'Havza bazında kirlilik kontrolü ve yönetimi anlayışı içinde, atık borsasının kurulması, sanayiyi de korur, çevreyi de...'

'Havza bazında kirlilik kontrolü ve yönetimi anlayışı içinde, atık borsasının kurulması, sanayiyi de korur, çevreyi de...'

TEKNİK MAKALE
1. Sayı (Mart Nisan 2005)

Sistemyapı A.Ş. Kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı Uğur Dinçer:
Çevre teknolojilerinin Türkiye gündemine gelmesinden önceye dayanıyor Sistem Yapı’nın kuruluşu. 80’li yıllarda Çevre Mühendisliğinin bir meslek disiplini olarak ortaya çıkmasından önce, 1971 yılında faaliyetlerine başlayan Sistem Yapı, çevre teknolojileri alanında ihtisaslaşma eğilimi göstermiş ve bugün altı firmadan oluşan Sistem Grup’un amiral gemisi olarak varlığını sürdürüyor. Sistem Yapı A.Ş. kurucusu ve halen Yönetim Kurulu Başkanı olan Uğur Dinçer ile, ülkemizin çevre teknolojileri ve çevre politikaları alanındaki mevcut durumunu, Sistem Yapı’nın gelecekteki projelerini görüştük..

SU ve ÇEVRE TEKNOLOJİLERİ DERGİSİ: Ülkemizin mevcut çevre politikalarını yeterli buluyor musunuz? Öngördüğünüz çalışmalar nelerdir?

UĞUR DİNÇER: Türkiye’de çevre konuları özellikle bir dönem çok konuşuldu, çok tartışıldı. Ancak, Türkiye’nin çok iyi tarif edilebilir bir çevre politikası olmadı. Çevre Bakanlığı müstakil bir bakanlık olarak yapılandırılmış olmasına rağmen, bu politikayı oluşturamadı. Bunun bir takım sebepleri var. Çevre, çok noktalı bir sorumluluk politikası gerektiriyor. Tarım Bakanlığı da, Belediyeler de çevre politikalarının tarafları. Koordinasyon sağlanamadığında, yapılan çalışmalar kontrolsuz, kadük kalıyor. AB sürecinde, politika oluşturamama süreci bitecek, politika oluşumu gerçekleşecek. AB mevzuatlarındaki çevre politikaları, uygulamalar, Türkiye tarafından üstlenilecek. Çevre, önümüze daha koordine edilebilir bir konu olarak çıkacak karşımıza. Muhtemelen koordinasyon, Çevre Bakanlığı tarafından sağlanacak veya başka alt organlar, yeni organlar da tesis edilebilecek. Tutarlı, denetlenebilir, işlerlik taşıyan bir çevre politikamız olmayınca, hiçbir çabadan kayda değer sonuçlar alınamadı. Birbirinden kopuk, münferit, günü kurtaran yatırımlar oldu. Türkiye’de daha önce havza bazında, bütünleşik projeler öngörülmedi. Yani bir fabrikanın yasalara karşı sorumluluğunu yerine getirmesi için arıtma tesisi yapması ile havza bazında çözüm elde edemiyorsunuz. Bir havzayı kurtarmak için, bir gölü, denizi, akarsuyu havza bazında kurtarmak için proje üretilmezse, bir fabrikanın yaptırdığı arıtma tesisi ile havza bazında koruma sağlayamıyorsunuz. Bu anlayışın Türkiye’ye girmesi lazım. Girince daha gerçekçi sonuçlar ortaya çıkacak. Türkiye’de kağıt, deri, tekstil gibi sanayi bazında kriterler var. Havza bazında bir arıtma planladığınızda, havzadaki bir kaynağa toplam kontrollü olarak atanan kirliliğin hacmi belli olacak. Hangi fabrikalarda hangi oranlarda kirlilik yönelteceği sınırlandırılacak, bir denge kurulacak. Diğer ülkelerde olduğu gibi, atık borsası söz konusu olacak. Kaynağa atacağınız kirlilik için belirlenmiş bir miktar hakkınız var ve bunun tamamını kullanmayacaksanız, bir başka fabrikaya o kotayı satabiliyorsunuz. Bu uygulama olmadan, bazı sanayilerin sırf çıkış suyu kriterleri yüzünden kapanmasına yol açıyorsunuz. Olamayacak kriterlerle o fabrikanın ekonomik hayatını sona erdiriyorsunuz. Çünkü çıkış suyunu o kritere getirmek öylesine bir maliyet getiriyor ki, o fabrikanın ayakta kalabilmesi riske giriyor. O fabrika, başka bir fabrikanın hakkını satın alarak atığını deşarj ettiğinde, havzaya atılan kirlilik miktarı da hesap edileni aşmayacağı için sorun yaratmıyor. Kağıt sanayi, deri, maya sanayi gibi bölgelerde çıkış suyu kriterlerini belli bir limitin altına indirmesi, imkansıza yakın güçlüktedir. Bazı sanayi kollarında bir zorlama yapıldı. Bu zorlama sonuç vermedi. Şu anda Türkiye’nin gevşek denetleme sistemi içinde ‘göz yumulma yolu’ ile çözüme ulaştı. Ama havza bazında kirlilik kontrolü ve yönetimi anlayışı içinde, atık borsası kurulursa, bu tip fabrikalarda bu sıkıntı yaşanmaz. Başkasının hakkını satın alır, havza kirliliği artmamış olur. Çevre Politikaları içinde bu uygulamayı görebilmeyi umut ediyoruz.

