Röportaj

İZAYDAŞ Genel Müdürü Muhammet Saraç: "Yılda 70 Milyon kWh Enerji Üretiyoruz"

Türkiye'nin önde gelen atık bertaraf ve değerlendirme kuruluşu İZAYDAŞ (İzmit Atık ve Artıkları Arıtma Yakma ve Değerlendirme A.Ş.) son dönemde atık bertarafının yanı sıra enerji üretimi ile de dikkat çekiyor. Tamamı yenilenebilir kaynaklardan olmak üzere yılda 70 milyon kWh enerji üreten şirket, ürettiği enerjinin bir kısmını kendi tesislerinde kullanırken yılda 60 milyon kWh'a yakın enerjiyi de şebekeye satıyor. Türkiye'de halen tek olan "Tehlikeli Atık Yakma Tesisi" ile Türkiye'nin tamamına hizmet veren İZAYDAŞ'ı ve yaptığı çalışmaları Genel Müdür Muhammet Saraç'la konuştuk...

Su ve Çevre: İZAYDAŞ hakkında kısaca bilgi verebilir misiniz?

Muhammet Saraç: İZAYDAŞ, 1996 yılından beri faaliyette olan, yüzde yüz Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’ne ait bir şirket. İZAYDAŞ’ın faaliyetlerini, Kocaeli için yaptığımız işler ve bütün Türkiye’ye verdiğimiz hizmetler olarak ikiye ayırabiliriz.
Kocaeli için yaptığımız işleri şöyle özetleyebiliriz: Birinci işimiz, Kocaeli’de üretilen evsel atıkların yani çöplerin bertaraf edilmesi işi. Kocaeli’de günde bin 700 tona yakın evsel atık üretiliyor. Bunun yaklaşık bin 100 tonu, merkez kampüsümüz olan Solaklar Kampüsü’nde depolanıyor. Kalan 600-700 tonu da Dilovası’nda yer alan kampüsümüzde depolanıyor.
İkinci işimiz, İzmit Körfezi’ne giren gemilerin atıklarının toplanıp bertaraf edilmesi işi. Sintine, pis su, evsel atık, atık yağ gibi, gemilerin normal faaliyetlerinden oluşan atıkları biz alıyoruz. Bu iş için Körfez’de hizmet veren lisanslı bir kiralık gemimiz var. Körfeze gelen yılda yaklaşık 10 bin gemiye bu hizmeti veriyoruz.
Üçüncü işimiz, Kocaeli’de oluşan tıbbi atıkların toplanıp bertaraf edilmesi işi. Bu üç işimiz Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin bize verdiği yetkiyle Kocaeli sınırları içinde yaptığımız işler.
Türkiye’de bizim adımızı duyuran, bütün Türkiye’ye verdiğimiz hizmet ise sanayiden kaynaklanan endüstriyel atıkların bertaraf edilmesi. Bu iş için, maalesef Türkiye’de halen tek olan bir yakma tesisimiz var. Sanayiden kaynaklanan tehlikeli atıkları bu yakma tesisimizde yakarak enerjiye çeviriyoruz, yakmaya uygun olmayan atıkları da düzenli depolama alanlarında depolayarak bertaraf ediyoruz.
Yakma tesisimiz yıllık 35 bin ton yakma kapasiteli, depolamada ise bir sınırımız yok. 5,2 MW kurulu gücümüz var. Bunun dışında tehlikeli atık taşıma hizmeti verdiğimiz 19 araçlık bir araç filomuz var ki bu  da özel bir iştir, lisanslı araçlarla ve lisanslı şoförlerle yapılır.
Su, atıksu, atık, atık yağ, kömür gibi 600 civarında parametrede hem TÜRKAK akreditasyonu hem bakanlık yetkisi olan çok ciddi bir çevre laboratuvarımız var. Bu laboratuvarımızda hem kendi işimizi görüyoruz, hem de dışarıya hizmet veriyoruz. Bu ve benzeri akredite laboratuvarların dönem dönem yeterlilik testlerinin yapılması gerekiyor. Bu testler için de bizim parametrelerde Türkiye’deki tek yetkili laboratuvar biziz.
İZAYDAŞ için enerji üretimi ciddi bir kalem. Yakma tesisimizin yanı sıra çöp gazı, biyogaz, hidroelektrik santrali ve rüzgâr türbini olmak üzere tamamı yenilenebilir 5-6 kaynaktan yılda yaklaşık 70 milyon kWh enerji üretiyoruz. Bunun yaklaşık 10-11 kWh’ını biz tüketiyoruz, geri kalan kısmını ise şebekeye satıyoruz. 57-58 kWh sattığımızı varsayarsak, yaklaşık 25-30 bin hanenin evsel ihtiyacını biz veriyoruz şebekeye.
Ticaret kanununa göre çalışan bir anonim şirket olduğumuz için “bir kamu kurumuyuz” diyemeyiz. Biz, “kamu sorumluluğu, özel sektör dinamizmi” diye bir tanımlama kullanıyoruz. Bütün maliyetlerimizi, müşterilerimizden kendimiz karşılıyoruz. Ufak tefek kârlar da ediyoruz ve yatırımlarımızı kendimiz finanse ediyoruz. 230 kadrolu 100 civarında da taşeron çalışanımız var.



