
SUKİ'lerde Yapay Zeka
Büyük Kentlerimizde Su Hizmetleri Yönetimi
Deniz Suyundan İçme Suyu Üretimi
ABB Synrm Motorlar ve Değişken Hızlı Sürücüler
|
Çevre Üzerine Türk-Fransız Kolokyumu![]()
Fransız Şirketlerini Uluslararası Tanıtım Ajansı (UBIFRANCE) ve Fransa’nın Türkiye Büyükelçiliği Ankara Ekonomik Misyonu tarafından, T.C. Çevre ve Orman Bakanlığı’nın himayesinde, Fransız Çevre ve Enerji Tasarrufu Ajansı’nın (ADEMA) işbirliği ile düzenlenen Çevre Üzerine Türk-Fransız Kolokyumu, 21-22 Eylül 2005 tarihlerinde Ankara Hilton Oteli’nde gerçekleştirildi. Fransa’nın Türkiye Büyükelçisi Paul Poudade, açılış konuşmasında ‘çevre’nin modern toplumların kaçınılmaz sorumluluğu dahilinde bulunduğunu ve bu sorumluluğun merkezi ve yerel yönetimler tarafından paylaşılması gereğine dikkat çekti. Paul Poudade, çevre ile ilgili sorunların teknolojik yeniliklere gereksinimi olduğunu, çevre politikalarının evrensel bir disiplin haline geldiğini belirterek, kolokyumun amacının bu noktada iki ülke arasındaki işbirliğini ve diyalogu geliştirme amacında olduğunu ifade etti. T.C. Çevre ve Orman Bakanlığı Müsteşarı Hasan Z.Sarıkaya da açılış konuşmasında özetle şunları söyledi: ‘Türkiye-Fransa işbirliğine bu alanda ilk örneklerden biri Terkos içme suyu hattı olmuştur. Sonraları su temini, atıksu gibi pek çok alanda ortak çalışmalarımız oldu. Tekerleği yeniden keşfetmek yerine başarılı örnekleri kopyalamak bizim için daha akılcı olacaktır. Gerek duyulan çevresel yatırımlarımız 50-60 milyar euro tutuyor. Bunu sadece kendi olanaklarımızla gerçekleştirebilmek güç olabilir. Bu kolokyumun bu noktada da bir açılım getirebileceğini düşünüyorum. Yeni bir düzenlememizle, imtiyaz sözleşmelerinin süresini 49 yıla uzattık. Bu, yatırımcılara yeni fırsatlar getirecektir. Kurumsal yapımız, reorganizasyona gerek gösteriyor. Diğer ülkelerdeki uygulamaları bilmek, reorganizasyon sürecimizde bize yardımcı olabilecektir.’ Hasan Z. Sarıkaya, açılış konuşmasının ardından Türkiye’de Çevre Yönetim Sistemleri başlığı altında Kurumsal Yapı, AB Uyum Çalışmaları ve Maliyetler, Yatırımların Finansmanı ve Karşılanabilirliği, Maliyet İçin Anahtar Politika ve Fransa İle İkili İlişkiler konularında bir sunum gerçekleştirdi. ADEMA Dış İlişkiler Dairesi Başkan Yardımcısı Jean-Claude Oppeneau, ‘İçme Suyu ve Kanalizasyon Konularında Fransa’daki Kurumsal Çevre’ başlıklı sunumunda özetle şu bilgileri aktardı: ‘Dünyada 1 milyar insana içme suyu taşınmıyor ve 2.4 milyar insan kanalizasyon şebekesi kullanamıyor. Fransa’da sürdürülebilir kalkınma, çok önemli bir çalışma konusu. Sürdürülebilir kalkınma için tedbir ilkemiz; ‘Kirleten Öder’. Kirlilik yaratan faaliyetlere genel vergi ve ECO-TAX Çevre Vergisi uygulamamız bulunuyor. Su kalitesinin kontrolü için kamu kuruluşları, tüketicilere sağlıklı içme suyu sağlandığından emin olabilmek için çok sayıda sıkı kontroller gerçekleştirirler. Su fiyatı, yerel makamlar tarafından belirlenir. Su yönetiminin iki tamamlayıcı boyutu var: İdari boyut-yetkiler ve finansal boyut. Fransa’daki