Makale

Türkiye'de Atıksu Tesislerinin Boyutlandırılması ve ATV (DWA) Standartlarının Yeri

Prof. Dr. Ahmet Samsunlu
İTÜ İnşaat Fakültesi Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi (E)
44. Hükümet İmar ve İskân Bakanı




Nisan 2015 / Sayı: 81

Mart ayı yorum yazımın konusu, “Alman Atıksu Teknik Derneği ATV (DWA)’nin Su Ekonomisi, Atıksu Bertarafı ve Atık Konusundaki Hizmetleri” idi. Bu röportaj yazımda ise atıksu boyutlandırması konusunda araştırmalar ve projeler yapan, uygulama alanında ülkemizde ATV standartlarının etkisini yakinen izleyen İstanbul Teknik Üniversitesi, İnşaat Fakültesi, Çevre Mühendisliği Bölümü öğretim üyelerinden Doç. Dr. Güçlü İnsel ile konuyu değerlendirdik...

Prof. Dr. Ahmet Samsunlu: Geçen ayki yazımı hazırlarken seninle görüşmüş ve konu ile ilgili değerlendirmelerine yazımda yer vermiştim... Yazımı incelediğinde, ülkemiz atıksu problemlerinin çözümünde ATV’nin ve yayınlarının yeri hakkında ne düşünüyorsunuz?

Doç. Dr. Güçlü İnsel: ATV’yi, Almanya’da çevre teknolojileri konusunda uygulamaya yönelik uygulama standartları geliştiren bir kuruluş olarak tanıyoruz. Bu standartlar Almanya’da ve uluslararası ölçekte yaygın kullanım alanı bulmaktadır. Çeşitli faaliyet alanlarından 14 bin üyesi olan bu kuruluş su ve atıksu uygulamaları yanında enerji ve atık yönetimi konularında hazırladığı standartları da dünyanın çeşitli yerlerinde uygulama alanları buluyor. Ayrıca ülkemizde büyük eksikliği hissedilen, özellikle çevre teknolojileri konusunda teknisyen ve ara eleman eğitimini de üstlenen bir kuruluş olarak da faaliyetlerini sürdürdüğünü biliyoruz. 

Prof. Dr. Ahmet Samsunlu: ATV benzeri bir kuruluşa ülkemiz de gerek duyuyor musunuz? Eğer duyuyor iseniz bu kuruluş kimler tarafından ve nasıl oluşturulmalıdır?

Doç. Dr. Güçlü İnsel: Buna benzer bir kuruluşun da ülkemizde kurulması gerektiğine inanıyorum. Bu kuruluş öncelikle işletmeciler, belediyeler, mühendislik büroları, uygulayıcılar, donanım ve otomasyon firmaları, üniversiteler, ilgili bakanlıklar ve kuruluşlardan, konusunda uzmanlık kazanmış kişilerden oluşmalıdır. Hazırlık aşamasında yalnız bilimsel ve teknik görüşlerin önceliğinin olduğu bir yaklaşımla problemlerin çözümünü üstlenmeli ve bununla ilgili uygulamaya yönelik standartları ve normları ülkemiz koşullarına uyarlamalıdır. Burada bahsetmek istediğim, standardı alıp çevirisini yapmak değil, standardın dışındaki yeni teknolojileri de değerlendirerek uygun çözümleri içeren normları oluşturmaktır. Bu standartlar, bu kuruluş tarafından oluşturularak uygulanmak üzere bakanlıkların tetkik ve onayına sunarak geçerlik kazanmasını sağlayabilir.
Prof. Dr. Ahmet Samsunlu: Dünyada aktif çamur prosesinin tasarımında Amerikan Metcalf&Eddy (2003), Alman ATV131 (2000) ve Hollanda STOWA tasarım yöntemi ve en çok Alman ve Amerikan standardı kullanıldığını bana açıklamıştınız. Bu yöntemleri kısaca açıklar mısınız? 

