
Sürdürülebilirlik ve Atıksu Geri Kazanımı![]()
Ece Has Arbiogaz Çevre Mühendisi Sürdürülebilirlik anlayışı, 1987 yılında Dünya Çevre ve Kalkınma Komisyonu’nun getirdiği bir tanımla başlar. Sürdürülebilirliğin, gelecek nesillerin kendi ihtiyaçlarını karşılama yeteneklerinden ödün vermeden bugünün ihtiyaçlarını karşılayabilen bir ekonomik kalkınma eylemi olduğu öngörülmektedir (WCED 1987: 39). Bu tanım, bu kapsamlı kavramı anlamak için bir başlangıç noktasıdır. Sürdürülebilirlik, temelde dünyanın biyofiziksel ortamı ile ilgilidir ve esasen doğal kaynakların kullanımına ve tüketilmesine odaklanmaktadır. Sürdürülebilirliğin köklerinin çevrenin ve doğal kaynakların korunmasına dayandığı düşünülse de, aslında dünyanın, canlıların sağlığını tehdit etmeden insan nüfusunu ve ekonomik büyümeyi destekleyebilmesi için istikrarlı bir duruma gelebilmesi ile ilgilidir. Sürdürülebilirlik, eşzamanlı olarak çevreyi korumak, ekonomik büyümeyi ve gelişmeyi sürdürmek ve sosyal adaleti desteklemekle başarılabilir. Günümüzde tüm dünya, iklim değişikliği, kuraklık, su ve hava kirliliği, biyolojik çeşitlilik kaybı gibi çevresel sorunlar ve beraberinde gelen ekonomik zorluklar yüzünden sürdürülebilirliğin sağlanması konusunda önemli sıkıntılarla baş etmek durumundadır (Rockström vd., 2009; Jackson, 2009; Meadows vd., 2004; WWF, 2014). Son yıllarda giderek artan sanayileşme ve buna bağlı olarak iş olanaklarının fazla olduğu bölgelere yapılan göçler, beraberinde düzensiz nüfus artışına ve doğal kaynakların bilinçsizce tüketimine sebep olmaktadır. Küresel ölçekte su kaynaklarının hızla tükenmesi günümüzdeki en önemli problemlerden biridir. Sürdürülebilirlik kavramı çevre, ekonomi ve sosyal eşitlik olmak üzere üç önemli unsurdan oluşmaktadır. Çevre konusundaki en önemli bileşen ise atık su yönetimidir. Atık su, evsel veya endüstriyel amaçlı harcanmış ve kullanılmış su olarak tanımlanmaktadır. Arıtılmadığı sürece çevre ve insan sağlığına zarar verecek içeriğe sahiptir. Atık su yönetimi, su kalitesi ve insan sağlığı açısından çok önemli bir yere sahip olduğundan yüzyıllar boyunca önemli bir konu olmuş ve günümüzde arıtma teknolojileri açısından büyük ölçüde gelişme kaydetmiştir. Günümüzde su kaynakları, ülkeler arası stratejik ilişkilerin yürütülmesinde en önemli faktörler arasında bulunduğu için ülkemiz gibi zengin doğal kaynakları barındıran coğrafyalarda kaynakların tüketilmesi problemi daha da önem kazanmıştır. Nüfus artışıyla beraber artan talebe karşılık gelen su kaynakları hızla azalmakta ve oluşan atık suların sadece arıtılması yeterli olmamaktadır. Bu sebepten dolayı, arıtılmış atık suların çeşitli amaç ve uygulamalarda kullanımı için alternatif yöntemler ve teknolojiler geliştirilmektedir. Atık suların geri kullanımı ile hem su kaynaklarının tüketiminde büyük ölçüde azalma, hem de deşarj edilen arıtılmış atık suların çevresel etkilerinin en aza indirilmesi sağlanmaktadır. Bu konsept dahilinde, yakın gelecekte atık su yönetim sistemlerinin sürdürülebilir hale getirilmesi beklenmektedir. Bu nedenle, atık su arıtmanın yanı sıra kaynak geri kazanımına öncelik verilmelidir. İlginizi çekebilir... Atık Su Arıtımında Anaerobik Arıtmanın Aerobik Arıtmaya Göre Avantajlarıİnsani kullanım ya da endüstriyel üretim neticesinde oluşan atık suların arıtılarak uzaklaştırılması yaşadığımız çevrenin korunması için son derece ön... Suyun Dijital Yolculuğu: Su Verimliliğinden Dijital Su Ayak İzine Uzanan Bir BakışSu, dünyanın en temel ama en kırılgan kaynaklarından biri. Artan nüfus, kentleşme ve iklim değişikliği baskısı altında suyun her damlası artık stratej... Domates Endüstrisinde Makineli Hasat ve Çevre SorunlarıToprak erozyonu , küresel tarımsal sürdürülebilirliği ve karbon döngüsünü tehdit eden büyük bir arazi bozulma sürecidir.... |
||||
©2026 B2B Medya - Teknik Sektör Yayıncılığı A.Ş. | Sektörel Yayıncılar Derneği üyesidir. | Çerez Bilgisi ve Gizlilik Politikamız için lütfen tıklayınız.