
SUKİ'lerde Yapay Zeka
Büyük Kentlerimizde Su Hizmetleri Yönetimi
Deniz Suyundan İçme Suyu Üretimi
ABB Synrm Motorlar ve Değişken Hızlı Sürücüler
|
"İhalelere yeterli katılım olmuyor, nitelikli firma bulmakta güçlük çekiyoruz"![]()
İller Bankası’nın temel çalışma alanı belediyeler... İller Bankası yeni düzenlemeyle sermayesini 3 milyar YTL’ye çıkarttı. Sermayesinin en önemli kaynağı bildiğiniz üzere belediyelerden elde ettiği % 5 paylar idi. İller Bankası’nın öncelikle hizmet alanlarına baktığımızda belediyeleri görüyoruz. Türkiye’de 3225 belediye var. Bu 3225 belediyenin 16’sı büyükşehir, 792’si ilçe, 2263’ü de belde belediyesi. Türkiye nüfusunun % 80’i belediye sınırları içinde ikamet ediyor. Türkiye’de yaşanan hızlı kentleşme ile birlikte, bu oranın artması bekleniyor. Bu da; belediyelerin modern bir kent yaşamını karşılayabilmesi için gerekli olan tüm altyapı hizmetlerini yapılandırmasını gerekli kılıyor. İller Bankası bu noktada devreye giriyor. Öncelikle bir kent için gereken harita, imar planı, ardından altyapıya yönelik olarak su, kanalizasyon, arıtmalar ve belki de bunların işletilmeleri gündeme geliyor. Kredi faizleri düştü, vadelerde esneklik getirildi... Dünyanın değişen koşullarına paralel olarak ülkemizde de pek çok alanda yeni yapılandırmalar yaşanıyor. İller Bankası da, yerel yönetimlerin artan ihtiyaçlarını göz önünde bulundurarak, kendi içerisinde bir dizi değişikliğe gitti. Bu değişikliğin en önemlisi, daha önce İller Bankası ile belediyeler arasındaki iletişimin kopmasına neden olan faizlerin yüksekliğiydi. Bu yeni dönemle birlikte hem faiz oranlarını aşağıya çektik, hem de kredilerin vadelerini uzattık. Daha önce uzun vadeli yatırım kredileri, yani belediyelerin içme suyu, kanalizasyon, altyapıya yönelik olarak yapacakları yatırımların kredileri faizleri % 35 düzeyindeydi. Tabii ki, bu belediyeler için çok cazip bir faiz değildi. Biz bunu 2003’ten itibaren kademeli olarak aşağılara çektik. Şu anda geçerli olan faiz oranımız % 9. Ekonomideki iyi gelişmelere paralel olarak bu faiz oranlarını daha da aşağıya çekmeyi düşünüyoruz. Ayrıca uzun vadeli yatırımların daha önceki vadesi beş yıl iken, biz bunu on yıla çıkarttık. Hatta içme suyu, kanalizasyon, arıtma gibi altyapı ihtiyaçlarında, altyapının yapımı ile orantılı olarak bir yıl, iki yıl, üç yıla kadar geri ödemesiz dönem uygulaması başlattık. Bu da belediyeleri bu tür yatırımlara yönlendirmek açısından önemli bir teşvikti. İller Bankası, DPT yatırım programı dışında da belediye projelerini değerlendirebilecek İller Bankası bu çalışmaları, Devlet Planlama Teşkilatı’nca onaylanan yatırım programı ile ilintili olarak yapıyordu. Bu nedenle programlar, yıl bazında yapıldığı için, aynı yıl içerisinde belediyelerimizin bir yatırım talebini değerlendirebilmemiz mümkün olmuyordu. Yeni düzenlemede, belediyelerin bir yıl beklemesi gerekmiyor, projelerini getiriyorlar, biz de hemen işe başlıyor ve sonuçlandırıyoruz. Bunun için belediyelerin kendi yatırım programındaki işler kategorisinde bir bölüm açtık. Belediyeler bu bölümle doğrudan temasa geçip projesini sunabiliyor. Uygulanabilir bulunan, azami beş yıllık vadede geri ödenebilecek bir proje ise finansman talebini karşılamak üzere, devreye giriyoruz. Bu uygulama büyük ilgi gördü ve DPT’nin 2006 yılı