Hitachi Europe Ltd. Türkiye Şubesi Genel Müdürü Erman Akgün: "Birlikte Çözüm Üretiyoruz"

Hitachi Ltd.'ye bağlı bir yan kuruluş olan Hitachi Europe Ltd.'nin çevre ve suyla ilgili yarattığı çözümlerin sayısı Türkiye'de her gün biraz daha artıyor. Bugüne kadar ölçek olarak çok büyük olmasa da "akıllı" işlere imza atan Hitachi Europe Ltd.'nin çalışmalarıyla ilgili bilgiyi Hitachi Europe Ltd. Türkiye Şubesi Genel Müdürü ve İş Geliştirme Direktörü Erman Akgün'den aldık.
Firma olarak daha çok akıllı çözümler üretme ve müşteriyle beraber çalışma, yani sosyal inovasyon yapma misyonları olduğunu vurgulayan Akgün, “İhtiyaca göre çözüm üretiyoruz. Dünyanın başka bir şehrine sunduğumuz çözümü İstanbul’a sunmuyoruz. Müşteriyi doğru anlayıp, onunla birlikte çözüm geliştiriyoruz” diyor.



Temmuz 2015 / Sayı: 84

Merkezi Japonya’da bulunan Hitachi Ltd.’ye bağlı bir yan kuruluş olan Hitachi Europe Ltd.’nin merkezi İngiltere’de bulunuyor. Avrupa, Orta Doğu ve Afrika’da 13 ülkede yaklaşık 350 personelle faaliyet gösteren Hitachi Europe Demiryolu Sistemleri, Güç ve Endüstriyel Sistemler, Bilişim Sistemleri, Dijital Medya ve Tüketici Ürünleri, Görüntüleme Ürünleri, Endüstriyel Komponent ve Ekipmanlar, Klima ve Soğutma Sistemleri, İmalat Sistemleri, Satın Alma ve Tedarik olmak üzere dokuz iş alanında faaliyet gösteriyor. Firmanın ayrıca Avrupa’da üç Ar-Ge laboratuvarı ve bir tasarım merkezi var.

Hitachi Europe Ltd.’nin odaklandığı ana konu ise iş geliştirme. Hitachi grup şirketlerinin ürün ve hizmetlerini Türkiye pazarına dahil edip-etmeme konusunda çalışmalar yürüten ve stratejiler geliştiren Hitachi Europe Ltd.’nin Türkiye Şubesi, hangi kanalların kullanılacağı, nasıl bir iş yapış şeklinin izlenmesi gerektiği konularında çalışıyor. Grup şirketlerinin Türkiye’den satın almayı düşündüğü ürünlerle ilgili tedarikçilerin araştırılmasından siparişe dönüşmesine kadarki her aşamada aktif rol oynayan Hitachi Europe’un ilgi alanlarından birisi de su... Ve firmanın su konusundaki odaklanması gün geçtikçe daha da artıyor... Biz de Hitachi Europe Ltd. Türkiye Şubesi Genel Müdürü ve İş Geliştirme Direktörü Erman Akgün’den çevre ve suyla ilgili çalışmaları hakkında bilgiler aldık...

Su&Çevre: Bu zamana kadar Türkiye’de suyla ilgili neler yaptınız?

Erman Akgün: Son yaptığımız önemli projelerden birisi, dünyanın en kapsamlı entegre katı atık yönetim tesislerinden olan bir Katı Atık İşleme ve Enerji Tesisi oldu. Tesis, katı atıkların kaynakta ayrıştırılarak toplanması, işlenmesi, geri dönüştürülmesi, biyogaz aracılığıyla elektrik ve ısı enerjisi elde edilmesi ve organik gübre üretilmesi ve değerlendirilemeyen atıkların da nihai bertarafı alanlarında faaliyet gösteren önemli bir firmanın ilk projesiydi. Tesis, 29 yıl boyunca bölgenin katı atıklarını değere çevirmeyi, atıkların düzenli ve kontrollü bir şekilde toplanmasını, hijyenik ve sağlıklı koşullarla tesise getirilmesini ve geri dönüştürülmesini sağlamayı hedefliyor. Bu tesiste yaşanan su problemiyle ilgili bir çalışmamız olmuştu. Hem büyük ve küçükbaş hayvan atıkları hem de çöp suyu tesiste birikiyordu. Bu suyun bertaraf edilmesiyle ilgili bir sıkıntı vardı. Suyu ne kanalizasyona ne de herhangi bir alıcı ortama vermek mümkündü. Aslında bütün katı atık depolama ve bertaraf tesislerinde söz konusu olan bir sorun. Hitachi Europe olarak sözkonusu atıksuyu, membran bioreaktörden geçirip kanalizasyona deşarj edilebilecek bir kaliteye getiriyoruz. Membran bioreaktörlerimiz kompakt çözümler üretebiliyor. Bu da küçük bir alanda yüksek hacimdeki atıksuyun bertaraf edilmesini sağlıyor.


