Teknik
Legionella Nedir?


İpek Öztürk

BK Giulini Kimya ve San. Tic. A.Ş. Teknik ve Pazarlama Müdürü

Lejyoner hastalığı, Legionella pneumophila adlı bakterinin neden olduğu bir akciğer ve üst solunum yolu enfeksiyonudur. 2-10 günlük kuluçka döneminden sonra pnömoni (zatüre) bulguları görülür. Bu hastalığın iki farklı formu bulunmaktadır: Pnömoniye yol açan ve hastalığın daha yaygın olan bu formu ile daha hafi f bir hastalık olan Pontiac ateşi...

Pnömoninin bu formu ile ilgili vakaların ortaya çıkışı, 1947 yılına kadar giderken, Legionella hastalığı bu adını pnömoninin, 1976 yılında Philedelphia kentinde yapılan Amerikan Lejyon toplantısına katılanlar arasında salgın şeklinde ortaya çıkması ile almıştır. Daha sonra bu hastalığa neden olan bakteri Legionella pneumophila olarak adlandırılmıştır [1].

Şekil 1 Legionella Bakterisi

L. pneumophila hem havalandırma sistemlerinde hem de doğal su kaynaklarından (nehir, göl, termal sular, çamurlu sular ve kaynaklar vs.) izole edilebilmektedir. Birçok ülkede yapılan çalışmalar kapsamında ortaya çıkan tespitleri aşağıdaki şekilde özetlemek mümkündür:
• Legionella pneumophila tatlı su kaynaklarındaki mavi-yeşil alglerle veya protozoonlardan Harmanella vermiformis, Acanthamoeba, Naegleria ve Tetrahymena cinslerine infekte olabilirler.
• Salgınlar, büyük binaların havalandırma sistemleri ile ilişkili bulunmuştur. Soğutma kuleleri, buharlaştırma kondansatörleri, otel, hastane, fabrikaların diğer sistemleri ile bahçe ve havuz duşları ve inşaat alanları enfeksiyon kaynakları olarak tanımlanmıştır.
• Binaların su sistemlerinde, üremeye uygun ortamlar, suyun durgun olduğu veya uzun süre hareketsiz kaldığı bölgelerdir. Böyle alanlarda su borularında biriken kireç tabakası üzerinde kolaylıkla biyofilm tabakası oluşabilmekte ve bakterinin gelişimi için uygun ortam koşulları sağlanmaktadır.

Şekil 2. İnsanlarda Legionella enfeksiyonları ve sınıflandırması

İnsanlarda Legionella enfeksiyonları farklı klinik tablolarla karşımıza çıkabilmektedir. Ayrıca sınıflandırmalarda bulaşma ve enfeksiyona kaynak olan odaklar da dikkate alınmaktadır. Buna göre insanlarda Legionella enfeksiyonları aşağıdaki şekilde sınıflandırılabilir [2];
Legionella enfeksiyon zinciri 4 halkadan oluşmaktadır. Bunlar;