Su ve Çevre: İZAYDAŞ'ın gündeminde neler var?

Muhammet Saraç: Her yıl yakma tesisimizin bakımları sırasında bir modernizasyon yapıyoruz. Bu yıl da yine Eylül ayında ciddi bir yatırımla tesis modernizasyonlarımızı yapacağız. Bunun dışında bazı araç ve ekipmanlarımızın yenilenmesi ve ilave edilmesi konusunda Yönetim Kurulu’ndan onay aldık. Laboratuvarımızı ilave yetenekler ve özelliklerle geliştirmek için çalışmalar yapıyoruz. Şu anda devam eden, BM fonuyla yürüttüğümüz bir uluslararası projemiz var: Depolama ile bertaraf ettiğimiz evsel atıkların, “evsel atıktan enerji üretim tesisi” vasıtasıyla enerjiye çevrilmesi projesi. Şimdilik ön çalışmalar devam ediyor, sene sonuna doğru bir şeyler ortaya çıkacaktır.

Su ve Çevre: Enerji üretimi konusundaki çalışmalarınızla ilgili biraz daha detaylı bilgi verebilir misiniz?

Muhammet Saraç: Tehlikeli atık yakma tesisimiz 1996’dan beri faaliyette. Yakma tesisimiz 2016 yılında 16 milyon 750 bin kWh enerji üretti.
Çöp gazı dediğimiz, evsel atıkları depoladığımız havasız ortamda oluşan metan gazından enerji üretim tesisimiz var. Bu tesisimiz de 34 milyon kWh enerji üretti. Dilovası’nda yer alan çöp gazı tesisimizden de yaklaşık 9 milyon kWh enerji ürettik.
Şehre su veren Yuvacık Barajı ile arıtma tesisi arasındaki kot farkından yararlanıp, oradaki boru hattı sistemine kanal tipi bir HES yaptık. Bu HES de yine yaklaşık 9 milyon kWh enerji üretti.
Bunun yanında rüzgâr ve biyogazdan da yılda 1-2 milyon kWh enerji üretiyoruz. Biri merkez kampüsümüzde, biri de Gebze Gaziler Dağı’nda olmak üzere 2 rüzgâr türbinimiz var. Türbinlerimiz enerji üretiyor ama biz enerji üretiminden ziyade yenilenebilir enerji kaynaklarına dikkat çekmek için yaptık bu türbinleri. Yani daha çok sosyal mesaj içerikli bir projeydi. Biyogaz tesisimiz ise TÜBİTAK ve 4 üniversiteyle birlikte yürüttüğümüz bir projeyle 2011’de faaliyete geçti. Park ve bahçelerden biçilen çimler, haldeki meyve sebze atıkları, mezbaha atıkları, tavuk gübresi, bozuk gıda vs. gibi atıkları değerlendirip biyogaz, o biyogazdan da enerji üretiyoruz. Aynı zamanda sıvı ve katı gübre oluşuyor. Katı gübreyi henüz ticari hale getirmedik. Bu sene hijyenizasyon tesisini yapınca ticaret tarafını da düşüneceğiz. Sıvı gübremizi ise park ve bahçelerde değerlendirme planları yapıyoruz.

Su ve Çevre: Türkiye’de sanayicilerin çevreye bakışı nasıl? Yeterli bilinç var mı?

