SuveCevre:SolMenu
Ana Sayfa
TAYÇED Başkanı Muhammet Saraç:
Geçtiğimiz günlerde faaliyete geçen Tüm Atık ve Çevre Yönetimi Derneği (TAYÇED)’nin Kurucu Başkanı Muhammet Saraç, ilk hedeflerinin Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın hazırladığı mevzuatlara katkı sağlamak olduğunu belirtiyor ve “Atıklarla ilgili geniş çapta bir envanter oluşturulması gerekiyor. Envanterle atık piyasasının kontrolünü sağlayarak kayıtdışı atıklara ‘dur’ demek istiyoruz” ifadelerini kullanıyor...
Atık sektörünün geniş kapsamlı ilk derneği olan Tüm Atık ve Çevre Yönetimi Derneği (TAYÇED) resmi olarak 1 Kasım 2012’de faaliyete geçti. Tehlikeli atık bertaraf eden ve atıktan enerji üreten firmaların biraraya gelerek kurduğu TAYÇED’in ilk başkanı, aynı zamanda İZAYDAŞ’ın da genel müdürü olan Muhammet Saraç. Saraç’la derneğin kuruluş sürecini ve hedeflerini konuştuk...

Su&Çevre: TAYÇED’in kuruluş sürecini anlatabilir misiniz?

Muhammet Saraç: Türkiye’de atık yönetimi 20 yıllık bir emekleme sürecinin ardından sektörleşebildi. Dün, kimsenin görmek istemediği atıklar, bugün çağın gereklerine göre yönetilmeye başlanarak ekonomiye büyük katkı sağlar hale geldi. Atık sektörü bugün itibariyle binlerce kişiye istihdam, sanayiciye hammadde, enerji tasarrufu ve herkese daha yaşanabilir bir çevre oluşturmaya büyük katkı sağlıyor. Bu gelişmelerin yaşanmasında, AB normları çerçevesinde artık boşluklara tahammülü olmayan yönetmeliklerimiz ve sektöre yön ve güç veren sektör temsilcilerinin payı çok büyük.



Atık sektörü ülkemizde yaygınlaşıyor fakat firmalar arasındaki iletişimsizlik ve koordinasyon eksikliği, sektörün amaçlanan büyüme hızına erişmesini engelliyor. Dernekleşme konusu son yıllarda sektörel buluşmalarda sıklıkla dile getirilen bir konuydu. Konuyla ilgili destek ve istek yoğunlaşınca İZAYDAŞ olarak bize layık görülen öncülük görevini üstlenerek süreci başlattık ve Kurucular Kurulunu oluşturan atık sektöründe söz sahibi sekiz firmayla birlikte, yoğun bir teknik ve prosedür çalışmasının ardından yaklaşık yedi ay içerisinde dernekleşme sürecini sonuçlandırdık. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı da atık sektörü adına yürütülen bu çalışmayı destekledi. Sektöre yatırım yapmış, elini taşın altına koymuş ve haklı olarak iş yapmak isteyen firmalar, ortak sorunlarını dile getirebilecek ve ulusal bazda kimliklerini ortaya koyabilecek bu organizasyona destek vererek “biz de varız” demek istediler.

Dernek kurma fikri çok önceden beri aklımızdaydı. Fakat, çalakalem bir dernekleşme olmaması ve ayakları yere basan doğru bir platform oluşturabilmek için doğru zamanı bekledik. İlk defa 19 Nisan 2012’de kurucu üyelerimizle birlikte Malta Köşkü’nde biraraya geldik. Bünyemizde oluşturduğumuz Çalışma Komisyonu’nun istekli ve özverili çalışmalarını değerlendirmek üzere, biz Kurucular Kurulu yöneticileri de zaman zaman değerlendirme toplantıları yaparak süreci hızlandırdık. Kendimizi ve amaçlarımızı doğru tanımladığımızdan emin olduktan sonra diğer yasal formaliteleri de sonuçlandırarak 1 Kasım 2012 tarihi itibariyle İZAYDAŞ, İSTAÇ, PETKİM, Recydia, MSG Enerji, Remondis, Chimirec, Anel Doğa ile birlikte Tüm Atık ve Çevre Yönetimi Derneği (TAYÇED)’ni kurduk. Geçici Yönetim Kurulunu Recydia’dan Oğuz Can, PETKİM’den Onur Saygın, MSG Enerji’den Cavit Vardarlılar, İSTAÇ’tan Osman Akgül ve Başkan sıfatıyla İZAYDAŞ’tan ben oluşturuyorum.

