Siemens Su Teknolojileri Bölüm Müdürü Ersoy Bulutlar: “İhtiyaca Uygun Çözümler Sunuyoruz!..”


Mart - Nisan 2012 / Sayı: 44

Siemens Su Teknolojileri Bölüm Müdürü Ersoy Bulutlar, “Teknoloji firması olmamızın sağladığı avantajla, ihtiyaca uygun çözümler sunabiliyoruz ve son kullanıcılara fayda sağlıyoruz” diyor...

Su teknolojileri alanındaki faaliyetlerine, 2004 yılında Amerika’nın en büyük su şirketi olan US Filter’i satın alarak başlayan Siemens, 2004-2006 yıllarını da dünya genelindeki tüm ülkelerde ağırlıklı olarak adaptasyon çalışmalarıyla geçirdi. Siemens Türkiye ise adaptasyon sürecini en hızlı geçiren ve ekibini ilk kuran ülke oldu. 2006’dan günümüze Türkiye’de birçok projeye imza atan Siemens, bu projelerle Siemens Su Teknolojileri’nin sahip olduğu ürün ve çözümleri gösterme fırsatı buldu.

Siemens’in Türkiye’de hayata geçirdiği projeler içinde birçok ürün ve çözümünü barındıran İnegöl Atıksu Arıtma Tesisi’nin yanı sıra Kayseri Şeker Fabrikası, Sütaş Aksaray ve Karacabey fabrikaları, Nestle Karacabey Fabrikası ve yapımı devam eden Adapazarı ili ve ilçeleri içme suyu arıtma tesisleri yer alıyor. Ürün ve çözümleri arasında SBR, MBR, MBBR, Orbal, Verticell gibi çok çeşitli atıksu arıtma teknolojileri bulunan firma, bu çözümlerin kombinasyonlarını yaparak sektöre, ihtiyaca uygun çözümler sunuyor.

Siemens Su Teknolojileri Bölümü’nün Türkiye’deki çalışmaları ve Türkiye su sektörü hakkındaki görüşlerini aldığımız Siemens Su Teknolojileri Bölüm Müdürü Ersoy Bulutlar, kamu kurumlarından yenilikçi projelere açık olmalarını beklediklerini söylüyor. Bulutlar, “Kurulacak bir tesiste kullanılacak teknolojinin ihale itibariyle hangi teknoloji olduğuna karar verildiğinde, ihale o teknolojiye göre devam ediyor. Kurulacak tesise o teknolojinin gerekliliği ve farklı teknolojinin uygulanabilirliğine dikkat edilmesi gerekiyor. Sistem, karar vericinin bir prosese karar vermesi, projesini yaptırması ve müteahhitlerin teklifleriyle işliyor. Biz ihaleye çıkarken belli bir prosese karar verilmesi yerine teknolojilerin yarışabileceği, proses ve teknoloji firmalarının proses tasarımları ile farklarını ortaya koyabileceği bir yöntem uygulanmasının son kullanıcı açısından daha faydalı olacağını söylüyoruz. Kamu uyguladığı sistemi bu şekilde yenileyebilirse Siemens Su Teknolojileri’nin çok büyük bir yol gösterici olacağına inanıyoruz” şeklinde konuşuyor. Ayrıca kamunun, bilgi ihtiyacı olduğunu düşündüklerini ve bilgilendirme çalışmaları yaptıklarını belirten Bulutlar, “Ankara’da, kamuda ulaşabildiğimiz karar verici idarelerini, müşavir ve mühendislik bürolarını davet ettiğimiz, ürün ve çözümlerimizin tanıtımını yaptığımız ve çok olumlu geri dönüşler aldığımız bir organizasyonumuz oldu. Bu organizasyonları üniversitelere de yayarak devam ettireceğiz. Çünkü biz bir teknoloji firmasıyız ve teknoloji firması olarak pazardaki herkesi bilgilendirmemiz gerekli” ifadelerini kullanıyor.