1) Legionella cinsi bakterilerin doğal ortamı (nehirler, göller, termal sular, çamurlar ve kaynak suları)
2) Bakterilerin üreyerek yüksek konsantrasyona çıkmasını sağlayacak dağıtım faktörlerinin ortada bulunması. Doğal ortamda az bulunan bu bakteriler, binaların su sistemlerinde uygun bölge ve koşulları bulduğunda çoğalmaktadır. Bu bölge ve koşullar; klima sistemi soğutma kuleleri, sıcaklıkları yaklaşık 45° C olan sıcak su tankları, su yumuşatma tankları, duş başlıkları ve sıcak su muslukları, su tesisatında yaygın şekilde bulunabilen biyofilm katmanları ve hastanelerdeki solunum terapi ekipmanlarıdır. Yapılan araştırmalar, Legionella enfeksiyonun 3,2 kilometreye kadar mesafedeki kaynakları etkileyebileceğini göstermektedir.
3) Bakterilerin duyarlı konağa ulaşması: Ana rezervuarda üreyen bakteri su ile taşınmakta ve suyun aerolize olması ile solunum yolundan veya doğrudan aspirasyonla insanlara geçmektedir (5 μm’den daha düşük çaplı partiküller direkt olarak solunum sistemine giriş yapar ve Legionella’ya neden olur). Hastalığın (hem Legionella hem de Pontiac Ateşi) insandan insana doğrudan bulaştığı görülmemiştir.
4) Enfeksiyon zincirindeki son halka ise duyarlı konak varlığıdır. Legionella bakterisi solunum yolu ile alınmış olsa da sağlıklı ve bağışıklık sisteminde sorun olmayan çocuklarda ve erişkinlerde enfeksiyon gelişmemektedir [1, 3]. Duyarlı popülasyonu tanımlayan risk faktörleri;
• 50 yaştan büyük ve erkek olma
• Sigara kullanmak (>1 paket/gün)
• Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı (KOAH) olmak
• Alkol kullanmak (>35cc/gün)
• Bağışıklık sistemini baskılayan herhangi bir hastalığı olmak veya immüno supresyona neden olacak ilaç kullanmak veya kanser tedavisi görmek.

Özetlemek gerekirse; Legionella enfeksiyonlarının ortaya çıkması için bakterilerin bulunduğu çevresel bir kaynak, bu bakteriyi çoğaltarak duyarlı popülasyona ulaştırabilecek ara mekanizmalar ve duyarlı bir popülasyonun varlığı gereklidir (Şekil 3) [2].

Şekil 3. Legionella bakterisinin doğal ortamı ve enfeksiyon yolu

Legionella vakaları, ortak yaşam alanlarının (oteller gibi) dünyanın birçok yerinden insanların kullanımıyla ilişkilendirilebilmektedir. Ortak yaşam alanları, farklı ülkelerden insanların kullanımı sonucu küme şeklinde Legionella vakalarının gelişmesine neden olmaktadır. Eğer ülkeler gerçekleşen vakalardan ayrı ayrı bildirimde bulunmazlar ise küme şeklindeki Legionella vakaları tespit edilemeyebilir. 1987 yılında, Legionella vakalarında çalışan Avrupalı Grup EWGLI (the European Working Group for Legionella Infections- EWGLI) ulusal takip sistemleri ile tespit edilemeyen Avrupa’da seyahat ilişkili gerçekleşen küme şeklindeki vakaların tanımlanması, araştırılması ve kontrol ölçümlerinin gerçekleştirilmesini amaçlayan bir gözetim sistemi (The European Surveillance Scheme for Travel Associated Legionnaires’ Disease’ EWGLINET) oluşturmuşlardır. Bu gözetim sisteminin koordinasyonun İngiliz Sağlık Koruma Ajansı’ndan Avrupa Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi (ECDC)’ne geçişi ile beraber EWGLINET, ELDSNet (European Legionnaires Disease Surveillance Network) olarak revize edilmiştir [5].

1987 yılında, yılda raporlanan seyahat ilişkili Legionella vakası 100 iken bu sayı yıllar içinde 900 vaka sayısına kadar ulaşmıştır (Şekil 4.). Bu artışın temel nedeni olarak, ülkeler tarafından geliştirilen vakaları tanımlama ve tespit sistemlerinin geliştirilmesi gösterilebilir. Vakalar en yoğun olarak yaz aylarında gerçekleşmekte olup, yaz tatili uygulamalarının yapılmasından dolayı Ağustos ayında özellikle en yüksek artış gözlemlenmektedir. Erkeklerde gerçekleşen enfeksiyon vakaları, kadınlardakinin yaklaşık 3 katı olup, vaka sayısının en fazla olduğu yaş aralığı ise 50-65 arasındadır.