Hitachi Membran Biyoreaktör Sistemi

Su&Çevre: Kalamış Parkı’na da bir tesis kurmuştunuz...

Erman Akgün: Yaklaşık iki buçuk sene önce Kadıköy Kalamış Parkı’na Membran Biyoreaktör Tesisi kurmuştuk. Türkiye’de ilk defa uygulanan projeyle Kalamış Parkı, kanalizasyon sularından elde edilen temiz su ile sulanıyordu. Ham atıksuyun Münir Nurettin Selçuk Caddesi’ndeki kanalizasyon hattından sağlandığı projede, toplanan atıksu, Hitachi Biyoreaktör sisteminde arıtıldıktan sonra Kalamış Parkı’nın sulanmasında kullanılıyordu. Temiz su kaynaklarının geri dönüşü olmaması ve sulama suyu için yapılan harcamaların artmasına çözüm olarak düşünülen projede Kompakt Membran Biyoreaktör Sistemi, kanalizasyon sisteminden alınan atıksuyun arıtılarak park sulamasında kullanılan kalitede su elde edilmesini sağlıyordu. Fakat artık bu sistem Kalamış Parkı’nda değil. Bu projeden elde edilen sonuçlar, belediyelerde Membran Biyoreaktör kullanımının uygulanabilir olduğunu göstermesi açısından çok önemli oldu. Alınan raporlar sayesinde Kadıköy Belediye Meclisi’nin onayıyla kentsel dönüşüm bölgesi olan Fikirtepe’de gri su geri kazanımı şart koşuldu. Projenin en önemli kazanımı buydu. Zaten Kadıköy Belediyesi tesisi bu amaçla kurmuştu. Amaç, daha sonrasında Fikirtepe bölgesindeki gri suyu geri kazanıp, en azından tuvalet rezervuarlarında ve yeşil alan sulamasında kullanabilmekti.

Bu proje, grup şirketleri arasındaki ilham verici proje olarak ödüle de layık görüldü. Mottosu “Inspire the Next/Geleceğe İlham Ver” olan Hitachi’nin vizyonuna en uygun projelerden birisiydi. Yaptığımız bir çalışmayla, Fikirtepe gibi önemli bir kentsel dönüşüm alanından gri suyun ayrı toplanıp, yeniden değerlendirilmesi zorunluluğu getirilmesi bizlere de büyük gurur veriyor.

Su&Çevre: Hilton Hotel’deki çalışmalarınız hakkında bilgi alabilir miyiz?

Erman Akgün: 2011 yılında devreye alınan 100m³/d kapasiteli su geri dönüşümü projesi, Hilton Hotel İstanbul’a beş ayda ortalama 500 m³ su tasarrufu sağlamıştı. Membran biyoreaktör ile su geri kazanımı projesi, lokasyonu ile olduğu kadar koku ve gürültü sorunu oluşturmaması bakımından da örnek bir proje olma özelliğine sahip. Hitachi MBR sistemi ile geri kazanılan su, otel odalarındaki tuvalet rezervuarlarına ve beş hektarlık bahçenin sulanması amacıyla hidrofor sistemine gönderiliyor. Otel doluluk kapasitesine göre geri kazanılan suyun debisi değiştirilebilmekle beraber günde ortalama 85 m³ su geri kazanılıyor.
Sistemin kompakt olması ve verimliliğinin yüksek olması dışında işletmedeki kolaylığı, elektrik ve kimyasal sarfiyatının uygunluğu da dikkat çekici özellikleri arasında. Elektrik sarfiyatı yılda yaklaşık 9.600; sistem için gerekli kimyasalların yıllık maliyeti ise 3600 TL. İstanbul’da sulama amaçlı suyun metreküp fiyatı 6,50 TL olduğu gözönüne alınırsa, otelin Hitachi Compact Membran Biyoreaktörler ile günde 85 m³ su geri kazanımı ve ayda 16 bin 805 TL, yılda yaklaşık 200 bin TL tasarruf sağladığı ortaya çıkıyor.


Hitachi’nin çeşitli endüstriyel atıksu arıtma sistemleri de mevcut

Su&Çevre: İZDEMİR’de de bir çalışmanız vardı...

