Yeni Kurulan Bir Bölümde Doçentlik ve Profesörlük Tezimin Gerçekleştirilmesinde Karşılaştığım Zorluklar

Prof. Dr. Ahmet Samsunlu
İTÜ İnşaat Fakültesi Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi (E)
İmar ve İskan Eski Bakanı


Ocak 2015 / Sayı: 78

Geçen ayki yazımda sizlere Ege Üniversitesi bünyesinde kurmuş olduğum Çevre Mühendisliği Bölümü’nün hangi zor şartlarda geliştiğini ve bilhassa öğretim elemanlarının akademik gelişmelerinin nasıl bir meşakkatli gayretle sağlandığını anlatmıştım.

Almanya’da gelişmiş Hannover Teknik Üniversitesi’nin her türlü imkanını kullanarak hazırladığım “Birleşik Kanalizasyon Sistemlerinde Atıksu Tekniği Bakımından En Uygun Şeklin Belirlenmesine Katkı” (Beitrag Zur Abwassertechnisch Gunstigen Ausbildung Von Regenberlaufen In Mischkanalisationen) başlıklı doktora çalışmamın, doktora babam Prof. Dr.-Ing Dietrich Kehr’in girişimleriyle Alman Sağlık Bakanlığı tarafından desteklenecek bir proje olarak kabul edilmesi ve maddi kaynak sağlanması, çalışmamı zorlanmadan başarılı bir şekilde yürütmemi ve bitirmemi sağladı.

Doktoramı bitirerek 1968 yazında Türkiye’ye döndüm ve eylül ayında iki yıl sürecek askerlik görevime başladım. Ankara - Etimesgut Zırhlı Birlikler Okulu’nda 6 ay süren eğitimden sonra 1,5 yıl Kara Kuvvetleri İnşaat Emlak Dairesi’nde yedek subay mühendis olarak çalıştım. Bu dönemde mühendislik hizmetlerimin yanında Daire Başkanı Tümgeneral Hüsamettin Akal’ın isteği üzerine, dünyaca tanınan Karl İmhoff’un “Atıksu ve Yağmur Suların Uzaklaştırılması ve Bertarafı” (Taschenbuch der Stadtentwässerung) isimli kitabını tercüme ettim. Aynı dönemde bugünkü Gazi Üniversitesi Mühendislik Fakültesi’nin bünyesini oluşturan kuruluşlardan birisi olan Zafer Mimarlık ve Mühendislik Okulu’nda öğretim görevlisi olarak görev yaptım. 1970 eylülünde yedek subaylık görevi bitince bu okulda öğretim görevliliği yanında inşaat bölüm başkanlığı, müdür yardımcılığı ve müdür vekilliği de yaptım. 1970-71 ders yılında Orta Doğu Teknik Üniversitesi Mühendislik Fakültesi’nde İnşaat Bölümü’nde yarı zamanlı (part time) ders verdim.

1971 yılında özel yüksekokulların açılmasının Anayasaya aykırı olduğu gerekçesi ile bu okulların kapatılması karara bağlandı. Zafer Mühendislik ve Mimarlık Yüksek Okulu, Ankara’da bulunan Yükseliş Mühendislik ve Mimarlık Yüksek Okulu ile birlikte, Ankara İktisadi ve Ticari Bilimler Akademisi’ne bağlandı. Bu bağlanmadan sonra, satın alınan Yükseliş Mühendislik ve Mimarlık Yüksek Okulu, Maltepe’de kendi binasında eğitime devam ederken, satın alma konusunda Zafer Mühendislik ve Mimarlık Yüksek Okulu’nun sahibiyle anlaşma sağlanamadığından bu okulun öğretim elemanları ve öğrencileri sıkışık durumda bulunan Ankara İktisadi ve Ticari Bilimler Akademisi Binası’na taşındılar. Bu gelişmeler ve yaşananlar karşısında akademik gelişmemi sürdüremeyeceğim kaygısıyla ve daha fazla zaman kaybetmemek için mevcut bağlantılarım olan gelişmiş akademik kuruluşlarla temasa geçtim. İstanbul Teknik Üniversitesi, Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Karadeniz Teknik Üniversitesi, Ege Üniversitesi ve Yıldız Devlet Mühendislik ve Mimarlık Akademisi beni bünyelerine almaya hazır olduklarını belirttiler. Bu üniversiteleri ziyaret ettim ve ilgililerle görüştüm. Yeni kurulmuş olan Ege Üniversitesi Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü’ne katılmamın benim için uygun olacağına karar verdim.