programında yer alan 600 milyon YTL tutarındaki yatırım programındaki projelere, bir o kadar hacimde daha proje ekleyebildik. Böylece iş kapasitemiz iki katına çıkmış oldu. Finansman sorunları çözüldüğü için Türkiye’de belediyelerin yapacakları yatırım miktarı da iki kat artmış oldu. Belediyelere araç, gereç, malzeme kredisi... Belediyelerin kendi imkanları ile yapabilecekleri tesisler konusunda, özellikle küçük belediyeler için kendi imkanlarını harekete geçirebilmelerine yardımcı olacak araç-gereç ve malzeme kredisi geliştirdik. Örneğin bir belediye, bir içme suyu projesi ile geliyor. Boru ya da boruyu döşeyecek ekipman, araç-gereç, kazıcı, yükleyici gibi donanım ihtiyaçlarının karşılanması durumunda, tesisi kendi imkanları ile yapabileceğini söylüyor. Yine İller Bankası’nın teknik nezareti altında, özellikle küçük ölçekli yarım kalan işleri ya da daha ucuza mal edilmesi istenen işleri olan belediyeler için biz de bu krediyi vererek destek oluyoruz. Bu uygulama da çok rağbet gördü. Belediyeler, elini taşın altına koyacak... Kontrollük sisteminde daha önceden sıkıntılarımız vardı. Bu sıkıntıları bizden ziyade karşı taraf, yani belediyeler yaşıyordu. Kontrollük müessesesi, tek yönlü bir ilişki içerisindeydi. İşlerin belediye adına projelendirmesinden ihalesine kadar, yani işin başından sonuna kadar, her türlü iş ve işlemler İller Bankası’ndan geçerdi. -Bankamızın mühendislik, şube müdürlüğü, daire başkanlığı gibi bütün kademelerinde çalıştığım için biliyorum- Bir tesisin kabulüne gittiğinizde, belediye sistemdeki türlü unsurlara yönelik olarak Ğhaklı veya haksız- itirazlarda bulunurdu. Biz bu sistemin önüne geçelim, belediyeler de işine sahip çıksın, taşın altına elini soksun istedik. Bunun için, ihalelerin belediyelerce yapılması esasını ortaya koyduk. Ancak tabi belediyelerin hepsi aynı teknik düzeyde değilÉİhaleyi yapma, dosyayı, teknik şartnameyi hazırlama açısından yetişmiş personeli bulunmayabiliyor. Bu durumda, işin başında bir müracaatla bize gelen belediyeye; "bu işi senin yapman esas, bu mümkün ise biz destek verelim, aksi halde önceki sistemde olduğu gibi, ihalesini biz yapalım" diyoruz. Bu uygulama, belediyelerdeki kurumsal kapasitenin geliştirilmesi açısından da faydalı oldu. Tabii kurumsal kapasitesini yeterli düzeye kısa vadede getiremeyecek bir kısım belediyeler, sürecin tamamının İller Bankası’nca yürütülmesini talep ediyor. İller Bankası’nın nihai hedefi, tüm belediyelerin ihalesini ve projesini gerçekleştirme yetkinliğine ulaşması ve sadece finansman ve teknik destek sağlayan bir kurum olarak çalışmasını sürdürmesidir. "Müşterek Kontrollük" sistemi... İhale aşamasından sonraki kontrollük süreci için ise "müşterek kontrollük" sistemini geliştirdik. Bu sistemde; işi ister biz ihale edelim, ister belediye ihale etsin fark etmiyor. Kontrollük sisteminde, hem İller Bankası’ndan, hem de belediyeden yetkilendirilmiş personel bulunuyor. Belediye Hizmetleri Projesi:"213 milyon Avro’luk projemiz kapsamında şu an 13 belediye var" Yeni dönemde yaptığımız çalışmalardan bir diğeri de, Türkiye’deki kentsel altyapı ihtiyacının tespiti amacıyla, 3225 belediye ile doğrudan görüşülerek yaptığımız saha çalışması oldu. Bu çalışmada; belediyelerin mevcut durumları, gelecekteki ya da şu an mevcut ihtiyaçlarının tespiti amaçlandı. Bu