Teknik

Lejyonella Pnömonisi Lejyoner Patojenleri (Legionellosis, Lejyoner Hastalığı)




Yazarlar: Dr. Wolfgang Hater, BK Giulini GmbH
Stefan Stumpe, Henkel KGaA
Çeviri: İpek Öztürk, BK Giulini Kimya A.Ş.

Eylül - Ekim 2011 Sayı: 40

1. Genel Bilgiler
Atipik pnömoni sebebi olarak ilk Lejyonella Pnömonisi vakası 1976 yılında Philadelphia’da düzenlenen ve ABD savaş gazilerinin katıldığı Amerikan Lejyonu toplantısında ortaya çıkmıştır ve Lejyoner hastalığı olarak bilinir. Ölüm oranı yaklaşık yüzde 15 olan bu ağır akciğer enfeksiyonu türüne ilaveten, Lejyonella ayrıca grip benzeri özellikler taşıyan Pontiac Ateşi’ne de sebep olabilmektedir.

Klasik Lejyonella enfeksiyon sonrası genel halsizlik, uzuv, kas ve baş ağrısı, solunum güçlüğü, kuru öksürme, titreme ve vücut sıcaklığında artış (39-40.5°C) semptomlarıyla 2-10 gün içinde gelişir. Genellikle birkaç hafta süren bu hastalığın tipik özelliği agresif pnömonidir ve normal pnömoni patojenlerini göstermez. Çeşitli antibiyotiklerle tedavi edilmesi mümkündür, ancak bunların ne kadar etkin olduğunu gösteren kontrollü araştırmalar henüz yayınlanmamıştır.

Pontiac Ateşi’nin kuluçka dönemi kısadır (1-2 gün); baş ağrısı ve uzuv ağrısı, öksürük, ateşli titreme ve genel olarak düzensiz bir sağlık durumu şeklinde başlayan hastalık daha hafif seyreder. Hastalar kendilerini iyi hissetmemelerine rağmen 5 gün sonra genel olarak iyileşirler.

Genel olarak, kadınlara kıyasla daha fazla sayıda erkek bu hastalığa yakalanmaktadır. Vücut direnci azalan yaşlı insanlar ve çok sigara içenlerin yakalanma riski daha yüksektir. Akciğerinde rahatsızlığı olanlar ve şeker hastaları özellikle yüksek riskli grupta yer alır ve bundan dolayı Lejyonella enfeksiyonları sıklıkla hastanelerde meydana gelmektedir (hastane kökenli enfeksiyon). Tedavi edilmeyen ve bağışıklık sistemi yetersiz hastalarda ölüm oranı yüzde 80’lere kadar çıkabilir. Almanya’da her yıl 6,000-10,000 Lejyonella pnömonisi vakasının meydana geldiği tahmin edilmektedir ve hastanelerde tedavi edilen pnömoni vakalarının yüzde 1-5’i Lejyonella pnömonisi olarak teşhis edilmiştir.

2. Patojen
Lejyonella, Lejyonellaya türü Legionellaceae ailesine aittir. Hareketli Gram-negatif, sporsuz çomak şekilli (0.3-0.9 µm x 2-20 µm veya daha uzun), bir veya daha fazla sayıda polar veya alt-polar flagella ile canlı bakteriler şeklinde sularda bulunur. Tüm Lejyonellalar potansiyel olarak insanlarda hastalık sebebi (patojen) olabilir. Lejyonella Pnömonisi (yaklaşık %90’ı) tıbbi açıdan en önemli olanıdır ve 14 sero grubu içerir. Bu gruplardan 1, 4 ve 6 en önemli olanlarıdır. Toplamda 60’ı aşkın sero grubu içeren 40’dan fazla Lejyonella türü mevcuttur. Zorunlu aerobik metabolizmalarda, amino asitler karbon ve enerji kaynağı olarak kullanılır. Karbonhidrattan yararlanılamaz.