Adapazarı’nda 6 yerde içme suyu arıtma tesisi kuruyoruz
Ersoy Bulutlar, Siemens Su Teknolojileri Bölümü’nün Türkiye’de hayata geçirdiği projelere ilişkin ise şu bilgileri veriyor: “Türkiye’de bugüne kadar içme suyu arıtma tesisleri, bu alanda çalışan birçok mühendisin bildiği konvansiyonel yöntemlerle yapılıyordu. Adapazarı İçme Suyu Artıma Tesisi’nde, konvansiyonel tesislerde yapılan bütün işi daha hızlı prosesle çözebildiğimiz paket arıtma çözümü olan Trident teknolojimizi kullandık. Biri Adapazarı merkezde, diğer 5 tanesi ilçelerde olmak üzere toplam 6 yerde içme suyu arıtma tesisi kuruyoruz. Merkezde kurduğumuz arıtma tesisi 12 bin 600 metreküp/gün, ilçelerde kurduğumuz tesislerin 2 tanesi 960 metreküp/gün, 3 tanesi de 460 metreküp/gün kapasitesine sahip. Merkezde kurduğumuz tesis eğer konvansiyonel yöntemlerle yapılsaydı 30 dönüm arazi kullanılacaktı ve yaklaşık 800 kilowatt kurulu güç ihtiyacı olacaktı. Bizim yaptığımız tesis yüzde 80 alan tasarrufuyla 4 bin 800 metrekare kapalı bina içerisine yapılıyor ve 200 kilowatt kurulu güçle çalışacak.”

“Sakarya ili içme suyunu Sapanca Gölü’nden alıyor ve Sapanca Gölü’nde ALG patlamasından kaynaklanan sıkıntılar yaşanıyor. Kurduğumuz sistem bu soruna da çözüm bulacak. Kurduğumuz sistemin modüler sistem olması, ileride yaşanabilecek su kaynaklarının değişmesi veya nüfusun gelişmesi durumunda kurulu olan tankların istenilen yere taşınabilmesi özelliğiyle farklı bir çözüm getiriyor. Hatta sistemin bulunduğu binanın çelik konstrüksiyon yapılmasıyla tüm tesis de taşınabiliyor.”

Ergene Havzası’nda yer almak istiyoruz
“Türkiye’de atıksu arıtma tesisleri genellikle il veya ilçenin ihtiyacına göre bir tane olarak tasarlanıyor ve yerleşim alanları merkez bölgede toplandığı için büyük artıma tesisleri kuruluyor. Ergene Havzası’nda atıksular belli bir yere toplanmayacak; il ve ilçelerde çok sayıda küçük atıksu artıma tesisleri yapılacak. Oraya yönelik önerebileceğimiz enerji tasarrufu sağlayan çamur azaltma sistemlerimiz ve bu sistemlerin kombinasyonları var. Bu gibi projelerde rol alarak işletme maliyetlerini büyük oranda düşüren çözümlerimizi uygulamak istiyoruz. Türkiye’de uygulanan ihale yöntemi ile belirli bir proses yöntemine karar veriliyor ve ona uygun tesis tasarlanıyor ve tüm katılımcılar tasarlanan bu projeye teklif veriyor. Bu sistemin yerine teknolojilerin yarışma şansının olabildiği sistemde, teknolojilerimiz ve çözümlerimizle çok ciddi avantaj sağlayabileceğimizi düşünüyoruz. Süreç daha yeni başladı ama çok hızlı şekilde ilerliyor. Biz de çözümlerimizi anlatmaya ve projede rol almaya çalışıyoruz. Trakya, genelde tarım arazisi olduğu için arsalar çok değerli. Geniş alanlara yayılıp arıtma tesisi yapmak yerine daha küçük, daha az maliyetle işletilebilir tesislerin yapılmasını öneriyoruz. İnegöl’de yaptığımız tesisin son üç seneki verilerine baktığımızda yüzde 25 daha az enerji harcadığını söyleyebiliriz ve toplam faydaya baktığımızda sağlanan faydanın daha fazla olduğunu düşünüyoruz.”

İnegöl’de yüzde 30 enerji tasarrufu sağladık
“İnegöl’de hakikaten Türkiye’de ilk olan yenilikler yaptık. Örneğin, çıkan çamur miktarını ciddi oranda azalttık, dolayısıyla daha sonra yapılacak çamur kurutma ile ilgili yatırım miktarını ve tesisin enerji ile bağlantılı diğer tüm girdilerini de azaltmış olduk. Burada kurduğumuz sistemlerle konvansiyonel, yani klasik bir arıtma tesisine göre yüzde 30 civarında daha az enerji kullanımı sağladık. Ayrıca bunları yaparken çok büyük inşaat faaliyetleri de gerekmedi.”

“İnegöl OSB Arıtma Tesisi’nin, 55 bin metreküpten 130 bin metreküpe çıkarılacak kapasite artırımı işi eğer klasik yöntemlerle yapılsaydı, aynı havuzları bir kere daha kurmak gibi neredeyse iki katı yatırım yapmak gerekecekti. Yine bu tesisten bizim hesaplarımıza göre günde yaklaşık 140 ton çamur çıkacaktı. Oysa bizim geliştirdiğimiz teknolojilerle ilaveler, mevcut havuzları kullanarak büyük bir inşaat faaliyetine gerek olmadan yapılabildi. Tesisin işletmecisi ve sahibi olan İnegöl Organize Sanayi Bölgesi yetkilileri, böyle bir tesise sahip olmaktan memnun olduklarını ve çalışmalarına pozitif olarak yansıdığını söylüyorlar. Yapılan proses, bir referans proses olduğu için pazara performans verilerimizle prosesimizi anlatıp tanıtma fırsatı bulabildik. Kamudaki ve özel sektördeki görüştüğümüz karar vericiler de tesisi merak ediyorlar ve incelediklerinde onlardan da çok olumlu geri dönüşler alıyoruz.”

