bir Odamız Genel Kurulu toplanarak gelecek dönem için Odamız yönetim organlarının seçimi yapılır. Aynı Genel Kurul toplantısında geçmiş dönem Yönetim Kurulu da faaliyet raporunu sunar. Faaliyetlerimizle ilgili detaylı bilgileri bu raporlarda bulabilirsiniz. Ayrıca şube ve temsilciliklerimizin, meslektaşlarımıza ve yerel çevre sorunlarına yönelik faaliyetleri de rapor şeklinde yayınlanmaktadır.

İki yılda bir düzenlediğimiz ve bu yıl yedincisi İzmir’de yapılacak olan Ulusal Çevre Mühendisliği Kongreleri bu çalışmalar arasında en önemli etkinliklerimizdendir. Çevre mühendisliği alanında üretilen bilimsel ve teknik çalışmalar bu kongrelerde paylaşılır, yeni ilgi alaları ve teknolojiler kamuoyuna sunulur. Sektördeki en önemli etkinliklerden biri olan Ulusal Çevre Mühendisliği Kongresi, kamuyu, özel sektörü, yerel yönetimleri, sivil toplumu ve akademik çevreleri buluşturan çok önemli bir alandır.

Bu dönem yapılan çalışmalarımızdan öne çıkan bir diğer etkinlik de Yerel Yönetimler Sosyal-Teknik Hizmet Seminerleri (SOSTEK-1) oldu. Yerel Yönetim Araştırma Yardım ve Eğitim Derneği ile birlikte düzenlediğimiz seminerler "İçme ve Kullanma Suyu", "Çöp/Katı Atık" ve "Atıksu" başlıklarında gerçekleştirildi. Her seminer yöneticiler için için 2 gün, teknik elemanlar için 5 gün olmak üzere planlandı. Çok değerli akedemisyenler ve sektör çalışanlarının katkı verdiği bu seminerlere belediyeler, kamu kuruluşları ve özel sektörden birçok meslektaşımız ve bu konuda çalışan teknik elemanlar ve yöneticiler katıldı.

Eğitim seminerlerinin daha önce yapılanlardan farklı olarak sosyal konuları da içermesi bu seminerin getirdiği yeniliklerden biriydi. Çevre konusu sadece teknik boyutu olmayan insan ve diğer canlılarla doğrudan ilişkili bir konu. Dolayısıyla faaliyetlerinizde karar verme süreçlerinden projelendirme, uygulama ve yönetim aşamalarına kadar her adımda sosyal yönünü dikkate almanız gerekir. Geliştirilen politikaların kamu yararına olması gerekir. SOSTEK Eğitim Seminerleri ile bunların anlatılmasına çalıştık ve sonuç alacağımıza inanıyoruz.

Su ve Çevre Teknolojileri: "Çevre Sorunları" tanımlamasında sizce "sorun"ların ortaya çıkmasında en önemli etkenler nelerdir?

Ertuğrul Ünlütürk: Çevreci hareketlerinin geçmişine baktığımızda 1960’lı yılların sonu ve 70’li yılların başlarında insanların yakın çevrelerindeki göl, akarsu gibi doğal ortamların kirlenmesine verdikleri tepkilerden kaynaklandığını ve endüstriyel kaynaklı olduğunu görüyoruz. Bu yüzden çevre sorunlarının başlangıcını endüstrileşme ve endüstri devriminin başlangıcı olarak kömür ve buhar gücünün kullanılmaya başladığı 1750 yılına bağlayanlar vardır. Daha önceki yıllara baktığımızda ise bütün uygarlıklarda ve insanın doğada var olduğundan beri her zaman doğa ile bir mücadele içinde olduğunu görebiliriz. Günümüzde ise çevre sorunları küresel bir boyut kazanmıştır. Bugün dünyamızın karşı karşıya olduğu en büyük çevresel riskler; aşırı tüketim/sürdürülebilirlik, fosil yakıtlar ve küresel ısınmaya dayalı iklim değişikliği, nükleer enerji, yoksulluk, savaş, nüfus artışı ve su kıtlığı olarak sırlanmaktadır.

Üretim aşamasında ortaya çıkan atıkların tekniğine uygun olarak bertarafını sağlamak, ekosisteme etkilerini en aza indirmek ve sağlıklı bir kent yaşamını sağlamak için çevre mühendisliği mesleği ortaya çıkmıştır. Ancak çevre sorunlarının sadece teknoloji ile çözülemeyeceği de küresel ısınma gibi bazı sorunlarda açıkça görülmüştür.

