1 İTÜ İnşaat Fakültesi Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Samsunlu: "BirçBokelediye Başkanı Çevrenin J(orunmasına GerekOen emViermiyo İTÜ inşaat Fakültesi Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi, İmar ve İskan Eski Bakanı Prof. Dr. Ahmet Samsunlu ile Türkiye'deki çevre sorunları ve çözümleri hakkında görüştük ... Su ve Çevre Teknolojileri: Dünyada ve Türkiye'de "çevre sorunları" kavramının ortaya çıkışı nasıl olmuştur? Prof. Dr. Ahmet Samsunlu: Dünyada 1970'li yıllara kadar çevre sorunlarının nelere yol açabileceği pek çok kimse tarafından bilinmiyordu. Çevre sorunlarına eğilme 2. Dünya Savaşı'ndan sonra başlamıştır. Çevre kirlenmesinin çok daha büyük boyutlara ulaşarak korkunç sonuçlar yaratabileceğini gören dünyanın ileri gelenleri tarafından kurulan ve insanlığın geleceğini sorgulayan bir sivil toplum kuruluşu olan "RomaKulübü", İnsanlığın İkilemi adlı projesinde kullanmak üzere Massachussets İnstitute of Tevhnology (MIT)'den bir rapor hazırlamalarını istedi. MIT'de çalışan Amerikalı bilim adamı Meodow tarafından yapılan çalışmanın amacı, 1900-2100 yılları arasındaki dünya bağlamında nüfus artışı, gıda üretimi, endüstrileşme, doğal kaynakların tüketilmesi ve kirlenmeden oluşan beş temel etkenin karşılıklı bağımlılığının ve etkileşiminin belirlenmesiydi. "Büyümenin Sınırları" adı altında yayınlanan ve çok sayıda modelin incelendiği bu raporda, dünyada süregelen dengesiz gelişmenin önlenememesi halinde, insanlığı bir felaketin beklediğini ortaya koyuyordu. Meoclow, çalışmasının sonuç ~ SU VE ÇEVRE TEKNOLOJİLERİ • SAYI 2 bölümünde nüfus artışının kontrol altına alınması, hammadcle kaynaklarının dikkatli tüketilmesi ve endüstriyel gelişmenin dengede tutulabilmesi gerekliliğini ortaya koymuştu. Bunların sağlanması durumunda çevre kirlenmesinin belirli sınırlarda kalacağını ela vurgulamıştı. Bu raporun tartışmaları sürerken dünya çapında gerçekleştirilen ilk hareket ise Birleşmiş Milletlerin1972 yılında düzenlediği ve aralarında Türkiye'nin de bulunduğu 113 ülkenin katılımıyla toplanan StockholmÇevre Konferansı'clır. Konferans bildirgesi,çevrenin korunması ve geliştirilmesi düşüncesini tüm insanlara benimsetecek, bu konuda onlara yol gösterecek olan karar ve görüşleri içermektedir. Bu konferansın en önemli sonuçlarından biri ele Birleşmiş Milletler Çevre Programı, UNEP'in (Unitecl Nation Environmental Programme) kurulmasıdır. UNEP'in kuruluşuyla ve katkısıyla insanlar dünyada çevre sorunları üzerine hassasiyetle eğilmişler ve konuyla ilgiliproje ve programlar başlatmışlardır. Türkiye'cle çevre konularına Stockholm Konferansından sonra ilgigösterilmeye başlanılmış ve koordinasyon görevi İmar ve İskan Bakanlığı'na verilmişti. Bu zamana kadar Sakaıya Nehri ve Haliç kirlenmiş, İzmir ve İzmit Körfezi kokmaya başlamış, Ankara ela hava kirliliğiyle boğuşmaktaydı. Sorunlara bütüncül olarak yaklaşmayı sağlayabilmek için 1978'cleEcevit'in Başbakan olduğu kabinede Başbakan Yardımcısı ve Devlet Bakanı olan Dr. Faruk Sükan, Türkiye'cleilk defa bir çevre müsteşarlığı kurulmasını sağlamıştır. Yani Türkiye'cleçevre politikasının ilk adımı Stockholm Konferansı'ndan sonra çevre müsteşarlığının kurulmasıyla atılmıştı. Stockholm Konferansı'ncla kalkınma ve çevre konusunda "Kirletenöder" prensibi esas alınmıştır. Yani"kirletama öde"... 1984'egelindiğinde, "Kirletenöder" prensibiyle işlerin iyi gitmediği görülmüş ve dünyada yeniden bir hareket başlamıştır. Bunun üzerine Birleşmiş Milletler tarafından 1984'te eski Norveç Başbakanı Bruttlancl'ın başkanlığında kurulan BruttlanclKomisyonu, 1987'cle "Müşterek Geleceğimiz" adlı bir rapor yayımlamıştı. Birleşmiş Milletler'e sunulan ve kabul edilen bu raporun ana düşüncesi sürdürülebilir kalkınmadır. Yani gelecek nesillerin ihtiyaçlarını da dikkate alarak sanayileşmek, gelişmek ve yaşamı sürdürmektir. Birleşmiş Milletler, bu rapor ışığında 1992'cleRio toplantısını yapmıştır. Rio'claki toplantıya dönemin Başbakanı Süleyman Demirel ve Çevre Bakanı katılmıştı. Çevre Müsteşarlığı konunun ülkemizde de giderek önem kazanması nedeniyle 1991 yılında
RkJQdWJsaXNoZXIy MTcyMTY=