SU ve ÇEVRE TEKNOLOJİLERİ DERGİSİ: AB sürecinin çevre politikalarımız üzerindeki etkisi neler olacak?

UĞUR DİNÇER: ‘Arıtma tesisi yapmamız lazım, ama paramız yok.’ Sıkça karşılaştığımız bir mazeret. Bu bazen doğru, bazen de yanlış. Havza bazında toplam yatırım hesaplandığında, gereken yatırım için planlama yapılması gerekecektir. Yatırım kredileri verilebilir. Yatırım için kaynak ayrılmalıdır. Hangi bakanlık, hangi organizasyon, belediyeler, sanayi kuruluşları ne ayırmalı, hesaplanabilir. AB de kredi veriyor. Bu olanakları havza bazında ele alalım. Bütünlük içinde bir proje olarak uygulamaya kalkıldığında, kimse mazeret de uydurmaz. Finansal kaynakları organize etmenin yanı sıra, bir de merkezi otorite gerekiyor. Bunu kim organize edecek? Sorumlu kim? Bu şema sağlıklı olarak belirlenmeli. Bu süreçte, AB’nin güdüleyici, zorlayıcı etkileri olacaktır sanırım.

SU ve ÇEVRE TEKNOLOJİLERİ DERGİSİ: Arıtma alanında bugüne kadar olan süreçte temel eksikliklerimiz nelerdir?

UĞUR DİNÇER: Türkiye’deki çevre sektörü, çok parlak durumda değil. 1980’de çevre ile, su ile ilgili çalışmalar başladı. Bu süreç içinde güçlü bir çevre sektörü yaratamadık. Bunun değişik sebepleri var. Ana sebebi de; bu tip tesis taleplerinin, kuvvetli bir sektör yaratacak düzeyde olmaması. Bu sadece nicelik olarak değil, nitelik olarak da ele alınmalıdır. Gelen tesis taleplerinin çoğu, yasak savma şeklinde. Gerçek arıtma yararını hedefleyen tesis taleplerinin %10’u geçeceğini sanmıyorum. Göstermelik tesisler olunca, bilimsel yaklaşım da olmadı, bilgi birikimi de.. Fiziki bazı göstergeler, havuz, blower, aeratör gibi bazı ekipmanlar, birileri gelince ‘ben de arıtma tesisi yaptım’ diye gösterilebilecek donanım olarak konuşlandırıldı. Ben bunlara ‘artırma tesisi heykelleri’ diyorum. Talep olmayınca çevre teknolojisi alanında çalışan şirketler kendilerini geliştiremedi, yenileyemedi. Yüzlerce kişinin çalıştığı sektörde bu işi gerçekten bilerek yapan şirket sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor. Bunu söylerken bu alandaki firmaları eleştirmiyorum. Taleplere göre yönelim gösterildi. Bugün bu birikimin olmaması çözümsüz mü? Hayır. Talep niteliğe yönelik olduğunda, hızla bu talepleri karşılamaya yönelik devinimler, gelişimler sağlanacaktır. Hızla alt yapısını güçlendiren firmalar olacaktır. Devlet de kamu sektöründe tesislerini yaparken, tesislerin işletmesinden ziyade, var olmasını hedefledi. İşletme açısından bakılmadan, fabrika kurar gibi tesis edildi. Fabrikayı kurarken bile, işe önce satıştan bilgi çıkararak başlanmalı. O fabrikada ne üreteceksin, kaça sattığın bir mamul üreteceksin? Ona göre ekipman yatırımı, donanım sağlayacaksın. Arıtma tesislerini yaparken işletme düşünülmüyor, işletme maliyeti, işletme ömrü, yenilenme ihtiyacı ve süresi göz önüne alınmıyor. Ne miktarda ne arıtacaksın, ona göre çapta havuz, ona göre blower seçmen gerekecek. Öyle işletme maliyetleri ortaya çıktı ki, işletmeler çalıştırılmadı. Bakımı yapılmadı. Atıl yatırım olarak kaldı. Atık maliyetinden başlanıp tesis planlanmalıydı.