Dünyaya hakim olan kapitalist sistem daha fazla üretim ve daha fazla kár elde etmeyi hedeflemektedir. Bunun sürekliliğini sağlamanın tek yolu da daha fazla tüketimdir. Dolayısıyla birbirini tetikleyen bu üretim-tüketim-kár maksimizasyonu zincirleme reaksiyonu sınırlı kaynakları hızla tüketmekte ve her aşamasında atıklar ortaya çıkarmaktadır. Bu durdurulmadığı ve insanlar ihtiyaçları kadar tüketmeyi öğrenmediği, lüks tüketim mallarından vaz geçmediği sürece çevre sorunları hep olacaktır. Belki de en önemlisi insan doğayı yönetmeye çalışmaktan vazgeçip onun bir parçası olduğu gerçeğini kabul etmelidir.

Su ve Çevre Teknolojileri: Bugün Türkiye’ye baktığınızda öncelikli çevre sorunları olarak neleri değerlendirirsiniz?

Ertuğrul Ünlütürk: 1983 yılında Türkiye’de 2872 Sayılı Çevre Kanunu çıkmıştır. Çevre bilincinin gelişme süreçlerine ve dönemin şartlarına göre bu bir şans olabilecekken maalesef gereği gibi değerlendirilememiştir. Geliştirilememiş, üzerine politika üretilememiş, bir çevre politikası ve yönetim sistemi geliştirilemiştir. Halen çevre yönetim sistemimiz "kirleten öder" ilkesi üzerine kuruludur ve yetersizdir. Çevre kirliliğini oluşmadan önlemeyi esas alan ilkeler ve bunun üzerine kurulu politikalara ihtiyaç vardır. Zaman içinde görülmüştür ki "kirleten öder" ilkesi, "parası olan kirletir" noktasına gelmiştir. "Sürdürülebilir kalkınma" ilkesi geçerliliğini kaybetmiştir. Oysa Çevre Kanunu’nda son yapılan değişikliklerde bu ilkelerin hala korunduğunu görüyoruz.

Anayasayla tanınan "sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı" Çevre Kanunu’nda yapılan değişikliklerle altyapı hizmetlerinin maaliyetlerinin vatandaştan tahsil edilmesi şeklinde ve birçok yerde yaşadığımız yerel çevre sorunları nedeniyle vatandaşın elinden alınmaktadır.

1983 yılından beri Çevre Kanunu gereği uygulanması gereken Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) gereği gibi uygulandığı taktirde birçok çevre sorununu önleyici niteliğe sahiptir. Ancak ÇED raporlarının hazırlanmasından izlenmesine kadar birçok aşamasında yaşanan eksiklikler, yanlışlıklar, siyasi müdaheleler sistemi işlemez hale getirmiştir.

Türkiye’de çevre sorunları dediğimizde; tehlikeli atık varillerinden, altyapı sorunlarına, çöplükteki patlamalardan doğal, tarihi ve kültürel varlıkların tahribine kadar pek sorunu arka arkaya sıralayabiliriz. Bu nedenle Türkiye’ye baktığımızda öncelikli çevre sorunları olarak bir yönetim sorunuyla karşı karşıya olduğumuzu görüyoruz. Türkiye’nin bir çevre politkasından yoksun olması sorunların giderek büyümesine neden olmaktadır. Kalkınma uğruna su kaynakları, ormanlar, tarım alanları, doğal sulak alanlar hızla tüketilmektedir. Eğer müdahale edilmezse sorunlar yakın gelecekte daha çok can yakıcı bir düzeye ulaşacaktır.

Su ve Çevre Teknolojileri: Çevre Mühendisleri ve Cevre Mühendisleri Odası sizce çevreyi koruma, yaşatma, sürdürülebilir kılma konusunda yeterince yetkin ve etkin durumdalar mı?

Ertuğrul Ünlütürk: Türkiye’nin öncelikli çevre sorunlarını dile getirirken anlatmaya çalıştığım konu burada da kendini gösteriyor. Yani bir çevre politikamızın olmaması ve yaşadığımız yönetim sorunu. Yaşanan bunca çevre sorunu ve yapılacak onca iş varken hala çevre mühendislerinin istihdam sorunu yaşaması da bunu açıkça ortaya koyuyor. Eğer sağlıklı bir çevre politikası ve uygulanabilir çevre yönetim planları oluşturulabilirse çevre mühendisleri için istihdam sorunu da ortadan kalkacaktır.

Kamuda ve özellikle belediyelerde daha fazla çevre mühendisi istihdam edilmelidir. En küçük belde belediyelerinde dahi en az bir Çevre Mühendisi’nin istihdam edilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Su ve Çevre Teknolojileri: "7. Ulusal Çevre Mühendisliği Kongresi" ile ortaya konulacak ve kamuoyunun dikkatlerinin çekileceği yeni başlıklar, yeni yaklaşımlar neler olacak?

