
SUKİ'lerde Yapay Zeka
Büyük Kentlerimizde Su Hizmetleri Yönetimi
Deniz Suyundan İçme Suyu Üretimi
ABB Synrm Motorlar ve Değişken Hızlı Sürücüler
|
Prof. Dr. Selahattin İncecik: Hava kalitesi konusunda temel eksiklikler bulunuyor!..![]()
Su ve Çevre Teknolojileri: Hava kalitesi konusunun Avrupa Birliği ile yapılacak müzakerelerde önemli bir başlık olduğu biliniyor. Bu konuda Avrupa Birliği’nde ne gibi gelişmeler yaşanıyor? Prof. Dr. Selahattin İncecik: Öncelikle isterseniz hava kalitesi konusunda biraz geriye gidelim ve soruna nasıl yaklaşıldığı görelim. Hava kirliliği, 1970’li yılların sonlarından itibaren Avrupa’nın temel sorunlarından birisi olmuştur. Uzun yıllar önce sık yaşanan smog olayları yaşamı zorlaştıran önemli bir çevre olayı olarak kabul edilmekteydi. Bu zararlı emisyonları azaltmak için Avrupa ülkelerinde uygulanan çevre politikalarının sonucunda büyük ölçüde başarı sağlanmıştır. Bu sonuç, ekonomik gelişme ve endüstrileşmenin ödenen bir bedeli şeklinde düşünülebilir. Ancak AB, sürdürülebilir enerji ve ulaşım politikalarıyla vatandaşlarının uzun vadeli refahını en yüksek düzeye çıkarmayı hedeflemektedir. Bunu yaparken de çevre dostu enerji ve ulaştırma servisleri ve rekabete dayalı, ticari politika hedefleri arasında makul bir dengeyi gözetmeyi düşünmektedir. Son yıllarda, Avrupa’da özellikle ulaşım ve enerji sektöründe emisyonların kontrolü ve yakıt kalitesinin geliştirilmesi konusunda önemli adımlar atılmış ve hala da yeni stratejiler planlanmaktadır. Bu anlamda Avrupa Birliği’nin politikası hava kalitesinin geliştirilmesi için en uygun enstrümanları geliştirmek ve yürürlüğe koymak şeklindedir. Ortaya çıkan bu yeni durum, hava kalitesi için gelişen ihtiyaçlar doğrultusunda yeni kalite normlarını ve yeni standartları ve bunlara bağlı olarak da yeni çevre politikalarına ihtiyaç duymaktadır. Avrupa’da hızla büyüyen ulaşım sektörü içerisinde özellikle motorlu araçlar en hızlı artan kirlilik kaynakları haline gelmiştir. Son on yılda araç emisyonlarında meydana gelen dramatik artışlar bunun kanıtıdır. Bu nedenle bu tür mobil kaynaklardan çıkan emisyonları azaltmaya şiddetle ihtiyaç vardır. Bu amaçla Avrupa Birliği içerisinde çeşitli girişimler ve programlar başlatılmıştır. Bu programlar içerisinde en önemli olanı AB Komisyonu’nun Mayıs 2001’de kabul ettiği, 2005’te sona eren Avrupa için Temiz Hava (Clean Air For Europe - CAFE) programıdır. Bu programla hava kirliliği ile etkin bir şekilde mücadele edilebilmesi için 6. Çevre Eylem Programı altında tematik bir entegre strateji oluşturulmasına çalışılmaktadır. Sekiz Avrupa şehrinde uygulanan CAFE, bir anlamda politika geliştirme ve teknik analiz programı olup, programının tek amacı AB vatandaşlarının temiz hava solumasını sağlamaktır. Su ve Çevre Teknolojileri: Türkiye’deki durum nedir? Prof. Dr. Selahattin İncecik: Ülkemizde çeşitli bölgelerde hala bu alanda ciddi sorunlar yaşanmaktadır. Şehirlerde ve endüstri bölgelerinde doğalgaz kullanımı yaygınlaşırken SO2 seviyeleri düşmektedir. Ancak bazı bölgelerde enerji santrallerinin yarattığı kirlenme olayları henüz çözülmemiştir. Örneğin Yatağan’da termik santralin yol açtığı hava kirliliği bir türlü önlenememektedir. Bu santralin konumu da bu dramatik etkiyi artırmaktadır. Bunun yanı sıra şehirlerde kirlenme olayları, artan araç sayısına bağlı olarak klasik türden modern türe geçmektedir. Örneğin partiküller ve fotokimyasal kirlilik giderek artmaktadır. Özellikle aerosoller ve yüzey ozon halk sağlığı bakımından fevkalade önemlidir. Aerosoller, yani bu ince toz parçacıklar insan sağlığı bakımından son derece zararlı etkilerde bulunmaktadır. Zira bu çok küçük parçacıklar akciğerlere erişerek ciddi solunum rahatsızlıklarına yol açabilmektedir. Bunun yanı sıra iklim değişimi, partikül kirliliğinin genel sonuçlarından biri olarak kabul edilmektedir. Bu kirleticilerin yoğun bir ağ içerisinde ölçülmesine ihtiyaç vardır. Ancak aerosol ölçüm ve fotokimyasal kirlilik