SU ve ÇEVRE TEKNOLOJİLERİ DERGİSİ: Sistem Yapı’nın gelecek planlarından bahseder misiniz?

UĞUR DİNÇER: Ülkemizde planlama dendiğinde, çoğunlukla kısa vadeler söz konusu ediliyor. Sistem Yapı, 10 yıllık bir plan, perspektif hazırlıyor. Biz, daha geniş bir zaman dilimini öngörmeye çalışıyoruz. 10 yıl içinde neler yapacağımızı, ulusal ve uluslararası dinamikleri sağlıklı değerlendirmeye çalışarak belirlemek istiyoruz. Bu çalışmalarımızın ana temalarından biri; Türkiye’deki faaliyetlerimizin yanı sıra, çevre ülkelere açılma faaliyetimizi genişletmek geliştirmektir. Romanya’da çok önemli ölçekte bir projeyi üstlendik. Hiçbir global ortak olmaksızın, doğrudan aldığımız bir iş. Benzer ölçekte bir taahhüdü, Bulgaristan’da yükleneceğiz. Bu iki ülkede de ofislerimizi açtık. Bu ülkeler, 2007 yılında AB’ye girecekler. Çevre konusunda yoğun olarak AB kredileri geliyor. O ülkelerde ismi güvenle bilinen, saygı duyulan, kaliteli iş yapan, o pazarda belirli bir yeri olan şirket olabilmek için çok yönlü çalışmalar içindeyiz. Bunun dışında diğer yurtdışı ülkelerde de daha az yoğunluklu olmak üzere, iş olanakları yaratmaya çalışıyoruz. Daha çok yabancı kredili işlere ilgi gösteriyoruz. Orada organize olmuş yabancı kuruluşlarla, Türk müteahhitlerle müşterek işler yapabiliriz.

2005’te Türkiye’de çok yoğun arıtma projeleri gerçekleşmesini beklemiyoruz.

Biz sadece yapım değil, işletme konusuna da ağırlık veriyoruz. Tesislerin değerlendirilmesine işletmeden başlamak gerekiyor. Amaç; iyi sonuç veren, ekonomik şartlarda çalışan bir tesis elde etmektir. Arıtan bir tesisten ziyade, en ucuz ve en iyi şekilde arıtan bir tesis kurmalısınız. Bunun için de işletmeciliği bilmelisiniz. İşletmecilikten geri besleme yapıp, bilginizi geliştireceksiniz ve daha iyi tesisler kuracaksınız. Biz şu anda işletmecilik yapan tek çevre şirketiyiz. Altı tesis işletiyoruz: Antalya Hurma Biyolojik Atıksu Arıtma Tesisi İşletmesi, Güzelbahçe Atıksu Arıtma Tesisi İşletmesi, Antalya OSB Atıksu Arıtma Tesisi İşletmesi, Malatya Belediyesi Atıksu Arıtma Tesisi, Fethiye Belediyesi Atıksu Arıtma Tesisi ve İşletilmesi, Bursa Doğu ve Batı Atıksu Arıtma Tesisleri ve Hamit Çöp Sızıntı Suyu Arıtma Tesisi.

İşletme kadromuzda 120 kişi çalışıyor. %20’si çevre mühendisidir. Bu konuda gerek öncü gerekse lider pozisyonda olduğumuzu söyleyebilirim.

Katı atık Türkiye’de önem kazanmaya başlıyor. Bu konuyu yakından takip ediyoruz. Bu konuda hazırlıklarımız ve iddiamız var. Türkiye’de lider olma amacındayız. Yine on yıllık planlarımız içinde Yap-işlet-devret projeleri var. Var olan işletmelerin ĞİSKİ gibi- özelleştirmelerine çok sıcak bakıyoruz. Bu konuda da hazırlıklarımızı yapıyoruz.

