42 SU VE ÇEVRE TEKNOLOJİLERİ • Kasım / 2026 gelmemektedir. Bu nedenle, Türkiye’de varlık yönetimi açısından önemli gelişme alanlarından biri, mevcut mali kayıt ve bakımonarım sistemlerinin mühendislik temelli varlık yönetimi yaklaşımıyla bütünleştirilmesidir. Böyle bir bütünleşme, teknik durum, risk, performans ve maliyet bilgilerinin ortak bir karar yapısı içerisinde ele alınmasına, yatırım ve finansman kararlarının ise daha nesnel verilere dayalı olarak alınmasına katkı sağlayacaktır. 6. ASKİ ANKARA 2054 MASTER PLANI ÖRNEĞI Ankara İli İçmesuyu, Atıksu ve Yağmursuyu Yönetimi Master Planı kapsamında hazırlanan GR-17 Varlık Yönetimi Raporu ile ASKİ’de kurumsal varlık yönetimine geçiş sürecine yönelik kapsamlı bir çerçeve ortaya konulmuştur. Raporda fiziksel varlıkların hiyerarşik bir envanter yapısı içerisinde tanımlanması, planlı bakım sistemine geçilmesi, risk ve kritiklik değerlendirmelerinin uygulanması, etkin stok ve malzeme yönetiminin oluşturulması, yaşam döngüsü maliyetlerinin izlenmesi, bilgi sistemlerinin entegrasyonu ve gerekli kurumsal organizasyon yapısının geliştirilmesi temel ihtiyaçlar arasında belirlenmiştir (ASKİ, 2024). Bu yaklaşımın ASKİ ve benzer nitelikteki su ve kanalizasyon idareleri açısından sağlayabileceği katkılar çeşitli başlıklar altında değerlendirilebilir. İlk olarak, kritik varlıkların sistematik biçimde belirlenmesi mümkün hale gelecektir. Böylece bakım ve yatırım bütçelerinin tüm varlıklara eşit biçimde dağıtılması yerine, hizmet sürekliliği açısından daha yüksek risk taşıyan varlıklara öncelik verilmesi mümkün olacaktır. İkinci olarak, hizmet sürekliliğinin güçlendirilmesine katkı sağlanabilecektir. Önleyici ve kestirimci bakım uygulamalarının yaygınlaştırılmasıyla arıza meydana geldikten sonra müdahaleye dayalı yaklaşım yerine, arıza eğilimlerinin önceden belirlenmesi ve uygun zamanda bakım yapılması esasına dayalı daha proaktif bir bakım anlayışına geçilebilecektir. Üçüncü olarak, varlıkların teknik ve ekonomik servis ömürlerinin uzatılması mümkün olabilecektir. Zamanında gerçekleştirilen bakım ve rehabilitasyon faaliyetleri, varlığın yenilenme zamanını öteleyerek yeni yatırım ihtiyacını azaltabilecektir. Etkin bakım-onarım faaliyetleri gereksiz yatırımların önüne geçilmesine ve işletme maliyetlerinin azaltılmasına katkı sağlamaktadır (ASKİ, 2024). Dördüncü olarak, operasyonel maliyetlerin daha etkin biçimde yönetilmesi mümkün olacaktır. Özellikle pompa, motor ve arıtma ekipmanlarında varlığın teknik durumu ile enerji tüketimi arasında doğrudan bir ilişki bulunmaktadır. Bu nedenle bir ekipmanın yenilenme kararlarında yalnızca arıza sıklığının değil, varlığın ekonomik ömrü boyunca ortaya çıkardığı enerji tüketimi, bakım ve işletme maliyetlerinin de dikkate alınması gerekmektedir. Beşinci olarak, stok ve yedek parça yönetiminin risk esaslı bir yaklaşımla yürütülmesi mümkün hale gelecektir. Tüm yedek parçaların sürekli olarak stokta tutulması ekonomik açıdan uygun değildir. Buna karşılık kritik bir varlığına ait uzun tedarik süreli ve arıza halinde hizmet sürekliliğini doğrudan etkileyebilecek bir parçanın stokta bulunmaması önemli bir operasyonel risk oluşturabilmektedir. Bu nedenle kritiklik analizlerinin stok politikalarının daha rasyonel ve önceliklendirilmiş biçimde oluşturulmasına katkı sağlanması beklenmektedir. Altıncı ve belki de en stratejik fayda, gelecekte ortaya çıkabilecek yenileme yatırımları ile finansman ihtiyacının daha öngörülebilir hale gelmesi sağlanabilecektir. Varlıkların yaşı, fiziksel durumu, kritiklik düzeyi, kalan servis ömrü ve yaşam döngüsü maliyetlerinin birlikte değerlendirilmesi, idarenin önümüzdeki 5, 10 veya 20 yıllık dönemde hangi varlıkları yenilemesi gerektiğinin daha sağlıklı biçimde öngörülmesine olanak sağlayacaktır. Bu doğrultuda varlık yönetimi verisi, yalnızca bakım ve işletme birimlerinin kullandığı teknik bir veri olmaktan çıkarak; bakım planları, yıllık bütçeler, yatırım programları ve uzun vadeli finansman planları için girdi sağlayan kurumsal bir karar destek kaynağına dönüşmektedir. 7. TÜRKIYE’DEKI SU VE KANALIZASYON İDARELERI İÇIN MODEL ÖNERISI Türkiye’de varlık yönetiminin yalnızca kurumların kendi tercihine bağlı bir yazılım veya bakım projesi olarak değerlendirilmesi yerine, su ve kanalizasyon hizmetlerinin kurumsal sürdürülebilirliğini destekleyen bütünleşik bir yönetim yaklaşımı olarak ele alınması gerekmektedir. Bu kapsamda su ve kanalizasyon idareleri için altı aşamalı bütünleşik bir yapı önerilebilir. Birinci aşama: Ortak ve hiyerarşik varlık envanterinin oluşturulmasıdır. Her varlığın tesis, sistem, alt sistem ve ekipman ilişkisini gösterecek ortak bir kodlama yapısı oluşturulmalı; CBS, SCADA, mali kayıt, stok ve bakım verileri mümkün olduğunca aynı varlık kimliği üzerinden ilişkilendirilmelidir. Böylece farklı birimlerde üretilen verilerin ortak bir varlık yapısı içerisinde bütünleştirilmesi mümkün hale gelecektir. İkinci aşama: Varlık durumu ve kritiklik değerlendirmesinin gerçekleştirilmesidir. Varlıkların değerlendirilmesinde yalnızca yaş bilgisinin esas alınması yeterli değildir. Fiziksel durumu, performansı, arıza geçmişi, yedeklenme durumu ve hizmet sürekliliği üzerindeki muhtemel etkiler belirli aralıklarla birlikte değerlendirilmelidir. Bu sayede varlıkların sistem içerisindeki önemi ve müdahale öncelikleri daha MAKALE
RkJQdWJsaXNoZXIy MTcyMTY=