Muhammet Saraç: Burada Türki-ye’nin ilk düzenli depolama alanlarından birini çalıştırıyoruz. Tehlikeli atık yakma tesisi olarak da ilk ve maalesef hala tek tesis bizde. Türkiye’de tehlikeli atık konusunda en tecrübeli arkadaşlar bizimle beraber çalışıyorlar. Özellikle tehlikeli atık tarafında sektörün öncülüğü buradan yapılıyor. Evsel atık konusunda da düzenli depolamada oldukça önemli bir tecrübemiz var. Düzenli depolama işletmek ciddi bir iş. Kamyonu boşaltıp gitmiyorsunuz; zemini, su analizleri, raporlamaları, takibi, koku engellenmesi, çöp suyunun alınıp arıtılması vs. hepsi başlı başına bir iş.
Çevre bilinci konusunda Kocaeli’de nispeten şanslıyız. Ama Türkiye geneline bu bilincin aynı şekilde yayılmış olduğunu söyleyemem. Zaman içinde olacaktır. Bizim sanayimiz yüzde 99,5 civarında KOBİ. KOBİ’ler maalesef hem bilinç anlamında hem de ekonomik anlamda çevresel maliyetlere alışık değiller. Ama Kocaeli için aynı şey geçerli değil. Gerek sanayiciler, gerekse otoriteler, ciddi bir bilinç içindeler. Türkiye’nin sanayi üretiminin yüzde 13-14’ü Kocaeli’de yapılıyor. Buna rağmen, ufak tefek problemler olsa da büyük fiyaskolarla karşılaşmıyoruz. Zaten Kocaeli Sanayi Odası, çevre ödülleri veren tek sanayi odası. Yani sanayicilerimiz çevreye duyarlı. Tabi bizim de burada olmamızın getirdiği bir imkân var. Çünkü biz, çevre bilincini sanayiye taşımak için sürekli etkinlikler yapıyor ya da yapılan etkinliklere katılıyoruz. İZAYDAŞ Akademi adını verdiğimiz bir eğitim modülümüz var. Eli atığa değen herkesi bir şekilde buraya getirmeye çalışıyoruz. Burada iki gün boyunca tehlikeli atığın, atığın mevzuat anlamında nasıl işleneceği, fiziki olarak neler yapılacağı konusunda eğitimler veriyoruz. Bu eğitimlere sanayicilerimiz, resmi kurumlarımız, hastaneler, belediyeler, üniversitelerden çevre mühendisliği öğrencileri katılıyor ve bu eğitimleri alıyorlar.
Türkiye çapında ise çevre ve atıkla ilgili her şey yolunda diyemeyiz. Düzeltecek konularımız var ama mevzuat açısından iyi durumdayız. Bizim asıl sıkıntımız saha denetiminde. Bu da zaman içinde yaygınlaşacaktır diye umuyoruz.

Su ve Çevre: Çevre sektöründe faaliyet gösteren firmalarla ilgili görüşleriniz neler? Sektör, karşılaştığınız problemlerde size yardımcı olabiliyor mu?

Muhammet Saraç: İZAYDAŞ bir sanayi tesisi, dolayısıyla standart sanayide olabilecek problemler bizde de oluyor. Bunlarla ilgili destekler alabiliyoruz ama iş atığa gelince, atık konusunda Türkiye’de çok fazla destek alacağımız kimse yok. Çünkü en tecrübeli personel zaten bizde. Zaman zaman hocalarımızdan proses ile ilgili birtakım destekler alıyoruz. Ama örneğin koku ile ilgili bir şey çalışacaksak öncelikle kendi içimizde bunu teorik olarak çözüp, sonrasında piyasada bunun karşılığını arıyoruz. Yani biz ağırlıklı olarak çözümü kendi içimizde üretiyoruz.
Şu anda depolama tesisimizin bulunduğu kampüsün bittiği yerde yerleşim var. Ne kadar hassas davransak da özellikle yaz dönemlerinde koku sıkıntısı olabiliyor. Bunu azaltmak için arkadaşlarımız çalıştılar ve koku yapıcı maddeleri bozabilen organik bir sprey buldular. Bu spreyle mümkün olduğu kadar kokuyu azaltmaya çalışıyoruz.
Evsel çöp sızıntı suyu masum gibi görünse de arıtımı gerçekten çok zor. Standart bir proses ile arıtılması mümkün değil. Bunun için de yine arkadaşlarımız gerek yurtiçinde gerekse yurtdışında araştırmalar yaptılar ve membran biyoreaktör prosesini getirdiler. 2013 yılından beri de başarıyla çalışıyor.

Su ve Çevre: İZAYDAŞ diğer şehirler, belediyeler için de bir model. Diğer illerdeki meslektaşlarınıza neler öneriyorsunuz?

