RAPOR Marmara Denizi’nin korunması ve sürdürülebilir çevre yönetimi açısından kritik bir zorunluluktur. Biyolojik arıtma tesisleri, atık suda bulunan organik kirleticileri mikroorganizmalar yardımıyla parçalayarak, çevreye bırakılmadan önce suyun kirlilik yükünü önemli ölçüde azaltmaktadır. İstanbul’da biyolojik arıtma tesislerinin yıllık toplam kapasitesi yaklaşık 236 milyon metreküp olup, bu tesisler şehrin özellikle iç kesimlerinde ve bazı çevre ilçelerinde faaliyet göstermektedir. Ancak günümüzde özellikle Marmara Denizi ve İstanbul Boğazı ekosistemi üzerindeki baskının artmasıyla birlikte, yalnızca biyolojik arıtmanın yeterli olmadığı anlaşılmış ve ileri biyolojik arıtma tesislerinin önemi giderek artmıştır. İleri biyolojik arıtma, yalnızca organik maddeleri değil; azot ve fosfor gibi besin maddelerini de gidererek, sucul ortamların ötrofikasyona uğramasını engellemekte ve su kalitesini üst seviyede korumaktadır. İstanbul’da ileri biyolojik arıtma kapasitesi yıllık yaklaşık 706 milyon metreküp olup, özellikle Marmara kıyısındaki arıtma tesislerinde bu teknoloji yaygınlaştırılmaktadır. İSKİ tarafından hazırlanan 2024-2029 İstanbul Su ve Atık Su Master Planı kapsamında, mevcut biyolojik ve ileri biyolojik arıtma tesislerinin kapasite artırımı, yeni ileri biyolojik arıtma tesislerinin inşası ve ön arıtma tesislerinin biyolojik veya ileri biyolojik arıtmaya dönüştürülmesi hedeflenmiştir. Gerekli kaynakların yönlendirilmesi ve bu yönde ortaya konan irade ve başlatılan çalışmaların en hızlı şekilde tamamlanması gerekmektedir. Ayrıca, ileri biyolojik arıtma tesislerinde arıtılan atık suların bir bölümü, dezenfeksiyon işlemlerinin ardından sulama, endüstriyel kullanım ve peyzaj alanlarında yeniden değerlendirilmektedir. Bazı tesislerde ise arıtma sürecinde oluşan biyogazdan enerji üretilerek, tesislerin enerji ihtiyacının bir kısmı karşılanmaktadır. Bu uygulamalar, İstanbul’un sürdürülebilir su yönetimi hedeflerine katkı sağlamaktadır. İstanbul gibi sanayi, ticaret ve hizmet sektörlerinin yoğunlaştığı büyükşehirlerde, evsel atık suların yanı sıra endüstriyel faaliyetlerden kaynaklanan atık sular da önemli çevresel etkiler yaratmaktadır. Özellikle üretim süreçlerinde kullanılan suyun karakteristiği, içeriğinde yer alan ağır metaller, organik ve inorganik kimyasal maddeler nedeniyle doğrudan alıcı ortama deşarj edilmesi çevresel riskleri artırmaktadır. Bu nedenle, endüstriyel atık suların arıtılması ve yönetimi, kent ölçeğinde atık su yönetim sisteminin ayrılmaz bir parçasını oluşturmaktadır. 2024 yılı itibarıyla İstanbul’un Avrupa Yakası’nda endüstriyel atık su deşarjı olan toplam %99.8 ve üzeri iyon giderimli membranlar %98 ve üzeri geri kazanımlı sistemler %100 müşteri memnuniyeti
RkJQdWJsaXNoZXIy MTcyMTY=