Ertuğrul Ünlütürk: Ulusal Çevre Mühendisliği Kongresi’nin öne çıkarmaya çalıştığımız ana teması "Çevre-Yaşam-Teknoloji". Buradan hareketle, Kongre kapsamında pek çok başlık ele alınacak. Bunlardan bazılarını; Çevre Teknolojileri: Türkiye ve Dünyada uygulamalar, Ar-Ge, Ekipman, Enstrüman, Otomasyon, Gürültü, Hava, Toprak ve Su Kirliliği, İstatistiksel Yöntemler, Modelleme ve Bilişim Teknolojileri, Entegre Katı Atık Yönetimi, Evsel ve Endüstriyel Atıksular, Enerji, Madencilik, Sanayi ve Çevre İlişkileri, Doğal Arıtım Teknolojileri, Tehlikeli Atık Yönetimi, Temiz Üretim ve Kirlilik Önleme, Çevre Mühendisliğinde Biyoteknoloji, Çevresel Analizler, İzleme ve Denetim olarak sıralayabiliriz. Bunların yanı sıra kongre kapsamında; çevre mühendisliği eğitimi, çevre hukuku, çevre politikaları, çevre ve halk sağlığı, yerel yönetimler ve çevre konularına da yer verilecek.

Su ve Çevre Teknolojileri: Çevre sorunlarının ortaya çıktığı yıllar boyunca, sorumluluklar irdelendiğinde neler söylersiniz? Çevre mühendislerimizin ve odalarımızın duruşunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Ertuğrul Ünlütürk: Biz ve diğer birçok meslek odası, asli görevlerinin bir parçası olan kamu yararını takip görevini, son yıllarda daha çok önemsiyoruz. Özelleştirmeler, kamu arazilerinin tahsis ve satışı ve bunların doğurduğu toplumsal tahribat ve çevre tahribatı oldukça yoğunlaştı. Bizler bu yoğunlaşmaya karşı bütün gücümüzle idari ve yasal yolları kullanarak direniyoruz. Bu anlamda bizim ve birçok odanın duruşu halktan ve kamu çıkarından yanadır ve öyle devam edecektir.

Su ve Çevre Teknolojileri: Kentlerimizdeki kritik noktalara gelen su sıkıntılarının kaynağında sizce neler var, neler yapılmalıdır?

Ertuğrul Ünlütürk: Baştan beri dile getirmeye çalıştığım yönetim sorununu burada da görmek mümkün. Ankara örneğini ele alırsak bunu daha rahat görebiliyoruz. Günlerce kamuoyunda yapılan tartışmalar; "DSİ gerekli plan ve çalışmaları zamanında yaptı mı? Büyükşehir Belediyesi’nin sorumluluğu var mı, yok mu?" gibi sorular üzerinden yürüdü. Yani bu hizmetten sorumlu olan şu veya bu kurumun görevini yapıp yapamaması üzerine. İşin içinden çıkamayınca verilen yanıt: "Ne yapalım, küresel ısınma var." oldu.

Su kaynaklarımızın kirlenmesi, yeterince korunamaması, kullanılmaz hale gelmesi, planlama yapılmaması veya yapılan planların uygulanmasında siyasi müdahalelerin olması, bunların hepsi yönetim sorunu. Sağlıklı çevre politikalarının üretildiği ortamlarda bu tür sorunlar olmaz. O zaman biliriz ki; insan sağlığı önceliklidir, çevrenin korunması hayati bir konudur. Siyasi ve ekonomik rant uğruna insan sağlığı ile oynanamaz.

Sağlıklı kentler oluşturabilmek için çevre yönetim sistemleri esas alınmalı, doğal varlıkların korunması her zaman öncelikli olmalıdır. Kent alanlarının gelişmesi planlı olmalıdır.

7. Ulusal Çevre Mühendisliği Kongresi

Faruk İşgenç

7. Ulusal Çevre Mühendisliği Kongresi Düzenleme Kurulu Başkanı


Ulusal Çevre Mühendisliği Kongresi TMMOB Çevre Mühendisleri Odası tarafından her iki yılda bir düzenlenmektedir. 24-27 Ekim 2007 tarihleri arasında İzmir’de düzenlenecek 7.Kongre’de çevre teknolojileri, çevre yönetimi, çevre politikaları vb. konularda 120’nin üzerinde bildiri sunulacaktır. İki paralel oturum halinde yürütülecek olan kongre süresince, panel, atölye çalışmaları ve teknik gezinin yanı sıra, Belgesel Sinemacılar Derneği’nin katkılarıyla çevre konulu film gösterimleri de gerçekleştirilecektir.

Türkiye, küresel iklim değişikliğinden en çok etkilenecek ülkeler arasında görünüyor. Bu bağlamda su kaynaklarının doğru yönetimi ve bunun da ötesinde "su politikaları" kongremizin önemli başlıklarından birisini oluşturuyor. Diğer yandan ülkemiz çevre yatırımlarının hızla yoğunlaştığı bir döneme giriyor. Bu dönemde uygun çevre teknolojilerinin seçimi de kongrenin önemli tartışma konularından birisini oluşturuyor.

