E-Dergi Oku 
E-Bültene Abone Olun
 

Aslı Musal: "Sanayide Çevre Bilincimiz, Çevre Cezalarıyla Sınırlı"

Aslı Musal: "Sanayide Çevre Bilincimiz, Çevre Cezalarıyla Sınırlı"

15 Şubat 2019 Cuma | GÖRÜŞ
127. Sayı (Şubat 2019)
509 kez okundu

Egesis Çevre Teknolojileri Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Aslı Musal


Kendi güvenliğimiz için ön koltuklarda emniyet kemeri zorunluluğu ve kemersiz yakalananlara ciddi para cezaları yazılmaya başlanan ilk dönemleri hatırlarsınız. Hepimize zor gelmiş, çoğumuz “mış” gibi yapmaların yolunu aramış, kemer takmadığımızda uyarı sinyali veren yeni nesil araçları kandırmak için; alttan, arkadan bağlayanlarımız olmuş, hatta uyarı sistemini susturmak için kilide takılmak üzere satılan, kemersiz plastik adaptörler bile çıkmıştı piyasaya.

Ceza korusuyla, kararlı ve sürekli denetim ve can yakan ceza dekontlarıyla, söylene söylene yola geldik. Şimdi kemer takmazsak camdan fırlayacakmışız gibi hissediyoruz kendimizi ama bu bilince yükselmemiz için uzunca bir süre bir “günah” ve “cehennem” tehdidi gerekti hepimize.

Şimdi sanayicimizin son on beş - yirmi yıldır içinden geçtiği, “Gelişen çevre bilinci” süreci de tıpkı bu durumda. Vurduruyorduk bir artezyen, kuyularımızda sayaç da yok ne güzel, ne kadar su harcadığımızı hiç düşünmeden bol bol, özgürce kullanıyorduk suyu. Kanlı yağlı kesimhane atıksularını, krom nikel banyo sularını, tonlarca tekstil, gıda işletmesi atıksularını salıyorduk dereye gidiyordu. Yedi taşa çarpıp temizlenirdi nasıl olsa.Sonra birileri geldi, “Bak cezası büyük, arıtma tesisi kuracaksın” dedi. Rahatlık bölgemiz bozuldu. Su tüketimimiz hoyratça, bir sayacımız bile yok, günlük debimizi kestirmemiz bile imkansız. Bir kaç teklif alıp araştırdık; ciddi ilk yatırımlar, ciddi işletme maliyetleri çıktı karşımıza.

Yasadan kaçabildiğimiz kadar kaçtık. Ankara’dan hatırlı tanıdıklar bulmaya çalıştık, yatırımı ceza yemeden ne kadar öteleyebiliriz diye. Bu arada Kemalpaşa gibi kiraz bahçelerinin, akan dereleriyle meşhur pek çok mesire yerinin, gelişen sanayi ile parsel parsel tarıma kapanıp sanayi arazisi olması yetmezmiş gibi, 7 – 8 metrelerdeki yeraltı su seviyelerini, 700 – 900 metrelere gerilettik. Eskinin billur sularında, bu derinliklerde bile siyanür çıkmaya başladı, olsun biz sanayiciler ülkemiz için vardık ve kaç kişiye istihdam sağlayan velinimetiydik çevremizin.
Arıtma kurmak zorunda olduğumuza üst üste can yakan ceza ve kapatılma korkusuyla er geç ikna olduk ama bu sefer de, iş bitiriciyiz ya, en uygun fiyatı veren, en ucuz yatırımı kim öneriyorsa ona inanmak istedik. Çalışmayan, atıksuyu daha da kirleten, etrafa koku yayan tesislerimiz oldu. Bu sefer, arıtmalarımız iyi çalışıyor mu diye, çıkış suyumuzu denetlemeye kalktılar; çok sinirlendik, kaç kişiye istihdam sağlıyorduk “Bir de ha bire kapıdalar, hiç arıtma kurmayanlar var, onlara gitseler ya” diye. Eh, haklıydık!
Çıkış suyumuzu iyi göstermenin yollarını aradık. Yapamaz hale gelince, daha çok paralar ödeyerek tesislerimizi büyütmek, revize etmek zorunda kaldık. Eski arıtmacılarımıza kızdık; baştan diğerleri daha pahalı diye inanmak istediğimiz kişileri günah keçisi ilan ettik.