Şekil 5’te 2007 yılında kuluçka döneminde 73 farklı ülkeye ziyarette bulunan vakalar gösterilmiştir. 118 vaka (toplam vakaların %12,5’i) EWGLINET planının dışındaki ülkeleri ziyaret etmiş ve 11 vaka da turistik seyahat gemilerinde gerçekleşmiştir. 66 vaka birden fazla Avrupa ülkesine ziyarette bulunmuş, 3 vaka ise birden fazla Avrupa dışında ülkeye ziyarette bulunmuştur. En fazla enfeksiyonun görüldüğü Avrupa ülkesi İtalya, Fransa, İspanya ve Türkiye’dir ve 2007 yılında raporlanan 554 vakanın toplamda % 58,6’sını oluşturmaktadırlar (İtalya’da 227 vaka, Fransa’da 142 vaka, İspanya’da 119 vaka ve Türkiye’de 66 vaka [5].

Şekil 4 1987 - 2010 yılları arasında raporlanan seyahat ilişkili Legionella vakaları

Legionella ve biyofilm oluşumu:
Biyofilm, canlı veya cansız bir yüzeye yapışarak kendi ürettiği polimerik yapıda jelsi bir tabaka içinde yasayan mikroorganizmaların oluşturduğu topluluk olarak tanımlanabilir. Bu jelsi tabaka, bakteri hücreleri tarafından üretilen EPS (extracellular polymeric substances = eksopolisakkarit) adı verilen polisakkarit bazlı bir kafestir. EPS diğer bir deyişle biyofilm tabakasında bakterilerin hücre dışına saldıkları ve onları bir arada tutan matrikstir. Biyofilm tabakasından söz edilmesi için gereken 3 temel eleman yüzey, mikroorganizma ve EPS’dir. Planktonik hücre yapısından biyofilm oluşumuna geçişte hem çevresel hem de fiziksel olmak üzere bakteri hücre yoğunluğu, besin olanağı, hücresel basınç ve yüzey özelliği gibi birçok faktör bulunmaktadır. Biyofilm tabakası çok farklı çevrelerde oluşabilirken, en basit biyofilm tabakası bile karmaşık bir dinamiğe sahiptir [7, 8].

Mikroorganizmalar gelişimleri için uygun organik ve inorganik maddelerin biriktiği dış yüzeylerde, özellikle gözle görülemeyen çizikler ve aşınmış bölgeler içine yuvalanarak yerleşmekte, birbirlerine ve yüzeylere bağlanarak biyofilm oluşturabilmektedir. Bakteriler kıyısal alanlarda, organik madde girdisinin yüksek olması veya partiküle bağlı olarak gelişebilecekleri, biyofilm oluşturabilecekleri ortamları bulabilmeleri nedeni ile daha fazla çoğalabilmektedirler. Biyofilme tutunmuş bakteriler bu yapının içinde antimikrobiyal ajanlara ve olumsuz çevre koşullarına dirençli hale gelebilmektedirler. Bu nedenle hücrenin yüzeye ilk yapışmasını önlemek, en önemli adımlardan biridir [7, 9].

Biyofilm oluşumu, dinamik çok aşamalı bir yapılanmadır. Mikroorganizmalar tarafından oluşturulan, çoğunlukla doğal materyallerde gelişen ve “biofouling” olarak tanımlanan bu mekanizmanın başlangıcını, basit gram negatif bakterilerin ortama tutunması oluşturmakta, diatom ve protozoalar daha sonra katılmaktadır [9].

Bakterilerde biyofilm gelişiminin başlaması, besinlerin var olup olmaması gibi spesifik çevresel etmenlere bağlı olarak değişmektedir. Biyofilm gelişimi, taze besiyeri sağlandıkça devam eder. Ancak ortamdaki besin maddeleri tükenince yüzey bağlantıları zayıflar ve planktonik modlarına geri dönerler. Açlık durumu hücrelerin yeni taze besin kaynakları aramalarını, ortamlara daha iyi adapte olmalarını ve yayılmalarını sağlar. Diğer yandan biyofilm oluşumunda yüzey koşullarının özelliklerinin bilinmesinin de son derece önemli olduğunu unutmamak gerekir. Bakteriler yüzeye tutunarak koloni oluştururlar ve ileri aşamada eksopolisakkarit matriks içinde, mikroorganizma topluluğu şeklinde biyofilmler oluşmaktadır (Şekil 6.) [10].

