Röportaj

İSKİ Genel Müdürü Fatih Turan: 'Yatırımlarımıza Değişen Talepler Doğrultusunda Yön Veriyoruz"

Türkiye'de ilk defa uygulanan yeni projelerden kayıp-kaçakla mücadele çalışmalarına, tercih ettikleri özel teknolojilerden çevre sektöründen beklentilerine kadar birçok konuda görüş ve bilgilerini Su ve Çevre Dergisi okurlarıyla paylaşan İSKİ Genel Müdürü Fatih Turan, ?Yatırımlarımıza İstanbul?un değişen ve dönüşen talepleri doğrultusunda yön veriyoruz? diyor...
Su&Çevre: İSKİ’nin yeni tamamlanan ve süren projeleri ile önümüzdeki dönemde hayata geçireceği projeleri hakkında bilgi alabilir miyiz?

Fatih Turan: Öncelikle, içmesuyu ve atıksu yatırımlarımıza İstanbul’un değişen, dönüşen talepleri doğrultusunda yön verdiğimizi belirterek sorunuza cevap vermek isterim. Bu kapsamda verimliliği ve hizmet kalitemizi yükseltmek için akıllı şebeke uygulamalarına, işletmecilik yönümüze ağırlık vermek, enerji alanında yeni projeleri hayata geçirmek de planlarımız arasında...  
İstanbul’un suyla ilişkisi, konuya vakıf olanların iyi bildiği gibi çok önemli bir mevzu. Tarih boyunca bütün yöneticilerin büyük yatırımlar yapmasını gerektirmiş. Bu çaba, su kemerleri, sarnıçlar ve çeşmeler gibi büyük mimari yapıların yanı sıra hukuktan edebiyata büyük bir külliyatı da “Su Medeniyeti” adı altında bize miras bırakmış. Biz şimdi bu su medeniyetine 21. yüzyılın tecrübelerini, eski tabirle söyleyelim “nakşediyoruz”.
Su temini konusunda masamızda projeler var... Asya Yakası’nda İsaköy ve Sungurlu barajları DSİ’nin 2017 yatırım programına alınmış durumda. Avrupa Yakası’nda ise Karamandere Barajı için fizibilite çalışmaları sürdürülüyor. Yine Rezve Deresi’nden de yıllık 235 milyon metreküp su almayı planlıyoruz. Bu kapsamda, oradaki tabiat dokusuna zarar vermemek için 4 metre çapında 41 km uzunluğunda bir tünelle suyu taşımayı planlıyoruz.
Ama bizim, daha doğrusu İstan-bul’un, susuzluk gibi bir kabusu hiç görmemesi için daha büyük bir tedbire, tabiri caizse bir sigortaya ihtiyacımız var. Hamdolsun bugün böyle bir sigortamız mevcut, adı da Melen. İSKİ olarak 2007 yılından bu yana Melen’den su alıyoruz. 1. ve 2. hatları tamamlanan Melen Projesi’nin 3. hattına devam ediyoruz. Üç metre çapında, 131 km uzunluğunda isale hattına başladık. DSİ tarafından yapımına başlanan Melen Barajı’nın inşası da devam ediyor. İnşallah barajın tamamlanmasıyla neredeyse şu an sahip olduğumuz rezerv miktarı kadar bir kaynağı şehre kazandırmış olacağız.

Su&Çevre: Atıksu konusunda...