Sonra arıtma çamurları dert oldu başımıza. Dereyi kirletmeyelim diye, 40.000 – 50.000 TL aylık elektrik parası vererek içindeki kirliliği çamura hapsettiğimiz koca tesislerimizin arıtma çamurlarını, gece kimse görmezken aynı dereye verdik.Tonlarca atıksuyun arıtıldığı, ağır yük, nem rutubet içinde çalışan pompalarımızı, koca hava körüklerimizi yedeksiz çalıştırdık, “Koca tesis kurduk zorla, bir de çifter çiftler mi alacağım ekipmanları” dedik. Bozulan pompamız iki ay servise gitti; ciddi ceza riski altında biz tesislerimizi bypassa geçirdik, çoğu zaman yakalanmadık ama yine olan derelerimize oldu.

Ama Çevre Bakanlığı inatçı çıktı. Cezalarla döve döve bize hem arıtma yaptırdı, hem revizyonlarına zorladı, hem de çıkış sularımız her dakika denetlemeye başladı. İstenen kalitenin birazcık üzerinde tek bir analiz çıksın, cezası 60.000 TL’den başlıyordu. Uluslararası çalışan firmalara, müşterileri çevreye uygunluklarını sormaya başladı. ISO ve bunun gibi kalite yönetim standartları çevre fasılları çıkardı. Yükselen değerler hep çevreye saygı gerektirir oldu. Bir de deşarj suyumuz 20 mg/L standartları aşarsa, mahkemeye çıkıyor, ceza yiyen şirketlerin imza yetkilileri doğrudan ceza mahkemesinde 5 yıl hapis istemiyle yargılanıyor. İşin içerisinde kasıt var mı, sorgulanıyor. Aynı SGK davaları gibi, mahkemeler de sanayiciden yana değil, kamu yararından taraf yürütüyor davayı. Her türlü ihmalin bedeli oldukça ağırlaştı, ağırlaşmaya devam da ediyor anlayacağınız.

Dünya çapında daralan bu çember sayesinde, bizler de arıtma fikrine alıştık, yavaş yavaş üretim maliyetlerimizin içinde zorunlu bir yatırım ve işletme gideri olarak görmeye başladık sonunda. …
 


 


İlginizi çekebilir...

ÇMO, Dünya Çevre Günü Türkiye Raporu'nu Paylaştı

5 Haziran 1972 yılında BM Stockholm Konferansı'nda insan ve çevre arasındaki ilişki üzerinde durulmuş ve Birleşmiş Milletler tarafında Dünya Çevre...
5 Temmuz 2019 Cuma

Sıfır Günü "Day Zero"

Dünya yüzeyinin %70'i sularla kaplı olmasına rağmen su, özellikle içme suyu oldukça az. Rezervlerin yalnızca %3'ü tatlı sulardan oluşuyor....
26 Nisan 2019 Cuma

Atıksuyu Atma, Geri Kazan

Dünya üzerindeki kullanılabilir tatlı suyun, tüm su miktarına oranı yaklaşık %3'tür. Ancak bu miktar gittikçe azalıyor....
11 Nisan 2019 Perşembe

 

  • Boat Builder Türkiye
  • Çatı ve Cephe Sistemleri Dergisi
  • Doğalgaz Dergisi
  • Enerji ve Çevre Dünyası
  • Tersane Dergisi
  • Tesisat Dergisi
  • Yalıtım Dergisi
  • Yangın ve Güvenlik
  • YeşilBina Dergisi
  • Klima ve Soğutma Rehberi
  • Yangın ve Güvenlik Rehberi

©2019 B2B Medya - Teknik Sektör Yayıncılığı A.Ş. | Sektörel Yayıncılar Derneği üyesidir.