E-Dergi Oku 
E-Bültene Abone Olun
 
INEVA TÜRKİYE
ANADOLU FLYGT
SİSDOZ
MAS DAF

Yaz Tatilimde Yaşadığım Çevre Sorunları

Yaz Tatilimde Yaşadığım Çevre Sorunları

12 Eylül 2018 Çarşamba / 16:33 | YORUM
122. Sayı (Eylül 2018)
139 kez okundu

PROF. DR. AHMET SAMSUNLU
İTÜ İnşaat Fak. Çevre Müh. Böl. Öğretim Üyesi
44. Hükümet İmar ve İskân Bakanı

Bu “Yorum” yazımda, şimdiye kadar yazdığım konulardan farklı olan bir konu üzerinde duracağım... Ülkemizin çok tanınan ve Kurban Bayramı’nda en çok ziyaret edilen tatil yöresinde, “Çevre”yle ilgili olan ve beni olumsuz etkileyen bazı hususları sizlerle paylaşmak istiyorum. 

Bodrum’un dışındaki bir kooperatif sitesinde 26 yıldır yaz tatilimi geçiriyorum. Bodrum’dan 35 kilometre uzakta olan ve yörede kurulan ikinci site olan sitemizin tertemiz olan denizinde yıllarca yüzdüm, kuşların seslerini dinleyerek balkonunda oturdum ve ellerimle diktiğim 43 fidanın yıllar içinde büyümesini izledim. 

Fakat bu güzellikler çok da uzun sürmedi. İlk darbeyi 2006 yılında, Torba ve Yalıkavak gibi koylarda bulunan balık çiftliklerinin, bu koyları kirlettiği ve turizmi olumsuz etkilediği ileri sürülerek Bodrum’a uzak ve turizmin gelişmediği, diğer bir ifadeyle “lobi” yapacak otellerin bulunmadığı Bodrum, Milas ve Didim ilçeleri sınırları içinde kalan ve kenarında bizim sitemizin de yer aldığı Mandalya Körfezi’ne taşınması kararıyla aldık.

1992 yılında ilk tatilimi geçirdiğimde sitemizin denizi oldukça temizdi. Yüzerken denizin tabanı gözüküyor ve denizde yaşayan balıkları yüzerken izleyebiliyorduk. Ayrıca sahilimizde yer alan ve dalgaların vurduğu kayalar üzerinde hiçbir yosun bulunmayan plajımız, bugün öncelikle bu çiftliklerin yarattığı kirlilikten müthiş etkilenmiş durumda. Bugünlerde denizimize dalanlar, denizin çok bulanık ve tabanda az da olsa çamur birikintisi olduğunu söylüyorlar. Kayalar üzerinde aşırı beslenmeden dolayı yosunlar oluştu. Balık çiftliklerinin yem artıkları, yaptıkları temizlikten kaynaklanan deterjan köpükleri, plastik yem torba kalıntıları ve daha birçok balıkçılıkla ilgili malzeme bu kirliliğin ana nedenlerinden bazıları.

Bu kirliliğin daha da artmasında, Bodrum’a gelen teknelerin denize boşalttıkları çöplerin de etkisi olduğunu belirtmek isterim. Yüzerken onlar tarafından atılan şampuan, yoğurt kapları gibi çok sayıda plastiği, ben ve diğer site sakinleri yüzerken denizden çıkarıyoruz veya koyu-muzdan topluyoruz. Bazı günler site sakinleri kirlenme nedeniyle denize giremiyorlar. Denizimizde eskiden kokuya rastlanmazken bugün suda balık kokusu hissediliyor.

Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından 13 Haziran 2009 tarihli ve 27257 sayılı denizlerde kurulan balık yetiştiriciliği tesislerinin izlenmesine ilişkin yayınlanan tebliğde, “Balık çiftliği kurulacak alanlarda etkin akıntı ve rüzgar yönünün kıyıdan koy ve körfez ağzına, açığa doğru olması önem arz etmektedir” deniliyor. Bu tebliğin ve ilgili diğer tebliğlerin tümünü burada değerlendirmem mümkün değil; ama bizim sitemiz için en önemli husus üzerinde durmak istiyorum. Bu husus, rüzgar yönü ile ilgili husus...

Bizim denizimizde esen rüzgar genelde Karayel olup, balık çiftliklerinin atık ve artıklarını gelen dalgalarla sahilimize taşıyor. Bu durum, rüzgar yönünün kıyıdan açığa doğru olması şartına ters olup, tebliğlerde istenilenlere uymuyor. Bu konuda birçok kuruluş ve kişi gibi ben de mücadele ettim ve ediyorum. Çevre ve Orman Bakanlığı Muğla İl Müdürlüğü’ne yaptığım müracaata bütün yukarıda belirttiğim konulara rağmen “Denizde herhangi bir kirlenmeye rastlanmamıştır” şeklinde cevap verildi.

SİTEMİZDE GÜRÜLTÜDEN OTURULAMIYOR
İnsan tatile gelince temiz bir denizde yüzmeyi istediği kadar gürültüsüz bir çevrede de yaşamayı istiyor. Sitemizdeki sakin ve gürültüsüz yaşamımız 23 yıl sürdü. 2015 yılında sitemizin denize inen yolu üzerinde bir otel inşaatı başladı. Tatil döneminde inşaat yasağına uymayan bu faaliyet, iki yıl boyunca sitemizi toza boğduğu gibi, sitemiz tarafından yaptırılan yolun ve altyapısının bozulmasına da neden oldu. Gece ve gündüz aralıksız çalışan kamyonlar ve diğer inşaat vasıtalarının gürültüsü içinde yaşamaya mecbur kaldık.