mevzuat AB ile uyumlulaştırıldı. Su havzasının her bölümü için kalite yönergesi belirlendi. Altı büyük su havzası belirlendi. Bunlar büyük nehirler ve bağlı kollarını içeriyor. Her havzada farklı etmenler ve farklı yerel yönetimler var. Su havzalarını geliştirme politikaları ve projelerine destek veren, değişik kategorilerde su kullanıcılarının oluşturduğu komitelerin de bulunduğu idari kamu kurumlarıdır. Her su havzası beş yıllık plan yapar. Suyun havza bazında yönetilebilmesi için planlama çok önemli. Su yönetimi, suyun kalitesi, tasarrufu ve doğru kullanımı gibi pek çok faktörün bileşkesidir. Su ile ilgili tüm bakanlıklar, bir merkezde toplanmış durumda. Bölgesel Çevre Yönetimi müdürlükleri şeklinde bir yapılandırmamız var. Nehirlerin yüz yıllık hareketleri ile ilgili tahminler ve istatistikler var. Taşkın tehlikesi için planlar hazırdır. Bu planları havza komitesi hazırlar. Devlet, tutarlılığı sağlamak için onay mekanizması olarak devreye girer. Her nehir kolu için bir yönetim planı yapılıp master plana dahil edilir. Nehir sularının debisine, nehir yatağındaki toprağın geçirgenlik özelliklerine göre hesaplar yapılır. Master plan yapıldıktan sonra belediye meclisinin onayına sunulur. Kamuoyu yoklamaları ile halkın fikri alınır. Yerel su komisyonu, düzenlenen planın uygulama merciidir. Bu planlar, finansman talebini de ortaya koymuş olur. Bu süreçte her bir belediye tek başına adım atmayabilir. Zira çok küçük nüfuslu belediyeler var. Belediyeler bir araya gelip, belediye birlikleri oluşturur ve sorunlarını müştereken çözer. Tarım, sağlık, çevre bakanlıkları arasında bir koordinasyon bulunur ve merkezi yönetim ile yerel yönetimler ve belediye birlikleri arasında da bir koordinasyon söz konusudur. 1992’de çıkan yasamız, yerel planlama ve su kaynaklarının ıslahına daha çok odaklanmıştır. Devletin kontrolünü güçlendirmiş, mahalli idarelere daha çok yetki vermiştir.’ ![]() ‘Su Alanında Kamu ve Özel Sektör İşbirliği: Çeşme Örneği’ başlıklı sunum, VEOLIA WATER Türkiye Sorumlusu Yves Vidaling tarafından gerçekleştirildi. Vidaling sunumunda, 2004 yılı cirosu 24.7 milyar euro olan ve 252 bin çalışanı bulunan Veolia hakkında verdiği bilgilerin ardından, Çeşme Alaçatı Yönetim Sözleşmesi ve uygulamalar konularında özetle şu bilgileri aktardı: ‘Çeşme-Alaçatı Belediyeleri (ÇALBİR) toplam 22 bin aboneye cevap veriyor. 150 bin yazlık nüfusu bulunan Çeşme-Alaçatı’da su şebekesi 600 km. 220 km atık su şebekesi var. 5 milyon metreküp üretim, 2.5 milyon metreküp dağıtım kapasitesine sahip. Bu bölgedeki çalışmaların başında belediyeler, ÇALBİR çatısı altında birleşik bir organizasyon oluşturdu ve temel altyapı yatırımlarına finansman arayışına başladı. Hizmetin icrası, özel işletmeciye ALCESU’ya devredildi. Yani Çalbir-Alcesu ve finansman ayağı Dünya Bankası ile üçlü bir anlaşma gerçekleşti. Abonelerle, Alcesu muhataptır. 