Biyofilmler biyolojik mikroorganizmalar için kaynak oluştururlar. Örneğin Legionella: Özellikle sıcak su sistemleri ve suyun aerosol olarak kullanımı (duş başlıkları, soğutma sistemi serpintileri gibi) söz konusu olduğunda Legionella oluşumu ve miktarı insan sağlığı için ciddi bir tehdit oluşturmaktadır.

Bakteri hücrelerinin beraberinde biyofilm ve tortuların içerisinde bulunan protozoalar Legionella için konak görevi görürler. Legionella, hareketli gram-negatif, sporsuz çomak şekilli (0.3-0.9 μm x 2-20 μm veya daha uzun), bir veya daha fazla sayıda polar veya alt-polar flagella ile canlı bakteriler şeklinde sularda bulunur. Hem laboratuvar hem de pratik uygulamalarda yapılan araştırmalar biyokütle konsantrasyonunun artması ile Legionella sayısınında arttığını göstermiştir [12].

Legionella’ların su sistemlerinde birarada büyümesini ve sağ kalmasını etkileyen biyofi lm ve tortu oluşumları dışında diğer unsurlar da mevcuttur. Bu unsurlar diğer bakteri türleri (antagonistler veya sinerjistler), sıcaklık, pH değeri, oksijen kısmi basıncı, birikmiş kalsiyum (kalsiyum karbonat) ve korozyondur. Korozyonun sonucu serbest kalan demir iyonları Legionella büyümesi için önemli faktör olabilmektedir.

Şekil 5. 2007 yılında 10 veya daha fazla seyahat ilişkili Legionella vakası görülen ülkeler ve vaka çeşitleri, EWGLINET verisi

Legionella’nın ön koşulu su sıcaklığının artmasıdır. Legionella gelişimi için risk faktörleri, su sıcaklık değerleri, uzun süre durağan su hali ve sistemde biyofilm ve tortu varlığının olmasıdır. Canlı Legionella doğal ortamda en iyi 25-55°C’de (buna risk aralığı adı verilir), pH değeri 5.5-9.2’de ve çözünmüş oksijen konsantrasyonu 6.0-6.7 mg/l’de çoğalır [12,13].

Şekil 6. Biyofilm gelişim aşamaları ve aşamaların elektron mikroskop görüntüleri: 1) İlk tutunma, 2) Geri dönüşümsüz tutunma, 3) 1. Olgunlaşma devresi, 4) 2. Olgunlaşma devresi 5) Dağılma [11].

Legionella bakterisinin yaşama koşullarını etkileyen faktörler:

1. Sıcaklık
Sıcaklıkla ilgili veriler:
0–20 °C: Üremesi durur (Ancak ölmemekte ve eksi derecelerde aylarca yaşayabilmektedir)
20–25 °C: Üremesi önemsiz derecededir
25–42 °C: Üreme için en uygun sıcaklık aralığıdır
37 °C: Uygun ortamda 2 saat içinde iki katına çıkar. 48 saat içinde de sayısal olarak ileri derecede çoğalarak tehdit edici boyuta ulaşır
43-50 °C: Üremesi durur
50 °C: Birkaç saat yaşayabilir
60 °C: Birkaç dakika yaşayabilir
70 °C: Teorik olarak yaşam şansı sıfıra yakındır (ancak ortamdaki korozyon ve sistemin projelendirilmesi sonucu % 100 etkinlik kolaylıkla sağlanamaz. %99,999 etkinlik bile yeterli sayılmamalıdır)
2. pH değeri: 6,9 en uygun değerdir
3. Demiroksit: Büyüme ve çoğalmayı hızlandırır
• Hijyen (nutrientler): Kirler ve birikintiler kuluçka için uygun ortam oluşturulur
• Mikroflora: Ortamda bulunan diğer mikroorganizmaların varlığı [14]

