Atık Suların Arıtılmasında DAF Sistemlerinin Önemi ve Enerji Verimliliği
Murat Ayhan
Arbiogaz Çevre Yüksek Mühendisi Uzman Proses Mühendisi
Günümüzdeki farklı mühendislik disiplinlerine ait çeşitli uygulamalara baktığımızda en önemli ortak konu başlıkları arasında “enerji verimliliği” konusunun sıklıkla yer aldığına şahit oluyoruz. Enerji verimliliği ifadesini basitçe; mevcut bir ekipmandan veyahut sistematik bir işleyişten bir takım teknik iyileştirmeler neticesinde daha iyi sonuçlar elde edilmesi şeklinde açıklayabiliriz.
Bilindiği üzere ülkemizde birçok endüstriyel atıksu arıtma tesisi, Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği doğrultusunda yapılmış ancak zamanla maalesef birçoğu enerji kullanımı açısından verimsiz işletilen tesisler haline dönüşmüştür. Tesislerin gerektiğinden daha fazla enerji tüketmesinin sebebini ise sadece ekipman motorlarının enerji sınıfları ile ilişkilendirmek, konuyu bütünüyle ele almamak anlamına gelecektir. Verimli işletilebilen tesislere, yüksek verimli elektrik motorlarına sahip ekipmanların kullanımının yanı sıra sistemin de doğru tasarlanması ve bu tasarımlarda iyi seviyede geliştirilmiş çözüm teknolojilerine de yer vererek sahip olabiliriz. Bu doğrultuda yazımızın ana konusu olarak DAF (dissolved air flotation: çözünmüş hava flotasyonu) sistemlerinin tasarımını ve yeni trend DAF sistemlerini ele alacağız.
Endüstriyel atıksu arıtma tesislerinde yağ-fenol içerikli kirleticilerin, askıda katı partiküllerin ve bu partiküllere bağlı organik kirleticilerin gideriminde DAF (çözünmüş hava flotasyonu) sistemlerinin tasarımları ön plana çıkmaktadır. Özellikle endüstriyel atıksuların biyolojik arıtımı öncesinde yoğun kirliliklerin azaltılması amacıyla DAF sistemleri sıklıkla tercih edilmektedir. Bu sistemlerin yüksek olmayan atıksu debilerinde aynı zamanda kimyasal arıtma ünitesi olarak kullanılabilir olması, DAF sistemlerini oldukça avantajlı kılmaktadır.
