Geçen sene otel açıldığından beri otele gelen vasıtaların ve taksilerin gürültüsü sabah erken saatlerde yataktan fırlamamıza neden olduğu gibi, bütün gün bu yol kenarındaki evlerimizin balkonlarında oturmamızı da imkansız hale getiriyor. Bu gürültüyü engellemek için ve vasıtaların hızlı gitmesine mani olmak için geçen sene mevsim sonuna doğru site idaremizce inşa ettirilen 2 kasis (hız kesici), otelin ve vasıta sahiplerinin (özellikle taksi ve minibüs) şikayetleri üzerine Muğla Büyükşehir Belediyesi tarafından söktürüldü.

Bu konuda site idaremizin ve benim, Muğla Büyükşehir Belediyesi’ne kasis koymayla ilgili yaptığımız müracaat, Milas İlçe Ön Kabul ve Değerlendirme Komisyonu Raporu dikkate alınarak Muğla Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Koordinasyon Merkezi tarafından, yolun ana arter olduğu belirtilerek ret edildi ve tarafımıza yolun trafik işaretleri ile donatıldığı belirtildi. Bu yol ana arter niteliğinde olmadığı gibi, sitemizin sahile inen çıkmaz yoludur. Ayrıca site girişinde 30 kilometre hız limitini gösteren tek bir levha bulunmuyor.

Otele gelen bu vasıtaların 30 kilometre levhasına uymayarak saatte 80-100 kilometre hızla gitmelerinin yarattığı gürültü kirliliğine kim mani olacak bilemiyorum. En son olarak Milas İlçe Belediyesi’ni ve Bölge Jandarma Komutanlığı’nı ziyaret ettim, sorunlarımızı aktardım. Yazılı dilekçemi de posta ile gönderdim.

Bahsettiğim tüm kuruluşlardan gerekli ve yeterli hız levhalarının konulmasını ve zaman zaman hız kontrolü yapılmasını rica ettim. Ayrıca bu yol kenarında bulunan çocuk parkımızdan yola fırlayacak çocukların ezilebileceğine de dikkat çektim.

Bu gürültülü ortamda, yolun kenarında yer alan evimin önünden geçen her vasıta, benim yerimden fırlamama ve kalbimin hızlı atmasına sebep oluyor. Çevre Mühendisliği Bölümü’nde verdiğim “Çevre Mühendisliğine Giriş” dersinde gürültünün insanları hasta ettiğini ve devamlı etkisi altında kalınması halinde insanı intihara bile götürebileceğini anlattığımı hatırlıyorum. O kadar etkileniyorum ki, tepede olan evimden yaklaşık 30 merdiven inerek yola çıkıyor ve hızlı geçen taksi, minibüs gibi vasıtaların otelden dönüşünü bekliyorum. Her birine gürültünün insan sağlığı üzerinde yarattığı olumsuzlukları anlatıyor ve yavaş gitmelerini rica ediyorum. Bugüne kadar 55 vasıtayı durdurdum ve yavaş gitmeleri hususunda uyardım, kısmen başarılı olsam da tam netice alamadım. Milas’tan gürültüyü engelleyebilmek için kendime kulak tıkacı aldım.

DÜŞÜNCE VE BEKLENTİLERİM
Deniz kirliliği ile de mücadelemizden bir netice alamadık ve bu duruma katlanmayı ve kirli denizde yüzmeyi kabullendik. Korkarım otele gelen vasıtaların yarattığı gürültüyle ilgili de bir netice alamayacağız ve gürültülü ortamda sağlığımızdan bir şeyler kaybederek yaşamaya devam edeceğiz.

Kalkınmış ülkelerde ticari faaliyetler vatandaşların yaşamını etkilemeden ve huzurunu bozmadan yapılıyor. Ayrıca vatandaşlarının sağlığı her şeyin üstünde tutuluyor. Ben de ülkemizin ekonomisinde ve kalkınmasında önemli yeri olan balıkçılık ve turizmin gelişiminin, halkımızın yaşam kalitesinin ve sağlığının olumsuz etkilenmeden gerçekleşmesini istiyor ve destekliyorum.

Diğer taraftan bu şikayetlerimin, yetkililerce dikkate alınmasını ve bir çözüme kavuşturulmasını da bekliyorum.


 


İlginizi çekebilir...

Atıksudan İçme Suyu Elde Edilmesi

PROF. DR. AHMET SAMSUNLU İTÜ İnşaat Fak. Çevre Müh. Böl. Öğretim Üyesi 44. Hükümet İmar ve İskan Bakanı...
13 Ağustos 2018 Pazartesi / 15:35

Endüstriyel Arıtma Çamurlarından Enerji Elde Edilmesi

PROF. DR. AHMET SAMSUNLU İTÜ İnşaat Fak. Çevre Müh. Böl. Öğretim Üyesi 44. Hükümet İmar ve İskan Bakanı...
18 Temmuz 2018 Çarşamba / 11:51

'Dünya Çevre Günü' ve 'Akdeniz Üniversitesi 2018 Çevre Hizmet Ödülleri'

Bu yazımda, 5 Haziran tarihinde kutlanan Dünya Çevre Günü haberlerinden esinlenerek, bilhassa iklim değişikliğinin etkisiyle günümüzde ortaya konulan ...
20 Haziran 2018 Çarşamba / 16:03