
SUKİ'lerde Yapay Zeka
Büyük Kentlerimizde Su Hizmetleri Yönetimi
Deniz Suyundan İçme Suyu Üretimi
ABB Synrm Motorlar ve Değişken Hızlı Sürücüler
|
"Çevre teknolojileri konusunda uzmanlaşmış olmak önümüzdeki sürecin anahtarı"![]()
Çevre sektörü uzmanlaşmaya doğru gidiyorÉ Türkiye’de çevre sektörüne baktığımız zaman şu anda eskiye göre son derece büyük bir gelişme söz konusu. Çevre sektöründeki firmalar genellikle seçtikleri belli konularda uzmanlaşmaya doğru gidiyor. Sektörün geldiği bu noktada artık firmaların sadece su arıtma veya sadece atıksu arıtma sistemleri kurmaları yeterli olmuyor. Çünkü bu sistemler birbirlerine entegre olmuş durumdalar. Örneğin bir demineralizasyon sistemi kurduğunuz zaman, bu sistemin rejenerasyon sularını atıksuların nötralizasyonunda kullanabiliyorsunuz veya atıksu arıtma sistemine, su arıtma kökenli sistemler ilave edip, atıksuyu geri kazanabiliyorsunuz. Dolayısıyla artık bu sistemleri; su arıtma ve atıksu arıtma diye ayırmıyoruz, "çevre teknolojileri" başlığı altında topluyoruz. Bu da işi tamamen bir bütün halinde yapmamızı sağlıyor. Ama Türkiye’de şu anda bırakın su arıtma ve atıksu arıtmada her ikisini birden yapan yani çevre teknolojisini uygulayan firmaları, sadece su arıtmanın bile belli bir bölümünü yapan firmalar var. Sadece reverse osmos yapan, sadece reçineli sistemler yapan firmalar mevcut. Ama bunun getirdiği sakıncalar var. Nedir bu sakıncalar? Örneğin herhangi bir kuruluşa bir iş yapacağınız zaman birçok parametreyi incelemek zorundasınız; yatırım maliyetini, işletme maliyetini sistemin kurulacağı yerdeki çevre etkilerini incelemek zorundasınız ve hangi sistemi kuracağınıza bu inceleme sonucunda karar vermelisiniz. Siz şayet tek bir sistemi yapabiliyorsanız, bu tip kaygıları göz önüne almıyorsunuz. Oysaki yatırım maliyetini, işletme maliyetini ve diğer çevre etkilerini göz önüne alıp, sistemleri karşılaştırıp buna göre bir çözüm üretmek gerekiyor. Bu nedenle artık çevre teknolojileri konusunda uzman olmayan firmalar iş alma konusunda çok ciddi sıkıntılar yaşayacaklar. Çünkü suyun kaynağından alınması, kullanılabilir ve içilebilir hale getirildikten sonra kullanımı ve atıldıktan sonra da arıtılması ve belki tekrar kullanılması birbirinin içine girmiş işler haline gelmeye başladı. Dolayısıyla çevre teknolojisi firması olmak çok önemli hale geldi. Arıtım Mühendislik’i biz bu noktada hem su arıtma, hem atıksu arıtma hem de geri kazanma konusunda uzun yıllardır hizmet verdiği ve her üç konuda da uzmanlaştığı için ayrıcalıklı görüyoruz. Yurtdışı fuarlarına katılım gün geçtikçe artıyor Sektördeki gelişmeyi dünyadaki fuarlardan da takip edebiliyoruz. Eskiden yurtdışında düzenlenen fuarlarda Türk firmalarını pek göremezdik. Günümüzde ise durum farklı, Almanya’da ve Hollanda’da düzenlenen çevre fuarlarına baktığımızda eskiye oranla çok fazla sayıda Türk firmasının katıldığını görüyoruz. Gerçi bu fuarlara katılan firmalar ağırlıklı olarak atıksu arıtma ekipmanı konusunda çalışan firmalar, maalesef su arıtma konusunda