Su ve Çevre Teknolojileri Dergisi 220. Sayı (Kasım 2026)

41 SU VE ÇEVRE TEKNOLOJİLERİ • Kasım-Aralık / 2026 MAKALE döngüsü maliyetleri, dijital varlık bilgileri, çevresel sürdürülebilirlik ve altyapı dayanıklılığı varlık yönetimi stratejisinin temel unsurları arasında ele alınmaktadır (ASKİ, 2024). Avustralya yaklaşımında öne çıkan hususlardan biri, varlık planlaması ile mali planlamanın birbirinden bağımsız değerlendirilmemesidir. Gelecekte hangi varlıkların hangi zaman diliminde bakım, rehabilitasyon ve yenilemeye ihtiyaç duyacağının öngörülmesi uzun dönemli yatırım ve finansman planlarının sağlıklı biçimde oluşturulması açısından temel bir gereklilik olarak değerlendirilmektedir. 4.3. Japonya Japonya’da varlık yönetiminin gelişiminde etkili olan temel itici güçlerden biri, hızlı ekonomik büyüme dönemlerinde inşa edilmiş geniş kapsamlı su ve kanalizasyon altyapısının giderek yaşlanmasıdır. Japonya Arazi, Altyapı, Ulaştırma ve Turizm Bakanlığı tarafından 2026 yılında güncellenen su işletmeleri varlık yönetimi rehberinde, sistemin temel aşamaları gerekli bilgilerin hazırlanması, varlık bazlı mikro değerlendirmelerin yapılması, sistem ölçeğinde makro değerlendirmelerin gerçekleştirilmesi, yenileme ihtiyacı ve finansal görünümün birlikte analiz edilmesi ve uygulama sonuçlarının izlenmesi şeklinde tanımlamaktadır (MLIT, 2026). Bu yaklaşımın dikkat çekici yönü, teknik yenileme ihtiyacı ile uzun vadeli mali kapasitenin aynı planlama sistemi içerisinde birlikte değerlendirilmesidir. Bu doğrultuda değerlendirme, yalnızca hangi tesislerin yaşlandığının belirlenmesiyle sınırlı kalmamakta; “Hangi tesis ne zaman yenilenmeli, yatırım maliyeti ne olacak ve bu yatırımın finansmanı nasıl sağlanacak?” şeklinde ele alınmaktadır. Japonya’daki Sendai City Wastewater Utility, ISO 55001 yaklaşımının öncü uygulamalarından biridir. Varlık yönetimi uygulamaları atıksu şebekeleri, pompa istasyonları ve arıtma tesislerini kapsamaktadır (ASKİ, 2024). İngiltere, Avustralya ve Japonya’nın hukuki ve kurumsal yapıları farklılık göstermekle birlikte, incelenen uygulamalarda ortak bir yaklaşım öne çıkmaktadır. Varlıkların fiziksel durumu, hizmet düzeyi, risk, bakım ve yenileme ihtiyaçları ile yatırım ve finansman gereksinimleri birbirinden bağımsız unsurlar olarak değil, bütünleşik bir karar sürecinin birbirini tamamlayan bileşenleri olarak değerlendirilmektedir. 5. TÜRKIYE’DE MEVCUT YAKLAŞIM Türkiye’de su ve kanalizasyon idarelerinin altyapı varlıklarının işletilmesi ve bakımı ve yenilenmesine ilişkin sorumluluklar farklı mevzuat düzenlemeleri içerisinde ele alınmaktadır. 2560 sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun’un 2’nci maddesinde içme ve kullanma suyu ihtiyacının karşılanması, atıksuların ve yağmursularının uzaklaştırılması için gerekli tesislerin kurulması veya kurdurulması; mevcut tesislerin devralınması ve işletilmesi; bunların bakım ve onarımının yapılması veya yaptırılması ile gerekli yenileme çalışmalarının gerçekleştirilmesi idarenin görevleri arasında sayılmaktadır. 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nda ise kamu kaynaklarının etkili, ekonomik ve verimli biçimde elde edilmesi ve kullanılması temel bir ilke olarak kabul edilmekte; stratejik planlama ve performans esaslı yönetim yaklaşımı çerçevesinde kurum kaynaklarının amaç ve hedeflerle ilişkilendirilmesi öngörülmektedir. Mahalli idarelere ilişkin bütçe ve muhasebe düzenlemeleri ile taşınır mevzuatı da fiziksel varlıkların kayıt altına alınması, korunması, amortismanlarının izlenmesi ve çeşitli bakım-onarım sorumluluklarının yerine getirilmesi açısından önemli hükümler içermektedir. Ancak söz konusu düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde, Türkiye’deki mevcut sistemin ISO 55000 yaklaşımında tanımlanan bütünleşik bir su altyapısı varlık yönetim sistemini doğrudan zorunlu hale getirdiğini söylemek güçtür. Mevzuatın farklı bileşenleri varlıkların mali kayıtlarının tutulması, bakım-onarım sorumluluklarının yerine getirilmesi, bütçenin yönetilmesi ve kamu kaynaklarının etkin kullanımı gibi konuları düzenlemektedir. Buna karşılık varlığın fiziksel durumu, kritiklik düzeyi, arıza riski, hizmet düzeyi üzerindeki etkisi, kalan servis ömrü ve yaşam döngüsü maliyeti gibi teknik ve ekonomik verilerin sistematik biçimde bir araya getirilerek yatırım ve finansman kararlarında kullanılması konusunda bütünleşik bir sektörel yaklaşımın sınırlı olduğu görülmektedir. ASKİ Master Planı kapsamında yapılan tespitler ve değerlendirmeler, bu ayrımı somut biçimde ortaya koymaktadır. ASKİ’nin duran varlıkları mali mevzuat çerçevesinde muhasebe amacıyla izlenirken, işletme, bakım ve onarıma ilişkin takip ilgili operasyonel birimler tarafından yürütülmektedir. Bununla birlikte, varlık yenileme ve satın alma kararları öncesinde mevcut varlıkların performans ve genel durum değerlendirmelerinin sistematik biçimde gerçekleştirilmediği görülmektedir (ASKİ, 2024). Bu durum, iki kavram arasındaki farkı açık biçimde ortaya koymaktadır. Bir varlığın muhasebe açısından kayıt altına alınmış olması ile mühendislik ve işletme açısından etkin biçimde yönetilmesi aynı anlama gelmemektedir. Örneğin, bir pompanın muhasebe sisteminde kayıtlı olması ve amortismanının hesaplanması; söz konusu pompanın gerçek fiziksel durumunun, arıza ihtimalinin, sistem içerisindeki kritiklik düzeyinin, enerji verimliliğinin, kalan servis ömrünün ve optimum yenileme zamanının bilindiği anlamına

RkJQdWJsaXNoZXIy MTcyMTY=