2003 yılında hayata geçen projenin sözleşme süresi 10 yıl. 2005 yılı gelir dağılım tablosuna göre, gelirin %41’i belediyenin net geliri, %3’ü temizlik vergisi, %56’sı da işletme giderlerine kanalize olmaktadır. İşletme giderleri de personel ücretleri (%21), Enerji-kimyasal (%15), bakım-onarım (%15) ve işletme karı (%5) olarak dağılmaktadır. Uygulama sürecinde veritabanı oluşturulması, internetin müşteri hizmetlerinde aktif kullanımı gibi pek çok noktada abone hizmetlerinin geliştirilmesi, prosedürlerin tanımlanması, personel eğitimi ve güvenlik gibi konularda teknolojik know-how aktarımı, kontrol-denetim süreçlerinin scada sistemi ile geliştirilmesi sağlanmıştır. Su, yılda 10 binden fazla laboratuvar testinden geçiyor. Bu modelde uzun vadede altyapıdan yerel yönetimler sorumludur. Sözleşmenin ekonomik dengesini sağlayan tarifelere de yerel yönetimler karar verir. Özel işletmeci hatların bakımı, onarımı, hizmetlerin iyileştirilmesi, kayıp ve kaçakların önlenmesi gibi konulardan sorumludur. Ancak yenileme programları da yerel yönetimler tarafından finanse edilmelidir. Bu noktada zaman zaman yetki sahibi taraf net olarak ortaya konamayabiliyor. Örneğin bakımı ve tamiratı yapılan bir boru, mutlak surette değişmeye ihtiyaç gösteriyorsa bu altyapının sahibi olan yerel yönetimin sorumluluğunda olması gerekirken, bütçe ayrılamaması söz konusu ise işletmeciden bir süre daha tamir etmesi beklenebiliyor. Bunlar olağandır. Ayrıca kaçak kullanımın engellenmesi de çok güç olabiliyor. Kışın kaçak miktarı daha yüksek, yazın %30’lara düşüyor. Amyant çimento malzemeden mamul hatlar olması nedeniyle çizgisel kayıplar da olağan sayılabilir. Kaçak, sayaçlardaki problemlerden de kaynaklanabiliyor. Bir İsrail şirketinin bulduğu, saatin yanına yerleştirilen cihaz ile kaçak olduğu esnada suyun kesilmesi sağlanabiliyor. Ama bu da kesin bir çözüm değil. Ayrıca boru kırıkları var. Şu an için tarife metreküp başına 1 Euro. Otellerin tarifesi daha yüksek’ ![]() Veolia Water Systems’in Türkiye’deki sanayiciler ve belediyelere yönelik hizmet ve teknolojik çözümleri hakkında şirketin Avrupa bölgesinden sorumlu ticari müdürü Giles Bacquet, çamur yoğunlaştırma, yakma, oksidasyon, biyolojik arıtma, koku giderimi alanlarında geliştirdikleri çözümler üzerinde durarak, sistemlerin satın alınmadan, kiralama sistemi ile kullanımını, işletme bakım hizmetlerini ve 3, 5 veya 8 yıl için yapılan ‘Tüm Hizmet Paketi’ sözleşmesi uygulamalarını anlattı. İSTAÇ Genel Müdürü H.Osman Akgül, ‘İstanbul’da Katı Atık Yönetimi ve Uygulamaları’ başlığı altında, Avrupa yakasında günde 7-8 bin ton, Anadolu yakasında 3-4 bin ton olan katı atık hacminin toplanması, taşınması ve bertarafı ile ilgili süreç hakkında bilgiler verdi. Akgül’ün sunduğu bilgiler şu alt başlıklarda toplanıyordu: Atık Yönetim Stratejileri, Sızıntı Suyu Arıtma Tesisi, Katı Atıkların Kompostlaştırılması, Tıbbi Atıkların Toplanması, Taşınması, Bertarafı, Çöp Gazından (LFG) Enerji Üretimi, Moloz ve Hafriyatların Temizlenmesi, Katı Atık Eğitim Projesi, Metan Gazından (LFG) Enerji Üretilmesi, Membran Arıtma, Ambalaj Atıkları Yönetimi, İnşaat Atıklarının Geri Kazanım Projesi, Açık Kompost