Bununla birlikte derneğimizin tüm kurucularının önemsediği ana prensiplerimiz var. Bunlar yasallık, paylaşım, karşılıklı güven, centilmenlik, duyarlılık&sorumluluk ve sektöre değer katmak. Başta üyelerimiz olmak üzere dernek faaliyetleri çerçevesinde ilişkide bulunacağımız herkesten, bu prensiplere saygılı olmalarını bekleyeceğiz.

Su&Çevre: Derneğin hedeflerinden bahseder misiniz?

Muhammet Saraç: Derneğimiz, tehlikeli atık ve atıktan enerji üreten firmaların oluşturduğu bir kuruluş olacak. Dolayısıyla bu firmaları biraraya getirerek hem sektörün ileriye yönelik projeksiyonlarını birlikte oluşturmak, hem de kendi aramızda çalışma ilkelerimizi belirleyerek atık yönetimini tam bir sektör haline getirmek istiyoruz. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın azımsanmayacak derecede mevzuatı var. Şu an tüm mevzuatlar, üzerlerinden geçilerek yenileniyor. Öncelikli hedefimiz, atık sektörü adına piyasa ilişkilerimizin bize kattığı tecrübelerimizle mevzuatların yenilenmesi sürecinde Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na destek vermek olacak. Diğer bir hedefimiz de atık konusunda gerçek bir envanter oluşturulmasını sağlayıp, bu envantere göre atık piyasasının kontrolünün sağlanarak, kayıtdışı atıkların engellenmesi...

Bugün ülkemizde atıklarla ilgili olarak Geri Dönüşümcüler Derneği, AKÜDER, TÜMAKÜDER ve TAP gibi birçok kuruluş bulunuyor. Bunların varlığını sektörümüz için önemsiyoruz. Çok önemli işlevleri yerine getiriyorlar. İleride, aslında bir şekilde atık işinde olan bu organizasyonlarla bazı ortak zeminlerde çalışmalar da yürütebiliriz. Fakat genel anlamda atıkla ilgili bizim fonksiyonumuzda, bizim amaçlarımız dahilinde çalışan başka bir dernek yok.  Niyetimiz, sektörü hem piyasaya hem kamu otoritelerine karşı temsil edilebilecek bir yapı oluşturmak. Dernek amaçlarımızdan biri de atık sektöründeki uygulama ve etik kurallarını ortaya koymak. Bunun dışında derneğin imkanları çerçevesinde, ileriki dönemlerde danışmanlık, eğitim ve denetim gibi çalışmalar yapmak istiyoruz. Atık sektörünün etkili bir sivil toplum örgütü olmayı amaçlıyoruz.

Su&Çevre: Derneğin yapısından bahsedebilir misiniz?

Muhammet Saraç: Şu an aynı zamanda Kurucular Kurulu olarak tanımlanan sekiz üyemiz var. Tüzüğümüz gereği beş yönetim kurulu üyemiz bulunuyor. Şu anki yönetim kurulu Nisan 2013’e kadar derneğin geçici yöneticiliğini yürütecek. Derneğimizin tüzüğü, amaçları ve hedefleri doğrultusunda baktığımızda üye sayımızın 40 ile 50 arasında olacağını tahmin ediyoruz. Bunun dışında geri dönüşüm dernekleri ve diğer atık derneklerinden de birer temsilci almak gibi bir niyetimiz var. Nisan’a kadar yapmamız gereken birtakım yasal prosedürler bulunuyor. TAYÇED resmi olarak 1 Kasım 2012 itibariyle kurulmuş bir dernek. Üye alımları için prosedürel çalışmalarımız devam ediyor. Şu an tanıtım aşamasındayız. Ancak her halükarda Nisan 2013’teki olağan Genel Kurul’a kadar belli bir üye sayısına ulaşacağız. Bu kapsamda sektörümüzdeki yatırımcı tüzel kişileri, ortak sorunlarımızın çözümü ve sektörleşmemize destek anlamında TAYÇED’e üye olmaya davet ediyoruz. Ayrıca sektöre değer katan, bilgi ve deneyim sahibi kişi ve kurumları, Danışma ve Onur Kurullarımıza alarak, onların tecrübelerini de sektöre aktaracağız. Türkiye’nin herhangi bir yerindeki atık veya çevre konusundaki gelişmeleri yasalar ve tüzüğümüz çerçevesinde takip edeceğiz.

Su&Çevre: Türkiye’de atık yönetiminde yaşanan sıkıntılar nelerdir?

