Arıtmada Bakteri Kullanımı

Aralık 2013 / Sayı 65

Biyolojik Arıtma olarak da adlandırılan aktif çamur prosesleri, basitçe, çözünmüş organik maddenin mikroorganizmalar tarafından parçalanıp kullanılarak arıtılması işlemidir. 
Hassas ve değişken parametrelere sahip bu tesisler görece küçük (2-3 mikrometre) bakterilerden daha büyük (1-2 santimetre) canlılara kadar geniş bir biyoçeşitlilik varlığında çalışırlar.


Bu mikroorganizma karışımı (aktif çamur) içerisindeki mikroorganizmalar, doğadaki özelliklerine ve arıttıkları suyun özelliklerine göre gelişerek kendi popülasyonlarının devamlılığını tıpkı doğadaki gibi bir besin zinciri içerisinde sağlarlar.
Bu hassas denge, mevsimsel koşullar, tesisin atık karakterinin değişmesi, kapasitenin anlık artması, atıksu sistemine yanlışlıkla giren kimyasallar ve mekanik arızalar gibi nedenlerle bozulabilir. Besin zincirinde oluşan bu değişiklik, çamurdaki mikroorganizma dengesinin ve aktivitesinin bozulmasına da sebep olur.  Çamur aktivitesinin değişmesi, arıtma veriminin düşmesi, daha önce şikayet görülmeyen parametrelerde artış ya da kötü koku olarak işletmeye geri döner. 
Hassas mikroorganizma dengeleri, birçok farklı canlı katmanında aynı anda bozulduğundan, arıtmanın verimini düşüren sorun giderildikten sonra bile hemen yeniden sağlanamayabilir. Bir arıtmada, arıtımın büyük kısmını yapan mikroorganizmalar, görece daha kırılgan ve en uygun koşullarda bile yavaş bir süreçle üreyen türlerden oluşur. Daha fırsatçı ve daha baskın olan türler daha ziyade düşük verimli ve çamurun kalitesini bozan mikroorganizmalardır. Daha baskın olduklarından arıtmaya maliyet getiren havalandırmanın büyük çoğunluğunu kullanarak verimin düşmesine sebep olur ve daha kötüsü yararlı mikroorganizmaların büyümesini engellerler. 

Yeniden devreye almaksa hem çok zaman alan hem de işletme için riskli bir süreçtir. Çünkü atılan çamur maliyeti, iş gücü ve kaybedilen zamanı düşündüğümüzde, yerine gelecek mikroorganizmaların veriminin eskisinden daha iyi olacağının da bir garantisi yoktur. 
1970’lerden başlayarak bu tür sorunlar için birçok farklı çözüm ya da önleme yöntemi geliştirilmeye çalışılmıştır. Arıtmaların dengeleme ve havalandırma tanklarından sürekli ölçümler alan ve herhangi istenmeyen bir durumda ani müdahale sağlayan enstrümental yolların dışında, arıtmanın biyolojik çeşitliliğinin devamını sağlayan besiyeri kültürleri ve kimyasallar bunlardan bazılarıdır. Ancak 1990’lardan sonra genetik ve mikrobiyoloji biliminin de gelişmesiyle, arıtmada daha etkin rol oynayan bakterilerin tanımlanması, bunların rollerinin ve türlerinin belirlenmesi kolaylaşmıştır. 
Çevre mikrobiyolojisinin farklı bilimlerden oluşan kolları, özel mikroorganizmalarla biyolojik arıtmaların verimini düzenlemeyi, artırmayı ve stabilitesini sağlayacak ürünlerin üretilmesini mümkün kılmıştır. 

Ülkemizde 2007 yılından beri bu alanda faaliyet gösteren firmamız Bioorient Biyoteknoloji, ilk senelerinde koku üzerine geliştirdiği özel bakteri türlerini her geçen gün geliştirerek artık biyolojik arıtmayla ilgili birçok soruna cevap olabilecek ürünler ortaya çıkarmıştır. Bu süreç içerisinde üç yüzden fazla bakteri türü çeşitli arıtmalardan ve sorunlu atıksulardan izole edilmiş, türleri saptanmış ve laboratuvar testleri yapılmıştır. Bu laboratuvarda test edilip onaylanan türlerin elliden fazlası ticari düzeyde üretilerek çeşitli ürünler halinde son kullanıcılarına ulaştırılmış, uzun süreler boyunca sahada denenmiş ve müşterilerimizle birlikte raporlanarak verimleri test edilmiştir. 
Başarılı bir Ar-Ge geçmişi olan Bioorient Biyoteknoloji laboratuvarları, koku gibi aslında verim düşüklüğünün bir sebebi olan fakat subjektif,  ölçülemeyen ve herkese göre farklılık gösterebilecek bir parametreden ziyade ölçülebilir değerlerle deneyler yaparak arıtmaların verimini artırmayı hedeflemiştir. 

Grafik 1

Örneğin, Grafik 1’de kış koşullarında, gerek tesisin atık miktarındaki değişime, gerekse soğuklara bağlı olarak düşen verimin, Odorient- Arıtma ürünü sayesinde sabitlendiğini görebiliriz.

Grafik 2’de ise çıkış KOİ limitlerini sağlamakta zorluk çeken bir tesiste daha önce stabil olmayan ve yüzde 70’lerde olan arıtma veriminin, nisan ayı başlarında Odorient-Arıtma kullanılarak yüzde 90’lara çıkarılması ve çıkış KOİ limitlerinden de uzaklaşarak tesisin bu konuda rahatladığının tablosunu görebiliriz. 

Grafik 2

Odorient-Arıtma sadece mevcut verim problemlerini çözmekten ziyade, devreye almalarda da kendi kendine üremenin ya da yakın bir tesisten hazır aktif çamur getirmek gibi külfetli ve zaman kaybettiren yöntemler yanında, yüksek verimde çamura kısa sürelerde ulaşmanızı sağlar.

Grafik 3

Grafik 3’te imhoff konisi değerleriyle (lt/ml) zamana karşı Odorient-Arıtma ürününün 3 ile 5 gün arasında çamuru verimli değerlere ulaştırdığını görebilirsiniz. 
Arıtmalarda, KOİ ve verimin dışında amonyum azotu giderim verimi ve anlık pH değişimleri ya da toksik madde girişleri gibi arıtmayı yıkıcı sorunlarda tedbir alma ya da kaybı önlemek için de güvenle kullanılan Odorient Arıtma, Bioorient biyoteknoloji laboratuvarlarında, TÜBİTAK gibi bilime destek veren kuruluşlar ve seçkin üniversitelerimizin de katkılarıyla her geçen gün geliştirilmeye devam etmektedir.