ve Geri Kazanım Tesisi, Haydarpaşa Limanı Atık Kabul ve Arıtma Tesisi, Endüstriyel Atıkların Bertarafı Projesi, Kompost Ürününün İyileştirilmesi ve Organik Gübre Olarak Kullanım Projesi, İstanbul İçin Katı Atık Yönetimi Senaryoları. Akgül, Metan gazından enerji üreten santral için açık kompost ve geri kazanım tesisi için, Haydarpaşa Limanı Atık Kabul ve Arıtma Tesisi için ihale aşamasında olunduğunu bildirdi. ‘Atıkların Ayrıştırma ve Kompostlama Yöntemiyle Arıtımı’ konusunda Jean-Claude Oppeneau, ağır metallerin kompostta yer almamasına dikkat edilmesi gerektiğini söyleyerek, her şeyden önce organik ve organik olmayanlar, tekrar kullanılabilenler ve alkalilerin AB standartlarına göre ayrıştırılmasının önemini vurguladı. Kompostun fermantasyon süreci için gereken oksijen, sıcaklık, nem koşullarında üç hafta sürenin geçmesi, ardından olgunlaşma süresi olan dört haftanın tamamlanması, humusun oluşumu, kompostun rafine edilerek gübreye dönüşümü, bazı kimyasalların ilave edilerek bir sanayi ürününe dönüşmesi şeklinde gerçekleşen süreci tanımlayan Oppeneau, kompost tesisinin tarım alanlarına yakın olmasının, kaliteli ve kolay satılır olmasının önemli olduğuna dikkat çekti. ‘Tehlikeli Atıkları Güvenlik İçinde ve Çevreye Saygılı Bir Şekilde Arıtmak’ konusunda Sarp Industries’ten R.Bozzo, öncelikle atığın içeriğinin test edilerek bilinmesinin önemli olduğunu vurgulayarak, termik arıtımlar (enerji kazanımı ile yakma, buhar ile yakma), fiziksel ve kimyasal arıtım (mineral-fiziksel ve kimyasal arıtım, organik-fiziksel ve kimyasal arıtım), biyolojik arıtım, sanayi çamurlarının özel arıtımı, kirli alan ve yerlerin özel arıtımı, biogaz değerlendirmesi ile çöp liksiviatların arıtımı, PCB ve PCT’lerin arıtımı tekniklerinden kısaca bahsetti. ‘Atıkların Arıtılması Hakkında Çok Yönlü Şema ve Mekanik Biyolojik Önarıtım’ konusunda ANTEA’dan Serge Puyoo, mevcut ve gelişen teknikleri özetle şöyle sıraladı: ‘Atıkların ön arıtımı ve arıtım öncesi hazırlıklar; Mekanik ve Biyolojik ön arıtım ve ayrıştırma-MBT, Balyalama (lojistik ve/veya stoklama), Kazan veya fırında yakma yöntemiyle enerji kazanımı; Martin ocağı veya döner fırın, Akışkan Yataklar, Termik gazlaştırma yoluyla enerji kazanımı; Termoliz (atıkların ılık ısıda pişirilmesi), katı maddeleri camlaştırma yöntemiyle Piroliz ve Gazlaştırma, Biyolojik değişim ile madde değerlendirilmesi; Kompostlaştırma ve Metanlaştırma (MBT teknikleriyle birlikte), Fiziksel ve kimyasal arıtım (gelişmekte olan bir yöntem), Stoklama (Atık Stoklama Merkezi); mekanik ve biyolojik stabilizasyon (biyoreaktör), Atık Stoklama Merkezinde stoklanan biyogazın değerlendirilmesi. ![]() Kolokyumun ikinci günü Jean-Claude Qppeneau, ‘Fransız Katı Atık Yönetim Politikası’ hakkında özetle Fransa’da toplam kentsel atık üretimi, tehlikeli sanayi atıkları hacmi, bertaraf teknikleri, yasal düzenlemeler, finansman yöntemleri, geri dönüşüm miktarları, eko-ambalajlar konularında bilgiler aktardı. Ankara Büyükşehir Belediyesi’nden Selami Bekmezci, ‘Ankara’da Hava