Hızlı bir mikrobiyolojik testle tespit edilmesi şu anda mümkün değildir. Tersine, Lejyonellaların özel agarda uzun süreli kültür işlemine tabii tutulması gerekmektedir. Lejyonella henüz sağlıklı kişilerden izole edilmediği için, pozitif kültür Lejyonella enfeksiyonu olduğunu gösteren bir bulgudur. İdrarda pozitif RIA veya Lejyonella antijenleri için ELISA deneyleri de enfeksiyonu gösterir, sadece sero grubu 1 antijenlerle reaksiyona veya diğer sero gruplarla çapraz reaksiyona girer. Doğrudan florsan serolojik teknikler (DFA) kullanarak patojenin varlığı balgam, soluk borusu salgıları ve kirli sudan doğrudan tespit edilebilir. Ancak bu yöntemin kesinlik derecesi düşüktür. İmmünofloresan testleri (IIFT) ile antikor tespitiyle yapılan tanının değeri geriye dönüktür, zira serum antikorlarındaki titre artışı genelde hastalığın 6-8’inci haftalarında gerçekleştir. Lejyonella DNA’nın PCR veya diğer bir ampilifikasyon tekniği ile tespit edilmesi de mümkündür, ancak bunların hassasiyeti ve özgünlüğü henüz değerlendirilmemiştir.

2.1. Enfeksiyon Yolları ve Sıklık
Dünya çapında yapılan araştırmalar, Lejyonellanın deniz suyu hariç tüm sularda (aşağıda belirtilenler dâhil) doğal olarak bulunabileceğini göstermiştir:

•    Şebeke suyu, sıcak su kaynakları (örneğin apartman blokları, hastaneler, pansiyonlar, evler ve oteller)
•    Yüzey suları (özellikle ısınmış nehirler, göller, göletler)
•    Sarnıçlar
•    Islak zeminler
•    Yüzme havuzları ve jakuzi suyu, ılık su kazanları
•    Soğutma suları, soğutma kulesi
•    Klimalı nemlendiricilerin püskürtme suları (havalandırma ve klima sistemleri)
•    Diş doktoru uygulamaları (turbo delici, çalkalama suyu)

Lejyonellanın ön koşulu su sıcaklığının artmasıdır. Canlı Lejyonella doğal ortamda en iyi 25-55 °C’de (buna risk aralığı adı verilir), pH değeri 5.5-9.2’de ve çözünmüş oksijen konsantrasyonu 6.0-6.7 mg/l’de çoğalır. Ancak, Lejyonella sarmal boru kullanılan ve dolayısıyla suyun iyi karışmasını önleyen sistemlerde görünüşte 55-60 °C’de tutulan su sistemlerinden izole edilmiştir. Bu yapı ABD ve İngiltere’de büyük binalar ve oteller, İngiltere’de içme suyu sistemleri, Almanya’da evsel ılık su tedarik sistemleri üzerine yapılan çalışmalarda anlatılmıştır. Almanya’da, Lejyonella bakterisi Batı Berlin ve North Rhine-Westfalia’daki şebeke suyunda tespit edilmiştir. Bakteri soğuk suda da meydana gelebilir, ancak kayda değer derecede çoğalamaz. Öyle ki, Lejyonella yeraltı suyunda ve soğuk içme suyunda (18 °C altı) hemen hemen hiç görülmez. Lejyonellanın çoğalması için ideal koşullar yüzey suyu tedarik sistemlerinde mevcuttur (örneğin borular ve su tesisatı, klima). Eski ve bakımı iyi yapılmayan veya seyrek kullanılan su sistemlerinde ve saklama depolarında Lejyonella riski daha yüksektir (suyun uzun süre beklemesinden dolayı Lejyonellanın çoğalması nedeniyle).

Suyun içindeki Lejyonella doğrudan sağlık riski doğurmaz. Bundan dolayı patojen fakültatif (seçici) olarak gruplandırılır. Havadaki suyun (örneğin duş alırken, klimalı odalarda veya jakuzide) fazla miktarda bakterinin solunması hastalığa neden olmaktadır. Enfeksiyon yaratacak doz kişinin bünyesine ve Lejyonella türünün şiddetine (hastalığa neden olma potansiyeline) bağlıdır. Bugüne kadar insandan insana doğrudan enfeksiyon vakası raporlanmamıştır.