Fatih Turan: Tabii ki işimiz suyu temin etmekle bitmiyor... Kullanılan suyu toplamak ve arıtmak apayrı bir iş. Devasa bir atıksu toplama ağımız mevcut. 80 atıksu arıtma tesisimiz var. Yeni inşa edeceğimiz ve dönüştüreceğimiz tesislerimiz var, bütün bunları şehrin ileride ihtiyaç duyacağı biçimde projelendiriyoruz. Yatırım programımız dâhilinde Büyükçekmece, Silivri, Selimpaşa ve Çanta İleri Biyolojik Atıksu Arıtma Tesislerini tamamladık. Sayın Cumhurbaşkanımızın ve Başkanımızın teşrifleriyle açılışımızı gerçekleştirdik. Çevre ve insan sağlığı için tünelleri ve atıksu hatlarıyla birlikte, bu bölgede İSKİ olarak 1 milyar TL’yi aşan bir yatırım gerçekleştirmiş olduk. Bu tesislerin hizmet verdiği bölge, bildiğiniz gibi İstanbul’un yazlık beldeleri. Yaz mevsimi boyunca deniz keyfi yaşanan 48 km’lik bir sahil bandında, işte bu tesislerle deniz suyu kalitesi yükselmiş olacak.
Ataköy 2. Kademe, Tuzla 3. Kademe, Baltalimanı, Kadıköy ve Yenikapı tesislerimiz için çalışmalar sürüyor. Kadıköy ve Yenikapı tesislerimizin dönüştürülmesi büyük önem arz ediyor. İstanbul’un suyunun sigortası Melen’i korumak için de yine 5 adet ileri biyolojik arıtma tesisi inşa edeceğiz. Bütün bu tesislerimizin hizmete girmesiyle atıksu arıtma tesislerimizin kapasitesini 2020’ye kadar yaklaşık yüzde 60 artırmış olacağız. Böylece biyolojik ve ileri biyolojik arıtma oranımız yüzde 90’ı geçmiş olacak.

Su&Çevre: İSKİ olarak öncelikleriniz nelerdir?

Fatih Turan: Çatalca’dan Tuzla’ya kadar İstanbul’un her yerinde İstanbulluların memnuniyetini sağlamak, onların İSKİ ile ilgili beklentilerine en kısa sürede cevap vermek, kaliteli hizmet sunmak bizim en büyük önceliğimiz. Evet çok teknik bir kurumuz, Türkiye’nin önemli yatırımcı idarelerinden biriyiz ama aynı zamanda doğrudan insanlara ulaşıyoruz. Hizmet kalitesini bu nedenle çok önemsiyoruz. Melen Su Temin Sistemi’nin tamamlanması, halen hizmet veren ön arıtma tesislerimizin dönüştürülmesi bizim ve İstanbul için çok önemli.
İdare olarak Ar-Ge ve enerji faaliyetlerimiz bizi heyecanlandırıyor. Türkiye’de ilk defa uygulanan projeleri yürütüyoruz. Büyükçekmece Barajı üzerinde ülkemizde ilk defa yüzer enerji sistemlerini kurduk. Projenin yüzde 80’ini tamamladık. Tesislerimizde çatılara, depoların üzerinde güneş enerjisi sistemleri kuruyoruz. Bizim yapılaşmaya izin vermediğimiz havzalarımız var, özellikle Karadeniz’in hava koridorlarına açık su havzalarımızda rüzgâr enerjisinden faydalanmak için projeler yürütüyoruz. Melen hattı boyunca mesela hem su taşıyacağız hem de uygun yerlere kuracağımız rüzgar türbinleri ile enerji elde edeceğiz. Böylece hem devletimizin enerji politikasına katkı sağlayacağız hem de enerji ihtiyacımızın bir bölümünü hidroelektrik santrali ile kendimiz temin edeceğiz.
Bunların dışında “Akıllı Şehir, Akıllı Şebeke” hedefimiz var. Bugün uzaktan yönetilen sistemlerle verimlilik, tasarruf artıyor. Riskler azalıyor ve kriz yönetimi kolaylaşıyor, hizmet kalitesi artıyor. Teknoloji, hayatın her alanında getirdiği büyük yenilikleri bizim alanımıza da taşıyor. Biz ne yapıyoruz mesela, online klor ölçümü yapıyoruz, tesis çıkışında nedir, şebekenin şu noktasında klor ne kadardır, ne olmalıdır sorularının cevabını anlık bildirimlerle görebiliyoruz. İstanbul’un su ve atıksu altyapısının uzaktan, akıllı şebekelerle takibini yapmak önemli bir hedef bizim için.

Su&Çevre: İstanbul’un su ve çevre sorunları sizce nelerdir?