Kirliliği ve Kirliliği Giderme’ başlığı altında, ‘Ankara Kenti Hava Kalitesinin İyileştirilmesi ve Korunması’ projesinin kısa, orta, uzun vade hedefleri doğrultusunda gerçekleştirilen ve süren çalışmaları aktardı. Bekmezci konuşmasında, yapımı devam eden raylı sistem projelerine, doğalgaz hizmetlerine de yer verdi. SERES firması ihracat bölümü sorumlusu Laurent Liaubet, ‘On-line Analiz Sistemlerinin Tasarımı ve Entegrasyonu’ konusunda içme suyu, yeryüzü suları, kullanılmış sular ve deniz suyu alanlarında uygulamaları bulunan analizörler hakkında bilgiler verdikten sonra, sanayide endüstriyel suların ve gazların analizinde, alkollü araç kullanımında kullanılan analizörleri, sağlık alanında kullanılan teşhis ve reanimasyon cihazlarını tanıttı. ‘Çevre Verilerinin ve Bilgilerinin Değerlendirilmesi ve Dağıtımı’ alınında hizmet veren ISEO şirketi ihracat bölümü sorumlusu Didier Vinxe ise, çevresil bilgi zinciri şemaları üzerinde bölünmesi gereken yetkiler, sistem tasarımı ve ulusal bir ağ örülmesi, ölçüm istasyonları, veri temini, yazılımlar, teknik yönetim, verilerin işlenmesi, bilginin iletilmesi, verilerin onaylanması alt başlıklarını açımladı. Bir çevre danışmanlık kuruluşu olan BURGEAP’ın endüstriyel çevre sorumlusu Thierry Imbert ise ‘Endüstriyel Çevre: Çevre Yönetimi, Hava Kirliliği, Risk Araştırmaları’ konusu çerçevesinde, belli başlı endüstriyel etkiler olarak tanımladığı; hava emisyonu, atık su, tehlikeli atıklar, tehlikeli atık depoları, gürültü, toz, titreşim, yangın-patlama-kimyasal sızıntı gibi riskler ve insan sağlığının nasıl denetim ve yönetim süreçlerinin bulunması gerektiğini özetledi ve bu süreçte sanayicilerin sorumluluklarının artırılmasının, sanayi riskli bölgelerin haritasının çıkarılmasının, tehlikeli sanayilerin kent dışına taşınmasının ve bu bölgelerin etrafındaki kentleşmenin sınırlanmasının, sanayi bölgesi civarında zor koşullarda yaşayan kişilerin başka bölgelere yerleştirilmesinin önemini vurguladı. Kolokyumun son oturumunda Fransız Kalkınma Ajansı AFD ve Türkiye Politikaları hakkında özetle şu bilgiler aktarıldı: ‘Fransız Kalkınma Ajansı, kalkınma finansmanı sağlayan bir kamu kuruluşudur, bakanlık himayesi altındadır. AFD, Fransız Devleti adına, kalkınma ve çevre yardımlarına ayrılmış fonları yönetir. 2004’te 1 milyar Euro’nun üzerinde fon sağlamıştır. Ajans özellikle Afrika ülkelerinde hibe fonlar sağladığı gibi, çevre ve kalkınma projelerine piyasa koşullarında krediler dahil olmak üzere çeşitli mali araçlar sunmaktadır. Uygulanacak faiz oranları, her ülkenin ekonomik yapısına, projelerin risk değerlendirmesine uygun olarak belirlenmektedir. 