çalışmada da gördüğümüz kadarıyla, sadece İller Bankası’nın imkanlarıyla bütün ihtiyaçların karşılanabilmesi çok zor. Hem Dünya Bankası’nın, hem de Avrupa Birliği’nin yaptırmış oldukları çalışmalara göre 20 ile 40 milyar Dolar civarında değişen hacimde bir altyapı ihtiyacı söz konusu. Türkiye’nin böyle bir altyapı eksiği var. Bu çerçevede dışarıdan gelebilecek kredi arayışına girdik. Dünya Bankası’yla şu an yürüttüğümüz "belediye hizmetleri projesi" adı altında 213 milyon Avroluk bir projemiz var. Bu proje kapsamında şu an 13 belediye ile çalışıyoruz. Bunlar içerisinde büyükşehir belediyeleri olduğu gibi küçük ölçekli belediyeler de var. Bu kaynak, belediyelerin içme suyu, kanalizasyon, arıtma, katı atık gibi projelerine kullandırılıyor. Bu bir paket, bunda başarılı olunduğu taktirde hem Dünya Bankası tarafından hem bizim tarafımızdan bu uygulama genişleyecek. Daha önce de Dünya Bankası’nın belediyelerle birebir yürüttüğü projeler vardı. Ama başarılı sonuçlar alınamamıştı. Dolayısıyla Dünya Bankası, İller Bankası aracılığıyla bu projeyi yürütmek istediklerini belirtti. Bu da bizim için, belediyelere götürülecek hizmetler açısından önemli bir adım oldu. Bu dış kredi ile paralel olarak ülkemizde Avrupa Birliği’ne giriş süreci kapsamında, Avrupa Birliği’nden gelecek olan hibe ve fonların kullandırılması noktasında da İller Bankası olarak aktif rol almak istedik. Zaten böyle de bir boşluk var. AB fonları, verdiği kredileri, hibeleri yüzde yüz olarak uygulamıyor, en fazla projenin % 75’i tutarında karşılıyor. Mutlaka yerel katkı istiyor. Bu noktada da belediyelere, geriye kalan yerel katkıyı İller Bankası olarak sağlama, kredi olarak kullandırma taahhüdünde bulunduk. Bunun bir diğer avantajı ise AB fonlarının azami % 75 seviyesinde finans olanağı yaratması ile kısıtlanan ve finansman sağlanamadığı için geri çevrilen dış kaynağın ülkeye kazandırılması oldu. Çevre Bakanlığı tarafından yürütülen AB hibe fonu destekli, yüksek maliyetli yatırımlar projesi var. Bu çerçevede beş proje var. Bu beş projenin yerel katkı olarak gereken % 25’ini sağlıyoruz. Bu projeleri başarılı olarak yürütürsek, diğer AB projelerinde de kullanılmak üzere yeni çalışmalar söz konusu olacak. Hedef kitlemiz belediyeler olduğu için, belediyelere yönelik her türlü proje için İller Bankası olarak hizmet üretme anlayışını benimsedik. Yabancı kredi kuruluşları, yerel katkı olarak konması gereken payın, kendileri tarafından kredilendirilmesini istiyorlardı. DPT ve biz, "İller Bankası’nın böyle bir fonksiyonu zaten var, niye kendi kaynaklarımızı kullanmayalım ki?" diye düşündük. Kendi kaynaklarımızın yetmeyeceği bir noktaya gelinirse, tabi ki dış kredilerin kullanımı gündeme gelebilir. İş çok, firmalarımız yetersiz... AB’ye giriş sürecinde uyulması gereken standartlar ve ülkedeki çevre bilincinin gelişmesi, yeni ihtiyaçlar doğurdu. Ama ne yazık ki AB’ye sunacak çok fazla proje üretemedik. Yürürlüğe giren yeni çevre kanunu ile belediyelere, atıksu arıtma tesisleri ve katı atık bertaraf tesisleri yapım ve sorumluluğu yüklendi. Biz bu noktada belediyelere, belediyelerin proje üretmesine katkıda bulunmak için Maliye Bakanlığı ve Devlet Planlama ile işbirliği içerisine girerek bir fon oluşturduk. Bu fon çerçevesinde özellikle altyapı projeleri; içme suyu, atıksu arıtma tesisi projeleri hibe kredilerle değerlendirilecek. Şu ana kadar çok yoğun bir hayli talep geldi. 