Fatih Turan: Hayatın her alanında, bugün ve yarın için yapmanız gerekenleri iyi hesap edemezseniz hem bugün hem de gelecekte problemlerle karşılaşırsınız. İstanbul ve su ilişkisi bunun en güzel örneklerinden biri. Susuz bir İstanbul nedir, nasıldır, ne neticeler verir, hepimiz bittecrübe biliyoruz, yaşadık, gördük. Bugün su sporlarının yapıldığı Haliç için üniversitelerin hazırladığı “Kurtarılamaz toprakla kapatılsın, park yapılsın” şeklinde raporlar var. Ya da su ihtiyacınızı haftada bir iki gün akan suyla karşıladığınızı düşünün...
Bugüne bakalım... Bugün günde yaklaşık 3 milyon metreküp su tüketiliyor İstanbul’da. Suyumuz hamdolsun 7/24 akıyor. İstanbul’un denizlerini, derelerini koruyan atıksu arıtma tesislerimiz gece gündüz faaliyette. Peki bu nasıl oluyor? Sayın Cumhurbaşkanımızın başlattığı ve bütün Türkiye’de belediyeciliği değiştiren hizmet anlayışı ile oluyor. Aslında çok da basit; şehrin bugünkü ihtiyacı nedir, gelecekte ne kadar suya ihtiyaç duyacak, şu anda kaç arıtma tesisi var, gelecekte ihtiyaç duyacağı arıtma kapasitesi nedir? Bu hesaplamaları yapamazsanız işte o zaman su ve çevre sorunları yaşarsınız. Kuraklık senaryolarına karşı, nüfus artışına karşı rakamlarımız, her an aklımızda. Bu yüzden Melen sistemini yapıyoruz, bu yüzden İstanbul’un en ücra köyüne kadar arıtma tesisi inşa ediyoruz. Bu yüzden akıllı teknolojileri sistemlerimize entegre ediyoruz.

Su&Çevre: Su kayıp ve kaçakları konusunda neler yapıyorsunuz?

Fatih Turan: Akıllı şebeke sistemlerinin en önemli faydalarından biri, kayıp kaçak oranlarını düşürmesi... Akıllı şebeke kapsamında kayıp/kaçakla mücadelede Sultanbeyli ve Sancaktepe’nin bazı mahallelerinde pilot çalışma yürüttük. Alt bölgelerde kayıp kaçak oranını yüzde 10 ila 20 arasında azaltmayı başardık. Sultanbeyli’de kayıp kaçak oranını 2015’te yaklaşık yüzde 23 iken, 2016’da yüzde 13 oranına düşürdük. Kayıp kaçakla mücadelede önce, belirlediğimiz bölgeyi besleyen hat üzerindeki vanalara debimetreler yerleştiriyoruz. Bu cihazlardan merkeze gelen veriler, yazılımı tamamen kendi mühendislerimizin ürettiği program sayesinde faturalandırılan su ile kıyaslanıyor. Böylece hem bölgeye verilen şebeke basıncını kontrol ediyoruz, hem de bölgede kayıp/kaçak varsa kolaylıkla tespit ediyoruz. Kayıp kaçakla mücadelede çalışmamızı hızla yaygınlaştıracağız. Bu projemizin de ihale sürecindeyiz. İstanbul geneline uygulamak istediğimiz “Akıllı Şebeke” sistemleriyle, kayıp/kaçak oranlarını, su kalitesini ve basıncını online verilerle takip edebileceğiz.

Su&Çevre: İçme suyu ve atıksu arıtma tesislerinizden, kullanılan teknoloji açısından “özel” olan birinin daha detaylı bilgilerini paylaşabilir misiniz?

