izlenimler 1 lzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu; "Arıtmasını yapmadığımız hiçbir kanalizasyon projesinin ihalesine çıkmadık" TMMOB Gelişmiş ülkelere göre çevre yatırımları konusunda geride kaldığımızı ancak son yıllarda tüm belediyelerde çevre yatırımlarına bir yönelim olduğunu özellikle kanalizasyon ve su arıtma tesisleri kurma konusunda ciddi gayretlerin olduğunu dile getiren Aziz Kocaoğlu, ancak arıtma tesisleri ile birlikte planlamadan yapılacak kanalizasyonların daha sonradan büyük problemlere yol açtığını söyledi. Kocaoğlu konuşmasında özetle şunları söyledi; "Burada benim sizler gibi çevreye duyarlı uzman kişilerden önemli bir dileğim var. Kanalizasyon yapma fuıyası içinde dikkatinizi çekmek istediğim bir konu var. Kanalizasyona mutlaka ihtiyaç var ama arıtma yapmadan, arıtmayı planlamadan, arıtmanın bitiş tarihini belirlemeden kanalizasyon yapmanın hele hele küçük yerlerde, 100-500 konutlu yerlerde çok büyük problem olduğuna inanıyorum. Onun için mutlaka önce arıtmanın planlanması, sonra kanalizasyonun planlanmasının gerektiğini söylemek istiyorum. Şu anda kanalizasyomı daha önceden yapılmış arıtma tesisi kuracağımız çalışmalarda, yer seçiminden dolayı birçok kaynağın israf olduğunu, bağlanamadığı için ele bir çok kurulu sistemin tahrip olduğunu görüyoruz. Burada ciddi bir servet kaybı söz konusu oluyor. Önce arıtmanın, sonra geriye doğru kanalizasyonun yapılmasının daha sağlıklı olduğuna inanıyorum. Göreve geldiğimizden beri arıtmasını yapmadığımız hiçbir kanalizasyon projesinin ihalesine çıkmadık. Bu kararlılığımızı da sürdüreceğiz". TMMOB Çevre Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ertuğrul Ünlütürl<;, "Emisyon ticareti, fakir ülkelerin emisyon salımı haklarını gelişmiş ülkelere satmalarına yol açmaktadır" Çevre Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ertuğrul Ünlütürk ele Kyoto Protokolü ve ülkemizdeki yanlış uygulamalara dikkat çektiği konuşmasında, küresel ısınmaya yol açan sera gazlarının; temel olarak, sanayi toplumunda kullanılan fosil yakıtlardan, çeşitli sanayi kollarında özellikle, çimento, enerji, ulaşım sektörlerinin yoğunlaşmasıyla ortaya çıktığını vurgulayarak, Kyoto Protokolü ile sera gazı salımlarının azaltılması hedeflenirken, yine Protokol'ün emisyon ticaretine izin vermesi ile bu beklentinin karşılanama- ~ SU VE ÇEVRE TEKNOLOJİLERİ• SAYI 17 ·, clığını belirtti. Ertuğrul Ünlütürk özetle şunları söyledi; "Atmosfere salınan sera gazı miktarı ve buna bağlı sıcaklık artışına göre yapılan moclellemelerde emisyon sınırlamasının 2050 yılına kadar o/o 80, 2030 yılına kadar o/o 60 olması öngörülmektedir. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi içinde imzalanan Kyoto Protokol'üne göre ise gelişmiş taraf ülkeler, 2008-2012 yılları arasında sera gazı salımlarını, 1990 yılı verilerine göre ortalama o/o 5.2 indirmekle yükümlüdür. AB, hem birlik olarak hem de üye ülkeler açısından o/o 8'lik bir azaltma yükümlülüğü almıştır. Amerika Birleşik Devletleri'nin salım azaltma yükümlülüğü ise o/o 7'dir. Protokol'ün 17. maddesi ise, emisyon hedefini belirlemiş ülkelerin taahhüt ettikleri hedef indirimini tutturmak için, kendi aralarında emisyon ticareti yapabilmelerine olanak tanımıştır. Bir yaptırım getirmeyen Protokol'ün, yaptırım gücünü sağlama adına "havayı kirletme hakkı" olarak tanımlanabilecek, emisyon ticaretine kapıyı açması, fakir ülkelerin emisyon salımı haklarını gelişmiş ülkelere satmalarına yol açmaktadır. Bu haliyle Protokol'ün amaçladığı o/o 5,2'lik indirimle görünüşte bir indirime gidilebilirken, gerçekte atmosfere aynı miktarda gaz, emisyon ticareti sayesinde salınabilecektir. Bu haliyle Kyoto Protokolü küresel ısınmaya dayalı küresel iklim değişikliği sorununa çözüm bulmaktan uzak, sembolik bir girişim özelliği olmasının yanında, duruma neo-liberal bir hava da katmaktadır.
RkJQdWJsaXNoZXIy MTcyMTY=