necek kadar evsel ve endüstriyel atıksuyun arıtılmasında uygulanmış aktif çamur arıtma sistemleri, biyolojik arıtma sistemlerinin önemli bir kısmını oluşturmaktadır. Bu sistemler, özellikle organik madde ve askıda katı madde arıtımı ve uzaklaştırmasında dünyada yaygın bir şekilde kullanılmaktadır. AB 91/271 direktifinde belirtilen ve istenilen şekliyle (nüfusu 2000'den fazla olan yerleşimler için 2005 yılına kadar) en azından askıda katı madde (AKM) ve biyolojik oksijen ihtiyacı (BOİ) parametrelerinin genellikle etkili olarak arıtılabildiği sistemlerdir. Bu direktifin gerektirdiği AKM ve BOİ parametreleri, aktif çamur sistemlerinin temel olarak hedef aldığı parametrelerdir ve ülkemiz ele dahil dünyanın pek çok ülkesinde geniş uygulamalar bulmuş antma sistemleridir. Bu arıtma sistemleri yıllar içerisinde pek çok yeni konfigürasyonları ve proses uygulamaları ile sürekli gelişme göstermekle birlikte, ilk geliştirildikleri ve uygulamaya konulmalarından günümüze kadar geçen zaman içerisinde hemen hemen her birisinde ortaya çıkan en önemli problemlerden bir tanesi çamur kabarması ve köpük problemidir. Özellikle filamentli mikroorganizmaların neden olduğu kabarma problemi, her bir biyolojik arıtma sisteminde ve özellikle daha sık ve ciddi bir problem olarak aktif çamur arıtma sistemlerinde periyodik olarak ortaya çıkmakta ve arıtma sistemlerinin performansını düşürerek işletim problemlerine neden olmaktadır. Oldukça maliyetli altyapı tesisleri olan arıtma sistemlerinin (burada özellikle aktif çamur sistemleri hedef alınmıştır) böylesine bir problemle aktif ve verimli kullanım ömürleri içerisinde defalarca bu probleme maruz kaldıkları bilinmektedir. Bir mühendislik uygulaması olarak tasarlanmış bu sistemlerin böylesine ciddi problemlerle karşı karşıya kalması ve bilinen yöntemlerle kontrol altına alınması, uygulanan metotlar bakımından incelendiğinde hiç ele uygulanabilir metotlar olmadığını ortaya çıkarmaktadır. Daha doğrusu arıtma sistemi işleten operatörler ve mühendisler, uygulamalarda büyük problemler yaşamakta, çözüm olarak uyguladıkları yöntemlerden ya sonuç alamamakta veya uygulamanın oldukça geç kalmasından dolayı problem yaşamaktadırlar. Bu problemin farkına varılması durumunda, zaten problem oldukça ilerlemiş, iyileştirilmesi ve önlenmesi ancak sistemin diğer bileşenlerinde yapılan değişiklik ve biyolojik parametre ve türlere yapılan zararlı uygulamalarla geçici olarak önlenebilmektedir. Böylesine maliyetli sistemlerin acil durumları karşısında yapılacak uygulamalarının olmaması ve kontrol parametrelerinin göz önüne alınmamış olması bu sistemlerin er veya geç senede bir veya daha çok (genelde her mevsim başlarında) kabarma problemi ile karşı karşıya kalması ve büyük işletim problemleriyle yüz yüze gelmesi anlamı taşımaktadır. Maliyet bakımından incelendiğinde ortalama 100.000 nüfuslu bir evsel atıksu arıtma tesisinin maliyeti kişi başına ortalama 40-50 dolardan yaklaşık 4-5 milyon dolara mal olmakta ve sonrasında kabarma ve köpük problemi ortaya çıkması durumunda problem çevresel açıdan çok daha büyük boyutlara gelebilmektedir (Kişisel Konuşmalar, 2010). Bu durumlarda genelde alıcı ortamlara aşırı "Bu arıtma sistemleri yıllar içerisinde pek çok yeni konfigürasyon ve proses uygulamaları ile sürekli gelişme göstermekle birlikte, ilk geliştirildikleri ve uygulamaya konulmalarından günümüze kadar geçen zaman içerisinde hemen hemen her birisinde ortaya çıkan en önemli problemlerden bir tanesi çamur kabarması ve köpük problemidir." miktarda mikroorganizma kaçağı gündeme gelmekte, çevre kalitesinde ve halk sağlığı (örneğin enfeksiyon hastalıkları, bulaşıcı hastalık taşıyan su ürünleri, derelerin veya yüzey sularının enfeksiyonla doğal ekolojik yapılarının bozulması vd.) açısından çok daha maliyetli problemler gündeme gelebilmektedir. Oluşan bu türdeki problemlerin arkasından yatırımı yapılan arıtma sistemlerinin fayda mı yoksa zarar mı getirdiği sorgulanabilir. Çamur kabarması ve köpük problemi, filamentli mikroorganizmaların genelde filaınentli bakterilerin neden olduğu önemli bir biyolojik fazla çoğalma (filamentli mikroorganizma ve flok yapıcı organizmaların orantısızlığı) ve katı maddelerin (genelde flokların ve askıdaki katı maddelerin) fiziksel çökelme problemi (çökelmeme) oluşması durumudur. Literatürde verilen şekliyle bu problem filamentlerin sayısının fazla artması sonucunda birim hacimde yüzey alanının çok artması ve çamur yoSu ve Çevre Teknolojileri• Kasım - Aralık/ 2010 61
RkJQdWJsaXNoZXIy MTcyMTY=