Fatih Turan: Paşaköy İleri Biyolojik Atıksu Arıtma Tesisimizle başlayalım. Bu tesisimizde tıpkı diğer tesislerimizde olduğu gibi ileri biyolojik olarak arıtma yapıyoruz. Ancak daha sonra burada tesis çıkış suyunu önce kum filtrelerinden geçiriyoruz. Burada amaç UV dezenfeksiyon öncesi arıtılmış atıksuyun askıda katı madde (AKM) ve bulanıklık değerlerini bir kez daha düşürerek UV ışınlarının atıksu içindeki virüs ve bakterileri imha etmesini sağlamak. Kum filtresinden sonra suyu, UV dezenfeksiyon ünitelerinden geçiriyoruz. UV kanalında her birinde 180 adet UV lambası olan 3 seri set halinde toplam 540 adet UV lambası bulunuyor. Lambalar yüksek yoğunluk, düşük basınç, değişken çıkış gücü ve otomatik temizleme sistemi özelliklerine sahip. Bu şekilde arıttığımız sudan sulama suyu olarak park, bahçeler, kullanma suyu olarak da sanayi kuruluşları istifade edebiliyor. Bunun için bir isale hattı inşa ettik.  Dericiler Sanayi Sitesi, İstanbul Park, Sabiha Gökçen Havaalanı, Tuzla Atıksu Arıtma Tesisi, Kamil Abduş Gölü, Tuzla, Pendik, Kartal ve Maltepe sahilindeki park ve bahçelerde işte bu arıtılmış atıksu kullanılabilecek. İstanbul’da arıtılmış atıksuyun sulama ve kullanma suyu olarak değerlendirilmesine dair yeni projeler de geliştireceğiz.
İçmesuyu ile ilgili olaraksa, İstanbul genelinde aynı tadı sağlamak için bütün tesislerimizde benzer prensibi uyguluyoruz. İçmesuyu arıtma tesislerimizin tamamı konvansiyonel (ön ozonlama/ön klorlama, havalandırma, hızlı karıştırma, yavaş karıştırma, çöktürme, filtrasyon, dezenfeksiyon) arıtma sistemlerini ihtiva ediyor. Farklı içmesuyu arıtma tekniklerini de takip ediyoruz. Darlık Barajı’nda yeni bir arıtma tesisi hizmete almayı planlıyoruz. Bu tesisimizde kimyasal kullanmadan membran teknolojisi ile arıtma yapacağız.
 
Su&Çevre: Çevre sektörü hakkındaki yorumlarınızı öğrenebilir miyiz? Sektörden beklentileriniz nelerdir?

Fatih Turan: Bugün teknolojinin nasıl bir katma değer kazandırdığını hepimiz biliyoruz. Yüksek teknoloji her alanda üstünlük kazandırıyor. Ülkemizin teknolojiyi sadece satın alan değil, üreten bir ülke olması gerektiği konusunda da hepimiz hemfikiriz. Biz su sektöründe yerli ürünleri desteklemenin ve geliştirmenin somut adımlarını atıyoruz. İstiyoruz ki hem sanayicilerimiz, hem biz elimizi taşın altına koyalım. Yerli ürünle dışa bağımlılığı azaltalım, sektörümüze ve nihayetinde ülke ekonomisine katkı sağlayalım.
Türkiye’de yerli üretimin muhakkak teşvik edilmesi, sahip çıkılması ve desteklenmesi gerekiyor. Kamu kurumlarımız, belediyelerimiz teknik ekipman başta olmak üzere her yıl önemli miktarlarda alımlar yapıyor. Bu alımlarda yerli malının desteklenmesi, sahip çıkılması ve gerektiğinde  de öncülük edilmesi gerekiyor.
Biz İSKİ olarak sektör temsilcileriyle biraraya gelmek için geçtiğimiz aylarda bir çalıştay düzenledik. Bir yol haritamız olsun istedik. Devasa tesislerimiz için devasa ekipmanlarımız var, bu ekipmanların bakım onarımı var ve biz büyük oranda dışa bağımlı çalışıyoruz. Bugün köstebek dediğimiz bir tünel açma makinesinin yurtdışından getirtilmesi, işletilmesi, arızalarının giderilmesi için hep yurtdışına bağlıydık. Bunu değiştirmek istiyoruz, dolayısıyla yakında İSKİ olarak inşallah İstanbul’un en işlek yerinde, tasarımı ve yazılımı Türk mühendislerince yapılan bir köstebek makinesiyle içmesuyu tüneli açmaya başlayacağız. Elimizden gelen desteği sağlayacağız ki bu alanda gelişelim ve nihayetinde teknoloji ihraç edebilelim. Akıllı şebeke sistemlerinde yerli yazlımın kullanılmasından en basit bir pompaya kadar yerli üretim, milli kaynak hassasiyetimiz var. Bu hassasiyetin başta sanayicilerimiz olmak üzere sektörün diğer temsilcilerinde de olmasını arzu ediyoruz. Ülke olarak bazı eşikleri atlamak için bunu hep birlikte yapmak zorundayız.