Doç. Dr. Güçlü İnsel

Doç. Dr. Güçlü İnsel: Arıtma tesisi teknolojisi 1900’lü yılların başında sadece bekletme ve çökelme süresine dayalı basit parametreler ile tasarlanırken günümüzde artık simülasyon destekli tasarım ve proses kontrol uygulamalarına kadar ulaşmıştır. Bu tasarım yöntemleri de standardın çıkarıldığı bölgedeki mevcut tüm atıksu arıtma tesisi işletme verilerinin derlenmesi ve yorumlanması, aynı zamanda bilimsel çalışmalarla ortaya çıkarılan sonuçların birleştirilmesi ile elde edilmiştir. Burada önemli olan güvenilir tesis verilerinin kullanılmasıdır. Ülkemizde bu güvenilir verilerin elde edilmesi ve değerlendirilmesi ile ilgili bir eksiklik mevcut. Sonuçta ölçmediğimiz bir büyüklüğün yeterli olup olmadığını da bilmek mümkün değil. Bu standartlar da ilgili ülkedeki şartlara uyumlu hale getirilmiş tesis tasarımlarını uygulamaya geçirmektedir. ABD’de,  şimdi AECOM firmasının satın aldığı Metcalf&Eddy mühendislik firması sektörde konusunda uzmanları biraraya getirerek bu standartları oluşturma yönünde ilk adımı atmıştır. Bunun dışında ABD’de aynı zamanda 10 States Standard adı verilen normlar da kullanılabilmektedir. ATV (şimdiki ismi DWA) ise bir dernek statüsünde tamamen bir sivil toplum kuruluşu olarak görev yapmaktadır. STOWA’da genelde Hollanda’da DWA'ya benzer bir kuruluştur. Bu kuruluşun misyonu su yönetimi konusunda bilgi üreten teknik, bilimsel, yönetimsel ve sosyal alanda destek sağlayan bir kuruluştur. Kuruluşun çalışmalarında Hollanda’da tesis tasarımına yönelik çeşitli tebliğ ve standartlar mevcuttur. Örneğin, atıksu arıtma tesisi (biyolojik arıtma) tasarımında kullanılan standartları ise ATV131’e benzerdir. Bu tür kuruluşlarda mesleki açıdan son gelişmelere hakim, tecrübeli ve yetkin insanlardan oluşturulan bir ekibin olması işin can alıcı noktasıdır. 

Prof. Dr. Ahmet Samsunlu: Türkiye’nin ATV ve ATV standartları ile olan ilişkisi nedir?

Doç. Dr. Güçlü İnsel: ATV standartları ile bağlantımız çoğunlukla KfW destekli projeler, IPA projeleri, Avrupa Bankası vb. destekli yatırımlar bu standartların kullanımını ülkemizde yaygın hale getirmiştir. Türkiye’de gerek Alman firmaların ve ortakların etkileri, gerekse Alman menşeili kredi kuruluşlarının yönlendirmeleri, bunun yanında ihale danışmanlığı yapan şahıs ve kuruluşların projelerin kontrolü aşamasında kontrol kolaylığı nedeni ile bu standart ülkemizde yaygın hale gelmiştir.

Prof. Dr. Ahmet Samsunlu: Bu Alman standartlarının kullanılması hakkındaki görüşleriniz nelerdir? 

Doç. Dr. Güçlü İnsel: Arıtma tesislerinin bileşenlerinin tasarımında kullanılacak (konvansiyonel) teknolojiler bu standartlarda detaylı olarak tanımlanmıştır. Ancak bilindiği üzere Almanya’nın şartlarına göre düzenlenmiş. Standartlar uygulama kolaylığı sağlamakla beraber ihalelerde  projenin yönetimi ve kontrolünün kolay yürütülmesini sağlıyor. Arıtma teknolojisi ve detayları bu standartlarla kesin sınırlarla belirlenmiş olup alternatifler dikkate alınmadan uygulamaya geçmeye imkan veriyor. Ancak, ülkemizdeki koşullar farklı olduğu için bu standartların doğrudan kullanımı maliyetli yatırımlarımızı riske sokabiliyor. İhale sürecinden önce, tasarım standartlarının uygunluğu, arıtılabilirlik, pilot tesis, fizibilite ile kontrol edilmesinin proje paydaşlarının riskini minimize edeceğini düşünüyorum.

Prof. Dr. Ahmet Samsunlu: Bu farklılıklar dikkate alınmadı mı? Ve ne sonuçlar doğurdu?