2004’te Çin, Tayland ve Türkiye’yi de çalışma alanı içerisine dahil eden AFD, yetkilerini gelişmekte olan ülkeler üzerinde yoğunlaştırmıştır. Türkiye’de hedeflenen sektörler; özel sektör yatırımları (çevre ve sosyal projeler odaklı), çevre (Kent ve sanayi kirliliğinin azaltılması, yenilenebilir enerji, enerji verimliliği çalışmaları), Yerel yönetimler ve belediye şirketlerine yatırımlar. Türkiye’deki çalışmaların başlamasından bu yana geçen çok kısa süre içinde çeşitli mali kuruluşlar aracılığı ile 100 milyon Euro’luk ve aktarılmak üzere bulunan 100 milyon Euro’luk kredilerin yanı sıra, Esenboğa Hava Limanı yatırım finansmanına 20 milyon euro’luk bir katılım gerçekleştirildi. Özellikle belediyeler ile görüşmeler sürüyor. Bu süreçte sağlayabileceğimiz destekler; projelerin oluşumuna teknik uzmanlıklar, destekler, ortaklıklar, eşleştirmelerle katkıda bulunmak, İstanbul’da kurulan şube ile yakın bir diyalogun tesisi, hazine garantisi istenmeden yapılacak müdahaleler, teminat ve menkul değerler, ticari kamu hizmetleri, uygun koşullu krediler (Euribor+/- 50bps), yedi yıla kadar geri ödemesiz, yirmi yıla uzanan vadelerde krediler. Krediler için proje başına öngörülen miktar 20-50 milyon euro arasındadır. Yani çok büyük değil, orta ölçekli projelerin desteklenmesi öngörülüyor. Fransız cihazları alımı gibi bir kredi koşulu söz konusu değil. Ancak ihalelerin şeffaf olması gerekiyor. Fransız firmalarına da eşit koşullarda ihalelere katılım hakkı tanınmalı. Projenin AFD tarafından belirli periyotlarla -örneğin 6 ay- gözetim ve denetimi söz konusu. Proje hedeflerine uygun süreç takibi ve zamanlama içinde ilerlendiği denetleniyor’ FRANSIZ ÇEVRE POLİTİKASI Çevre, ekonomi ve sosyal güvenlik konularındaki bağlantı Sürdürülebilir kalkınma Kyoto protokolü-iklim değişiklikleri Kirleten öder ilkesi Çevre vergisi Önlem ilkesi/Sağlık-çevre ilişkisi Et-kemik unu-diyoksin-genetik olarak değiştirilmiş organizmalar. Sera gazı etkileri- deli dana hastalığı Şeffaflık ve izlenebilirlik Yakınlık ilkesi Planlama Kaynakta geri dönüşüm ve azaltma AR-GE - yenilik - ekotasarım En uygun teknolojiler Endüstriyel çevrecilik Enerji yeterliliği-kojenerasyon Yenilenebilir enerjiler Kamu ve özel sektör ortaklıkları Vekalet modelleri (yap-işlet-devret) Jean-Claude Qppeneau’nun sunumundan başlıklar 2005 YILINDA FRANSA’DA KENTSEL ATIK ÜRETİMİ Evsel ve benzeri atıklar 26.000.000 Ton Çamurlu ve yeşil alan atıkları 9.000.000 Ton Sokak temizliği ve pazar yeri atıkları 4.000.000 Ton Arıtım çamurları atıkları (likit maddeler) 13.000.000 Ton İçme suyu fabrikasından gelen 1.5 milyon ton arıtım çamuru dahil olmak üzere Green tipping 1.000.000 Ton TOPLAM 54.000.000 Ton Jean-Claude Qppeneau’nun sunumundan başlıklar Şehİrlere GÖRE kentsel katI ATIK YÖNETİMİNİN FİNANSMANI Evsel atık toplama vergisi (Halkın % 80’i) Mal sahipleri tarafından ödenir; imarlı alan üstünden alınır. Gelir düzeyi düşük kesimlerin yararına ayarlanabilir. Evsel atık yönetim hizmetlerinin masraflarının sadece bir bölümünü karşılayabilir. Atık toplama kamu hizmetidir. Şehrin Genel Bütçesi (Halkın % 10’u) Yerel vergiler ile birlikte alınır. ç Evsel atık toplama vergisi ile birleştirilebilir. Evsel atık toplama maliyeti (Halkın % 10’u) Evsel atık yönetimi hizmetleri kullanıcıları tarafından ödenir. Gerçek hizmete dayalıdır (kirleten öder ilkesi uygulanır). Evsel atık yönetim hizmetlerinin toplam maliyetini kapsamalıdır. Yerel makam veya vekalet verilen bir şirket tarafından toplanır. Basit sanayi atıkları için özel maliyet Haneler dışında kalan kentsel katı atık üreticileri tarafından ödenir. Gerçek hizmete dayalıdır (kirleten öder ilkesi uygulanır). 