İspanya’nın aksine, Almanya’da geçerli salgın kanunlarına göre hastalığın kayda geçirilmesi zorunlu değildi. Ancak, Ocak 2001’den itibaren, bulaşıcı hastalıklara karşı koruma kanunu 3, madde 7’ye göre, kesinleşmiş Lejyonella enfeksiyonunun kayıt ettirilmesi zorunlu hale gelmiştir (teşhis laboratuvarları dâhil).
Suda, Lejyonella amip ve diğer protozoa’da hücre içinde çoğalır. Hastalığın insana geçmesinde, enfekte olmuş amipler özellikle önemli rol oynar, zira Lejyonella bunların bulunduğu canlıdaki virülans genini aktive eder. Enfekte olmuş amipten kaynaklanan enfeksiyon, Lejyonella salgınlarıyla ilişkili olan ve iyi bilinen doz etkisini açıklamaktadır (su sisteminin kirli olmasına rağmen enfeksiyon olmaması veya Lejyonella kirliliğinin düşük olmasına rağmen enfeksiyon meydana gelmesi). 13 amip türü ve iki tür siliyate, Lejyonella Pnömonisi barındıran canlılar olarak bilinir. En sık görülenler Hartmanella vermiformis ve akantamoba castellani’dir (her ikisinin de Lejyonella Pnömonisinde virülans artışını desteklediği görülmüştür).  İlginç biçimde, Lejyonella Pnömonisi çok geniş bir yelpazede yer alan konakçılarda (insan makrofajı dâhil) görünür. Kısa bir süre önce, Lejyonellanın suni ortamlarda çoğalma özelliğine ilaveten, çeşitli LLAP organizmaları (Lejyonella benzeri amip patojen) tespit edilmiştir. Bunların pek çoğu ekilebilir değildir ve muhtemelen amipte gerçek endosimbiyont olarak yaşayabilmektedir. Patojenik bakterilerin amip içinde çoğalma yeteneği çok yaygın ve halihazırda eksik değerlendirilmiş bir olgudur. Evrimsel açıdan, bakteriler ile amipler arasındaki bağlantı inandırıcıdır, zira konakçı yapının iç hücresel bölümleri büyümeyi engelleyen çevresel etkilere (bakteri öldürücü veya antibiyotik gibi) karşı koruma sağlar.

Lejyonella ekolojisinin bir diğer özelliği de bakterilerin (amiplerle beraber) biyofilmlerde meydana gelmesidir. Bakteriler toplam mikrop popülasyonunun yüzde 10’una kadarını burada oluşturur. Biyofilmler, bir su sisteminin iç ve dış yüzeyini kaplayan sümüksü mikrobik tabakadır. Bunlar Lejyonella için besleyici ortam sağlar ve biyosidi absorbe ederek, etkisiz hale getirerek veya girişini önleyerek bu sistemlerin mikropsuzlaştırılmasını zorlaştıran problemlere neden olurlar. Bu problemin giderilmesi için kullanılan çeşitli kimyevi, fiziki ve enzimatik yöntemler mevcuttur. Ancak bunlar ne yazık ki yetersiz sonuçlar vermektedir. Lejyonellalar biyofilmlerde canlı kalabilecekleri hayat aşamasına ulaşabilir, ancak kültür işlemi yapılamaz ve dolayısıyla teşhis edilemezler. Amipte, bakteriler normal büyüme aşamasına geçer ve suni besleyici ortamda çoğalırlar.
Amiplere ve biyofilmlere ek olarak, Lejyonellaların su sistemlerinde birarada büyümesini ve sağ kalmasını etkileyen diğer unsurlar da mevcuttur. Bu unsurlar diğer bakteri türleri (antagonistler veya sinerjistler), sıcaklık, pH değeri, oksijen kısmi basıncı, birikmiş kalsiyum (kalsiyum karbonat), algal artış ve su sisteminin maddi özellikleridir. Korozyonun Lejyonella büyümesini teşvik ettiğinden şüphe duyulmaktadır; serbest kalan demir iyonları Lejyonella büyümesi için önemli faktör olabilmektedir. Bu çok çeşitli faktörleri düşününce, Lejyonella ekolojisinin sadece bir kısmının biliniyor olması şaşırtıcı olmamalıdır.

3. Enfeksiyonun Kaynağı

Enfeksiyon Nasıl Önlenebilir?

Lejyonellaların önlenmesi iki ana stratejiye dayandırılmalıdır: Birincisi mikropların ılık suda ve aeresol oluşturan sistemlerde toplu biçimde birikmesini önlemek ve ikincisi ise aeresol ile teması sınırlamak veya önlemektir. Takip eden bölümde, Lejyonella ve Pontiac Ateşi’nin bulaşmasıyla ilgili olduğu gösterilen çeşitli teknik sistemler anlatılmıştır.