çalışan çok fazla firmamız katılamıyor ama zaman ilerledikçe yurtdışı fuarlara katılan su arıtma firmalarının sayısı da artacak diye düşünüyorum. Birçok kaliteli firma, çok basit nedenlerle ihalelerden elenebiliyor Sektördeki büyüme ve gelişmenin yanı sıra arıtma firmaları olarak yaşadığımız sıkıntılarımız var. Her şeyden önce çok farklı idarelere karşı iş yapıyoruz, teklif veriyoruz veya ihaleye hazırlanıyoruz. Bu çalışmalar sırasında her idarenin farklı düşünceleri, farklı yaptırımları oluyor. Bu konuda açıkçası sıkıntılar var. Örneğin bazı devlet kuruluşlarında yeteri kadar kaliteli firmanın ihalelere katılmadığı söyleniyor. Ancak baktığınız zaman birçok kaliteli firmayı; hazırladıkları dökümanlarda bazı cümlelerin eksik olması veya daha sonradan tamamlanabilecek bazı dökümanlar ihale dosyasında yer almaması gibi çok basit sebeplerle ihalelerden eleyebildiklerini görüyoruz. Halbuki bunlar ihale sürecinde çok rahat tamamlattırılabilecek dökümanlar. İhaleye hazırlık için ciddi bir zaman ve para harcayan bir firmanın ihale evrakında bir cümleyi kasten yazmadığını düşünmek veya sadece bir evrakını ihale dosyasına koymamış olması o firmanın ihale dışı bırakılması için geçerli ve mantıklı sebepler olmamalı. Kaliteli firmaların ihalelere girememe sebeplerinden bir tanesi budur. Dolayısıyla bu konuda da çeşitli önlemlerin alınması gerektiğini ve kaliteli firmaların ihalelere yönlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Eski dönemlerde ihaleye girmek gerçekten çok zordu. En ufak bir yazı yanlışı, bir harf yanlışı bile sıkıntıya sebep olabiliyordu, bu konuda ciddi gelişmeler oldu. Ancak, yetersiz. Günümüzde böyle bir uygulamanın olmaması, bunların aşılması lazım. İhalelerde olmazsa olmaz belgeler vardır. Teklif mektubu, imza sirküleri, faaliyet belgesi, teminat mektubu gibi. Bunun dışındaki belgelerin tamamlatılabilir olması gerekir. Elbetteki ihale bedelleri de arıtma firmaları için caydırıcı olabiliyor. Ancak bu başlı başına tartışma konusu ve birçok boyutu var. Kamu ihale kanunu yeniden gözden geçirilmeliÉ Bir diğer sorun da kamu ihale kanunundaki bazı kıstaslar. İhalelere girmek için firmanın yaptığı işin kalitesi ve teknolojik zorluğu yerine sadece rakamsal bir takım kriterler konuyor. Örneğin bir işe teklif verecekseniz, kriter olarak daha önceden sektörde o işin değerinin % 50’si, % 70’i kadar iş yapmış olmanız şartı aranıyor. Bu kriter bence çok yanlış. Örneğin bir membran teknolojisi sisteminde zaten sistemleri modüler olarak yapıyorsunuz. Dolayısıyla siz yaptığınız bir sistemi çok büyük bir debide yaptığınız zaman tekrarlayarak yapmış oluyorsunuz. Onun için mali kriter burada son derece yanlış. Mali kriterler önemli de olsa sonuçta arıtma sistemleri, teknolojik sistemler. Ama maalesef teknoloji kriterleri yeteri kadar göz önüne alınmıyor. Şu kadarlık debide bir tesis yapmanız gerekir, şöyle bir teknoloji kullanmış olmanız gerekir diye herhangi bir şart yok. O nedenle kamu ihale kanunundaki bazı kriterlerin yeni teknolojik arıtma