Dünya çapında yapılan araştırmalar, Legionella’nın deniz suyu hariç tüm sularda doğal olarak bulunabileceğini göstermiştir:
• Şebeke suyu, sıcak su kaynakları (örneğin apartman blokları, hastaneler, pansiyonlar, evler ve oteller)
• Yüzey suları (özellikle ısınmış nehirler, göller, göletler)
• Sarnıçlar
• Islak zeminler
• Yüzme havuzları ve jakuzi suyu, ılık su kazanları
• Soğutma suları, soğutma kulesi
• Klimalı nemlendiricilerin püskürtme suları (havalandırma ve klima sistemleri)
• Diş doktoru uygulamaları (turbo delici, çalkalama suyu)

Su sistemlerinde soğutma kuleleri Legionella probleminin ana kaynaklarından birini oluşturmakta ve raporlanan vakaların yaklaşık olarak %28’ini oluşturmaktadırlar. Bu nedenle soğutma sistemlerinin uygun bir şekilde kurulumu ve işletilmesi gerekmektedir. Yeni kurulan sistemlerde, malzemelerin yeni olmasından dolayı yüksek miktarda bakteriler için besi oluşturabilecek kaynaklar ve yapım aşamasında sisteme girmiş olan kirlilikler olabilir. Bütün bu kaynaklar su sisteminde uzun süre bekletilmemelidir, sistem uygun bir şekilde temizlenmeli ve şartlandırılmalıdır [3].

Şekil 7. Soğutma kulelerinde Legionella ile ilgili risk değerlendirmede incelenecek bölümler

Şekil 7’de soğutma kulelerinde Legionella ile ilgili risk değerlendirmede incelenecek bölümler detaylı bir şekilde belirtilmiştir. Legionella vakalarının soğutma kulelerinde yüksek oranda (raporlanan vakaların yaklaşık olarak %28’i) görülmesi, bu sistemlerin hem şartlandırılmasını hem de takibini önemli kılmaktadır. Tablo 1’de su ve soğutma sistemlerinde Legionella kontrolü için kullanılan alternatif metotların avantaj ve dezavantajları belirtilmiştir.