Çözümlerimizin kendine has özellikleri var
“Siemens olarak, enerji verimliliği konusunda birçok çözümümüzün kendine has özellikleri var. Adapazarı’nda bulunan içme suyu arıtma tesisine bakıldığında, konvansiyonel bir içme suyu arıtma tesisine göre yaklaşık yüzde 20 ile yüzde 30 oranında daha düşük enerji tüketiyor. Sağlanan tasarruf tamamen teknolojiden ve kullanılan ekipmanın özelliklerinden kaynaklanıyor. Adapazarı tesisinde birbiriyle paralel çalışan 26 tane paket tankımız bulunuyor. Bu tanklar açık sistem olduğu için suyun girişte büyük basınçta olmasına gerek yok. Ayrıca bizim uyguladığımız 26 tane tankımızda sadece bir tane blower ve geri yıkama pompa seti bulunuyor ve ardışık olarak devreye girip çıktıkları için işletmeye çok büyük avantaj sağlıyor.”

“Atıksu arıtma tesislerinde ise enerjiyi tüketen en büyük alan, biyolojik arıtma sürecidir. Çünkü biyolojik arıtma sürecinde suya oksijen transfer edilmesi gerekiyor ve bu da yüksek enerji ihtiyacını doğuruyor. Oksijen, mekanik havalandırıcılar ve blower ile iki şekilde transfer ediliyor. Siemens bu iki sistemin kombinasyonuyla suya oksijeni daha verimli bir şekilde transfer ediyor. Bu teknolojilerin hepsi Siemens’in geliştirdiği, 40-50 yıllık geçmişe sahip patentli çözümlerdir.”

“1954 yılında laboratuvar ortamında yapılan uygulamalarla geliştirilen ve çok ciddi oranda alan tasarrufu sağlayan Tow-Bro son çökeltme havuzundaki çamur uzaklaştırma prosesimizi, Türkiye’de yaptığımız tüm referanslarımızda uyguladık. Konvansiyonel yöntemler, son çökeltme havuzunun tabanında oluşan çamuru sıyırmaya çalışır. Ancak çamur, yüzde 1 katı madde içeren sıvı olduğu için süpürerek toplayamazsınız. Sıvıyı sadece boru içinde hareket ettirebilirsiniz. Siemens çalışmalarını bu yönde yaparak, sistemine akışkana akışkan gibi davranma özelliği kattı. Akışkana akışkan gibi davranma özelliği, çamurun içinde hareket eden delikli tüpün deliklerinden içeriye çamurun girerek borunun içinde hareket etmesidir. Bu sayede çevresel hızdan bağımsız sistemden daha hızlı çamur uzaklaştırabiliyorsunuz. İnegöl’de 55 bin metreküp/gün için tasarlanmış 4 tane havuzu, sadece sıyırma sistemini değiştirerek 130 bin metreküp/gün’e çıkardık.”

Ar-Ge çalışmaları membran ve ters ozmoz teknolojilerine yoğunlaşıyor
“Siemens’nin Ar-Ge çalışmaları, trendin de membran teknolojilerine kaymasıyla membran ve ters ozmoz teknolojileri üzerine yoğunlaşıyor. Çamur kurutma teknolojileri için de, bulunduğumuz coğrafyada ve Avrupa’da talep var ve bu konuda da Ar-Ge çalışmalarımız devam ediyor. Siemens’in bundan sonraki süreçte endüstriye ağırlık verme hedefi bulunuyor. Bu nedenle ağırlıklı olarak endüstriye yönelik ürünlerimizde ciddi çalışmalar yapıyoruz. Özellikle endüstride su proseslerine yönelik paket ürünlerimizi kullanma ve geliştirme çalışmalarımız devam ediyor. Şu anda Ar-Ge çalışması Almanya’da devam eden ve yakın zamanda lansmanı yapılacak ters ozmoz sistemi oldukça dikkat çekici.”
“Türkiye’de ağırlıklı olarak, mühendisliğini yurtdışından aldığımız projelerin imalatını yapıyoruz. Adapazarı projesindeki tanklarımızın imalatını Türkiye’de yapıyoruz. Yine İnegöl’de yaptığımız proje gibi diğer arıtma tesislerimizin ekipmanlarını da Türkiye’de ürettik. Türkiye’de ağırlıklı olarak arıtma ve içme suyunda kullanılan standart ekipmanlarımızı üretmeyi tercih ediyoruz. Hazır ürünler olan raf ürünlerinin imalatı ağırlıklı olarak Almanya ve İngiltere’de yapılıyor.”