sistemlerine göre düzenlenmesi gerekiyor. Yani iş bitirmenin rakamlarına bakılmaktansa iş bitirmelerle ilgili kalite ve teknolojik yeterlilik bence çok daha önemli. Bir diğer ilginç konu da devletin kararlaştırdığı işçilik oranlarının yeni teknolojik arıtma sistemleri açısından uygun olmaması. Arıtma sistemlerinde işçilik oranları inşaatta olduğu gibi işin toplam bedelinin % 9’u. Ancak, özellikle membran teknolojili sistemlerde inşaat işleri toplamın % 10-15’i civarında. Geri kalan işlerin inşaatla ilgisi yok, tamamen üretime dayalı. Bu nedenle bu sistemlerde işçilik oranı çok yüksek kalıyor. Devlet, arıtma konusunda uzman firmaların önünü açmalıÉ Kamu kuruluşları tarafından açılan bazı ihalelerde bir bakıyorsunuz, kanalizasyon veya içme suyu şebeke işi yapan bir firma bile çok rahatlıkla arıtma işlerine girebiliyor. Bir inşaat firması bu işi aldığı zaman arıtma konusunda uzman bir firma ile çalışmak zorunda, bu kaçınılmaz. Ama pilot firmalar genelde büyük inşaat firmaları olduğu için arıtma firmaları hep ikinci planda kalıyor ve bir sonraki işlerde yeterlilikler, iş bitirme belgeleri hep bu pilot büyük firmaların, inşaat firmalarının ellerinde oluyor. Türkiye’de kamu sektörünün kurmuş olduğu birçok arıtma sisteminde çok ciddi sorunlar olduğunu görürsünüz. Neden? Çünkü bu işlerin çoğunu, arıtma konusunda uzman olmayan, tamamen inşaata yönelik her işi yapabilen inşaat firmaları alıyor. Zaten şu anda arıtma tesisi ihaleleri bir yıl, iki yıl işletilmesi istenerek ihale ediliyor. Nedeni de yapılan arıtma tesislerinin devlet tarafından, belediyeler tarafından o haliyle işletilemiyor olması. Bunun da sorumluluğu firmalara bırakılıyor. Devletin yapması gereken şu: Arıtma konusunda gerçekten uzman firmaları ayrı bir yere koyacak ve o firmaların önünü açacak. Bu durumda da görülecek ki kaliteli iş yapabilen, gerçekten arıtma sektörüne sahip çıkan firmalar bu işleri dört dörtlük yapabiliyorlar. Ama bugünkü durumda bu süreç devam ederse, yine birçok arıtma sistemi, maalesef trilyonlar harcanıp, çalıştırılmaz halde teslim edilecek. Sektör firmalarının birbirlerine destek olmaları gerekiyor Sektördeki firmaların birbirleriyle uyumu konusunda da bazı sıkıntılar var. Doğrudan bu sektörden gelmeyen, teknik yetersizlikleri olan, ancak bu sektör cazip olduğu için sektörümüzde boy gösteren bazı firmalar var. Bunlar her ne kadar gelip geçici olsa da sektöre ciddi şekilde zarar veriyor. Mesela bu firmalar özel sektörde iş alabilmesine karşın devlet kuruluşlarında çok büyük sıkıntılar yaşıyorlar ve yaşadıkları bu sıkıntıların karşılığında da sürekli agresif ve yıpratıcı tarzları oluyor. Bu da sektöre çok ciddi şekilde zarar veriyor. Firmaların bir işi kaybettikten sonra "hayırlı olsun" deyip diğer işlere yönelmesi gerektiğine inanıyorum. Bunun da bir kültür olduğunu düşünüyorum. Biz bu anlayışı benimsiyor ve buna göre hareket ediyoruz. Eğer arıtma sektörünün varlığına inanıyorsanız gerçekten sektöre mensup olan her firmanın iş yapma şansının ve hakkının olması gerektiğini