300’e yakın proje stoğumuz oldu. Bunda sağlanacak fonun hibe olmasının rolü büyük. Bu talebin altında da aslında ezildik. Bir çoğuna başladık, bir taraftan da proje üretiyoruz. Proje üretirken bazı sorunlarımız da yok değil. İller Bankası’nın personel sayısı kısıtlı ve personel alımı yapamıyoruz. Çok sayıda proje ihalesine çıkıyoruz. Proje ihalelerine yeterli katılım olmuyor. Proje Şube Müdürlüğü yaptığım dönemlerde, proje firmaları işsizlikten yakınırdı. Bir dönemi 2, 3 veya 4 iş ile geçirdiğimiz sezonları hatırlarım. Şimdi çok iş çıkıyor, ama ihalelere yeterli katılım olmuyor. Bu da benim piyasaya bir sitemim. İhalelere katılacak nitelikli firma bulmakta güçlük çekiyoruz. Genellikle ücretlerin çok düşük olduğundan yakınıyorlar. Biz de onlara şunları söylüyoruz: Bu ücret politikasını oluşturanlar da sizlersiniz. Biz de kaliteli ve sağlıklı bir projenin oluşabilmesi için hak edilenin, gerekenin alınması, bu çarkın dönebilmesini istiyoruz. Ancak maalesef ücretler yeterli seviyede görülmüyor ve katılım az oluyor. Bazı ihalelerimize hiç katılım olmuyor. Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne giriş sürecinde artık bu noktadan geri dönüşü yok. Bu projeler gittikçe artacak, büyük bir pazar söz konusu. Bu pazarda iş yapabilmek için yeni dinamikler üretmek gerekiyor, belki de firmaların birleşmesi veya başka yollarla olanaklarını, alt yapılarını geliştirmesi gerekiyor. Bu gün öyle firmalar görüyoruz ki, tek kişilik ordu sanki. Yanında bir proje müdürü ya var, ya yok. Oysa işi yapabilmesi için her bir disiplinde mühendisleri, teknik personeli olması gerekiyor. Büyüyen iş kapasitesini karşılamaya yönelik olarak firmalarımızı, olanaklarını ve vizyonlarını geliştirmeye davet ediyorum. Çevre koruyan projeler de finanse ediliyor -Olanaklar çerçevesinde- özellikle deniz, göl, akarsu ve tatlı su kaynaklarının korunması projeleri diye bir ayrım yaptık. Örneğin, bir içme suyu kaynağı ve kaynak kirletiliyor, havza projesi ile kaynağın kirlenmesinin önlenmesi isteniyor. Bu tür projelerin hayata geçirilmesinde destek sağlamak üzere yürüttüğümüz projeler de var. En az projenin % 50’si oranında olmak üzere, bunlara Maliye Bakanlığı’ndan almış olduğumuz fonlarla destek sağlıyoruz. Arıtma tesislerini işletmemenin bahanesi kalmadı; elektrik giderlerinin % 50’sini İller Bankası ödüyor Bizim tarafımızdan yapılmış, belediyelerine teslim edilmiş olan arıtma tesislerine zaman zaman gittiğimizde, bu tesislerin işletilmediğini görüyorduk. Tabi elimizden de bir şey gelmiyordu. Neticede bunlar belediyelere verilmiş, işletilmeleri belediyelerin görev ve kontrolleri dahilinde olan tesisler. Çalıştırmıyorlardı. Niye çalıştırmadıklarını sorduğumuzda daha çok enerji bedellerinin yüksekliğinden bahsediyorlardı. Biz de az önce bahsettiğimiz fondan kaynak sağlayarak, atıl durumda olan bu tesisleri nasıl çalıştırabileceğimizi düşündük ve % 50 oranlarında enerji bedellerine bir destek sağlayaraktan bu tesislerin çalıştırılmasını sağlayacak bir uygulama başlattık. Uygulamamızda da bir hayli detaylı yönerge hazırladık. Bunu arıtma tesisine sahip belediyelere duyurduk. Tesisin nihai halde çıkış suyu değerleri, deşarj kriterlerini sağladığı