Su ve Çevre Teknolojileri Dergisi 148. Sayı (Kasım 2020)

Su ve Çevre Teknolojileri / Kasım 2020 33 Galatasaray Lisesi’ne gitmek istedim. İstanbul’da akrabamız ve çok yakını- mız olmadığından babam ‘11 yaşında bir çocuğu İstanbul’a göndermem’ dediği için Çorum Lisesi’nin orta kıs- mına devam ettim. Ortaokulu bitirme döneminde liseye geçmek için girilen ‘Olgunluk’ sınavına Yalçın isimli çalışkan bir arkadaşımla hazırlanmıştık. Arka- daşım öğretmen okuluna müracaat etmişti, ben de ondan etkilenip aynı okula müracaat etmiştim. Babam bunu öğrendiğinde ilgili belgeleri yırtıp atmış, eğitime devam etmek istiyorsam daha iyi bir alanda okumam gerektiğini söy- lemişti. Liseye devam etmemi istiyordu. Böylece Çorum Lisesi’ne başladım...” Otelin işletme hakkını bana vermişti “Çorum Lisesi’nin fen bölümünden ikincilikle mezun olduğumda, babam eğitimime devam etmemi değil de evlenmemi ve işlerin başına geçmemi arzu ediyordu. Bu yönde bir dayatması olmuştu. Otelin işletme haklarını bana vererek gitmeme engel olmak istemişti fakat ben eğitime devam etmeyi plan- lıyordum. Eğitim almamış insanların o dönemde bile toplumda çok önemli bir yerinin olamadığını görüyordum. Bir devlet dairesine gittiğinizde, eğer yüksek tahsiliniz yoksa şapkanızı çıkar- manız ve dilekçenizi ilettikten sonra üç adım geri çekilmeniz gerekiyordu. Buna çok yerde şahit olmuştum... Hatta bir keresinde babamla Çorum Belediye- si’ne gittiğimizde, babamın da şap- kasını çıkartıp, dilekçesini uzatıp, üç adım geri çekilmesi tuhafıma gitmişti. O esnada Başkanın masasının önünde bacak bacak üstüne atmış oturan iki kişi bulunuyordu, ikisi de yüksek tahsilli ve zengin insanlardı. O an kendi kendime şunu söylemiştim; ‘İleride ben de bu odaya geldiğimde bu şekilde koltukta oturacağım’. Allah nasip etti ve ben o makamda Bakan olarak oturdum. Bu olay beni kamçılamıştı...” ihtiva eden Velipaşa otelini 1939 yılında kiralamıştı... Hamamcılar ve Samsunlular “Bu dönemden sonra otel işletme- ciliği de yapmaya başlamış ve kamyon işletmeciliğine de devam etmişti. Daha sonra, 1573 yılında Erzurum Beylerbeyi Ali Paşa’nın yaptırmış olduğu, mülki- yeti bir şekilde vakıflara geçen hamamı, 1943 yılında satın almıştı. Bu nedenle Çorum’da bizi ‘Hamamcılar’ ve ‘Sam- sunlular’ olarak tanırlar. Babam vefat ettiği 1958 yılına kadar kamyonculuk, otobüsçülük, otelcilik ve hamam işlet- meciliği yapmıştı...” Babam okumamı istemiyordu “Babam, beni, abime göre daha yetkin görüyor ve kendisinden sonra işleri yürütecek kişi olarak düşünüyordu. Dolayısıyla okumamı da istemiyordu. Bana çok güveniyordu... Babama ait 40 kişinin çalıştığı iş yerlerini 13 yaşımdan itibaren idare etmeye başlamıştım. Ken- disi şeker hastasıydı ve yaz döneminde okullar tatil olduğunda, Ankara’ya has- taneye ya da Samsun’a tatile giderdi. Bu süre zarfından tüm işletmelerle ben ilgilenirdim. 15 yaşımdan itibaren babamın mali defterlerini tutmaya baş- lamıştım. O dönem maliyede memur olan Sarı Ahmet isimli bir bey, babamın defterlerini tutardı, o zamanlar defterler basit bir usulde tutulurdu, bugünkü gibi değildi. Sarı Ahmet Bey’in felç geçirip hastalanmasının ardından evine fatura- lar ve defterlerle birlikte gitmeye baş- lamıştım ve onun söylediklerini deftere kaydediyordum. Yaklaşık bir buçuk yıl sonra kendisi vefat ettikten sonra, defterleri ben tutamaya başlamıştım. Babam zaman zaman beni okuldan alır, maliyeye götürür ve gerekli işlemleri yapardık...” İstanbul’a gitmek istedim “İlkokulu bitirdiğimde İstanbul’da Lise belgelerini al, Ankara’ya gel “Her yıl babam tedavi için Ankara Üniversitesi Cebeci Numune Hastane- si’ne gidiyordu. 1956 yılında tekrar bu hastaneye gittiğinde, odasını Ankara PTT Başmüdürü ile paylaşmış, sohbet sırasında o müdürün, oğlunun okuma- sını çok istemesi, babamı da oldukça etkilemiş. Bu sohbetler sonrası baba- mın da fikri değişmiş... Birkaç gün sonra babamdan aldığım telgrafta, lise belgelerimi ve tahsilimle ilgili bütün evraklarımı alıp Ankara’ya gelmemi istiyordu. Evraklarımı alıp hemen Anka- ra’ya yanına vardığımda, öncelikle PTT Müdürü’nün elini öpmemi ve sonrasında okulu bitirir bitirmez geri döneceğim konusunda söz vermemi istemişti, ben de o sözü vermiştim...” Almanya’da eğitim almak İstanbul’dan ucuzdu “O yıllarda Ankara Ziraat Fakültesi, Fen Lisesi’nden pekiyi dereceyle mezun olan öğrencileri imtihana sokmadan, burslu olarak kabul ediyordu. Babam okumama izin vermediği takdirde bu fakülteye gitmeyi düşündüğümü anneme söylemiştim. Fakat eğitimime devam etme iznini aldıktan sonra babamın işlerini de yürütmeme imkan veren ve Çorum’da da icra edebilece- ğimmeslek dalları üzerinde düşünmeye başlamıştım. İki meslek dalı bu şartları sağlıyordu. Birisi, İnşaat Mühendisli- ğiydi... Bir sınıf arkadaşımın abisi inşaat mühendisiydi ve Almanya’da okumuş bir mühendisle ortak büroları vardı. Şehrimizde bir konuda zorlanıldığında o kişi devreye girer ya da ona danışılırdı. Onların bürolarına çok sık giderdim. Tür- kiye’de inşaat da gelişiyordu ve yapmış oldukları projeler ilgimi çekiyordu. Bu nedenle aklıma gelen ilk mesleklerden birisi İnşaat Mühendisliği olmuştu. İkinci olarak, serbest bir yapısı olmasından dolayı eczacılık ilgimi çekiyordu. Bu nedenle bu iki meslek için Türkiye’yle suvecevre.com

RkJQdWJsaXNoZXIy MTcyMTY=