Makale

1970 ve 1980 Arasında Çevre Konusundaki Gelişmeler

Prof. Dr. Ahmet Samsunlu
İTÜ İnşaat Fakültesi Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi (E) İmar ve İskan Eski Bakanı




Antalya’da verilen Çevre Bilim ödülü nedeniyle yazmış olduğum geçen ayki yazımda, Türkiye’de ilk çevre mühendisliği bölümlerinin 1970’li yıllardaki kuruluşları hakkında sizlere bilgiler aktarmıştım...

1968 yılında, Hannover Teknik Üniversitesi’nin Kentsel Alt Yapı ve Su Mühendisliği Enstitüsü’nde doktora çalışmamı tamamlayarak yurda döndüğümde, ailemin hukuk tahsili yapmış olan bir mensubu bana, “Oğlum, biz seni doğru dürüst bir inşaat mühendisliği tahsili yapmak üzere Almanya’ya göndermiştik. Sense bula bula bakteriler ve kirli suları buldun. Bu nasıl bir mühendisliktir? Bir türlü anlamadım” demişti. Gerçekten o yıllarda ülkemizde çevre mühendisliği ve bununla ilgili çevre bilimlerinin ne olduğu ve önemi hakkında pek bir şey bilinmiyordu.

Türkiye’nin gündemine çevre konusu ilk defa 1972 yılında, İsveç’te yapılan Stockholm Dünya Çevre Konferansı ile girdi. Bu konferansa 113 ülkenin temsilcisi katıldı. Zamanın Başbakanı Süleyman Demirel’in başkanlığında bir heyet katıldı. Bu konferansın yapılmasına, Amerika’daki MIT Üniversitesi profesörlerinden Dr. Meadows’un Roma Kulübü adına yürüttüğü çalışmasının sonuçları yanında, dünyada giderek artan çevre sorunları sebep olmuştu. Dr. Meadows’un çalışması ile ilgili hususları ileride, başka bir yazımda ele alacağım.

Konferans sonucunda 26 madde içeren Stockholm Deklarasyonu (Bildirgesi) yayınlandı. Bu deklarasyonda çevrenin, ekosistemlerin ve kaynakların korunması yanında, kaynakların kullanımının bütün insanlıkça paylaşılması, kalkınmanın gerekleri ile çevrenin korunması ve iyileştirilmesi için planlama çalışmalarında hassasiyet gösterilmesi üzerinde durulmuştu. Ayrıca çevrenin iyileştirilmesi ve korunması ile ilgili uluslararası konuların, işbirliği ruhu ile büyük küçük bütün ülkelerce eşit olarak ele alınması kararlaştırılmıştı.

Bu kongreyi takiben, ülkemizde ilk defa İmar ve İskan Bakanlığı’na bağlı Çevre Koordinasyon Kurulu oluşturulmuştu. Bu noktada, o dönemde yalnız Sağlık Bakanlığı’nın, koruyucu hekimlik çalışmaları çerçevesinde içme suyu ve diğer kirli sulardan kaynaklanan hastalıklara mani olma ve kontrolü çalışmalarının belirli bir seviyede olduğunu belirtmek gerekir. Ayrıca İller Bankası da yerleşimlerin su ve kanalizasyon sorunlarını çözmeye çalışıyordu.

1975’te lisans seviyesinde ilk çevre mühendisliği eğitimi başladığında Türkiye’nin üç büyük şehri de dahil olmak üzere tüm yerleşimlerin atıksuları deniz, göl ve nehirler gibi yüzeysel sulara hiçbir işlem görmeden akıtılıyordu. Bu dönemde İzmir ve İzmit körfezlerinin, Haliç’in ve Sakarya Nehri’nin kirlenmesi, devamlı olarak ülke basınında yer alıyordu. İstanbul Teknik Üniversitesi Haliç’in sorunlarını çözmek için 1975 yılından itibaren çalışmalarına hız vermişti. Gündemdeki önemli bir diğer konu Ankara’nın hava kirliliğiydi.

Çevre mühendisliği eğitimini geliştirmek ve kalkınmış ülkelerdeki uygulamalar hakkında bilgi edinebilmek için Stuttgart Üniversitesi ve Ege Üniversitesi arasında Dr. Müh. Oktay Tabasaran ve benim girişimimizle Türk-Alman Çevre Sempozyumlarının ilki İzmir’de 1975 yılında yapıldı. Burada sunulan tebliğler bir kitap haline getirildi. Bu Sempozyum her iki yılda bir karşılıklı olarak İzmir ve Stuttgart’ta sürdürüldü. Ayrıca başlatılan eğitimi geliştirebilmek için Fullbright programı desteğiyle Amerikalı Prof. John Cole iki yıl ders vermek için İzmir’de görevlendirildi.