Sıcak Şu Şebekeleri
Braunschweig Devlet Tıbbi Araştırma Dairesi ve diğer kaynakların yaptığı çalışmalara göre, en tehlikeli enfeksiyon kaynağı sıcak su şebekeleridir. Lejyonella, incelenen tüm içme suyu sistemi biyofilmlerinde tespit edilmiştir. Sıcak su şebekesindeki Lejyonellaların epidemiyolojik önemi tartışmasız bir şekilde mevcut su sıcaklığıyla bağlantılıdır. Riskli sıcaklık aralığı 25-55 °C’dir. Sıcaklık 20 °C’nin altında ve 60 °C’nin üzerinde iken söz konusu önem derecesi mevcut değildir.

ABD’de olduğu gibi, son yıllarda su sıcaklığının 60 °C’nin altında olmasını öngören enerji tasarrufu önlemlerinden ötürü Lejyonella oluşumu çok daha artmıştır. “Hastaneler Akreditasyon Kılavuzu”na göre hastanelerde su sıcaklığı 110-113 °F (43-45 °C) olarak belirlenmiştir. Çeşitli Lejyoner hastalığı vakalarının ortaya çıkmasından sonra söz konusu yönetmelikler yürürlükten kaldırılmıştır.
 
Havalandırma ve Klima Sistemleri
1976 Philadelphia salgınında, toplantının yapıldığı otelde kullanılan ve nemli havayı ortama salan klima sisteminden dolayı Lejyonella bulaşmıştı. Enfeksiyon riski klimalı nemlendirici sistemlerin kullanıldığı yerlerde, eğer kullanılan su ılık veya sıcak ise ve sirkülâsyon esnasında atomize olur ve uygun hale getirilmez ise özellikle yüksektir. Bu nedenle, klima sistemlerindeki nemlendirici su hakkındaki VDI direktifi no 6022 [20] toplam izin verilebilir mikrobik içeriği 1000 CFU (Koloni Oluşturma Birimi)/ml ile sınırlandırmaktadır. Toplam Lejyonella için limit sadece 1 CFU/ml’dir ve bu sistemlerin her iki yılda bir mikrobiyolojik hijyen denetiminden geçmesi gerekir.

Jakuzi ve Duş
Bir diğer enfeksiyon kaynağı da havalandırma başlığı olan sıcak su püskürten sistemlerdir (özellikle duş ve jakuzi). Lejyonella ile enfekte olmuş havanın solunmasıyla enfeksiyon meydana gelir. Son yıllarda, jakuzilerin gittikçe popüler hale gelmesi ile birlikte çok ciddi Lejyonella enfeksiyon salgınları ortaya çıkmaktadır. Örneğin Hollanda’da 1999 yılında bir jakuzi sergisine gelen 8000 ziyaretçiden 226’sında Lejyonella Pnömonisi enfeksiyonu görülmüş ve bunların 18 tanesi enfeksiyon sonucu ölmüştür.

Diş Hekimliği Gereçleri, Evde Kullanılan Nemlendiriciler
Diş doktorlarının kullandığı donanımlarda diğer tür bakterilerle mikrobik kontaminasyon problemi, jakuzilerde olduğu gibi bir süredir bilinmektedir. Bu donanımlar ve malzemeler, tavsiye edilen şekilde yenilenmeli ve eğer mümkünse etkinliği kanıtlanmış mikrop öldürücüler kullanılmalıdır. Sulu hava üreten ev gereçlerinin (hava nemlendirici, ağız yıkama gereci, solunum aleti vs) düzenli olarak ve iyice yıkanması son derece önemlidir. Suyun kritik sıcaklıklarda beklemesine izin verilmemeli, düzenli olarak değiştirilmeli, kullanılmayan gereçler kuru muhafaza edilmelidir.

Soğutma Suyu, Soğutma Kulesi
Bazı koşullar altında, soğutma kulesi buharı ve yoğuşma sıvısı potansiyel tehlike kaynaklarıdır. Kapsamlı emisyon inceleme programları neredeyse tüm vakalarda Lejyonella tespit etmiştir (basınçlı havalandırma veya doğal havalandırma kullanılan soğutma kuleleri dâhil). Özellikle basınçlı havalandırma kullanılan soğutma kulelerinin difüzyon alanında önemli miktarda Lejyonella birikimi tespit edilmiştir. Bu tip kulelerde buhar, havalandırma pervanelerinin üzerinde yoğunlaşmakta, difüzörün üzerine damlamakta ve hava sirkülâsyon akımı ile geri taşınmaktadır. Bu ise suyun buharlaşması nedeniyle her döngüde Lejyonella konsantrasyonunu artırmaktadır.

