İnsanlar ve Doğa için Temiz Su Temini
AVRUPA ÇEVRE AJANSI
Dünya yüzeyinin %70’inden fazlasını kaplayan su, gezegenimizdeki tüm canlılar için gereklidir. Dünya üzerinden tüm suyun %96,5’i okyanuslarda tuzlu su olarak bulunurken, geri kalan %3,5’i göller, nehirler, yer altı suları ve buzlar gibi tatlı sulardır. Bu sınırlı ve değerli kaynağın iyi yönetilmesi, insanların ve doğanın refahı için elzemdir.
Tarih boyunca insanlar nehir, göl ve kıyı şeritlerinin yakınına yerleşmişlerdir. Nehirler ve dereler temiz suyu getirir, atıkları götürürdü. Yerleşim yerleri büyüdükçe temiz su kullanımı ve kirli su çıkışı da arttı. 18. yüzyıldan itibaren Avrupa’nın su kaynaklarına sanayiden kirletici maddeler de karışmaya başladı.
Kanalizasyon sistemleri, atık su arıtma tesisleri, sanayi ve tarımdan kaynaklanan kirleticilerin düzenlenmesi ile Avrupa, su kaynaklarına giden emisyonları azaltmada uzun bir yol kat etti. Bununla birlikte su kirliliği hâlihazırda sorun teşkil ederken aşırı kullanım, fiziksel değişiklikler ve iklim değişikliği suyun kalitesini ve ulaşılabilirliğini etkilemeye devam ediyor.
Madalyonun iki yüzü - Avrupa’nın su kaynaklarının durumu
Avrupa’da kullanılan tatlı suyun yaklaşık %88’i nehirlerden ve yer altı sularından elde ediliyor. Geri kalanı barajlardan (yaklaşık %10) ve göllerden (%2’den az) geliyor. Diğer tüm hayati kaynaklar veya yaşayan organizmalar gibi su da baskı altına girebilir. Bu durum, suya olan talep su arzını aştığında veya kirlilik nedeniyle suyun kalitesi düştüğünde ortaya çıkabilir. Atık su arıtımı ve tarım kaynaklı azot ve fosfor kayıplarındaki azalmalar, su kalitesinde önemli iyileşmeler sağlamıştır. Ancak AÇA’nın yakın tarihli verilerine göre kısmen kirlilik nedeniyle Avrupa’daki yüzey sularının yalnızca %44’ü iyi veya yüksek ekolojik duruma ulaşmaktadır. Avrupa’nın yer altı sularının durumu biraz daha iyidir. Avrupa’nın yer altı suyu bölgelerinin yaklaşık %75’inin “kimyasal durumu iyidir”.
Tehdit altındaki deniz çevresi
AÇA’nın Denizden mesajlar II değerlendirmesine göre, Baltık Denizi’nden Akdeniz’e kadar Avrupa denizlerinin mevcut durumu genel itibariyle zayıftır. Bölgesel düzeydeki iş birliği yoluyla elde edilen bazı olumlu gelişmelere rağmen, insanların geçmişteki ve günümüzdeki faaliyetlerinden kaynaklanan pek çok baskı, deniz ekosistemlerine geri dönüşü olmayan zararlar verebilir.
















