Su ve Çevre Teknolojileri Dergisi 220. Sayı (Kasım 2026)

52 SU VE ÇEVRE TEKNOLOJİLERİ • Kasım / 2026 MAKALE ternatifler söz konusudur. Yaygın olarak kullanılan büyük lagünler veya çöktürme havuzları; yeraltına sızdırmazlığın sağlanması, sezon içerisinde ara temizliğin zorluğu, koku, sinek vb. hijenik sorunlar nedeniyle dezavantajlı görünmektedir. Yine de yüksek depolama kapasiteleri, çevrim suyunun son aşamada 2 mmlik tanbur eleklerden geçirilmesi ve kısmi çökeltme ile yıkama kalitesini sağlayabilmeleri nedeniyle - çöken çamurun arada bir temizlenmesi de göze alınarak- halen kullanılmaktadır. Öte yandan bazı tesislerde kullanılan; bir tarafından temizlik amaçlı loder girebilecek şekilde açık, arkaya eğimli, (örneğin 8 x 25 m; H: 2m’lik) tandem gruplar halindeki havuz setleri de geniş alan ihtiyacı, emek yoğun olmaları, koku ve sinek vb. hijyenik endişelerle çok tercih edilmemektedir. Bu sorunlar da bizi kendini otomatik temizleyebilen mekanik sistemlere yöneltmektedir. Bu kapsamda betonarme veya saçtan mamul klasik kum tutucuların (Grit Removal Systems) lamellalarla modifiye edilerek 100 mikrona kadar parçacıkların giderimini sağlayabilmesi sorunu önemli ölçüde azaltmaktadır. Yukarıda bahsettiğimiz kapalı devre üzerindeki 10 veya 5 mmlik mekanik eleklere ilaveten mekanik kum tutucu girişine monte edilecek 3 mm’lik yaprak ve sap ayırıcı elek vasıtasıyla tıkanmalar önlenebilmektedir. Dibe çökelen kum ve çamur, vidalı konveyörler vasıtasıyla kolaylıkla kamyonlara aktarılmaktadır. Bu tür bir mekanik sistemin seçilmesi durumunda; birbirini yedeklemesi, gerektiğinde temizlik yapılabilmesi amacıyla, beheri tam kapasiteyi karşılayabilecek paralel ikili hat alınması daha uygun olacaktır. Bu sistemin handikapı, kum tutucudan çıkan çamurun yaklaşık %30 kurulukta olmasıdır. Bu da işletmenin kapasitesine göre günlük 150-200 tona varabilen sulu çamurun işletme içi ve dışı gerekeceği anlamına gelmekte, diğer iki alternatife göre işletme maliyeti açısından dezavantajlı olmaktadır. Yönetimin burada kantitatif (maliyet) ve kalitatif (hijyenik) değerlendirme sonucu tercihini belirlemesinde yarar vardır. Not: Hangi sistem seçilirse seçilsin çevrim suyuna, gıda sınıfında olmak kaydıyla, bir miktar poly eklenmesinin çökelme performansını arttırdığı gözlemlenmiştir. 1.2. Blöf Suyu Yıkama suyu blöfünün yaklaşık %10 civarında olduğunu belirtmiştik. 2250-2500 m³/sa çevrim suyu dikkate alındığında bu 225-250 m³/sa yüksek AKM’li atık suya tekabül etmektedir. Biyolojik arıtmada tercih edilen sistemden bağımsız olarak yüksek AKM arıtma havuzlarında çökelerek çeşitli sorunlara yol açabilmektedir. Blöf hattı üzerine 100 ve 50 mikronluk seri disc-filtre konulmasında yarar vardır. Bu, tesisin uzun vadede sağlıklı çalışmasını sağlayacaktır. 2. ATIK SU ARITMA SISTEMI Domates işleme tesislerinde atık su arıtma tesisinin; 3 aylık ürün hasat sezonunda yüksek debi ancak düşük kirlilik yükünü (bu örnekte yaklaşık 400 m3/sa; KOİ ort. 1500 mg/ lt); normal sezonda ise düşük debi, yüksek kirlilik yükünü (örneğimizde 70-90 m3/sa; KOİ ort. 3000 mg/lt), karşılayabilecek esneklikte olması beklenir. Normal sezonda işletmeden gelen sudaki yüksek KOİ değeri yanı sıra mayonez ve sos üretiminden gelen yağ da önemli kirlilik parametresidir ve bunun fiziksel arıtma ile giderilmesi gerekir. Hasat mevsiminde işletmeden gelen su 150 m3/sa civarına kadar artsa da seyrelme neticesinde kg cinsinden toplam yük stabil seyretmektedir. Çevrim suyu blöfünde ise yüksek askıdaki katı madde (AKM)’nin biyolojik arıtmayı etkilememesi için yine bir fiziksel arıtmadan geçirilmesi önerilmektedir. 2.1 Fiziksel Arıtma- Normal İşletme Hattı Söz konusu örnekte işletme atık su hattı üzerine” lamellalı, eriyik- havalı-yüzdürme” (Dissolved Air Flotation -DAF) ünitesi konulmak suretiyle, ve de sadece topaklaştırıcı (flokkulan) ekleyerek, yağ %85-90, askıdaki katı madde %85-90 ve KOİ %60-65 oranında düşürülmüştür. DAF ünitesine suyun dengeli verilmesi önemlidir, bu amaçla öncesinde 4-6 saatlik bir dengeleme havuzu olması kimyasal kullanımındaki salınımı ve fazla sarfiyatı önleyecektir. Dikkat edilecek husus seçilecek DAF ünitesinin performansıdır. Klasik betonarme yağ tutucuların performansı maalesef %10-20 yi geçmemekte, yarı manuel işletme işçilik yükünü arttırmaktadır. Mekanik DAF lar betonarmelere göre çok daha kompakt olup, daha az yer kaplamaktadır, otomasyona da elverişlidir. 2.2 Fiziksel Arıtma- Çevrim Suyu Blöfü Yukarıda, 1b- Bölümünde de değinildiği üzere, mekanik kum tutucu veya lagün türü çöktürme havuzlarından gelen çevrim suyu blöfü doğrudan biyolojik arıtmaya verilmesi halinde taşıdığı yüksek AKM (>500mg/lt) nedeniyle biyolojik arıtmada problemlere yol açabilir. Açık havalandırma veya Kesikli Ardışık Reaktör (SBR) sistemlerinde havuzlarda çökelmeye, Hareketli Yatak Biyofilm Reaktörlerinde (MBBR) özellikle inorganik ve biyolojik olarak parçalanamayan katı maddelerin reaktörde birikmesine, biyolojik taşıyıcılar üzerindeki biyofilm faaliyetinin ve oksijen transfer koşullarının olumsuz etkilenmesine, ayrıca reaktör çıkışındaki AKM yükünün artarak sonraki katı-sıvı ayırma ünitelerinin performansının düşmesine neden olabilir. Bu nedenle blöf hattı üzerine kademeli olarak 100 micron ve 50 mikronluk disk filtreler konulmasında yarar vardır.

RkJQdWJsaXNoZXIy MTcyMTY=