düşünüyorum. Bu bizim için çok önemli. Bugün de, önümüzdeki dönemde de çok sayıda Çevre projesi gerçekleştirilecek. Bu projeleri bir, iki, üç firmanın yapma şansı da yok. Dolayısıyla sektör firmalarının birbirlerine destek olmaları gerekiyor. Destek derken sektörü yüceltmeyi, sektörü daha iyi hale getirmeyi kastediyorum. Bu konu da önümüzdeki dönemin önemli konularından bir tanesi olacak. Çünkü, sektör ile hiç ilgisi olmayan veya olup da çalışma tarzları çok farklı olan firmalar, zaman içerisinde hem kendilerini hem de sektörü yıpratıyorlar. Polatlı’nın yıllardan beri süregelen içme suyu sorununu çözüyoruz Polatlı Belediyesi’nin içme suyu arıtma sistemini kuruyoruz. Polatlı Belediyesi içme suyu arıtma sisteminin çok önemli bir özelliği var. Türkiye’de ilk defa bir belediye, membran teknolojisi ile çalışan bir arıtma sistemi kuruyor. Bu gerçekten Türkiye için son derece önemli bir aşama. Çünkü bundan önceki dönemlerde her zaman klasik bir takım sistemler uygulanıyordu ve bunlar çok büyük betonarme havuzlar, çok büyük ekipmanlar gerektiriyordu. Oysa şimdi çok daha teknolojik bir sistem, son derece küçük bir alana kurularak Polatlı’nın yıllardan beri süregelen içme suyu sıkıntısı çözülmüş olacak. Bu sistemlerin hem işletme maliyetleri son derece düşük hem de işletme operasyonları son derece az. Ayrıca klasik sistemlerde olan çamur problemi de bu sistemlerde söz konusu değil. Bu sistemleri biz genellikle membran teknolojileri diye adlandırıyoruz ve bunlar reverse osmosis, nanofiltrasyon, mikrofiltrasyon, ultrafiltrasyon sistemleri olarak kademelendiriliyor. Uygunluk durumuna göre belediyeler, bu sistemleri veya bu sistemlerin kombinasyonlarını rahatlıkla kullanabilirler. Bu da hem onların işi daha çabuk yapmalarını, çok kısa sürede bitirmelerini hem daha az alana sistemleri kurmalarını ve işletmede ekonomi ve işletme operasyonu açısından son derece uygun ve faydalı bir tesis kurmaları sonucunu getiriyor. Polatlı Belediyesi için kurulacak sistem ile 55 Fr sertliğindeki su, 17 Fr sertliğine kadar düşürülecek. Kapasitesi de 30.000 m3/gün. Yani sadece Türkiye’nin değil, dünyanın önemli tesislerinden bir tanesi olacak ve yaklaşık altı ay sonra da çalışmaya başlayacak. Arıtım Mühendislik olarak bu tesisi biz tamamen kendi mühendis ve teknisyenlerimizle gerçekleştiriyoruz. Polatlı Belediyesi içme suyu arıtma tesisi, Dünya Bankası kredisi ile gerçekleştirilen ilk tesis olması dolayısıyla da diğer belediyeler için bir örnek olma özelliğini taşıyor. İlk proje olması nedeniyle de süreç boyunca çok yoğun çalışmalar yapıldı, bazı zorluklar yaşandı. Çünkü Dünya Bankası, kredilerini İller Bankası vasıtasıyla kullandırıyor, İller Bankası arada kontrol teşkilatı olarak çalışıyor. İhale sürecinde Dünya Bankası, İller Bankası, belediye gibi çok farklı kademelerin yer alması bu zorluğu yaratıyor. Bizim yaşadığımız sıkıntılar, işin ilk olması sebebiyle de yaşandı. Bundan sonra çok daha çabuk aşılacak diye düşünüyorum. Zorluklar olsa da bu tip kredilerin olması ve bunların gerçekten