İzmir Körfezi’nin artan kirliliği ve Ege Denizi’ndeki sorunları tespit edebilmek gayesiyle Ege Üniversitesi bünyesinde, Prof. Dr. Erol İzdar’ın başkanlığında, benim de yönetiminde görev aldığım Deniz Bilimleri Enstitüsü kuruldu. Bu Enstitü’nün yapacağı araştırmalarda kullanılmak üzere 1978 yılında Almanya’da Piri Reis Araştırma Gemisi inşa ettirildi.
O tarihlerde, hatırlayabildiğim kadarıyla Ataköy’de kaderine terk edilmiş, çalışmayan bir atıksu arıtma tesisi, Kocaeli’nde Goodyear lastik fabrikasında bir endüstriyel atıksu arıtma tesisi, Kuşadası’nda Fransız tatil köyünde ve ODTÜ’de bir atıksu tesisi mevcuttu.

Bu mevcut durum ve Stockholm Konferansı’na bağlı beklentiler, ülkemizdeki hükümetleri çevre konusunda daha aktif olmaya yönlendirdi. 1978 yılında Bülent Ecevit’in başbakanlığı döneminde, Başbakan Yardımcısı ve Devlet Bakanı Faruk Sükan’a bağlı olarak Çevre Müsteşarlığı kuruldu. Müsteşarlık kurulma çalışmaları esnasında Sayın Sükan, benim Bölüm Başkanı olduğum Ege Üniversitesi’nin İzmir Valiliği ile birlikte hazırladığı Ege Bölgesi ve Çevre Sorunları toplantısına katıldı. Bu toplantıya Ege Bölgesi’nde görev yapan tüm valiler, kaymakamlar ve ilgililer katıldılar. Benzeri toplantılar ülkemizin birçok üniversite şehrinde de gerçekleştirildi. Buralarda elde edilen bulgular, Müsteşarlığın kurulmasında ve izleyeceği çalışma yöntemlerinin belirlenmesinde etkili oldu.

Bu arada, İzmir’de bölümümüzde merhume Dr. Füsun Şengül ve benim öncülüğümde Çevre Mühendisliği ve Bilimleri Derneği kurulması girişimleri başlatıldı. Dernek merkezinin Ankara’da olmasının etkinlik bakımından daha doğru ve uygun olacağı düşünüldüğünden 1978’de Çevre Mühendisliği ve Bilimleri Derneği Ankara’da kurulmuş ve başkanlığına ODTÜ Çevre Mühendisliği Bölümü öğretim üyelerinden Dr. Adnan Gür getirilmişti. Bu derneğin kuruluşundaki amaç, çevre mühendisliği ve çevre bilimleri alanında çalışan farklı meslek dallarından gelen kimseleri, bağlı oldukları mühendis odaları dışında, -o zamanlar Çevre Mühendisleri Odası kurulmamıştı- biraraya getirerek, çevreyle ilgili konularda birlikte hareket etme imkanı sağlamak düşüncesi olmuştur. Dernek, 1979’da Ankara’da I. Ulusal Çevre Mühendisliği Bilimleri Sempozyumu’nu gerçekleştirmişti. Bu sempozyuma 43 tebliğ sunulmuş ve bunlar Ege Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü’nün desteğiyle benim yönetimimde kitap olarak basılmıştı. Bu sempozyuma yurtdışında yaşayan iki bilim adamı Prof. Dr. Oktay Tabasaran ve Dr. Mesut Sezgin de tebliğ sunarak katılmışlardı.

Çevre konularına böyle önem verilmesi üzerine TÜBiTAK bünyesinde Çevre Araştırma Grubu oluşturuldu. TÜBİTAK’ın NATO ile yaptığı Ankara’nın Hava Kirliliği Projesi bu döneme ait önemli bir çalışma olarak hatırlanıyor.
Su Kirlenmesi Türkiye Komitesi, İTÜ bünyesinde 1979 yılında kuruldu. Komite başkanlığına Prof. Dr. Nevzat Kor ve Genel Sekreterliğe Doç. Dr. Hasan Zuhuri Sarıkaya seçildiler. Komite bir müddet sonra IWA’ya da üye oldu.
Bu dönemde Türkiye Çevre Koruma Vakfı, Türkiye Tabiatını Koruma Derneği, Türkiye Çevre Koruma ve Yeşillendirme Kurumu ve Türkiye Turing Kurumu çevre konularında çalışan etkin kuruluşlar olarak öne çıkmışlardı.
Boğaziçi Üniversitesi tarafından Doç. Dr. Kriton Curi’nin yürütücülüğünde “Çevre Haberleri” isimli bir dergi yayınlanmaya başlandı. Bu dönemde İller Bankası Dergisi ve Devlet Su İşleri Bülteni de yayınlanıyordu.
1980’lere gelindiğinde Türkiye’de çevre koruma ve çevre bilinci oluşmaya başlamıştı...

Geri