30.05.1996 tarih ve 6076 Sayılı Daimi Genelge’ye göre Legionella Bakterisinin Tesislere Yerleşmesini Engellemek için Yapılması Gereken Rutin Uygulamalar
1. Tesiste, Legionella konusunda eğitimli ve riskleri saptayabilecek bir personel görevlendirilmelidir.
2. Sıcak su tankları mutlaka uygun bir noktalarında tahliye musluklarına sahip olmalıdır; böylece belli aralıklarla sıcak su tanklarının tümü ile boşaltılması, temizlenmesi ve dip sedimentinin uzaklaştırılması mümkün olmalıdır.
3. Sıcak su tankları dipte oluşan çamur tortusunu azaltmak için 3 ayda bir boşaltılmalı, temizlenmeli ve dezenfekte edilmelidir; bu işlemin sıklığına sediment birikiminin hızına göre karar verilebilir (yılda 2-6 kez arasında).
4. Soğuk su tankları da yılda en az bir kez boşaltılmalı, temizlenmeli ve dezenfekte edilmelidir.
5. Eğer bir sıcak su tankı veya sıcak su sisteminin bir kısmı bir hafta veya daha uzun bir süre ile bakım vb. nedenlerle devre dışı kaldıysa, yeniden kullanıma sokulduğu andan itibaren suyun sıcaklığı en az bir gün süre ile 70 °C’nin üzerinde tutulmalıdır.
6. Sıcak su ısıtıcı tanklarında eğer soğuk su girişi veya sıcak dönüş suyu bağlantısı doğru yapılmamışsa, durgunluk olabilir; bu durgunluk, bağlantı noktalarının değiştirilmesi ile giderilmelidir.
7. Su dağıtım sistemi, herhangi bir ölü-bağlantı/boşluk (su akımının olmadığı ya da çok yavaş olduğu kısımlar) olmayacak şekilde düzenlenmelidir; tespit edilen bütün ölü boşluklar hemen yok edilmeli, kullanılmayan dallanmalar kaldırılmalıdır.
8. En önemli ölü boşluk oluşumları, kullanılmayan muslukların gerisinde kalan su borularıdır; müşteri olmadığında bir süre için boş kalan odalarda musluk ve duş başlıklarının ardında böylesi ölü boşluklar kolayca meydana gelebilmektedir; bunu önlemenin en etkili yolu ise kullanılmayan odalardaki musluk ve duş başlıklarından suyun hergün 3-5 dakika akıtılmasıdır.
9. Binanın hemen her noktasında musluk veya duş başlıklarından akıtılan sıcak suyun ısısı 1 dakika içinde 50-60 °C arasında bir ısıya ulaşabilmelidir.
10. Sıcak su tanklarının ısısı yıl boyunca en az 60 °C düzeyinde tutulmalıdır.
11. Sıcak su tanklarına geri dönen sıcak suyun ısısı en az 50 °C olmalıdır.
12. Duş başlıkları ve musluk filtreleri sediment birikimine neden olur; kullanımından kaçınılmalıdır ya da düzenli aralıklarla (ortalama ayda bir) kireç çözücülerle rejenere edilmelidir.
13. Eğer kullanılmıyorsa, soğutma kuleleri boşaltılmalı ve temizlenmelidir.
14. Kullanımda olan soğutma kuleleri yılda 4 kez mekanik olarak temizlenmeli, tortu ve sediment tamamen uzaklaştırılmalı, organizmaların üremesini engellemek için uygun biyosidler düzenli olarak kullanılmalıdır.
15. Kalorifer sistemi en az yılda bir kere temizlenmeli ve dezenfekte edilmelidir.
16. Eğer konaklama tesisi yılın belli dönemlerinde kapalı tutuluyorsa, sezon başında müşteri kabul etmeden önce aşağıdaki önlemleri yerine getirmelidir:
a. Bütün sıcak su tanklarındaki suyun ısısı 70 °C’ye kadar çıkarılmalı (heating) ve en az 24 saat süre ile bu düzey korunmasını sağlanmalıdır.
b. Bütün sıcak su muslukları ve duş başlıklarından en az 30 dakika süre ile suyun akıtılması sağlanmalı (flushing); bu şekilde musluktan akan suyun sıcaklığı en az 60 °C olmalıdır, çünkü bu sıcaklık musluk ve duş başlıklarında yerleşmiş legionellaların öldürülebilmesi için ancak yeterli bir sıcaklıktır.
c. En az 24 saat süre ile musluklardan akan sıcak su ısısı 60 °C’nin üstünde tutulmalıdır. Alternatif olarak sıcak ve soğuk su sisteminin tümünde serbest rezidüel klor miktarı en az 3 ppm olacak şekilde hiperklorinasyon yapılır; en az 24 saat süre ile bu düzey korunur.
d. Sistemdeki ölü boşluklar, tıkanıklıklar saptanmalı ve bunlar iptal edilmelidir.
e. Duş başlıkları ve musluklar temizlenmeli ve oluşan kireç tabakaları giderilmelidir.
f. Soğutma kuleleri tümü ile boşaltılmalı, bütün tortu ve kirlilik uzaklaştırılmalıdır. İç yüzeyler temizlenir ve dezenfeksiyonu sağlanır, gerekli tamirat yapılır ve sediment birikimini önleyecek etkili apareyler takılır. Sistem yeniden kullanıma sokulurken etkili biyosidler (quarterner ammonium bileşikleri vb. dezenfektanlar) uygulanır.
g. Müşteri kabulünden itibaren, yukarıda sayılan 15 madde, düzenli olarak uygulanmalıdır [2].

