Su ve Çevre Teknolojileri Dergisi 211. Sayı (Şubat 2026)

54 SU VE ÇEVRE TEKNOLOJİLERİ • 02 / 2026 Bir diğer kritik kriter, kimyasal dayanımdır. Zorlu sularda membranların pH 2–12 aralığında çalışabilmesi ve sodyum hipoklorit gibi oksidanlara karşı toleranslı olması, uzun vadeli işletme güvenliği açısından büyük önem taşır. Kimyasal temizliklere dayanıksız membranlar, kısa sürede performans kaybına uğrayabilir. Son olarak, mekanik dayanım göz ardı edilmemelidir. Hava ile geri yıkama (air scouring), yüksek basınçlı backwash ve sık temizlik döngüleri, membran yapısında ciddi mekanik stres oluşturur. Bu nedenle zorlu sular için seçilen UF membranı, sadece filtrasyon performansı ile değil, bu işletme koşullarına karşı göstereceği dayanıklılık ile değerlendirilmelidir. Özetle, doğru membran seçimi; sadece teknik bir detay değil, UF sisteminin sürdürülebilirliği ve toplam işletme maliyeti üzerinde doğrudan etkisi olan stratejik bir karardır. 4. TASARIM FLUX’I VE EMNİYET PAYI Zorlu sularda UF sistemlerinin en sık yapılan hatalarından biri, kapasiteyi maksimize etmek amacıyla agresif flux değerleriyle tasarım yapılmasıdır. Kısa vadede bu yaklaşım yüksek debi avantajı sağlıyor gibi görünse de, pratikte sistemin çok kısa sürede fouling’e girmesine, TMP artışına ve sık temizlik ihtiyacına yol açar. Bu nedenle zorlu uygulamalarda UF sistemleri, mümkün olduğunca düşük–orta flux aralığında tasarlanmalıdır. Daha muhafazakâr bir flux seçimi, membran yüzeyinde oluşan kirlenmenin daha kolay kontrol edilmesini sağlar ve geri yıkama verimini ciddi şekilde artırır. Tasarım yaklaşımında öncelik, yüksek recovery oranlarından ziyade stabil ve öngörülebilir bir işletme olmalıdır. Aşırı recovery hedefleri, özellikle değişken ham su karakteristiğinde, sistemin dengesini bozarak ani performans düşüşlerine neden olabilir. Zorlu sularda “biraz daha az recovery, çok daha fazla stabilite” genellikle daha doğru bir tercihtir. Bu yaklaşımı desteklemek için tasarımda mutlaka bir emniyet payı bırakılmalıdır. Genellikle; • % 20–30 aralığında kapasite emniyet payı • Gelecekteki su kalitesi bozulmalarına tolerans • Mevsimsel veya ani yük değişimlerine adaptasyon sağlayacak şekilde bir dizayn yapılması önerilir. Bu emniyet payı, sistemin yıllar içinde performans kaybı yaşasa bile hedeflenen debiyi karşılamasına olanak tanır ve ek modül yatırımlarının önüne geçer. Sonuç olarak UF tasarımında amaç, kâğıt üzerinde en yüksek kapasiteye ulaşmak değil; uzun süre stabil çalışan, düşük OPEX’li ve öngörülebilir bir sistem kurmaktır. Sürdürülebilir performans, zorlu sular için her zaman maksimum kapasiteden daha değerlidir. 5. YAĞ & GRES İÇEREN SULAR (DAF / SEPARATÖR) Yağ ve gres içeren sular, UF sistemleri için en problemli ham su tipleri arasında yer alır. Özellikle yağın membran yüzeyine tutunma eğilimi yüksek olduğu için, çok düşük konsantrasyonlarda bile geri dönüşü zor fouling oluşmasına neden olabilir. Bu yüzden yağlı sular söz konusu olduğunda UF, hiçbir zaman tek başına düşünülmemelidir. Bu tür sularda problem genellikle iki farklı formda karşımıza çıkar: serbest yağ tabakaları ve emülsifiye yağlar. Serbest yağlar nispeten daha kolay ayrılabilirken, emülsifiye yağlar küçük damlacık boyutları nedeniyle UF için ciddi risk oluşturur ve membran gözeneklerini hızla tıkar. Bu riskleri minimize etmek için UF öncesinde mutlaka uygun bir yağ giderim sistemi kurgulanmalıdır. En yaygın kullanılan çözümler arasında; • API veya CPI tipi yağ separatörleri • DAF (Dissolved Air Flotation) sistemleri • Koagülasyon destekli DAF uygulamaları yer alır. Özellikle emülsifiye yağ içeren sularda, koagülasyonla yağ damlacıklarının büyütülmesi ve ardından DAF ile uzaklaştırılması oldukça etkili bir yöntemdir. Tasarım açısından kritik hedef, UF sistemine giren yağ konsantrasyonunun 1–2 mg/L’nin altında tutulmasıdır. Bu seviyenin üzerindeki yağ yükleri, geri yıkama ve CIP proseslerinin etkinliğini ciddi şekilde düşürür ve membran ömrünü kısaltır. Özetle, yağ ve gres içeren sular için doğru ön arıtma yapılmadan kurulan UF sistemleri, kısa sürede işletme problemleriyle karşılaşır. Doğru seçilmiş bir separatör veya DAF sistemi ise UF’nin stabil, uzun ömürlü ve düşük OPEX ile çalışmasının anahtarıdır. 6. OTOMASYON VE İZLEME PARAMETRELERİ Zorlu ham sularla çalışan UF sistemlerinde manuel işletme, hem proses güvenliği hem de membran ömrü açısından ciddi riskler barındırır. Su karakteristiğinin sık değiştiği bu tip uygulamalarda, sistem davranışını anlık olarak izleyememek çoğu zaman fouling’in geç fark edilmesine ve gereksiz duruşlara neden olur. Bu nedenle UF sistemlerinde bazı temel performans parametrelerinin sürekli izlenmesi kritik öneme sahiptir. Bunların başında TMP (TransKONUK YAZAR

RkJQdWJsaXNoZXIy MTcyMTY=