taktirde, üç aylık periyotlar halinde enerji faturası bedellerinin % 50’sini ödeme taahhüdünde bulunduk. Önce, hem belediye hem bizim elemanlarımızca numune alınıyor. Böylelikle bir taraftan da otokontrol oluyor. Bu numune sonuçları pozitifse, bölgemiz bir rapor düzenliyor, bize intikal ettiriyor. Verilen hibe kredinin başka bir alanda kullanımını engellemek için, enerji faturasının bedelinin, belediye tarafından mutlaka önceden ödenmesini şart koşuyoruz. Bu uygunluk raporları ile birlikte üç ayın sonunda, belediyenin hesabına enerji bedelinin % 50’sini ödüyoruz. Bu uygulamaya 2004 yılında çağrımıza olumlu yanıt veren 16 belediye ile başladık. Bu 16 belediye, sanırım arıtma tesislerini çalıştıran belediyelerdi. Diğerleri çalışmıyor olmalıydı ki, talepte bulunmadılar. 2004’den bu yana, 16 belediye ile başladığımız çalışma kapsamında bu gün 42’nin üzerinde belediye bulunuyor. Bu belediyelerin tesisleri, şu an işler halde, raporları var. Biz bunun için şimdiye kadar 5,5 milyon YTL civarında bir bedel ödedik. Tabi bu bilince kamuoyunun da erişip, takipçileri olması lazım. Şimdi çalışan bir tesisi herhalde hiçbir belediye başkanı bundan sonra bırakmaz diye düşünüyoruz. Bu uygulamamız da devam ediyor. Belediyelere eğitim desteği Belediyelere yönelik eğitim faaliyetlerimiz var. Tüm bölge müdürlüklerimiz, görev alanlarındaki belediyeleri toplayıp, belediyelerin ihtiyaç duyduğu çeşitli alanlarda eğitim desteği sağlıyor. Bu konuların başında, AB projelerinin nasıl hazırlanacağı geliyor. İçme suyunun klorlanması gibi teknik konularda belediyelerin karşısına çıkan sorunlar da, eğitim programlarımız içinde. Bununla ilgili 18 bölge müdürlüğünde bir yıl boyunca çalıştık, bütün belediyelere ulaştık. Bu alanda ikinci bir çalışmayı, daha farklı bir formatta, Ekim-Kasım ayından itibaren başlatmayı düşünüyoruz. Daha iyi hizmet için; "Proje Dairesi Başkanlığı" kuruldu Bizim bundan önce belirli bir proje departmanımız, dairemiz yoktu. Mesela kanalizasyon projeleri ile ilgili çalışmalar, kanalizasyon dairesinde bir şube müdürlüğü altında idi. İçme suyu projeleri, yine uygulamacı dairelerin altında işleme alınıyordu. Projeye verdiğimiz önemi göstermek açısından, bütün proje gruplarını "Proje Dairesi Başkanlığı" adı altında tek bir yapıda topladık. Böylelikle hem projeye verdiğimiz önemi gösterdik, hem de bir bütünlük sağlayarak daha kaliteli daha sağlıklı proje üretilmesinin önünü açmış olduk. Şu an da en aktif dairemiz, bu proje dairemizdir. İlginizi çekebilir... Deniz Suyu Tesisleri için Vana SeçimiDünya genelinde tuzdan arındırma tesisleri günde 100 milyon metreküpten fazla içme suyu sağlamaktadır ve Uluslararası Tuzdan Arındırma Birliği (IDA), ... İleri Geliştirilmiş Teknolojiyle Ham ve Kullanılmış Atık Sulardan Geri Kazanım ve Dönüşümİki harfli tek kelimelik, yaşamın iksiri su, dünyamızda çok önemli bir yere sahip olup, tüm canlıların yaşaması için muhtaç olduğu maddedir.... ETA Ekipman - Ultraviyole Dezenfeksiyon SistemleriAtık su arıtma tesislerinde dezenfeksiyon, arıtılmış suyun çevreye güvenli bir şekilde deşarj edilmesi veya yeniden kullanımını sağlamak açısından büy... |
|||||||||||
©2026 B2B Medya - Teknik Sektör Yayıncılığı A.Ş. | Sektörel Yayıncılar Derneği üyesidir. | Çerez Bilgisi ve Gizlilik Politikamız için lütfen tıklayınız.