E-Dergi Oku 
E-Bültene Abone Olun
 
MAS DAF
SİSDOZ
ANADOLU FLYGT
INEVA TÜRKİYE

Bodrum Yarımadası'nda Su Kıtlığı

Bodrum Yarımadası'nda Su Kıtlığı

12 Eylül 2018 Çarşamba / 16:10 | GÜNCEL
122. Sayı (Eylül 2018)
16 kez okundu

Prof. Dr. Hulusi Barlas

Oldum olası duş yapamayacağım yerde denize girmem. Bu yüzden eskiden, dünyanın en güzel köşelerinden Kaş’ın Kaputaş Plajını da çoğu zaman pas geçerdim. Ama insan her şeye alışırmış... Bu yıl Bodrum’da bizim sitenin plaj duşları da -benim bildiğim- 20 yıldan beri ilk defa “sustu”. Çünkü kuyularımızdaki su ancak evlere verilebilecek düzeye kadar düşmüştü. 

Turizmin göz bebeği Bodrum’da suyun kıtlığının tarihi oldukça uzun. Bodrum yarımadası neredeyse bir “Ada”... Şöyle Torba’dan aşağı doğru sıkıversen, yarımada bir adaya dönüşüverecek sanki! Üstelik marttan eylüle kadar hemen hemen hiç yağmur yok. Nüfus projeksiyonlarına bakarsanız 3-5 yıl içinde yerli nüfus 200 bin ve de 2050 yılında 500 bin olacak (2070’de de bir milyon!). Toplam nüfus ne olur diyorsanız, 2025 yılında 800 bin ve 2050 yılında da 1.700.000.

Bu sayılara bağlı olarak su ihtiyacı giderek artış gösterecek. İçinde yaşadığımız bu yıllarda 25 milyon m3 toplam su ihtiyacı varken bunun ancak 22 milyon m3lük kısmı karşılanabiliyor. Yarımadanın toplam su ihtiyacı 2025 yılında 32 milyon m3, 2040 yılında 52 milyon m3 ve 2050 yılında da 70 milyon m3 olacak.

Bugünden bakıldığında deniz sonrası duşsuz kalma ihtimali giderek artacak gibi görünüyor. Mumcular Barajı, Geyik Barajı, Çamköy Kuyuları, Yarımada ve Bodrum çevresinden 22 milyon m3 su miktarına ancak ulaşılabiliyor. Hesap kitap: Dalaman Barajı, Namnam Çayı... Çok uzun mesafelerden çok uzun isale hatları ve yüksek pompa terfileri.

Peki ne olacak bu Bodrum yarımadasının “su hali”? Tatilci dediğin, evindekinden iki misli daha fazla su tüketen bir tür. Turizm olmadan da Bodrum olmaz. Bu karmaşık ve zor duruma tek kalemle çözüm bulmak apaçık boşuna gayret. Ancak bir “proaktif su yönetim” modeliyle düzlüğe çıkılabileceği söylenebilir. Bu da öncelikle akla gelen tüm yaklaşımların harmonik bir kombinasyonunun hayata geçirilmesini gerektiriyor. Bodrum dışından mümkün olabilecek tüm yollarla su taşınması, deniz suyunun arıtılması, acı suların arıtılması, kullanılmış suların arıtılıp yeniden kullanımı. Başta dediğim gibi bugünlerde Bodrum’da şöyle doya doya bir duş yapabilmek, hele başkalarının gözü önünde, imkansız. Adınız hemen “egoist, çevre düşmanı”na çıkarılıverir. Halbuki duşta kullanılan su geri kazanılıp tekrar tekrar kullanılsa ve hatta güneş enerjisiyle ısıtılsa kim bana ne diyebilirdi ki? İşte o zaman göğsümü gere gere saaatlerce bile duş yapabilirdim.