Doç. Dr. Güçlü İnsel: Öncelikle bu farklar ülkeler arası yaşam standardı, bilinç düzeyi, iklim ve jeolojik yapı, alt yapıların tasarım ve işletme yaklaşımları, sanayi katılımları, uygulanan standartlardan ileri geliyor. Bu farklılıkların gözönüne alınamamasının birçok sebebini saymak mümkün. Bunların başında, yerel yönetimlerin projeleri hızla hayata geçirme gereksinimleri, öte yandan projelerin hızlı ve kolay kontrol edebilme ve denetleme kolaylığı, fizibilite çalışmalarının zaman ve emek gerektirmesi vb. uluslararası tasarım standartlarının “doğrudan” kullanımını yaygınlaştırmıştır. Yukarıda bahsettiğim farklılıkların derecesine göre tesislerin istenilen performansta çalıştırılamaması, ciddi mekanik problemlere ve enerji tüketimlerinin artmasına neden olmakla beraber yüklenici ve projenin sahibini de zor durumda bırakmaktadır. Açıkçası, mevcut şartlar altında projenin başarısı biraz şansa bırakılmış durumda. Bu standartların ülkemiz için uyumlu hale getirilmesinin problemleri ortadan kaldıracağına inanıyorum. 
 
Prof. Dr. Ahmet Samsunlu: Bu konuda sorunlar yaşandığına göre önerileriniz var mı?

Doç. Dr. Güçlü İnsel: Mevcut durumda, işletmecileri ve uygulayıcıları biraraya getirerek işletme sorunları ile ilgili bilgi toplanması, tesislerin mevcut teknoloji ve performans parametrelerinin değerlendirilmesi, uygulanan tasarım standartlarının uygunluğunun değerlendirilmesi gerekli düzenlemelerin yapılması, (bölgesel bazda) arıtma ihtiyacına göre uygun teknoloji seçimi için bu standartların uygulanmasıdır. Ancak bu standartlar konvansiyonel arıtma yaklaşımını benimsemekte olup, genellikle eski teknolojileri kullandığı bilinmektedir. Arıtma ve geri kazanım, enerji ve endüstriyel otomasyonun entegre olması son yıllarda çevre teknolojilerinin hızlı gelişmesini sağlamış, tesis tasarımında kullanılan standartlar (ATV, M&E, STOWA vb.) da bu gelişimin biraz gerisinde kalmış diyebilirim.
Uygun standartlar oluşturulduktan sonra ihalelerde en uygun yaklaşımın Yap-İşlet-Devret modeli olduğunu düşünüyorum. Ayrıca, uygun teknoloji ve tasarım yöntemi seçiminde proses garantisini verecek olan yüklenicinin mutlaka serbest bırakılması gerektiğini düşünüyorum. Yapım sonrasında, işletme süresinin uzun tutulması ve makul bir denetim mekanizması ile işin kalitesinin de yüksek olmasını beraberinde getireceğini ve proje sahibinin riskini minimize edeceği kanaatindeyim. 
Son olarak, uygulanacak (yeni) teknolojileri değerlendirebilecek nitelikte teknik ekibin ve uygulama ile iç içe donanımla danışmanların da rolünün önemli olacağını vurgulamam yerinde olacaktır.

Prof. Dr. Ahmet Samsunlu: Konu ile ilgili ilave etmek istediğiniz başka hususlar var mı?

Doç. Dr. Güçlü İnsel: Su ve Çevre Federasyonu (ABD, Water Environment Federation) tarafından kurulan ve üyesi olduğum “Kentsel Atıksu Arıtma Tesisi Tasarım Komitesi” her yıl düzenli olarak planladığı toplantılarda, bu tasarım standartlarını yeni teknolojileri konu ile ilgili uzmanları biraraya getirerek masaya yatırmaktadır. Ulusal ölçekte teknoloji uygulayıcıları, işletmecileri ve bilim insanlarını biraraya getiren ve yeni teknolojilerin değerlendirildiği kapsamlı bilimsel ve teknik toplantıların düzenli olarak yapılmasının gerekli olduğunu düşünüyorum. Bu toplantıların sonucunda, ülkemize bu konuda faaliyet gösteren değerli mühendisler, bilim insanları ve tesis işletmecilerden tasarım standartlarına baz olacak önemli bilgilerin elde edilmesi de ülkemize büyük fayda getirecektir. 

Prof. Dr. Ahmet Samsunlu: Seninle, eğitime başladığın 1991 yılında, vermekte olduğum “Çevre Mühendisliğine Giriş” dersinde ilk defa karşılaşmıştık. Sınıfta ileride başarılı olacağını tespit ettiğim 10 öğrenciden birisi de sendin. Bu konuda yanılmadığımı senin bilimsel alandaki çalışmalarını izleyerek görüyorum. Bu röportaj için zaman ayırdığın için sana teşekkür ediyor ve başarılarının devamını diliyorum. 

Geri