SU ve ÇEVRE TEKNOLOJİLERİ DERGİSİ: Çevresel varlıklarımızı koruyabilmek, duyarlı bir çevre bilinci oluşturabilmek için gerekli gördükleriniz nelerdir?

UĞUR DİNÇER: Çevre konusu, bir aralar Türkiye’nin gündemindeydi. Sonra gündemden düştü, modası geçti, unutuldu. Çok dar çevrelerde, kamuoyuna mal edilmeyecek boyutta tartışılıyor. Yeniden gündeme getirilmeli ve sürekli gündemde tutulmalı.

Çevre konusunun demokratikleşme ile doğru orantılı olduğunu düşünüyorum. Ayrıca demokrasiyi öğrenmek için de güzel bir enstrüman. Çevre; bir hak. Herhangi biri bu hakkınızı elinizden almaya kalktığı zaman, demokratik hakkınızı korumaya çalışmalısınız. Fikir hürriyeti, özel hayata saygı gibi.. ‘Benim çevremi tahrip edemezsin. Gelecek nesillerimin yaşam hakkını elinden alamazsın’ karşı çıkışı, bir yaşam hakkı kavgası aslında. Demokratik bir sorundur bu. Bu nedenle her gün tartışılmalıdır. Nasıl ki fikir hürriyeti, haber alma özgürlüğü her gün gündemde olabilecek, olması gereken demokrasi gereği tartışmalar ise, çevre de korumamız gereken demokratik hakkımızdır. Haklar, demokratik mekanizmalar içinde korunabilir. Haklarını korumayı öğrenmek de demokratikleşmektir. Çevre konusunun bir cazibesi de, demokratik hakların öğrenilmesinde cazip bir araç oluşudur. Çevre konusunu çocuklar da anlıyor. Demokratikleşme, demokratik haklar dendiğinde bazı konular karmaşık geliyor. Ama çevre konusunda ilkokullarda bile çalışmalar yapıyor çocuklar. Çocuklara demokrasiyi öğretmek için de çevre çok güzel bir araç. Vatandaş olma haklarının öğretilmesi için de çevre bir araç olarak kullanılmalı. Elden bırakılmamalı, vazgeçilmemeli...
 

İlginizi çekebilir...

Deniz Suyu Tesisleri için Vana Seçimi

Dünya genelinde tuzdan arındırma tesisleri günde 100 milyon metreküpten fazla içme suyu sağlamaktadır ve Uluslararası Tuzdan Arındırma Birliği (IDA), ...
19 Ocak 2026

İleri Geliştirilmiş Teknolojiyle Ham ve Kullanılmış Atık Sulardan Geri Kazanım ve Dönüşüm

İki harfli tek kelimelik, yaşamın iksiri su, dünyamızda çok önemli bir yere sahip olup, tüm canlıların yaşaması için muhtaç olduğu maddedir....
9 Aralık 2025

ETA Ekipman - Ultraviyole Dezenfeksiyon Sistemleri

Atık su arıtma tesislerinde dezenfeksiyon, arıtılmış suyun çevreye güvenli bir şekilde deşarj edilmesi veya yeniden kullanımını sağlamak açısından büy...
9 Aralık 2025

 
Anladım
Web sitemizde kullanıcı deneyiminizi artırmak için çerez (cookie) kullanılır. Daha fazla bilgi için lütfen tıklayınız...

  • Boat Builder Türkiye
  • Çatı ve Cephe Sistemleri Dergisi
  • Enerji & Doğalgaz Dergisi
  • Enerji ve Çevre Dünyası
  • Tersane Dergisi
  • Tesisat Dergisi
  • Yalıtım Dergisi
  • Yangın ve Güvenlik
  • YeşilBina Dergisi
  • İklimlendirme Sektörü Kataloğu
  • Yangın ve Güvenlik Sektörü Kataloğu
  • Yalıtım Sektörü Kataloğu
  • Su ve Çevre Sektörü Kataloğu

©2026 B2B Medya - Teknik Sektör Yayıncılığı A.Ş. | Sektörel Yayıncılar Derneği üyesidir. | Çerez Bilgisi ve Gizlilik Politikamız için lütfen tıklayınız.

0,750 sn