Tüm turistik bölgelerde olduğu gibi Bodrum Yarımadası’nda da kişi başı su kullanımı, buna bağlı olarak da atıksu oluşumu fazla. Burada MBR (membran biyoreaktör) teknolojisinin atıksu arıtımında kullanımına değinmeden geçmek olmaz. Turistik bölgelerde arazi çok kıymetli ve su kıt. MBR atıksu arıtım uygulaması bilinen klasik yöntemlere göre 2-3 misli daha az yer kaplıyor ve de Avrupa Birliği Yüzme Suyu Kalitesinde su çıkıyor atıksu arıtma tesisinden. Bu su değişik amaçlarla kullanılabiliyor. Yani MBR teknolojisi tam da turistik bölgeler için biçilmiş kaftan. Tam da bu noktada ülkemizde belediye anlamında ilk MBR uygulamasına öncülük etmiş bir Bodrumlu belediyeden ve onun daha Türkiye’de doğru dürüst MBR içeren atıksu arıtma tesisi yokken 2008 yıllarında bu teknolojiyi uygulama basiretini ve cesaretini gösteren belediye başkanından söz etmemek haksızlık olurdu...

Evet Bodrum Konacık eski belediye başkanı Mehmet Tosun. Bodrumlu ve Harita Kadastro Mühendisi ve de hem Bodrum Yarımadası Trafiği hem de Mahalli İdareler ve Şehircilik alanında iki farklı Yüksek Lisans yapmış olan Mehmet Tosun’u ilk defa 2011 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi’nde bir membran sempozyumunda, Türkiye‘nin ilk MBR teknolojisi ile arıtma yapan Konacık Atıksu Arıtma Tesisi hakkındaki sunumunu yaparken görmüştüm. Muğla büyükşehir olduktan sonra bu tesis şimdi MUSKİ tarafından işletiliyor. Neredeyse dezenfekte edilmiş kalitedeki bu su ile Bodrum’un refüjleri sulanıyor yıllardır.

Bodrum Yarımadası’nda kullanılmış suların arıtılıp tekrar kullanılması şart. Bu uygulamanın pahalı olduğu söylenebilir. Buna bakarsanız denizden tatlı su eldesi son çare! Çünkü pahalı. Ama dibimizdeki 615 evlik Gümüşlük Gümsan Sitesi denizden su eldesi tesisini çoktan kurdurdu ve bu yaz mevsimini sürekli su kullanarak geçirdi. Yukarıdaki nüfus ve su ihtiyacı projeksiyonlarına tekrar bakınız: Korku filmi gibi! Dedik ya, mümkün olan tekniklerin hepsini duruma göre devreye alacağız, yoksa sorun sadece plaj duşlarının suyunu kesmekten geçip evlerdeki suların kesilmesini aşar gider.

Bu arada unutulmaması gereken uygulamalardan biri de “eğitim“. Özellikle yarımadadaki konaklama tesislerindeki personel için su tasarrufu ile ilgili eğitim programları hazırlanması son derece olumlu sonuçlara yol açabilir. Su kullanımının sürekli ölçülmesi ve karşılaştırmalar yapılması, musluklara, duşlara ve tuvalet rezervuarlarına suyu sınırlayıcı ekler yapılması önemli tasarruflar sağlayabilir. Havuzların boyutlarının küçültülmesi ve geceleri buharlaşmayı önlemek için üstünün örtülmesi gibi ortak aklı harekete geçiren sayısız uygulama örneği geliştirilebilir.

Bodrum Yarımadası’nda çok sayıda site var. Bu sitelerde bahçe sulamalarının damlatma sistemine geçirilmesi, su fiyatlarının su tüketimi esas alınarak kademeli artırılması sayesinde çok yönlü su tasarrufu önlemlerinin alınması/aldırılması da yararlı olacaktır. Siteler için de eğitim ve bilgilendirme programları ile ayrıntılarda konu gündemde tutulabilir.