Böyle bir değerlendirmeyi kolaylaştırmak açısından, ülkemizde atık oluşumları ve bertaraf oranlarını hatırlamakta yarar var. Örneğin 3227 belediyemiz olmasına rağmen, TÜİK 2004 verilerine göre, 172 atıksu arıtma tesisimiz var ve ülke nüfusunun ancak 1/3’ünün atıksuları arıtılıyor. Yıllık miktarı 25 milyon tona ulaşan katı atıklarımızın yalnızca 7.5 milyon tonu, sayıları ancak 25’e ulaşan tesislerde bertaraf ediliyor. Tehlikeli atıklarımızın miktarı tam olarak bilinmiyor bile.

Çevre Kanunu’nun yayımlanışı üzerinden 24 yıl, Çevre Bakanlığı’nın kuruluşunun üzerinden 13 yılı aşkın bir süre geçmiş olmasına ve bu sürede onlarca yönetmelik, tebliğ yayımlanmış olmasına rağmen bu rakamlar ve doğal ortamlarımızda görülen kirlenmenin boyutları ülkemizde bu güne kadar sürdürülegelen çevre yönetimi uygulamalarının yetersiz ve başarısız olduğunu göstermektedir.

Bir ülkenin çevre kalitesi, o ülkede uygulanan kentleşme, sanayileşme, enerji, tarım ve nüfus politikalarıyla yakından ilgilidir. Ülkemizin bu alanlarda tutarlı ve sürdürülebilir politikaları olduğunu söylemek mümkün görünmemektedir. Diğer yandan kendi içerisinde çelişen uygulamalara çok sık rastlanılmaktadır. Örneğin, ÇED yönetmeliği ile çeşitli faaliyetlerin çevreye olumsuz etkilerinin başlangıçta hesaplanıp, engellenmesi hedeflenirken, madencilik gibi çevresel etkileri çok büyük olabilen bir sektör, bu yönetmelik dışında değerlendirilebilmektedir. Ya da içme suyu koruma mesafelerinin daraltılmasına yönelik mevzuat düzenlemeleri gündeme getirilebilmektedir.

Diğer bir neden ise, kamu kaynaklarının kullanımı ile ilgilidir.Ülkemizin çevrenin korunması için yeterli kaynağa sahip olmadığı çok sık dile getirilmektedir. Ancak, 2000’li yılların başında yaşanan ekonomik krizde sayıları onu aşkın bankanın batmasının devlete (halka) maliyetinin 40 milyar doları aştığı hatırlanırsa, ülkemizde bir kaynak kıtlığından ziyade, kaynakların kullanımı ile ilgili tercihlerde bir yanlışlık olduğu ortaya çıkmaktadır.


 

İlginizi çekebilir...

Deniz Suyu Tesisleri için Vana Seçimi

Dünya genelinde tuzdan arındırma tesisleri günde 100 milyon metreküpten fazla içme suyu sağlamaktadır ve Uluslararası Tuzdan Arındırma Birliği (IDA), ...
19 Ocak 2026

İleri Geliştirilmiş Teknolojiyle Ham ve Kullanılmış Atık Sulardan Geri Kazanım ve Dönüşüm

İki harfli tek kelimelik, yaşamın iksiri su, dünyamızda çok önemli bir yere sahip olup, tüm canlıların yaşaması için muhtaç olduğu maddedir....
9 Aralık 2025

ETA Ekipman - Ultraviyole Dezenfeksiyon Sistemleri

Atık su arıtma tesislerinde dezenfeksiyon, arıtılmış suyun çevreye güvenli bir şekilde deşarj edilmesi veya yeniden kullanımını sağlamak açısından büy...
9 Aralık 2025

 
Anladım
Web sitemizde kullanıcı deneyiminizi artırmak için çerez (cookie) kullanılır. Daha fazla bilgi için lütfen tıklayınız...

  • Boat Builder Türkiye
  • Çatı ve Cephe Sistemleri Dergisi
  • Enerji & Doğalgaz Dergisi
  • Enerji ve Çevre Dünyası
  • Tersane Dergisi
  • Tesisat Dergisi
  • Yalıtım Dergisi
  • Yangın ve Güvenlik
  • YeşilBina Dergisi
  • İklimlendirme Sektörü Kataloğu
  • Yangın ve Güvenlik Sektörü Kataloğu
  • Yalıtım Sektörü Kataloğu
  • Su ve Çevre Sektörü Kataloğu

©2026 B2B Medya - Teknik Sektör Yayıncılığı A.Ş. | Sektörel Yayıncılar Derneği üyesidir. | Çerez Bilgisi ve Gizlilik Politikamız için lütfen tıklayınız.

0,922 sn