Müşterilere, neye ihtiyacı olduğunu gösteriyoruz
“Sektöre baktığımızda Avrupalı proses, Türk proses ve müteahhitlik firmaları diyebileceğimiz firmalar bulunuyor. Ancak ihale şeklinden dolayı sadece ürün satılıyor, proses satılmadığı için prosesler kıyaslanmıyor. Yapılacak tesiste prosese karar veriliyor, proseste kullanılacak ekipmanlar ve seçilecek ürünler önceden belli olduğu için bütün firmalar gelip ürünlerini satıyorlar. Bunun yerine değişik teknolojilerin önünü açmak gerekiyor. Günümüzdeki arıtma tesislerinin hepsi aynı tip arıtma tesisi. Sağladıkları faydalara bakıldığında da çok büyük fayda sağlamadıklarını görüyoruz. Geçmişte atıksu arıtma tesisi yapılırken ana problem atıksuyun arıtılmasıydı. Atıksu arıtma tesisleri yapıldıça, atıksu arıtma tesisinden çıkan çamurun bertarafı sorun olmaya başladı. Fakat kurutma tesisi, tek başına yapıldığında işletme maliyeti çok yüksek bir tesis. Tek başına kurutma tesisi yapmak yeterli olmuyor, önüne veya arkasına çeşitli prosesler ekleyerek daha fizibl hale getirilmeye çalışılıyor. Yakma veya gazlaştırma tesisiyle, önüne çamur çürütme tesisiyle kombine edilmeye çalışılıyor. Uygulamalar yeni olduğu için karar vericiler de teknoloji seçiminde zorlanıyorlar. Piyasanın biraz stabil hale gelmesi ve bilinçlenmenin artması gerekiyor. Örneğin çamur kurutma tesisine ihtiyacı olan müşteriye farklı kurutma teknolojilerimizi gösteriyor, gerçekten neye ihtiyacı olduğunu birlikte belirliyor, müşterinin sorununa daha iyi çözüm olabilecek sistemlerimizi sunuyoruz. Tüm bunları teknoloji firması olmamızın sağladığı avantajla ve farklı teknolojilerimizin olmasıyla sağlıyoruz.”

İşletme maliyetleri hayal kırıklığı yaratıyor
“Yapılan bazı pazar araştırmalarına baktığımızda 2030 yılına kadar yaklaşık 83 milyar euro’luk bir su pazarının varlığını kabul edebiliriz. Tahminen yıllık ortalama 3-4 milyar euro civarında bir pazardan söz edebiliriz. Söz konusu su pazarı sanayide, belediyelerde ve özel sektörde yapılacak su yaptırımlarıyla oluşacak büyük bir pazar. Bu pazara tahmin edilen harcamalar yapılırken yatırım bedelinin yanında işletme bedelinin de çok ciddi olarak değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Çünkü sunmuş olduğumuz birçok çözümümüzde geri dönüşüm sürelerinin çok kısa olduğunu görüyoruz. Şu anda yatırım bedeli olarak bazı yatırımlarda fark vermek gerekiyor, ancak bazı yatırımlarda da fark vermeden geri dönüşüm süresini kısaltabilecek prosesler bulunuyor. Proseslerin geri dönüşüm süresini kısaltmak için seçici olmak ve ihtiyaca göre yenilikçi çözüm belirlemek şart. Şu anda özel ya da kamu, birçok arıtma tesisi sahibi, tesisi yaptıktan sonra işletme maliyetleriyle karşılaştığında hayal kırıklığına uğruyor. Tesisin işletme maliyetini düşürme arayışına giriyor. İşletme maliyetini düşürücü teknoloji arayışlarına tesis yapımını karar verilirken başlanması gerekiyor. Bu konuda örnek olabilecek uygulamaları IPA yapmaya başladı. IPA’nın yaptığı ihalelerde yatırım bedeli ve işletme bedelinin belli bir sürelik kısmı değerlendirmeye dahil ediliyor. Firmalar da avantaj sağlayabilecek teknolojilerini sunmaya çalışıyor. IPA’nın uyguladığı bu sistemin diğer kamu kuruluşlarına yayılmasında fayda olduğunu düşünüyorum.”

Geri