34 SU VE ÇEVRE TEKNOLOJİLERİ • Kasım / 2026 MAKALE rekliliği açısından temel bir gerekliliktir. Bu çerçevede varlık yönetiminin amacı yalnızca fiziksel varlıkların korunması veya bakım onarım maliyetlerinin azaltılması ile sınırlı değildir. Esas amaç söz konusu varlıklar aracılığıyla sunulan hizmetin güvenilir, kesintisiz ve sürdürülebilir biçimde devamlılığının sağlanmasıdır. Su ve kanalizasyon idarelerinde temel hizmet düzeyi hedeflerinden biri, “7 gün 24 saat kesintisiz hizmet sağlanması” olup gerçekleşen performansın belirlenen hizmet seviyesi hedefleri doğrultusunda değerlendirilmesi gerekmektedir (ASKİ, 2024). Benzer şekilde, su ve kanalizasyon idarelerinde yürütülen mevcut bakım-onarım faaliyetlerinin temel amaçlarından biri de içmesuyu, atıksu ve yağmursuyu hizmetlerinin sürekliliğinin mümkün olan en yüksek düzeyde korunmasıdır. Bu yönüyle varlık yönetimi, fiziksel altyapının korunmasının ötesinde, hizmet sürekliliğinin güvence altına alınmasına yönelik bütünleşik bir yönetim yaklaşımı niteliği taşımaktadır. 2.1. Kritik Varlık Kavramı Varlık yönetiminin temel unsurlarından biri, hizmet sürekliliği ve sistem performansı açısından kritik öneme sahip varlıkların belirlenmesidir. Bir su ve kanalizasyon idaresinin envanterinde çok sayıda pompa, vana, motor, trafo, boru hattı, ölçüm cihazı, elektrik panosu ve benzer ekipmanlar yer almakla birlikte bu varlıkların tamamının hizmet sunumu üzerindeki etkileri aynı düzeyde değildir. Örneğin, birden fazla pompanın paralel ve yedekli çalıştığı bir istasyonda tek bir pompanın devre dışı kalması (arızalanması vb durumlarda) hizmet sunumunda sınırlı bir etkiye neden olabilir. Buna karşılık alternatifi veya yedeği bulunmayan bir ana isale hattının, kritik bir trafonun, ana terfi merkezinin veya bir arıtma prosesini besleyen temel besleme ekipmanının devre dışı kalması hizmet sürekliliği üzerinde önemli etkiler oluşturabilir ve geniş bir nüfusu veya kullanıcı kitlesini etkileyebilir. Dolayısıyla bir varlığın kritiklik düzeyi yanlızca ekonomik değeri veya satın alma maliyeti esas alınarak belirlenmemelidir. Ekonomik değeri görece düşük bir vana, elektrik ekipmanı veya kontrol elemanı sistem içerisindeki fonksiyonu ve arıza durumunda ortaya çıkabilecek sonuçlar nedeniyle yüksek maliyetli bir ekipmandan daha kritik nitelik taşıyabilir. Kritiklik değerlendirmesinde varlığın arızalanması halinde oluşabilecek hizmet kesintisinin büyüklüğü ve süresi, etkilenecek nüfus, alternatif veya yedek sistemlerin bulunup bulunmaması, halk sağlığı üzerindeki olası etkiler, çevresel sonuçlar, iş sağlığı ve güvenliği riskleri, onarım süresi, finansal kayıplar ve kurumsal itibar üzerindeki etkiler birlikte ele alınmalıdır. Böylece varlığın yanlızca fiziksel veya ekonomik değeri değil, hizmet sistemi içerisindeki fonksiyonu ve arıza sonuncunda ortaya çıkabilecek toplam etki de değerlendirmeye dahil edilmektedir. Kritik varlıkların, arızalanma olasılığı ve arızanın meydana gelmesi durumunda ortaya çıkabilecek etkilerin esas alınarak izlenmesi, belirlenen risklerin ise yenileme, işletme düzenlemeleri ve bakım faaliyetleri aracılığıyla kontrol altına alınması gerekmektedir. Bununla birlikte, kritik varlıkların hizmet sürelerinin uzatılması, varlık yönetim sisteminin temel kazanımları arasında yer almaktadır (ASKİ, 2024). Kritiklik analizinin kurum açısından temel katkısı, sınırlı mali ve insan kaynaklarının tüm varlıklara eşit biçimde dağıtılması yerine hizmet sürekliliği açısından daha yüksek risk taşıyan varlıklara öncelikli olarak yönlendirilmesini sağlamasıdır. Bu doğrultuda bakım sıklığı, yedekleme ihtiyacı, yedek parça stok politikası ve yenileme yatırımlarının zamanlaması daha nesnel ve ölçülebilir kriterlere dayalı olarak belirlenebilir. Bu yaklaşımda temel değerlendirme, bir varlığın devre dışı kalması halinde hizmet sistemi üzerinde ortaya çıkabilecek etkinin belirlenmesine dayanmaktadır. Varlık yönetiminin bu aşamada cevap verdiği temel soru şudur: “Bu varlık bugün arızalanırsa hizmet üzerindeki etkisi ne olur?” Bu sorunun cevabı hangi ekipmanın yedeklenmesi gerektiği, hangi yedek parçanın stokta bulundurulmasının zorunlu olduğu, hangi varlık ve ekipmanların daha sık kontrol edilmesi gerektiği ve hangi yatırımın önceliklendirilmesi gerektiğinin daha sağlıklı biçimde belirlenmesine olanak sağlar. 2.2. Reaktif Bakıma Karşı Önleyici Bakım Geleneksel bakım sistemlerinde faaliyetlerin önemli bölümü ekipmanın arızalanmasının ardından gerçekleştirilmektedir. Arıza bazlı veya reaktif bakım olarak tanımlanan bu yaklaşım, düşük maliyetli ve hizmet sürekliliği açısından kritik olmayan bazı varlıklar için uygulabilir olmakla birlikte, 7 gün 24 saat süreklilik arz eden su ve kanalizasyon altyapıları gibi kritik altyapılarda tek başına yeterli bir bakım stratejisi olarak değerlendirilemez. Çünkü kritik bir ekipmanın arızalanması durumunda ortaya çıkan maliyetler yanlızca doğrudan onarım giderleriyle sınırlı kalmamaktadır. Plansız hizmet kesintileri, acil personel mobilizasyonu, fazla mesai, hızlı yedek parça tedariki, alternatif işletme düzeninin devreye alınması, enerji ve üretim kayıpları, diğer ekipmanlarda oluşabilecek ikincil hasarlar ve müşteri memnuniyetindeki azalma gibi dolaylı etkiler de kurum üzerinde ek maliyetler ve operasyonel yük oluşRisk = Arızalanma Olasılığı x Arızanın Sonucu
RkJQdWJsaXNoZXIy MTcyMTY=