Islak soğutma kulelerinin çalıştırılmasıyla bağlantılı az sayıda hastalık vakası bildirilmiştir. İki rapora göre, elektrik santrallerinde Lejyonella enfeksiyonu görülmüştür. Vakaların biri, elektrik santralinin zeminindeki kompresör muhafazasındaki küçük ters soğutma tesisi ile ilgilidir. Diğer vakada ise enfeksiyonun sebebi, yüksek basınçlı hortum kullanılan buhar türbini tesisatının son derece kuşkulu biçimde, yeterli havalandırma koruması olmadan kullanılmasıdır. Bu bölgedeki Lejyonella enfeksiyonu dikkate alınmalıdır ve temizlik ekipleri mutlaka maske takmalıdır.

Bu konuda somut bilgiler olmamasına rağmen, mevcut bilgilere göre enfeksiyonun aeresol şeklinde uzak mesafelere ulaşması olasılık dışı değildir. Ancak, ıslak soğutma kulelerinin (çevresindeki alan ve popülasyon için) düşük enfeksiyon riski taşımasının sebebi ana Lejyonella ekolojisini oluşturan spesifik kriterlerdir. Sadece düşük sayıda Lejyonella düşük enfeksiyon riskine sahiptir.

4. Lejyonella ile Mücadele

4.1. Su Sıcaklığının Artması

Alman araştırmacılar ve diğer kaynaklar sabit 60 °C’de tutulan su sistemlerinde Lejyonella kolonilerinin oluşmadığını göstermiştir. Ancak, 60 °C sıcaklık, sisteme yerleşmiş mikropları tek başına toptan yok etmek için yeterli değildir. Lejyonellanın 70 °C nominal su sıcaklığı değerlerinde çoğalabildiğini gösteren gözlemler su sisteminin tamamen istenen sıcaklığa erişecek şekilde ısıtılamadığını göstermektedir. Dip tortusu, iç kireçlenme veya ucu kapalı borular gibi çeşitli faktörler öldürücü sıcaklığın erişemediği “kör noktalar” olarak değerlendirilebilir ve sıcaklığın düşmesi halinde tüm sisteme mikrop bulaşmasına sebep olabilir. Genellikle önerilen bir yöntem olan 70 °C üzerinde suyla birkaç defa yıkama yapılması Lejyonella’nın sistemde yok olmasını sağlamaz.

4.2. Mikrobisidler (Mikrop Öldürücüler)
Klima ve soğutma sistemlerinde bulunan sirkülatör sprey nemlendiricilerdeki suda bulunan Lejyonella bakterisinin ortadan kaldırılması acilen yapılması gereken bir işlemdir. Bunu ise son yıllarda modern kimya bilimi tarafından geliştirilen mikrobisidlerle yapmak mümkündür. Bu husustaki önemli problem, pek çok biyosidin biyofilmlere karşı etkisinin azalmış olmasıdır. Hedeflenen mikro-organizmaları koruyan biyosidin dağılması biyosidin etkinliğinin optimum düzeyde olmasını önlemektedir.
Soğutma kulelerinde yapılan testlerde, N-heterosiklerin düşük dozlarda Lejyonella Pnömonisi ve Lejyonella Gormanii’ye karşı son derece etkili olduğu görülmüştür.

BKG Water Solutions Ürünleri
Ferrocid 8583 ve Ferrocid 8599, yukarıda bahsedilen etken maddeyi içermektedir ve soğutma kulelerinde, soğutma sularında ve klimaların nemlendirme suyunda olabilecek lejyoner patojenleriyle mücadelede kullanılabilir. Bu şekilde mikrobun çeşitli kademelerde azalması beklenebilir. Ferrocid 8599’un önerilen konsantrasyon dozunda klima sistemlerinin su tanklarında kullanılması insan sağlığına tehdit teşkil etmez.
Değiştirilmiş nicel süspansiyon deneyinde (DIN prEN 13623’ü müteakip), farklı konsantrasyon düzeylerindeki Ferrocid 8580’in Lejyonella Pnömonisi sero grubu 1’e karşı bakteriyel etkinliği kontrol edilmiştir. Tüm test konsantrasyonları ve test edilen pH değerleri bir saat sonra mikropların tamamen ortadan kalktığını göstermiştir. Sadece en düşük Ferrocid 8580 konsantrasyonunda (10 g/m³) 5 dakika sonra bakteri gelişimi/artışı gözlenmiştir. Dolayısıyla, değiştirilmiş DIN prEN 13623’e göre, Ferrocid 8580 Lejyonella Pnömonisi sero grubu 1’e karşı etkin bakterisit olduğu sonucuna varılabilir.

