Coming 10 Years will be ATY Facilities'

Osman Boz
Waste Management Specialist

We know the waste sector's yesterday, which we know each other by our names and we are a handful of people yet, and we live its today already...
News continues in Turkish...

Sektör, eskilerin tabiriyle “kör topal” ama hep ilerleme halinde... Elimizdeki eski tarihli olduğu kadar, doğruluğu da tartışmalı atık verilerine baktığımızda, sektörün mevcut ve en azından yakın gelecek yatırımlarının hangi alanlara kayabileceğinin de doğru irdelenmesi gerekliliği ortaya çıkıyor.
1997 yılında atık alımına başlayan ve özellikle 2006’da Tuzla varilleri ülke gündemini işgal ettiği yıllarda, ilk defa tam kapasite çalışmaya başladığı için aşırı atık gönderim taleplerini reddetmek durumunda kalan İZAYDAŞ, sektörün yeni yatırımlara olan ihtiyacını gün yüzüne çıkartmıştı. Bu arada yine 2006 yılında devreye alınan 17.500 ton/yıl kapasiteli PETKİM atık yakma tesisini de unutmayalım. Denetimlerde sıkıntıya düşmek istemeyen atık üreticilerinin, atık gönderim taleplerine cevap verilmesi gerekiyordu. Sınırlı kapasiteli bertaraf tesislerinin eksiğini kimin, nasıl giderebileceği herkesin kafasındaki soruydu. Bu yatırımlar, o dönemlerdeki konjonktürel kredi koşulları nedeniyle hiç de ucuz yatırımlar değildi.

Konvansiyonel tesislerle benzer yakma proseslerine sahip olan çimento firmalarının bu eksikliği doldurmaya talip olmaları çok sürmedi. Kaldı ki fiyat/maliyet karşılaştırması yapıldığında, kendilerinden başka rakipleri bile yoktu. Türkiye, atık yakma ile tanıştığı 1997’den sonra atık bertaraf pörtföyünü de genişletmeye başlamış oldu. Çimento firmalarının kabul etmemiz gereken lobi gücünün de etkisiyle yaptıkları ve halen devam eden yatırımlarla atık sektörünün en önemli aktörü haline gelmeleri çok da uzun sürmeyecekti.  

2003 yılında Çevre Bakanlığı atıkların klinker üretim prosesinde kullanılmasıyla ilgili ilk yasal metni çıkarmıştı. Bu tebliğde, atıkları ek yakıt olarak kullanacak çimento fabrikalarının uymak zorunda olduğu teknik ve idari şartlar belirtilmişti. 

Demek ki yaklaşık 13 yıldır yasal zeminde çimento firmaları atıklarla iştigal halindeler. Halen ülkemizde faaliyet gösteren 49 çimento fabrikasının 35’inde Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’ndan alınan izinler kapsamında, endüstriyel ve evsel atıklar, alternatif yakıt ve alternatif hammadde olarak değere dönüştürülebilmektedir.
Atıkların çimento sektöründe kullanılması, birincil yakıt ve hammaddelerin, kabul kriterlerine uygun atıklar ile ikame edilmesi işlemidir. Alternatif yakıt ve/veya hammadde olarak kabul edilen atıkların organik kısmına ait ısıl değer veya mineral kısmına ait malzeme değeri, çimento fırınlarında geri kazanılır. Yine bilindiği üzere Avrupa Adalet Divanı, atıkların çimento fırınlarında alternatif yakıt olarak kullanılmasını “yakma” değil, “geri kazanım” olarak sınıflandırmıştır. 


ATY (Atıktan Türetilmiş Yakıt) tesisleri atıkları, bir tür ön işlemden geçirilerek atık besleme teknik şartlarına uygun hale getirmektedirler. 

Ülkemizdeki çimento fabrikaları asıl amaçları olan çimento üretiminin yanı sıra endüstriyel ve evsel atıkların yönetiminde birer çözüm ortağı olmak üzere çaba sarf etmektedir. Sektör büyürken yanal destekçilerinin de büyümeye zorlanması kaçınılmaz olmaktadır. Lisanslı araç kıtlığının yaşandığı süreçleri, sektörü takip edenler çok iyi bilirler. Yetişmiş personel, lisanslı araç, büyük miktarlı atıklara yönelik operasyon tecrübesi zamanla arttı. Gördük ki, bunca yatırımı emebilecek atık var ve hiç umulmadık alanlarda daha da çıkmakta ve yeni talepler ufukta görülmektedir. 