Muhammet Saraç: Sektörün ilki olmanın getirdiği bir sorumluluğumuz var. Bu alanda yatırım planlayan, araştırma yapan hemen hemen bütün illerden bize geliyorlar, onların durumlarına göre önerilerimizi yapıyoruz. Çünkü evsel atık bertarafında bile her şehre aynı model doğru olmaz. Bizim için yakma doğru bir çözüm ama bir başka şehir için doğru olmayabilir. O yüzden kendi şehirlerine özel değerlendirmeler yapıyoruz. Burada modellerimizi görüyorlar, zaman zaman talep ediyorlar; buradan eğitim için arkadaşlarımızı gönderiyoruz. Sadece Türkiye içinden değil, Orta Asya’dan, bir dönem Irak’tan, Doğu Avrupa’dan, Kuzey Afrika’dan gelenler, işbirliği yapmak isteyenler oldu. Biz bu işbirliğini ticari olarak değil de tecrübe paylaşımı şeklinde yaptık. Türkiye içinden temas etmediğimiz belediye herhalde kalmamıştır.
Genelde beklenti, evsel atıkların bertarafını herhangi bir maliyet oluşturmadan yapmak yönünde. Ancak böyle bir şey mümkün değil. Bu hizmetin bir maliyeti var. Bir kere çöpün toplanması bile bir maliyet. Gönderdiğiniz bertaraf tesisi, çöpü enerjiye dönüştürüyor olsa bile, işletmesini döndürebilmesi için mutlaka desteğe ihtiyacı var. Bir dönem çeşitli girişimler olmuştu; “çöpü verin gerisine karışmayın” diye. Tabi çalışmadı bu sistem. Teoriden öteye gitmedi. Bir yakma tesisinin ürettiği enerji, asla kendi işletme maliyetlerini karşılamaz. Dolayısıyla dışardan bir desteğe ihtiyaç vardır.

Su ve Çevre: Türkiye'de atık yönetimi, hem teknolojik olarak, hem yönetim anlayışı olarak ne durumda?

Muhammet Saraç: Aslında bu konuyu evsel atık ve tehlikeli atık olarak ikiye ayırmak gerek.
Tehlikeli atıkta birinci derecede önemli olan, mümkünse atığı üretmemenizdir. Bir üretim yapıyorsunuz ve mecburen bir atık çıkıyor, mümkünse onu tekrar içerde kullanmak, olmuyorsa geri kazanmak, olmuyorsa götürüp enerjiye çevirmek, o da olmuyorsa gömüp bertaraf etmek gerekiyor. Biz bir atık bertaraf tesisiyiz ama bu atığı enerjiye çeviriyoruz.
Evsel atıkta da aynı şey geçerli. Şu anki mevcut mevzuat özellikle ambalaj atıklarının kaynağında ayrı toplanmasını emrediyor. Bu konuda ilçe belediyeleri görevli ve yetkili. Yapıyor muyuz? Tartışılır. Ancak olması gereken budur. Ambalaj atıklarını kaynağında, kirlenmeden ayrı toplayacaksınız ki bir değeri olsun. Kaynağında ayrı toplama mutlaka yaygınlaştırılmak zorunda.
Henüz, 81 ilimizin il merkezlerinin tamamında bile düzenli depolama yok. Düzenli depolaması olmayan bu iller öncelikle bir depolama alanı yapmalı ki, 5-10 yıllık bir zaman kazansınlar ve daha ileri teknolojilere baksınlar. Düzenli depolama yapıldıktan sonra, her bölgenin kendi şartlarına göre uygun bir teknoloji gerekir. Bize yakma uygun geliyor, bir başka yerde belki mekanik biyolojik ayrıştırma ya da farklı bir teknoloji olabilir. Ama her ilin kendisine göre bir çözüm üretilmesi gerekiyor.

Çöp Sızıntı Suyu Arıtma Tesisi 2013’te Devreye Alındı

Evsel atık depolama alanlarının en büyük sorunlarından biri çöp sızıntı suları. İZAYDAŞ, 2013 yılında devreye alınan “Çöp Sızıntı Suyu Arıtma Tesisi” ile bu sorunu ortadan kaldırmış. Tesisle ilgili İZAYDAŞ Yakma Tesisi Müdürü Şahan Dede, şu bilgileri veriyor:
“Çöp sızıntı suyu arıtma tesisimiz, 2013’ten bu yana devrede. Günlük 500 metreküp kapasiteli. Depolama alanından gelen çöp sızıntı suyunu biyolojik arıtmadan geçirdikten sonra harici tip membran sistemiyle (MBR) arıtıyoruz. Biyolojik arıtma havuzlarında  jet tipi havalandırma sistemi kullanılıyor. MBR  biyolojik işlemden sonra suyun çok küçük gözenekli  membrandan fiziksel olarak filtrelenmesi prensibine dayanıyor. Burada arıttığımız suyu, İSU’nun arıtma tesisine gönderiyoruz. UF çıkışımız ISU standartlarını sağlamakta olup gerektiğinde NF membranlarında suyu bir adım daha arıtarak yol yıkamada kullanılacak hale getirebiliyoruz. Tesisin 2013 yılında yapım maliyeti  5,5 milyon TL oldu. İşletme maliyetimiz metreküp başına yaklaşık 10 TL civarında.”