Erman Akgün: Geliştirdiğimiz MEEP teknolojisini (Hareketli Elektrot Elektrostatik Ayırıcı) Avrupa ve Ortadoğu’da ilk kez Türkiye’deki İZDEMİR Termik Santrali’nde hayata geçirdik. Hitachi Plant Construction firmasının orijinal teknolojisi olan MEEP, kömür santrallerinde açığa çıkan baca gazı içindeki tozları çok daha etkili bir şekilde toplamaya olanak sağlıyor.  Hitachi teknolojisi olan hareketli elektrot elektrostatik ayırıcılar, tesisten salınan gaz içindeki toz yoğunluğunu, dünyanın en yüksek performans seviyesini göstererek, 10 mg/m3 N değerinden daha düşük seviyelere indiriyor. 2023’e kadar elektrik üretim kapasitesini iki katına çıkarmayı planlayan Türkiye’de, halihazırda termik santrallerden elde edilen güç, toplam elektrik üretim kapasitesinin yüzde 30’una karşılık geliyor. Bu anlamda daha yüksek verim sağlayan bu teknolojinin Türkiye için önemi ortaya çıkıyor. Hitachi Plant Contruction firmasının MEEP teknolojisi, toz toplama elektrotunu toz toplama amacıyla hareket ettirirken, tozu bir fırça yardımıyla topluyor. Sonuç olarak sistem, ince tozu ve hatta geleneksel sabit elektrotlu elektrostatik ayırıcılarla ayrılması zor yüksek dirençli tozu bile çok iyi bir şekilde ayırabiliyor. Sistemin, sabit elektrotlu elektrostatik ayırıcılara göre toz toplama etkinliği yüksek oluğu için toz toplama ve tahliye elektrot adedi azaltılarak ekipman boyutu küçültülebiliyor. Bu durum, şarj işlemi için gereken elektrik tüketimini azaltıyor, böylece elektrostatik ayırıcı enerji tasarrufuna katkıda bulunuyor.

Su&Çevre: Hitachi olarak dünyanın birçok yerinde çalışmalar yürütüyorsunuz... Türkiye’de suyla ilgili sorunlar sizce nelerdir ve kamu ile özel şirketlerin iş yapış şekilleri hakkındaki izlenimlerinizi özetleyebilir misiniz?

Erman Akgün: Artık hem dünyada hem Türkiye’de tek başına ürünle çözüm üretme yeterli olmuyor. Yani iş artık ürün veya sistem satışını aşmış bir hal aldı. Hitachi olarak buna alışkın bir firmayız. Dahil olmayı düşündüğümüz projeler için önce demo projeler hazırlıyor, çözümü müşteriyle oluşturuyor ve ölçeği zamanla büyütüyoruz. Artık eskiden olduğu gibi bir ürün geliştirip onu olduğu gibi müşteriye sunmak pek mümkün değil. Fakat Türkiye’de zorlandığımız konu genelde bu. Türkiye’de beklenti, öncesinde ne yaptığımız oluyor. İnsanlar ürün görmek istiyor. Halbuki Hitachi olarak bizim daha çok akıllı çözümler üretme ve müşteriyle beraber çalışma, yani sosyal inovasyon yapma gibi bir vizyonumuz var. Yaptığımız şey ülkenin, bölgenin ya da şehrin ihtiyaçlarına göre çözüm oluşturmak. Dünyanın bir ülkesindeki bir şehre sunduğumuz çözümü İstanbul’a sunmuyoruz. Bu konuda da zorlanıyoruz aslında. Yani vizyonumuzda müşteriyle oturup müşterinin ne ihtiyacı olduğunu bulmak var. Müşteriyi doğru anlayıp, onunla birlikte çözüm geliştirmek gerekiyor.

Türkiye’de gözlemlediğimiz en büyük sorunlardan birisi su kayıp ve kaçakları konusu. Fakat bu konuda Japonya örneğini referans alarak sunduğumuz çözümler pek anlaşılmıyor. Karşı taraf sadece ürün ve fiyatına odaklanıyor. Türkiye’de çözümün bir ürün satın almak ve onu yerine koymak olduğu görüşü hakim. Halbuki, sorunun çözümü bir bütündür. Pompasından borularına, iletişim altyapısından hub’lara kadar tüm unsurların gözlemlenip, masaya yatırılması ve bütüncül bir çözüm yaratılması noktasına çok uzağız. Sorunların çözümü tek bir ürün satın alıp konulmasına indirgenemez. Sadece bir debimetre ile böyle büyük sorunların çözülmesi mümkün değildir. Bu yaklaşımı Türkiye’de yaygınlaştırmak hedeflerimiz arasında.

İstanbul’da temiz suyu evlere pompalayan 264 pompa istasyonu var. Bununla birlikte nüfusun hızlı artmasına rağmen sorun, vana biraz daha açılarak veya başka pompalar konularak çözülüyor. Ve zamanla borular aşınıyor ve sızıntı halinde su kayıpları başlıyor. Çok sayıdaki pompa da elektrik sarfiyatını artırıyor. Bir sorun çözülmeye çalışılırken farklı sorunlar körükleniyor. Çözüm, daha fazla pompa almak veya pompaların frekanslarıyla oynayıp onları daha da güçlendirmek değil; sorunu kökünden ele almak gerekiyor. Türkiye’de tümden yaklaşımla ilgili bir sorunumuz var. Sorun aslında karşılaştırmanın nasıl yapılacağı. Yani bir firma tümden bir çözüm üretmeye çalışırken, diğeri sadece debimetre satmaya çalışıyorsa ya da bir tanesinin çözümü seneler boyunca derde derman olacakken, diğeri bir senede çalışmayacak hale gelecekse, bu çözümlerin karşılaştırılması zorlaşıyor.

Geri