Atık yönetimi -aslında atık kaynak yönetimi demek daha doğrudur- sektörünün, epey mesafe aldığını bildiğimiz ambalaj atıkları ve hurda metal geri kazanım sektörünün ardından ATY (Atıktan Türetilmiş Yakıt) firmalarının sektörün hassas karnı olmak yolunda sayı ve kapasite olarak artışlarını doğru etüt etmeliyiz. 

ATY firmaları çevre mevzuatında tanımlı 839 kalem atığın, yaklaşık 250-300 atık kodunu kabul edebilmektedirler. Atıkları alternatif yakıt ve alternatif hammadde olarak geri kazanmakta olan çimento fabrikalarının, atık bertarafına yönelik toplam tonajın da ekseriyetini kabul edebilecek kapasiteye sahip olmaları, konvansiyonel bertaraf tesislerinin önündeki en büyük pazar daralması nedenidir. Halen faaliyette bulunan çamur kurutma, ATY, ara depolama tesislerinin bir şekilde son muhatapları tüm bertaraf /geri kazanım tesisleri olmakta, ancak atığın yönetilmesinin finansmanı bakımından çimento firmaları daha avantajlı olduğunu ve henüz kullanabilecekleri kapasitenin yüzde 3’ünü kullanabildiklerini hesaba katarsak, eksik kapasitenin atık sektörünü nasıl zorlayabileceğini tahmin etmekte zorlanmayız.

Türkiye’deki çimento fabrikaları 2013 yılında ihtiyaç duydukları ısıl gücün yaklaşık yüzde 3’ünü alternatif yakıtlardan sağlarken, alternatif yakıtları yüzde 20-25 oranlarında kullanan çimento fabrikaları da bulunmaktadır. Türkiye çimento sektörü 2013 yılında yaklaşık 1.15 milyon ton atığı yakıt ve hammadde olarak ekonomik değere dönüştürerek sanayi ve çevrenin çözüm ortağı oldu. Bu malzemelerden 500 bin ton atık enerji kaynağı olarak, 650 bin ton atık ise hammadde alternatifi olarak değere dönüştürüldü.

Atık geri kazanım/bertarafı sektöründe alınan mesafelerin ve gidişatın bize gösterdiği, atıkların çimento firmalarına verilmesinin bir önceki aşaması olan ATY tesislerinin, mevcut kapasitelerinin yanı sıra yeni yatırımlarla birlikte en az bir 10 yıl daha atık yönetiminin merkezinde olacağı yönündedir. 

Türkiye’de yönetilebilir atığın daha yüzde 10’unun yönetildiğinden bile emin değilken, denetim mekanizmasının miktarını artıracağı atıkların maliyet uygunluğu nedeniyle ATY firmaları üzerinden çimento fabrikalarına aktığını ve akacağını görebiliyoruz. Şüphesiz bazı çimento fabrikaları kendi ATY tesislerini kurdu, bir kısmı da diğer ATY firmalarından atık alıyorlar.  Sonuçta atığın, üretildiği atık üreticisinden geri kazanım/bertarafına giden yol üzerindeki ara depolama ve/veya ATY tesislerinden geçeceği ortadadır.
Yeni ve konvansiyonel bertaraf tesislerinin yatırım ve işletim giderleri düşünüldüğünde, ATY firmaları karşısında ekonomik olamayacağı ve kirlettiği için ödemek durumunda kalan sanayicilere cazip olmayacakları açıktır. Bununla birlikte tehlikelilik derecesi yüksek, yönetimi zor ve riskli atıkların halen son adresi, nihai bertaraf tesisleri olmaktadır. 

Ucu ekonomikliğe dayanan herşeyde olduğu gibi, daha yeni kaynak geri kazanımı teknolojileri bulunana kadar atıktan türetilmiş yakıt sektörünün, atık üreticileriyle çimento firmaları arasındaki rolleri önümüzdeki yıllara damga vuracak gibi görülmektedir. 

Back