E-Dergi Oku 
E-Bültene Abone Olun
 
Endress+Hauser Türkiye

OECD Çevresel Performans İncelemesi: "Türkiye Raporu"

OECD Çevresel Performans İncelemesi: "Türkiye Raporu"

10 Haziran 2019 | DOSYA
131. Sayı (Haziran 2019)
827 kez okundu

OECD tarafından Türkiye’nin Üçüncü Çevresel Performans İncelemesi Raporu yayımladı. OECD çevresel performans incelemeleri uluslararası alanda ülkeler açısından referans belgeler olarak kabul ediliyor. Çevresel performans incelemelerinde, üye ülkelerin birbirlerinin performanslarını incelemesi ve değerlendirmesinin sağlanması hedefleniyor. İncelemeler, bağımsız, gerçeğe dayalı ve hedef gözeten öneriler içeriyor. İncelemeler ile ülkelerin ulusal ve uluslararası taahhütlerindeki ilerlemenin değerlendirmesi, ülkeler arasındaki diyaloğun teşvik edilmesi, kamuya ve diğer ülkelere hesap verilebilirliğin canlandırılması amacı güdülüyor.

OECD tarafından Türkiye’nin Üçüncü Çevresel Performans İncelemesi Raporu yayımlandı. Daha önce OECD tarafından, Türkiye için 1999 ve 2008 yıllarında olmak üzere iki ayrı çevresel performans incelemesi yapılmıştı. Çevresel performans incelemelerinde, diğer emsal değerlendirme raporlarında olduğu gibi, üye ülkelerin birbirlerinin performanslarını incelemesi ve değerlendirmesinin sağlanması hedefleniyor. Atıksular ve su kullanımına yönelik detayların yer aldığı raporda, kişi başına düşen yıllık su hacmi bakımından Türkiye’nin, su zengini bir ülke olmadığına değinilirken, 2030 yılında nüfusun 100 milyona ulaşmasıyla birlikte kişi başına düşen yıllık su miktarı azalacağına dikkat çekiliyor. Raporda, nüfus artışının ve iklim değişikliğinin etkileri ile bugün 1400 m3 ten az olan kişi başı su kullanım miktarının 2030 yılına kadar 1120 m3 e düşürmesinin beklendiği belirtiliyor. Kaynaklardan çekilen suyun mevcut kaynaklara oranı şeklinde tanımlanan su stresi, OECD ülke ortalamalarına göre oldukça yüksek. Yunanistan, İspanya ve Meksika gibi bazı OECD ülkelerinde olduğu gibi başta sulama olmak üzere (toplam su çekiminin neredeyse %70’i) tarım sektörü, ülkede su kullanımında en baskın sektörü.

Rapora göre ülke genelinde su kaynakları, zaman ve mekan bakımından dengesiz bir dağılıma sahip. İklim koşulları ve yüzey şekillerinde yaşanan değişimler nedeniyle nehirlerin debisi çoğu zaman düzensiz. Su kaynaklarının, Türkiye’nin kentselleşmiş ve sanayileşmiş batı bölgelerinde sınırlı olduğu da raporda değerlendiriliyor. Yapılan son çalışmalar, Türkiye’de sıcaklıkların ve kuraklığın giderek artacağını ve yakın zamanda yağış düzenlerinin dengesiz hale geleceğini gösteriyor. Nüfus artışıyla birlikte bu değişimlerin, pek çok bölgede su kapasitesini azaltması bekleniyor. Bu durum, su kapasitesinin kişi başı 1000 m3 ten az olduğu Marmara, K. Menderes ve Asi gibi havzalar için bilhassa endişe kaynağı. Tarım ve enerji üretimi de su niteliği ve niceliği üzerindeki baskıyı arttıracak (IPCC, 2014)

Yazının devamı için tıklayın


 


İlginizi çekebilir...

Yemek Atıklarından Doğaya Yeniden Dönüşüm

Teknolojinin, sanayileşmenin ve sürekli artan tüketimin oluşturduğu atıklar nüfus hızındaki artışla beraber tüm dünyada küresel ısınma ve doğal kaynak...
6 Nisan 2020

Ergene Havzası ENTA ile Korunuyor

Türkiye'nin gündeminde 2013 yılında olan ve dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar ve Tekirdağ Valis...
12 Mart 2020

Gemlik Körfezi'nin Röntgeni Çekiliyor

Bursa Büyükşehir Belediyesi'nin TÜBİTAK Marmara Araştırmaları Merkezi ile ortak yürüttüğü proje ile 2 yıl boyunca Gemlik Körfezi'nin adeta rön...
12 Mart 2020

 

  • Boat Builder Türkiye
  • Çatı ve Cephe Sistemleri Dergisi
  • Doğalgaz Dergisi
  • Enerji ve Çevre Dünyası
  • Tersane Dergisi
  • Tesisat Dergisi
  • Yalıtım Dergisi
  • Yangın ve Güvenlik
  • YeşilBina Dergisi
  • Klima ve Soğutma Rehberi
  • Yangın ve Güvenlik Rehberi
  • Yalıtım Sektörü Kataloğu
  • Su ve Çevre Sektörü Kataloğu

©2020 B2B Medya - Teknik Sektör Yayıncılığı A.Ş. | Sektörel Yayıncılar Derneği üyesidir.