Su&Çevre: Arıtma konusunda teknoloji ne yönde ilerliyor? Gelecekte ne tür arıtma teknolojileriyle karşılaşacağımızı düşünüyorsunuz?

Fatih Turan: Membran teknolojisi tüm dünyada çok hızlı gelişen ve yaygınlaşan bir teknoloji olarak dikkat  çekiyor. Özellikle su ve atıksu arıtma sistemlerindeki kullanım alanlarını yakından takip ediyoruz. Ülkemizde membran teknolojisinin kimya, petrokimya, gıda, ilaç, kağıt ve tekstil gibi endüstriyel alanlarda kullanımı son yıllarda oldukça artmış durumda. Buna bağlı olarak özel sektör ve üniversiteler tarafından yürütülen “Araştırma-Geliştirme” ve “Ürün Geliştirme” çalışmaları da bu doğrultuda hız kazandı ve kazanmaya devam ediyor.
Düşük kalitedeki hamsuyun arıtılarak içmesuyu elde edilmesi, mikrokirleticiler-virüsler-patojen bakteriler ve organik maddelerin giderimi açısından sağladığı yüksek verim ile konvansiyonel arıtma sistemlerine güçlü bir alternatif oluşturuyor. Konvansiyonel yöntemlerle arıtılması çok mümkün olmayan tuzlu (acı) su ve deniz suyu arıtımında da membran sistemi en yaygın seçenek.
Laboratuvar tekniklerinin değişmesiyle hassas araştırmalar daha az maliyetle yapılıyor, suyun incelendiği parametre sayısı artıyor, suyun kalitesini yükseltecek kimyasallar gelişiyor. Bu da birbirine bağlı olarak arıtma aşamalarına yenilikler getiriyor. İçmesuyu arıtma tesislerimizin yenilenmesinde ve mevcut tesislerimize ilave tesisler yapılması gerektiğinde membran teknolojisinin uygulanabilirliği konusunda üniversitelerle işbirliği içerisinde fizibilite çalışmaları yürütüyoruz. Yakın gelecekte farklı ham su kaynaklarında ultra filtrasyon ve nano filtrasyon membranlarının verimini değerlendirmek üzere, pilot arıtma sistemleri kuracağız. Elde edilecek sonuçlara göre içmesuyu arıtımında membran teknolojisinin kullanımının yaygınlaştırılmasını planlıyoruz.
Atıksu arıtımında membran biyoreaktörlerin (MBR) ve ters ozmos membranlarının kullanımı neticesinde (membran teknolojisinin sağladığı fiziksel dezenfeksiyon ve ilave kimyasal dezenfeksiyon yapmak suretiyle) atıksuyun geri kazanımı da mümkün oluyor. Atıksu alanında membran teknolojisinin kullanımı konusunda Ataköy, Baltalimanı, Paşaköy ve Kestanelik Atıksu Arıtma Tesislerinde MBR pilot uygulaması yapıldı. Uygulama neticesinde elde edilen bilgilerin değerlendirilmesi sonucunda Ataköy İleri Biyolojik Atıksu Arıtma Tesisi’ne ilave olarak günlük 20 bin metreküp kapasiteli MBR sisteminin kurulmasına karar verildi ve ihale çalışmalarına başlandı. Yine aynı tecrübelerin ışığında küçük ölçekli arıtma tesislerimizde uygulanmak üzere MBR arıtma sistemleri de projelendirildi. Membran Teknolojisi kullanılarak geri kazanımı ile tarımsal ve endüstriyel maksatlı kullanımına dönük bir Ar-Ge projesi de hazırlandı.
İçmesuyu kalitesini arıtmaya yönelik Ar-Ge çalışmalarımız var. Hidrojen peroksit ve ozon oksidasyonuyla kritik parametreleri azaltmak istiyoruz. Granül aktif karbon ile tat-koku memnuniyetini artırmayı amaçlıyoruz. Daha ham su aşamasında iyileşme sağlamak için suyu doğal olarak temizleyen bitkilerden faydalanmak istiyoruz. Her biri için ayrı ayrı Ar-Ge çalışmalarımız var.
Atıksu arıtma sistemimiz için farklı Ar-Ge çalışmaları yürütüyoruz. Dünyada bilinen adıyla anammox araştırması yapıyoruz. Burada da amacımız bu bakteri türü ile atıksuyu daha iyi arıtabilmek, maliyeti azaltmak, tesis verimliliğini yükseltmek. Atıksu tesisleri çıkış sularındaki mikrokirletici parametreleri araştırmak için de TÜBİTAK ile birlikte ülkemizde ilk defa yürütülen farklı bir çalışmamız daha var.