Yarımadada yağmur eylül ve mart ayları arasında yağıyor genellikle. Hatta hep duyarsınız, Bodrum’u kışın sular seller götürür, arabalar dahil ne varsa denizden toplanır yağmur ve fırtına sonrası. Atalar boşuna yaşamamışlar; Yarımadaya sarnıç doldurmuşlar. Kışın suları sarnıçlarda biriktirip yazın, o zamanlarda da mutlaka var olan dayanılmaz sıcaklarda, hem kendileri hem de hayvanları için su ihtiyacını buralardan karşılamışlar. Madem ki proaktif bir su yönetimi şart burada, neden “sarnıç“ fikri zamana adapte edilerek bir parça da olsa sorunun çözümüne katkıda bulunmasın? Elbette bu çağa uygun donanımlı yeni nesil sarnıçlardan bahsediyoruz. Kısacası Datça’dan balonla su da taşıyalım, Dalaman’daki barajlardan da kilometrelerce isale hattı yapıp su getirelim, Bafa Gölü’nü endüstriyel atıksu içeriğiyle kirleten Büyük Menderes’i “adam edip”, Bafa Gölü’nü de Bodrum için ek su kaynağına dönüştürelim... Ama yeni nesil sarnıçları, personel ve vatandaş eğitimini, atıksuların MBR ve benzeri teknolojilerle geri kazanımını, denizden tatlı su eldesini de bunlara ekleyip aynı anda uygulayalım; ki 2100 yılı rakamları rüyalarımızı kaçırmasın.

Diğer bir sorun da su kıtlığı yüzünden kuyulardan aşırı çekim yapılması ve bunun sonucu olarak da kuyu sularının sertliğinin sürekli yükselmesi. Yarımadanın batı bölgelerinde su sertliği 150 Fransız sertliğinin altına düşmüyor. İstanbul’da musluklardan akan suyun 10-20 Fransız sertliğinde olduğunu düşünürsek yukarıdaki sertliğin oldukça yüksek olduğunu anlarız. Ama Bodrum Mumcular bölgesinde kuyularda su sertliği daha düşük ve genellikle 40 Fransız derecesi civarında. Sonuç olarak bu sert suların da bir türlü yumuşatılması gerekiyor. Akıllı stratejilerle ekonomik ortak yumuşatma sistemleri hayata geçirilebilir, geçirilmeli... Yoksa ne bulaşık makinesi çalışır, ne de saçımızı yıkarken huzur bulabiliriz.

Makro düzeyde de yarımadanın lokal ve bölgesel su değerlendirmesi ve su kullanım incelemeleri yapılarak, su kullanım envanterlerine dayanan bir “su yönetim sistemi“ oluşturulmalı. İklim değişikliğinin karmaşık etkisi de modellenmeli ve su kullanım senaryolarına entegre edilmelidir. Ancak bu şekilde şu andaki, ama belki de en önemlisi gelecekteki su kıtlığı ile baş edecek uygun stratejiler ortaya konabilir.


 


İlginizi çekebilir...

Tatlı Su Kaynaklarımızın Yüzde 79'u Kirlenmiş Durumda

5 Haziran Dünya Çevre Günü vesilesiyle TMMOB Çevre Mühendisleri Odası'nın açıkladığı Türkiye çevre raporu, Türkiye'deki çevre kirliliğine ışık...
20 Haziran 2018 Çarşamba / 15:44

İstanbul'daki Atıksuların Yüzde 99'u Arıtılıyor

İBB Başkanı Mevlüt Uysal, Tuzla İleri Biyolojik Arıtma Tesisi'nde arıtılan atıksuları Marmara Denizi'nin dip akıntısıyla buluşturacak deniz de...
23 Mayıs 2018 Çarşamba / 11:40

Yeni İklim Rejimi, Daha Güçlü Ekonomi Demek

....
5 Nisan 2017 Çarşamba / 16:19

©2018 Teknik Sektör Yayıncılığı A.Ş. | 19.12.2018 / 06:28:28 | Sektörel Yayıncılar Derneği üyesidir.