ölçümleri konusunda sorunlar bulunmaktadır. PM10 yanı sıra, PM2.5 ve hatta PM1.0 ölçümü ile yüzey ozonun şehir ve kırsal bölgelerde monitoring anlamında ölçümleri yapılmalıdır. Ozon (Yüzey) ise kısaca insan sağlığını ve ekosistemi tehdit etmektedir. Ozon, günümüzde ortaya çıkan etkileri bakımından sağlık ve bölgesel iklim için önemli bir kirletici olarak kabul edilmektedir. Ozon, akciğerleri tahrip edebilen, bitki büyümesini önleyen, ürün azalmasına yol açan ve kısaca bitkiler, ormanlar ve yapılar üzerinde olumsuz etkileri bulunan bir kirleticidir. Ancak yüzey ozon ülkemizde henüz yaygın bir şekilde ölçülmemektedir. 5700 kilometrekarelik bir alanda bulunan İstanbul’da sadece iki noktada ozon ölçümü yapılmaktadır. Bu ölçümlerin de büyük eksiklikleri bulunmaktadır. Su ve Çevre Teknolojileri:: Neler yapılması gerekiyor? Prof. Dr. Selahattin İncecik: CAFE programına yönelik AB müktesebatına paralel olarak strateji belirlenmeli ve hedefler konulmalıdır. AB Direktifleri Avrupa Hava Kalitesi Politikası doğrultusunda çalışmalar yapılmalı ve bunlar yaşama geçirilmelidir. Bunun yanı sıra model çalışmaları da yaşama geçirilmelidir. Gerek PM ve gerekse ozon seviyelerinin belirlenmesi ve bu konuda senaryo çalışmalarının yapılmasında çeşitli bölgesel modeller kullanılabilmektedir. Bu tür modeller hidrostatik ya da hidrostatik olmayan dinamik-kimyasal modellerdir. Emisyon kontrol senaryolarının yapılabildiği bu modellerde emisyon kontrolünün birim maliyeti, marjinal maliyeti ve maliyet eğrileri çıkarılabilmektedir. Bu suretle herhangi bir ülke ya da şehir için emisyon kontrolünün maliyeti çıkarılabilir. Örneğin CAFE için uygulanabilecek modellerden biri de RAINS modelidir. RAINS Avrupa modeli ile ülke ölçeğinde partikül madde ve ozon için senaryo analizleri yapılabilmekte, kontrol stratejileri gerçekleştirilebilmekte, ozon risk bölgelerini belirlemek üzere oluşturulan AOT40 ve AOT60 indeks haritaları çıkarılabilmektedir. Sonuç olarak şu söylenebilir; ülkemizde CAFE Programı öncesinde çevre hava kalitesi alanında son derece temel eksiklikler bulunmaktadır. Şehirlerimizin hava kalitesi geleneksel kirlilik bakımından henüz WHO limitlerinin altında bulunmamaktadır. Bunun yanı sıra enerji-endüstri merkezleri ile birlikte kurulan şehir ortamları hava kalitesi bakımından çok ciddi sorunlar taşımaktadır. Hava kalitesi çalışmalarına temel olacak emisyon envanterlerinin hazırlanması, ülke çapında ölçme ağının AB normlarına ve bilimsel ölçütlere dayalı olarak yeniden tesisi ve model çalışmalarının başlatılması gerekmektedir. AB’ye geçiş sürecinde bulunan ülkemiz için CAFE Programı içerisinde gerekli atılımların yapılması ile çevre alanındaki uyum çalışmaları da hızlanacaktır. CAFE Programı ile sağlanacak çerçeve kriterler sayesinde yeni hava kalitesi standartları ve emisyon tavanları da belirlenmiş olacaktır. Bu program sonucunda oluşacak tematik strateji senaryo analizlerine ve hava kalitesi politikaları hakkında entegre değerlendirmelere bağlı olacaktır. Sonuç olarak CAFE Programı AB uyum süreci içinde bulunan ülkemizde sürdürülebilir şehirler yaratmak bakımından bir şans olabilecektir. İlginizi çekebilir... Deniz Suyu Tesisleri için Vana SeçimiDünya genelinde tuzdan arındırma tesisleri günde 100 milyon metreküpten fazla içme suyu sağlamaktadır ve Uluslararası Tuzdan Arındırma Birliği (IDA), ... İleri Geliştirilmiş Teknolojiyle Ham ve Kullanılmış Atık Sulardan Geri Kazanım ve Dönüşümİki harfli tek kelimelik, yaşamın iksiri su, dünyamızda çok önemli bir yere sahip olup, tüm canlıların yaşaması için muhtaç olduğu maddedir.... ETA Ekipman - Ultraviyole Dezenfeksiyon SistemleriAtık su arıtma tesislerinde dezenfeksiyon, arıtılmış suyun çevreye güvenli bir şekilde deşarj edilmesi veya yeniden kullanımını sağlamak açısından büy... |
|||||||||||
©2026 B2B Medya - Teknik Sektör Yayıncılığı A.Ş. | Sektörel Yayıncılar Derneği üyesidir. | Çerez Bilgisi ve Gizlilik Politikamız için lütfen tıklayınız.