Su&Çevre: Diğer illerde görev alan meslektaşlarınıza en önemli tavsiyeleriniz neler olur?

Fatih Turan: Tecrübe ve teorinin birlikte yürütülmesi gerektiğinin altını çizmek gerekiyor. Özellikle teknoloji ağırlıklı yatırımlarda istişare çok önemli. Çünkü sektörümüzde maalesef özellikle yabancı menşeili firmaların bazen eski teknolojiyi yeni bir ürünmüş gibi ülkemize taşımaya gayret ettiklerini görüyoruz. Kamu kaynaklarının korunması konusunda bilgi paylaşımı, istişare büyük fayda sağlıyor. Bizim kapılarımız sadece yurtiçinden değil, yurtdışından gelen kamu idarelerine de daima açık. Ayrıca belirtmek gerekir ki biz İstanbul’un içmesuyu ve atıksu tecrübesini paylaşmayı vazife biliyoruz. Sözlerimin başında “Su Medeniyeti”ne vurgu yapmıştım. Ecdadımızdan devraldığımız bu medeniyet mirası bize,  ne kadar çok insana temiz su ulaştırırsak o kadar başarılı olacağımızı ve iz bırakacağımızı anlatıyor. İlham kaynağımız, dayanağımız orası.

Su&Çevre: Melen projesinde son durum hakkında bilgi alabilir miyiz?

Fatih Turan: Melen Projesi, Cumhuriyet tarihimiz boyunca gerçekleşen en büyük su temin projesi. 2007 yılındaki kuraklıkta çok kısa bir zamanda, gece gündüz çalışılarak devreye girmişti ve İstanbullular o yıl yaşanan büyük kuraklığı hissetmemişlerdi. Biz Melen’i anlatırken İstanbul’un suyunun sigortası diyoruz.  
Melen kapsamında ilk iki kademeyi tamamladık. Üçüncü kademe için çalışıyoruz. 3000 mm çapında 100 km’den fazla çelik boru döşedik. 272 adet vantuz ve tahliye odası ile 12 adet vana odasının betonarme imalatlarını tamamladık. Baraj inşaatımız da devam ediyor, inşallah bu yılın sonuna kadar hizmete alacağız. İstanbul için böylesine büyük bir yatırımı tamamlamak özgüvenimizi artıyor.
Melen Projesinin maliyeti yaklaşık 9 milyar TL. Avrasya Tüneli’nin maliyeti ise yaklaşık 5 milyar TL. Yani Melen neredeyse, 2 tane Avrasya Tüneli demek. Burada tarihten küçük bir sayfa açmak isterim... Mimar Sinan’ın büyük eseri Süleymaniye Camiini hepimiz biliriz. Koca Sinan, Süleymaniye’nin inşa tutarından daha fazlasını, İstanbul’un o zamanki su sistemi olan Kırkçeşme Su Yolu için kullanmıştı. Bu karşılaştırma, şehrimizin su ihtiyacı ve yöneticilerinin bu konudaki tasarrufunun değişmediğini gösteriyor. Biz de paha biçilemez bir şehre sahip olduğumuzun idrakindeyiz ve hizmetlerimizle İstanbul’a layık olma gayreti içindeyiz.


Geri
share on twitter share on facebook