BKG ile Kimyasal Önlemler ve İzleme:
BKG Water Solutions, olası Lejyoner hastalığının oluşabileceği ortam ve koşullar için spesifi k ürünler önermekte olup, Legionella kontrolünde bu ürünler aşağıda belirtilmiştir.
• Havalandırma, klima ve soğutma sistemleri Ferrofos, Ferrocid & Turbodispin
• Temizlik ve dezenfeksiyon legionella kontrolü Ferrocid, Ferrolin & Metaqua
• Yüzme havuzları Ferrodor & Ferrofos
• İçme ve kullanma suyu Ferrodor, Metaqua & Siliphos
Ferrocid 5280 S: İçme suyu, proses ve soğutma suyu sistemlerinde Legionella kirliliğine karşı kullanılan bir üründür. Sistemde depozit oluşumunu önler. Buna bağlı depozit altı korozyonunu önler. Depozit altında bakteri üremesini engeller. Demir oksit bileşikleri oluşmaz. Anaerobik bakteri büyümesini önler. “Legionella” kontrolünü sağlar.

Ferrocid 8597: Klima sistemlerinin soğutma sularında, fan coil ve klima santralleri drenaj tavalarında kullanılan biyosittir. Tablet şeklindeki ürün, yavaşça çözünerek Legionella hastalıklarına yol açan bakterilerin kontrolünü sağlar.

Ferrocid 8593 - Ferrocid 8583 - Ferrocid 8585 - Ferrocid 8580: Endüstriyel ve sirkülasyonlu su sistemlerinde bakteri, mantar ve yosun oluşumunu engeller ve Legionella hastalıklarına yol açan bakteri türlerinin kontrol edilmesini sağlar.

Ferrodor 233-Ferrodor 234-Ferrodor 200 G-Ferrodor 200 T-Ferrodor 230: Havuz sularında kullanılan ürünler, aktif klor içerikleri sayesinde bakterileri kısa sürede öldürüp, “Legionella” kontrolünü sağlarlar.

Su Sistemlerinizin Daha İyi Kontrolü için
Su sistemlerinde mikrobiyal gelişimi takip etmek için dipslide uygulaması, ATP ölçümü ve laboratuvar ortamında kültür ya da mikroskopik sayım gibi metodlar kullanılabilir. Fakat, yüzeyde oluşan tutkalımsı yapışkan biyofilm miktarı, yukarıda sayılan metodlar ile suda tespit edilen bakteri miktarından çok farklıdır ve bu metodlar ile net ve sağlıklı sonuçlar elde edilemeyebilir. Bu nedenle, sistemlerde biyofilm oluşumunun ve miktarının yetersiz tespiti bakteriyi beslemeye ve kullanılan biyositlerin aktivitelerine karşı bakterileri korumaya devam eder.

Sadece iyi, kapsamlı ve ihtiyaca yönelik düzenlenmiş bir su şartlandırması biyofilm oluşumunu engelleyebilir. HidroBio® test kiti ile biyofilm miktarının belirlenmesi, biyositlerle ilgili işlemlerin çeşitli koşullara adaptasyonunu ve bu sayede Legionella hastalığı gibi mikrobiyolojik risklerin daha iyi kontrol edilmesini sağlar.

Hydrobio® Kullanım Alanları
HidroBio® test kitini her tip su sisteminde biyofilm miktarının belirlenmesi için kullanabilirsiniz. Özellikle de:
• Su soğutma sistemlerinde
• Proses suyunda (Gıda ve İçecek endüstrileri, Kağıt endüstrisi, vb.)
• Ters Osmoz sistemlerinde
• Makro ve biyobirikinti olan tek geçişli sistemlerde
• Sterilizasyon ve pastörizasyon sistemlerinde.

Hydrobio® ile Sağlanan Faydalar
Teknik Faydalar:
• Su sistemlerinizin izlenmesini ve uygulanan biyosit şartlandırmasını tamamlar.
• Biyosit şartlandırmasını düzenleyerek mikrobiyolojik oluşumu (örn: Legionnella kontrolü) ve korozyonu engeller.

Giderlerde Azalma:
• HidroBio® test kitinin kullanımı ile daha optimize biyosit ve şartlandırma kimyasal tüketimi,
• Daha az yıkama/temizlik işlemleri,
• Daha iyi ısı transferini ve daha az boru/sistem tıkanmasını sağlar.