Muhammet Saraç: Sektörde, tahmin ettiğimizden çok daha büyük bir atık envanteri var. Ama bu atıkları bir şekilde kontrol edemediğimiz için sıkıntılar yaşıyoruz. Bu atıklar kontrol altına alınsa, tüm firmalar pazarlama yerine yalnızca atıkları yönetmekle uğraşır. Atığın bir şekilde kontrol altına alınması lazım. Bu amaçla yapılan yatırımlar, gerçekçi verilere dayanmadan yapılıyor. Hatırlanacağı üzere 2006 yılında meydana gelen Tuzla varilleri örneğinde olduğu gibi sıkı bir denetim sonucu artan atık gönderim taleplerinin karşılanmasında büyük zorluklar yaşandı. Aynı manzaralarla karşılaşmak istemiyoruz. Bunun yanında kontrolsüz ve fizibiliteye dayanmayan, dönemsel kârlar peşinde koşan firma sayısı da her geçen gün artıyor. Atık sektörüne danışmanlık yapma iddiasındaki kişi ve kurumların verdiği bilgiler standart olmadığı gibi, sorunları da çözemiyor. Sektörün diğer bir sıkıntısı da kayıt dışı, yönetilemeyen, dolayısıyla kontrol dışı atıkların, atık yönetim sistemi içine yeterince çekilememesi.

Tehlikeli atıklarda, hesaplanan atık miktarının çok daha altında olan bir miktarı kullanabiliyoruz. Bu demek oluyor ki atıklar, kontrolsüz bir biçimde bertaraf ediliyor veya kullanılıyor. Bu sadece kötü niyetle açıklanacak bir durum değil. Ülkemizde çevre bilinci yavaş yavaş oluşuyor. Çevre bilinci tam olarak yerine oturduğunda bizim de işimiz kolaylaşacak.

Türkiye’nin ekonomisinin büyümesine paralel olarak yönetilmesi gereken atık miktarı da artıyor. Bizim sanayileşmeye de, alternatif enerji kaynaklarına da ve elbette korunmuş ve gelecek nesillere gururla bırakabileceğimiz bir çevreye de ihtiyacımız var. Dolayısıyla, çevre ve sanayileşmeyi birbirinin alternatifi gibi değil, akılcı politikalarla birbirinin tamamlayıcısı olarak yönetebilmeliyiz.

Ülkemizde atık bilinci hızlı bir şekilde ilerliyor. Ama hala klasik atık yönetimi piramidinin (Atığın oluşmasının önlenmesi, yeniden kullanılması, geri kazanılması ve bertarafı) bile bizi tatmin edecek şekilde işlemediğini biliyoruz. Sanayimizin çok önemli bir kısmı KOBİ’lerden oluşuyor. KOBİ’lerin hepsinde, bu konuda yeterli teknik eleman ve ekipmanın olması da pek mümkün değil. Çevre-Sanayi barışı konusunda bir paylaşım eksikliği kendisini hissettiriyor. İZAYDAŞ bünyesinde bir eğitim programımız var. Zamanla o eğitim programlarını sektörün ihtiyaçları doğrultusunda daha da zenginleştirerek TAYÇED’e kaydırabiliriz. Önümüzde, atık bilinci konusunda gideceğimiz çok uzun bir yol bulunuyor.

Su&Çevre: Sektördeki firmalara ne gibi katkılar üretmeyi planlıyorsunuz?

Muhammet Saraç: Sektördeki en tecrübeli firmaların oluşturduğu bir dernek olarak, sektörün bugününü ve yarınını, sektörün dışında olanlardan daha iyi okuyabildiğimizi söyleyebiliriz. Bu kapsamda yatırımcı olarak sektöre girecek müteşebbisleri doğru bilgilendirerek, tecrübelerimizi paylaşarak, eksik kapasitelerin olduğu alanları işaret ederek, kamu yönetimiyle köprü oluşturarak onlara yardımcı olabiliriz. Ayrıca, üyelerimizle birlikte toplumsal çevre duyarlılığına hizmet edecek bazı projelere sosyal sorumluluk çerçevesinde, imkanlarımız ölçüsünde destek vermeyi planlıyoruz. Biz bu sektörü biliyoruz. Bu nedenle acele etmeden, ağır ve emin adımlarla sektörü ayağa kaldıracak, büyütecek ve diğer tüm sektörler arasındaki onurlu yerini almasını sağlayacak çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz.
SuveCevre:SagMenu