Su ve Çevre Teknolojileri Dergisi 219. Sayı (Ekim 2026)

38 SU VE ÇEVRE TEKNOLOJİLERİ • 10 / 2026 ÇEVİRİ yıldaki kümülatif küresel buzul kütlesi kaybı 1.400 gigaton suya ulaştı. Bu miktar yaklaşık 560 milyon olimpik yüzme havuzunu dolduracak suya veya küresel yıllık tatlı su çekiminin yaklaşık üçte birine eşdeğer. KURAKLIK VE SELLER AYNI DÖNEMDE YOĞUNLAŞIYOR WMO'nun 2021-2025 dönemine ilişkin değerlendirmesi, bazı bölgelerde çok yıllı kuraklıkların, bazı bölgelerde ise tekrarlayan sellerin öne çıktığını gösteriyor. Güney Amerika'nın La Plata ve Amazon havzaları, Orta Doğu ve Büyük Afrika Boynuzu bölgesinde uzun süreli ve çok yıllı kuraklık koşulları yaşandı. Buna karşılık Batı ve Orta Afrika ile Güneydoğu Asya'da şiddetli seller tekrar tekrar meydana geldi. 2025 yılında hidro-meteorolojik aşırı olaylardan en fazla etkilenen bölgeler Asya ve Afrika oldu. Afrika'daki bazı ülkelerde büyük seller art arda yıllarda tekrarlandı. Nijerya'da iki yıl, Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nde ise üç yıl üst üste büyük ölçekli seller yaşandı. ASYA’DA TROPIKAL SIKLON VE MUSON ETKISI Güney ve Güneydoğu Asya, tropikal siklonlar ile yoğun muson yağışlarının aynı dönemde etkili olduğu bileşik olaylardan etkilendi. Sri Lanka, Pakistan, Vietnam, Endonezya, Tayland, Malezya ve Filipinler'de bu olaylarla bağlantılı olarak 3.600'e varan can kaybı bildirildi. Su kaynaklı afetlerin ekonomik maliyetlerinin hesaplanması ise birçok ülkede hâlâ önemli bir zorluk olarak değerlendiriliyor. Bununla birlikte bazı ülkeler önemli ekonomik kayıplar bildirdi. Jamaika, Melissa Kasırgası'nın ülke gayrisafi yurt içi hasılasının yüzde 41'ine eşdeğer kayba neden olduğunu bildirdi. Sri Lanka'da ise Ditwah Siklonu'nun ülke GSYH'sinin yaklaşık yüzde 4'üne mal olduğu belirtildi. AVRUPA, AKDENIZ VE ORTA DOĞU’DA ŞIDDETLI KURAKLIK Doğu Avrupa, Akdeniz ve Orta Doğu'da şiddetli kuraklık koşulları etkili oldu. Büyük Afrika Boynuzu'nda da kuraklık yeniden ortaya çıktı. Bölge, La Niña ve negatif Hint Okyanusu Dipolü ile ilişkilendirilen, kayıtlardaki en kurak Ekim-Aralık dönemlerinden birini yaşadı. WMO'ya göre 2025 yılında gözlenen iklim ve hidrolojik koşullar, su döngüsündeki değişkenliğin farklı bölgelerde hem su açığı hem de aşırı su olayları şeklinde kendisini gösterebildiğini ortaya koyuyor. 2025’IN IKLIM KOŞULLARI 2025, küresel ölçekte kayıtlara geçen en sıcak yıllardan biri oldu. Yılın sonlarına doğru nötr koşulların ardından zayıf bir La Niña gelişti. Aynı dönemde Hint Okyanusu Dipolü ağırlıklı olarak negatif fazda seyretti. Her iki iklim olayı da yağış dağılımını etkileyen faktörler arasında yer aldı. SU KRIZININ SINIRLARI ÜLKELERLE ÖRTÜŞMÜYOR WMO Genel Sekreteri Celeste Saulo, su kaynaklarının siyasi veya idari sınırlar içerisinde hareket etmediğine dikkat çekiyor. Bir nehir havzasındaki su dengesi, başka bir ülkede meydana gelen gelişmelerden etkilenebiliyor. Benzer şekilde bir ülkedeki buzulun geri çekilmesi, yüzlerce kilometre aşağı havzada yaşayan nüfusun su kaynaklarını değiştirebiliyor. Bu nedenle WMO, ortak veri, ortak standartlar ve ortak erken uyarı sistemlerinin önemini vurguluyor. Rapora onlarca ulusal meteoroloji ve hidroloji servisi, veri merkezi, araştırmacı ve paydaş kuruluş katkı sağladı. Çalışmada yerinde ölçümler, model çıktıları ve uydu tabanlı veriler bir arada kullanıldı. 2021 yılında yayımlanmaya başlayan rapor, ilk çalışmadaki üç hidrolojik değişkenden bugün 15 hidrolojik değişkene ulaşmış durumda. Ülke kapsamı da önceki raporlara kıyasla önemli ölçüde genişledi. Bununla birlikte WMO, aşırı hidrolojik olaylardan en fazla etkilenen bölgeler arasında yer alan Afrika ve Asya'nın hidrolojik gözlem verileri bakımından hâlâ en az temsil edilen bölgeler arasında olduğunu belirtiyor. GELECEK AÇISINDAN KRITIK BIR GÖSTERGE WMO'nun değerlendirmesi, su döngüsünde yalnızca tekil kuraklık veya sel olaylarının değil, uzun vadeli eğilimlerin de dikkate alınması gerektiğini ortaya koyuyor. Nehir akışlarının düzensizleşmesi, karasal su depolamasının azalması, yeraltı suyu açıklarının büyümesi ve buzulların kütle kaybetmeye devam etmesi, su kaynaklarının gelecekteki kullanılabilirliği açısından birbirini tamamlayan göstergeler olarak öne çıkıyor. Özellikle buzullar ve yeraltı suları gibi yavaş değişen rezervlerin azalması, kısa süreli hava olaylarının ötesinde, uzun vadeli su güvenliği açısından önemli sonuçlar doğurabilecek bir eğilime işaret ediyor. WMO, ulusal meteoroloji ve hidroloji servisleri, araştırma kuruluşları, veri merkezleri ve diğer paydaşların katkılarıyla hazırlanan raporun, küresel su döngüsündeki değişimleri izlemek için bilimsel bir temel sunduğunu belirtiyor. Örgüt ayrıca raporun veri setleri, kaynakları ve katkı sağlayan kurumlara ilişkin ayrıntılı bilgilerinin tam raporda yer aldığını ifade ediyor. n

RkJQdWJsaXNoZXIy MTcyMTY=