993 yılından beri zorunludur. Jean-Claude Qppeneau’nun sunumundan başlıklar 1990 YILINDAN 2004 YILINA KADAR YAPILAN GERİ DÖNÜŞÜMLER Yıl bazında geri dönüştürülen hurda (çelik), ağırlık olarak 1990 yılında 5,8 milyon ton 2004 yılında 9 milyon ton % 35’ten % 43’e Geri dönüştürülen kağıt-karton, ağırlık olarak 1990 yılında 3,3 milyon ton 2004 yılında 5,8 milyon ton % 46,7’den % 57,7’ye Jean-Claude Qppeneau’nun sunumundan başlıklar EVSEL AMBALAJ ATIKLARI SİSTEMİ Ambalaj üreticileri için 3 seçenek Depozitolu bir sistem düzenlemek (kullanılmayan) Ambalaj atıklarının bertarafı için kişisel bir sistem düzenlemek (bakanlık izni alınırak) Ambalaj atıklarının entegre yönetiminden sorumlu kayıtlı bir kuruluşa yardımda bulunmak EKO AMBALAJLAR Genel Hatlar 5 ana madde için geri kazanım kanalı: cam, çelik, alüminyum, plastik, kağıt/karton Hedef: 2002 yılında % 75’lik bir kazanım seviyesi Belediyeler: - Kaynağında ayırarak toplamaya mali yardım - Ambalaj atıklarının üreticiler tarafından geri alınma garantisi (Yukarıdaki bilgiler belediyelerin % 50’si ve nüfusun % 60’ini kapsamaktadır) 1997 yılında belediyelere yapılan mali yardım yaklaşık 70 milyon Dolardı. 2002 yılında bu rakam 270 milyon Euro oldu. 2004 yılında ise 390 Euro’ya ulaştı. (2005 yılında 450 milyon Euro olması bekleniyor) 2002 yılında kentsel katı atıklar için 155 ayrıştırma birimi ve 4000 atık merkezi bulunmaktaydı. Ekonomik etütler, Ar-Ge çalışmaları Halkı bilgilendirmeye ve bilinçlendirmeye yönelik yoğunlaşan çalışmalar Jean-Claude Qppeneau’nun sunumundan başlıklar EKO AMBALAJIN KULLANILMASINI SAĞLAYAN KARARNAME 1 Nisan 1992 tarihli kararname 1 Ocak 1993 tarihinden beri yürürlüktedir. Ne tür ambalajlar uygulanır? Evlerde bulunan çöplere atılan her çeşit ambalaja Hangi şirketlere sorumluluk yükler? Ambalajlı ürünler satan veya ürünleri Fransa piyasasına sürmeden önce ambalajlar şirketler Ambalajcılar - İthalatçılar Distribütörler Jean-Claude Qppeneau’nun sunumundan başlıklar İlginizi çekebilir... Wilo Next Generation Programı Yeni Nesil Liderlerini Mezun EttiWilo Türkiye, satış ve hizmet ekosisteminin geleceğini şekillendirecek genç profesyonelleri geliştirmek amacıyla hayata geçirdiği Wilo Next Generation... III. SUKİ Teknoloji Zirvesi'nde Yapay Zeka ile Su Yönetimi Ele Alındıİstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ) ev sahipliğinde düzenlenen III. SUKİ Teknoloji Zirvesi, İstanbul'da gerçekleştirildi.... Akdeniz ve Marmara'da Sıcaklık Stresi ArtıyorDeniz Kâşifi, 2025 yılında Akdeniz ve Marmara'da yaptığı kesintisiz ölçümlerle iklim değişikliği, aşırı hava olayları, oksijen seviyeleri ve müsi... |
|||||||||||
©2026 B2B Medya - Teknik Sektör Yayıncılığı A.Ş. | Sektörel Yayıncılar Derneği üyesidir. | Çerez Bilgisi ve Gizlilik Politikamız için lütfen tıklayınız.