çevre teknolojileri için kullanılması çok güzel bir uygulama. Ama benim burada vurgulamak istediğim en önemli konu bu süreçlerin çabuklaştırılması gerekliliği. Yani çok uzun zamanlar harcanıyor. Birçok belediye konuya tam olarak vakıf olamadığı için çok büyük sıkıntılar yaşıyor. Bazı belediyeler ise bu süreçlerin çok sancılı ve uzun olduğunu düşündükleri için başlamaktan çekiniyorlar. Prosedürler netleştirilir ve süreçler kısaltılırsa, Türkiye çok daha fazla kredi kullanabilir diye düşünüyorum. Bunun için, belediyeleri bezdirici bir takım kademeleri yok etmemiz ve bu uygulamaları çok cazip hale getirmemiz lazım. Diğer çalışmalarımız Diğer çalışmalarımızdan da bahsetmek istiyorum. Özellikle bu dönem Avrupa Birliği’ne uyum süreci çerçevesinde belediyelerde çok yoğun çalışmalar söz konusu. Arıtım Mühendislik olarak gerçekleştirmekte olduğumuz bir diğer proje de Bartın Belediyesi’nin içme suyu arıtma tesisi. Yaklaşık 1500 m3/saat kapasiteli bir tesis. Firmamız ayrıca Erbaa Belediyesi’nin atıksu arıtma tesisi yapımı işini kazandı. Bu tesis Avrupa Birliği kredisi ile gerçekleştirilecek ve kapasitesi 15000 m3/gün olacak. Kelkit vadisinin korunması açısından çok önemli bir proje. Bunun dışında sanayi tesisleri için yoğun şekilde çalışmalarımız devam ediyor. Şu anda Şişecam fabrikalarının Bulgaristan’daki düzcam ve ayna tesislerinin yeni yatırımlarının arıtma tesislerini kuruyoruz. Onun yanı sıra Tüpraş İzmit Rafinerisi’nin demineralizasyon sistemini kuruyoruz. Şu an yurtdışında dört tane 300 m3/saat kapasiteli deniz suyundan içme suyu arıtma tesisi kurma çalışmalarımız devam ediyor. Bunun yanı sıra değişik sektörlerde endüstriyel arıtma tesisi ve su arıtma sistemleri çalışmalarımız da sürüyor. Arıtım Mühendislik olarak AR-GE çalışmalarına çok önem veriyoruz. TUBİTAK Gebze Teknoloji Serbest bölgesinde faaliyet ruhsatı alan tek arıtma firmasıyız. Burada sadece AR-GE çalışmaları yapabiliyorsunuz. Çeşitli kuruluşlarla AR-GE projelerimiz yoğun olarak devam ediyor. Çevre sektöründe yirmi yılı aşkın bir süredir hizmet veren bir kuruluş olarak, edindiğimiz bilgi birikimimizi ve tecrübelerimizi çevre teknolojileri alanında sektörümüzle paylaşmaya devam edeceğiz. İlginizi çekebilir... Deniz Suyu Tesisleri için Vana SeçimiDünya genelinde tuzdan arındırma tesisleri günde 100 milyon metreküpten fazla içme suyu sağlamaktadır ve Uluslararası Tuzdan Arındırma Birliği (IDA), ... İleri Geliştirilmiş Teknolojiyle Ham ve Kullanılmış Atık Sulardan Geri Kazanım ve Dönüşümİki harfli tek kelimelik, yaşamın iksiri su, dünyamızda çok önemli bir yere sahip olup, tüm canlıların yaşaması için muhtaç olduğu maddedir.... ETA Ekipman - Ultraviyole Dezenfeksiyon SistemleriAtık su arıtma tesislerinde dezenfeksiyon, arıtılmış suyun çevreye güvenli bir şekilde deşarj edilmesi veya yeniden kullanımını sağlamak açısından büy... |
|||||||||||
©2026 B2B Medya - Teknik Sektör Yayıncılığı A.Ş. | Sektörel Yayıncılar Derneği üyesidir. | Çerez Bilgisi ve Gizlilik Politikamız için lütfen tıklayınız.