Kullanım Kolaylığı:
• Kullanımı çok kolay bir test kitidir ve operatörler tarafından kullanılabilir. Netice almada ayrıca bir laboratuvar ortamına gerek yoktur.
• Eğer sistemde korozyon hızı ölçüm sistemi (rak) mevcut ise bu sistem HidroBio® içinde kullanılabilir.

Güvenlik ve Düzenlemeler:
• Su sistemlerinin daha iyi takibi ile, mikrobiyal risk kontrolünün daha iyi yapılmasını sağlar.
• Mikrobiyolojik risklere karşı azami güvenlik sağlar.
• Mikrobiyolojik oluşum ve risk tespiti ile ilgili düzenlemelerin gerekliliklerini yerine getirmenin iyi bir yoludur.

Referanslar
[1] İçemer, G.T., Karaca, H., Topkaya, B., 2009: Su Dağıtım Kanalları ile Gelen Tehdit : Lejyoner Hastalığı. Akdeniz Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Çevre Müh. Böl. Antalya. İl Sağlık Müdürlüğü Gıda ve Çevre Kontrol Şube Müdürü Antalya.
[2] Url 1 <http://www.ihsm.gov.tr/indir/ mevzuat/genelgeler/G_01052001_1. pdf>, 20.05.2013 tarihinde ulaşılmıştır.
[3] Jamie Bartram, Yves Chartier, John V Lee, Kathy Pond ve Susanne Surman- Lee, LEGIONELLA and the prevention of legionellosis, World Health Organization 2007.
[4] Url 2 <http://academiclifeinem. blogspot.com/2011/09/paucisverbis- legionella-pneumonia.html>, 20.05.2013 tarihinde ulaşılmıştır.
[5] C. A. Joseph, R Yadav, K D Ricketts, Travel-associated Legionnaires’ disease in Europein 2007, 2009, Health Protection Agency Centre for Infections, London, United Kingdom, Eurosurveillance Vol . 14· Issue 18, 7 May 2009.
[6] European Centre for Disease Prevention and Control. European Legionnaires’ Disease Surveillance Network (ELDSNet): Operating procedures. Stockholm: ECDC; 2012.
[7] Sawada I., Fachrul R., Ito T., Ohmukai Y., Maruyama T. ve Matsuyama H., 2012: Development of a Hydrophilic Polymer Membrane Containing Silver Nanoparticles with both Organic Antifouling and Antibacterial Properties, Journal of Membrane Science 387– 388 (2012) 1– 6.
[8] Türetgen İ., 2006: Su Sebeke Sistemlerinde Mikrobiyal Biyofi lm Tabakası, Tesisat Mühendisliği Dergisi Sayı: 92, s. 29-32.
[9] Altuğ G., Mine Çardak M., Çiftçi P.S. ve Gürün S., 2007: Farklı Materyallerde Oluşan Bakteriyel Biyofi lm Tabakasından İzole Edilen Aerobik Heterotrofi k Bakterı Düzeyleri, Ulusal Su Günleri 2007, Antalya.
[10] Gün İ. ve Ekinci, F. Y., 2009: Biyofi lmler: Yüzeylerdeki Mikrobiyal Yaşam, GIDA (2009) 34 (3): 165-173.
[11] Davis D. ve Monroe D., 2007: Looking for Chinks in the Armor of Bacterial Biofi lms” PLoS Biol, Vol 5, issue 11.
[12] van der Kooija D., Veenendaala H. R. ve Scheffer W. J. H., 2005: Biofi lm formation and multiplication of Legionella in a model warm water system with pipes of copper, stainless steel and cross-linked polyethylene, Water Research 39 (2005) 2789–2798.
[13] Dr. Wolfgang Hater, BK Giulini GmbH / Stefan Stumpe, Henkel KgaA, 2002: Legionella Pneumophila Legionaires Pathogens (Legionellosis, Legionnaires´ Disease).
[14] Url 3 < http://su.bilim.gen.tr/Custom/ OdesisMc/51.pdf>, 20.05.2013 tarihinde ulaşılmıştır.
[15] EWGLI Technical Guidelines for the Investigation, Control and Prevention of Travel Associated Legionnaires’ Disease, September 2011, Version 1.1.