E-Dergi Oku 
ABB
BIODESULF

Global Raporlama Uzmanı Dilek Aşan yazdı: Su Ayak İzi

Global Raporlama Uzmanı Dilek Aşan yazdı: Su Ayak İzi

7 Temmuz 2021 | KONUK YAZAR
156. Sayı (Temmuz 2021)
1.125 kez okundu

Dilek Aşan

Taksim Danışmanlık Hizmetleri Kurucu Genel Müdürü / Global Raporlama Uzmanı

Su ayak izi, bir ürünün (veya hizmetin) üretilmesi için ihtiyaçduyulan toplam su miktarıdır. Sürdürülebilir kalkınma yolunda karbon ayak izi ve ekolojik ayak izi ile beraber hesaplanan temel bir göstergedir. Ürünlerin daha hammadde aşamasından başlayarak işleme, üretim, depolama, dağıtım, satış vb gibi adımlarını da kapsayacak şekilde hesaplanıyor. Yani bir ürünün su ayak izi denildiği zaman tüm bu süreçlerde doğrudan veya dolaylı olarak kullanılan su miktarı kastediliyor. Bu su, yağmur suyu, bir göl ya da deniz suyu, bir yeraltı su kaynağı olabilir veya bu süreçlerde kirletilen su miktarı olabilir. Yani suyu kullanmasanız bile eğer kirletiyorsanız da ortaya yine bir su ayak izi çıkıyor. 

İlk defa 2000’li yıllarda ortaya atılan su ayak izi kavramı günümüzde kurumların sürdürülebilir kalkınma politikalarını yakından etkiliyor. Bunun için çeşitli standartlar, hesaplama araçları ve metodolojiler geliştirildi. ISO 14046 standardı bunlardan biri örneğin. Kurumlar su ayak izini bu standartlara uygun şekilde hesaplıyor, raporluyor ve azaltmak için düzeltici ve önleyici eylemler geliştirmeye çalışıyor. Bireyler de aynı şekilde sorumlu ve bilinçli vatandaş olabilmek için su ayak izini, internet üzerinden bulabilecekleri çeşitli uygulamalarla hesaplayabilir ve düşürmek için girişimlerde bulunabilir.

Su, kuşkusuz gezegenimizdeki en önemli maddelerden biri. Hatta bir adım ileriye giderek en önemli madde diyebiliriz belki de. Canlılığın, tarım ve hayvancılığın, endüstriyel uygulamaların devamlılığı için su olmazsa olmaz, buna şüphe yok. Nüfusun artması ve buna bağlı olarak tarım ve hayvancılık faaliyetlerinin gelişmesi ve ölçeğinin büyümesi su kullanımını da artırdı haliyle. Bunun yanında teknolojik gelişmelerle birlikte sanayide kullanılan su miktarı da çok ciddi şekilde arttı.

Suya olan ihtiyaç artıyor fakat gezegenimizdeki toplam su miktarı sabit. Bu su sadece form değiştiriyor, miktarı hep aynı. Dünyanın dörtte üçü su olsa da bunun çok az bir kısmı tatlı su ve bunun da yine çok az bir bölümüne erişebiliyoruz. Su ayak izimizi düşürmezsek gelecek nesillere kullanabilecekleri temiz su kaynakları bırakmamız ne yazık ki pek mümkün değil. Bu noktada uluslararası politikalar geliştirmek hükümetlerin, sektörel politikalar geliştirmek kurum ve kuruluşların görevi. Bizlerin bireysel anlamda su ayak izimizi düşürmemeiz gerekiyor.

Su Ayak İzi Türleri

Literatürde üç farklı su ayak izi türü mevcut. Bunlar özetle şu şekilde: 

• Yeşil su ayak izi; kullanılan yağmur suyunu ifade eder. Özellikle tarım faaliyetlerinde bu ayak izinin yüksek olduğunu söyleyebiliriz.

• Mavi su ayak izi; bir proseste kullanılan deniz, göl, akarsu gibi su kaynaklarını veya yeraltı sularını ifade eder

• Gri su ayak izi; kullanılan değil kirletilen su miktarını ifade eder. Nüfusun artması ve sanayileşmenin hızlanmasına paralel olarak gri su ayak izinin giderek büyüdüğünü söyleyebiliriz.

Sürdürülebilirliğe ket vuran her türlü faaliyetin ve durumun su ayak izini büyüttüğünü söylemek mümkün. Küresel ısınma deniz ve okyanuslardaki suların daha fazla buharlaşmasına neden oluyor örneğin. Ya da doğrudan denizlere gitmediği düşünülen atıkların,kimyasalların zamanla yeraltına sızarak buradaki temiz su kaynaklarını, daha sonra ise büyük su kütlelerini kirlettiğini söyleyebiliriz. Sürdürülebilirlik yolculuğunda artık kendilerine yer olmayan fosil yakıtlı termik santraller de yine çok büyük oranda su kirliliğine neden oluyor. Kirlenen su kaynakları deniz yaşamını olumsuz etkiliyor, su ekosistemini bozuyor. Buradaki bozulmalar zamanla kara ve hava ekosistemine yansıyor ve ortaya çıkan olumsuz etkiler silsile halinde büyüyor.Su ayak iziyle ilgili birkaç somut örnek vererek devam edelim.

Her gün sıklıkla tükettiğimiz kahve ve çay, su ayak izinin ne denli önemli ve dikkate alınması gereken bir parametre olduğunu gösteriyor. Zira, bir bardak çay yaklaşık 30, kahve ise 200 litrelik su kullanımı demek. Bir porsiyon pilavın 150, 200 gramlık beyaz etin yaklaşık 800, 200 gramlık kırmızı etin ise - sıkı durun - 3000 litreden fazla su ayak izi bulunuyor . Tabii kırmızı et kaynağı hayvanların su tüketimini ve pirincin çok sulak ortamda yetiştiğini göz önüne alırsak bu değerlerin neden bu kadar yüksek olduğunu anlıyoruz.

Yazının devamı için tıklayın 


 


İlginizi çekebilir...

Sürdürülebilirlik Yolculuğunda 'Yavaş Şehir'ler (Cittaslow)

Yavaş şehir (cittaslow) kavramı ilk olarak 1999'da İtalya'da ortaya çıktı....
9 Ağustos 2021

IPA Projeleri Kapsamı ve Proje Yönetim Süreçleri

Türkiye'nin Avrupa Birliği üyelik süreci, 1963 yılında Türkiye'nin Avrupa Ekonomik Topluluğu ile ortaklık antlaşması imzalamasıyla başlayan ve...
6 Mayıs 2021

Sürdürülebilirlik ve Atıksu Geri Kazanımı

Sürdürülebilirlik anlayışı, 1987 yılında Dünya Çevre ve Kalkınma Komisyonu'nun getirdiği bir tanımla başlar....
7 Nisan 2021

 

  • Boat Builder Türkiye
  • Çatı ve Cephe Sistemleri Dergisi
  • Doğalgaz Dergisi
  • Enerji ve Çevre Dünyası
  • Tersane Dergisi
  • Tesisat Dergisi
  • Yalıtım Dergisi
  • Yangın ve Güvenlik
  • YeşilBina Dergisi
  • İklimlendirme Sektörü Kataloğu
  • Yangın ve Güvenlik Sektörü Kataloğu
  • Yalıtım Sektörü Kataloğu
  • Su ve Çevre Sektörü Kataloğu

©2021 B2B Medya - Teknik Sektör Yayıncılığı A.Ş. | Sektörel Yayıncılar Derneği üyesidir.