İZAYDAŞ Genel Müdür Yardımcısı İsmail Uludağ ve Yakma Tesisi Müdürü Şahan Dede

“Çöp sızıntı suyu kum-yağ tutucudan geçtikten sonra 2500 metreküplük dengeleme havuzuna alınıyor. Buradan biyolojik arıtma havuzlarına giriyor. Biyolojik arıtmada karbon ve azot giderimi sağlanıyor. Sonrasında da ultra filtrasyon ve gerekirse nano filtrasyon membranlarından geçirilip nihai deşarj değerlerine getiriliyor. Günde 3-5 ton arasında bir çamur çıkışımız var. Bu çamuru da depolama alanımızda depolayarak bertaraf ediyoruz.”
İZAYDAŞ’ın sürdürdüğü Ar-Ge projeleriyle ilgili de bilgi veren Şahan Dede, şöyle devam ediyor: “Şu an Kocaeli Üniversitesi’yle iki yıl önce protokolünü yaptığımız ve halen devam eden bir Ar-Ge projemiz var. Katı atıkların kuru fermantasyon yöntemi ile biyogaz üretimi  konulu  bir proje bu. Bunun yanında  aynı zamanda benim doktora konum olan nanofiltrasyon konsantresinin arıtımı ile ilgili bir çalışmamız da devam ediyor. Burada nanofiltrasyon konsantresinin elektrokoagulasyon ve aktif karbon üzerinde adsorpsiyon ile arıtılmasını inceliyoruz. Düzce Üniversitesi ile yürüttüğümüz  katı atıkların termal yöntemle gazlaştırılması ile ilgili bir Ar-Ge projemizi de geçen sene sonu itibariyle tamamdık.”

Tesis için iki sene araştırma yapıldı
İZAYDAŞ Genel Müdür Yardımcısı İsmail Uludağ ise Sızıntı Suyu Arıtma Tesisi’nin projelendirme aşamasında yaklaşık 2 sene araştırma yaptıklarını belirterek şunları söylüyor: “Proje ile ilgili çalışırken, birçok firmanın, yurtdışı temsilciliklerinin de etkisiyle Türkiye’nin bölgesel problemlerine veya çöpüne uygun olmayan çözüm önerileriyle geldiklerini gördük. Bu 2 yıllık araştırma süresinde yurtdışındaki örnekleri inceledik, işin teorisini araştırdık ve uygun olmayan sistemleri eleyerek bu yönteme karar verdik. Sonuç itibariyle de başarılı ve verimli çalışan bir tesisi işletmeye devam ediyoruz.”
“Bu araştırmaları yaparken, birçok ilde kurulmuş olan arıtma tesisinin ya çalışmadığını, ya da verimsiz çalıştığını ve revize ihtiyacı olduğunu gözlemledik. Aynı problem sadece arıtma tesisleriyle ilgili değil, evsel çöp bertaraf tesisi yatırımlarında da gözleniyor. Evsel çöpler ve bu çöplerden kaynaklanan sızıntı suyu her ülkede farklılık gösterebildiği gibi aynı ülkenin farklı şehirlerinde de çok farklılık gösterebiliyor. Dolayısıyla çözüm yolları da bu farklılık göz önüne alınarak tasarlanmalı ve uygulanmalı. Bu konuda diğer bir husus da şehirlerde bu yatırımlara karar vermek durumunda kalan idarelerin yetişmiş kadro eksikliğidir. Sonuç olarak yanlış yapılan bir yatırımın kaynakların israfı, zaman kaybı, çevreye olan etkileri ve cari açığa neden olma gibi olumsuz sonuçları olmaktadır. Bu noktada bizim önerimiz; Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın en azından süreç bazlı, her bölgeye yönelik ‘tip projeler’ gerçekleştirerek yanlış yatırımların önüne geçmesidir.”


Geri
share on twitter share on facebook