Ferrocid 8580’in biyofilmlerde bulunan Lejyonella üzerindeki etkisi farklı gerçek koşulları simüle eden testlerle incelenmiştir. Membran filtreleri ve kültür işlemine tabi tutulmuş karma biyofilmler (Lejyonella Pnömonisi ve diğer organizmalar) üzerinde Lejyonella Pnömoni saf kültür biyofilmleri ile (deneysel akış hızı 0.5 m/saniyede) önemli derecede öldürücü etki saptanmıştır. Lejyonella Pnömonisi miktarı kısmen ortadan kaldırılmıştır. Daha sonra Ferrocid 8580 ilave edilerek yapılan araştırmalarda, biyofilm üzerindeki bakterinin yüzde 90’ı aşan kısmı ortadan kaldırılmıştır. Son derece önemli bir teknik farklılıktır ve su sistemlerinin bu koşullar altında biyofilm hücrelerinden kurtulabileceğini göstermektedir. Klor ile yapılan deneyler tatmin edici sonuçlar vermemiştir. Best ve arkadaşlarının belirttiği gibi, ABD’de örnekleri görülen, yüksek miktarda (maksimum 0.5 ppm serbest klor) klor kullanıldığı zaman dahi Lejyonella tespit edilmiştir. Kingston Hastaneleri’nin (Surrey, Birleşik Krallık) sıcak su sistemlerinde, 24 saat boyunca kullanılan 50 ppm (!) klor konsantrasyonu dahi özel dirence sahip Lejyonellaları öldürmek için yeterli olmamıştır. Akantamoba kistlerinde bulunan Lejyonella 50 ppm klora karşı dirençlidir. Klorür ile Lejyonellaya karşı kazanılan başarı amipler veya biyofilmlerle alakalı değil, 2-6 ppm serbest klorür konsantrasyonu ile genel olarak gözlemlenen bir sonuçtur.

Klor ile sağlanan dezenfektasyona alternatif olarak, serbest klorür ile beraber bakır ve gümüş iyonları kullanılmaktadır. Özellikle bakır iyonlarının Lejyonellayı azaltıcı etkisi olmakla beraber, bu yöntem amiplerin olduğu ortamda başarısız kalmıştır.
 
4.2.1. Mikrobisidlerin Kullanımına İlişkin Tedbirler
Biyosidleri güvenli biçimde kullanın. Kullanmadan önce mutlaka etiketi ve ürün bilgilerini okuyun.

4.3. Önleyici Tedbirler
Amiplerde ve biyofilmlerde bulunan Lejyonella ile mücadelenin zorluğundan dolayı aşağıdaki önlemlerin uygulanması tavsiye edilir:
  • 25 - 55 °C arası sıcaklıkta su kullanmayın
  • Uzun süre bekleyen suları kullanmayın. Biyofilm oluşabilir ve bu durum Lejyonella için uygun ortam demektir
  • Su dağıtım sistemlerinde kapalı uçlu borular kullanmayın
  • Buharlaşmalı soğutma sistemlerini her altı ayda bir düzenli olarak temizleyin ve klorlayın
  • Sıcak su ısıtıcıları ve sıcak su dağıtım sistemleri altı ayda bir termal sterilizasyondan geçmelidir
  • Düzenli su bakım programı uygulayarak soğutma sistemlerinin temiz olmasını sağlayın
  • Soğutma sistemlerinde mikrobik kirlenme olup olmadığını tespit etmek için düzenli kontrol yapın.
  • Koloni oluşumuna ve büyümeye uygun malzemeleri kullanmayın ve temizlemesi kolay yapılar kurun.
  • Bakterinin büyümesi için uygun maddeleri kullanmaktan kaçının.

Geri