Daha önceki yazılarımda belirttiğim gibi, üç yıl önce kurulmuş olan bu fakültede “Pamuklu Tekstil Fabrikaları Atıklarının Biyolojik Tasfiyesi ve Kinetiği” konusunda hazırlamak istediğim doçentlik tezim için gerekli model kurma ve deneyleri yürütme imkanı olmadığını tespit ettim. Bir bilimsel toplantıda karşılaştığım Sümerbank Eskişehir Basma Fabrikası’nın müdürü benim bu durumumu öğrenince, konunun kendilerini de ilgilendirdiği ve bana çalışmamda her türlü desteği sağlayacaklarını belirtti. Girişimlerim sonucunda kurulacak model tesisinden alınacak numunelerle ilgili deneylerin Devlet Su İşleri Eskişehir Bölge Müdürlüğü laboratuvarlarında yapılması imkanına kavuştum. Bana bu desteğin sağlanmasında Zafer Mühendislik ve Mimarlık Yüksek Okulu’nda beraber öğretim kadrosunda görev aldığım Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü bünyesinde görev yapan Doç. Dr. Şahap Aksoy, Dr. Müh. Sıtkı Bursalı ve Yük. Müh. Yüksel Sayman büyük katkı sağladılar. Bu deneylerin yürütülmesi için her hafta İzmir’den Eskişehir’e otobüsle gittim. Ayrıca deney çalışmalarında bana yardımcı olması için Eskişehir’de tahsil gören Kimya Mühendisliği Bölümü mensubu bir öğrenciyi kişisel olarak ücret ödeyerek çalıştırdım. Hazırladığım bu tez ile 1974 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi’nde Prof. Vahit Kumbasar’ın başkanlığında kurulan jüri tarafından yapılan imtihan sonucunda doçentliğe yükseltildim.

Doçent olduktan sonra zamanımın önemli bir kısmını Ege Üniversitesi Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi Çevre Mühendisliği Bölümü’nün kurulmasına ayırdım. İki yıla yakın bir süre profesörlük tezimle ilgili bir çalışma yapamadım. Bölüm kuruluş aşamasında olduğundan laboratuvar imkanları, “Endüstri Kullanılmış Sularının İndirgenebilirliğinin Solunum Aktivite ve Biyolojik Test Yöntemi ile Değerlendirilmesi” konusundaki profesörlük tezimi yürütmeye imkan vermiyordu. Bu nedenle, 1975 yılında 1. Türk Alman Çevre Sempozyumu’nu birlikte tertiplediğimiz ve daha önceki yazılarımda sizlere tanıttığım “Stuttgart Üniversitesi İçme Suyu, Atıksu, Su Kalitesi ve Atık Yönetimi Enstitüsü’nde (Das Institut für Siedlungswasserbau, Wassergüte- und Abfallwirtschaft -ISWA) bu çalışmayı yürütmeye karar verdim. Bu Enstitü, Avrupa’nın ve dünyanın en tanınmış ve gelişmişlerinden birisidir. 1976 yazını Stuttgart Üniversitesi’nde geçirdim ve tezimle ilgili deneylerime başladım. 1977-78 yılında merkezi Strazburg’da bulunan Avrupa Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi’nde Türkiye’yi temsil eden iki Türk temsilcisinden birisi olarak görevlendirilmem benim Strazburg yakınında bulunan Stuttgart’a sık sık uğramama ve deneylerimi sürdürmeme imkan sağladı. 1978 yaz döneminde de Stuttgart’ta kalarak deneylerimi tamamladım. 1979 yılı içinde Ege Üniversitesi Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi Çevre Mühendisliği Bölümü’nde açılan profesörlük kadrosuna başvurdum. Aynı yıl profesörlüğe yükseltildim ve 15 Ocak 1980 tarihinde zamanın Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk tarafından profesörlüğe atandım ve bu atanmam resmi gazetede yayımlandı.

Tez çalışmaları aşamasında destek gördüğüm kişilere ve kuruluşlara teşekkür ederken ülkemizdeki tüm kuruluşların, bugün de benim gibi çalışmalarını yürütürken zorluk çeken genç araştırıcılara yardımcı olmalarını rica ediyorum.

O tarihlerde üniversitemin imkanlarının kısıtlı oluşu, tez çalışmaları için gerekli maddi desteklerin bugünkü gibi sağlanamaması, TÜBİTAK Çevre Grubu’nun kuruluş aşamasında olması benim yukarıda anlattığım zorlukları kişisel gayretimle aşmama neden oldu. Bugün sayıları 43 olan Çevre Mühendisliği bölümlerinin önemli bir bölümü gelişmelerini tamamlamış olduğu gibi kendi üniversitelerinin ve devletin araştırma fonları yanında TÜBİTAK’tan büyük destek sağlayabilmekte, böylece akademik çalışmalarını kolaylıkla sürdürebilmektedir. 1981 yılında çıkarılan Yüksek Öğretim Kanunu’nda, akademik yükseltilmelerde doçentlik ve profesörlük tezlerinin kaldırması ve bunun yerine yayınlara önem verilmesi Çevre Mühendisliği’nde çalışan öğretim elemanlarının akademik kariyerlerinde ilerlemelerini hızlandırmıştır.

Yukarıda açıkladığım tez konularının içeriği ile ilgili bilgiyi gelecek sayıda değerlendirmenize sunacağım.

Geri