REMONDİS Özel Sektördeki Başarısını Kamuda da Göstermeyi Hedefliyor


Dünya çapında su ve atık yönetimi konusunda kendi işleteceği tesislerin hem finansmanını hem de yapımını üstlenen Remondis, Türkiye’de “Remondis Atık Yönetimleri” ve “Remondis  Su&Atık Su Teknolojileri” olmak üzere iki firmayla faaliyet gösteriyor. Remondis Atık Yönetimleri Genel Müdürü Emin Bakalcı ve Remondis Su&Atık Su Teknolojileri Genel Müdürü Hasan Köseleci’den firma ve sektör hakkında bilgi aldık. Bakalcı ve Köseleci, “Sektörün ve firmamızın geleceği, kamu&özel ortaklıkları, yap-işlet-devret yatırımları gibi uzun soluklu ve taraflar için sürdürülebilir projelerin yaygınlaşmasına bağlı. Bu model, gerek kamunun gerekse özel sektör kaynaklarınğn en verimli kullanılabildiği yöntem. Avrupa’nın imrendiğimiz düzenine, temizliğine ve tesislerine ulaşmak istiyorsak, Türkiye’nin de yolu buradan geçmeli” diyorlar.

Eylül - Ekim 2001 Sayı: 40

Su&Çevre: Remondis hakkında bilgi alabilir miyiz? Türkiye piyasasına girişi nasıl oldu?.. Şu anda hangi faaliyetlerde bulunuyor?..

Emin Bakalcı&Hasan Köseleci: Remondis, 1934 yılında Almanya’da kurulan ve 28 ülkede katı atık toplama, taşıma, geri kazanım, değerlendirme ve bertarafı ile su ve atıksu yönetimiyle ilgili komple tesislerin inşa edilmesi ve işletilmesine kadar detaylı bir ürün ve hizmet yelpazesi sunan bir firma. Aile şirketi olan Remondis’in bağlı olduğu grubun 2010 yılı cirosu on milyar euro. Dünya genelinde çeşitli özellik ve büyüklükteki 500’den fazla tesisle kaliteli ve güvenli bir hizmet yelpazesi sunuyoruz.
Remondis Türkiye piyasasına 2006 yılında Sistem Yapı ile ortaklık kurarak ve Remondis Sistem Yapı ismiyle girdi. Remondis her ne kadar Türkiye piyasasına arıtma tesisi işletme hizmeti ile girmiş olsa da en büyük iştigal alanı aslında atık yönetimi. Kendisini bir hizmet şirketi olarak tanımlayan Remondis, su ve atık yönetimi sektöründe kendi işleteceği tesislerin hem finansmanını hem yapımını üstleniyor. İşletmeyeceğimiz tesisin yapım işine girmiyoruz.

2006’da Türkiye piyasasına girdiğimizde ağırlıklı olarak su ve atıksu işleriyle ilgilendik. Türkiye’de su yönetimi, atık yönetimine göre biraz daha alışılmış, eski bir sektör. Sistem Yapı’nın elindeki su işleri dolayısıyla da ilk başlarda ağırlıkla bu sektörde faaliyet gösterdik. Remondis’in asıl uzmanlık alanı olan atık yönetimi ise Türkiye’nin kendine özgü koşullarından dolayı biraz yavaş ilerledi. Bu dönemde de atıkla ilgili araştırma, geliştirme faaliyetlerini yürüttük. 2009’da Remondis, Sistem Yapı’nın hisselerini satın aldı. Atıksu konusunda büyüdükçe, yeni yönetim atık firması kurulması konusunda bir karar verdi. Şu anda da Remondis Atık Yönetimleri ve Remondis Su ve Atıksu Teknolojileri olarak iki şirketimiz var. İki ana konuda hizmet veriyoruz. 
Hedefimiz su, atıksu veya katı atık yönetimi için sürdürülebilir çözümler ortaya koymak. Piyasanın lider firmalarından biri olarak evsel ve endüstriyel atıksuların arıtılması, içme suyu temini sistemlerinin kurulması ve işletilmesi ve son zamanlarda büyük önem kazanmaya başlayan katı atık yönetimi konularında hizmetlerimizi geliştirmeye devam ediyoruz.

Su&Çevre: Remondis markası sektörde ne gibi farklar yarattı?

Emin Bakalcı&Hasan Köseleci: Remondis dünya çapında çok bilinir bir marka. Türkiye’de ise yasal ve hukuki problemlerden ve kısıtlamalardan dolayı maalesef istediği hızda büyüme gösteremiyor. Ancak finansal açıdan doğru yapılar kurulur, yasal problemler aşılırsa bizim tam anlamıyla farkımız ortaya çıkacak. Özellikle atık sektöründe dünyadaki ilk firmalar arasında yer alıyoruz. Bu konudaki son yenilikleri ve teknolojileri yakından takip ediyoruz. Doğru zaman geldiğinde, ülkede doğru işler yapacak en önemli firma olacağız. Bu süreçte de özel sektördeki başarımızı kamuya göstermeyi hedefliyoruz. Türkiye’de 25 pompa istasyonu, su ve atıksu arıtma tesisin işletmesinden sorumluyuz. Arıtma verimi, ölçme ve raporlama konularında hizmet seviyesi çıtasını Avrupa standartlarına taşıdık. Pazardaki hizmet kalitesinin yükselmesine sebep olduğumuzu düşünüyoruz.

Su&Çevre: Suyla ilgili faaliyetlerinizi anlatabilir misiniz?

Hasan Köseleci: Su yönetiminin bütün safhalarında güçlü ve yetkin bir ortağız. Bilgi ve tecrübemiz sayesinde su temini, atıksu arıtımı, her türlü tesis inşası ve işletmesi dâhil bütün süreçleri kendi bünyemizde istihdam ettiğimiz kadrolarla gerçekleştiriyoruz. Bununla beraber belediyelere ve sanayi kuruluşlarına, 25 yılı aşkın süredir çevre sektöründe hizmet veren kurucu ortaklarının deneyimlerine dayanarak su yönetimi için ekonomik olduğu kadar etkili çözümler de sunuyoruz.

Remondis Su ve Atık Su Teknolojileri San. ve Tic. A.Ş. olarak içme suyu temin edilmesinden evsel ve endüstriyel atıksuların arıtılması konularına kadar hizmet sağlıyoruz. Su yönetiminin bütün bileşenlerinin tek bir noktadan özel sektör anlayışıyla yürütülmesi, belediyelere ve kuruluşlara geniş olanaklar sunabiliyor. Arıtma tesislerinin daha verimli işletilmesi ve kaynakların etkin bir şekilde kullanılabilmesi için özel sektörün rolünün artması gerektiğine inanıyoruz. Müşterilerimizi sadece karmaşık görev dağılımlarından kurtarmakla kalmıyor, aynı zamanda aşırı yatırım harcamalarından da koruyoruz.

Remondis, daha fazla belediyeye, organize sanayi bölgesine ve fabrikaya hizmet vermeyi hedefliyor. Türkiye’de arıtma tesislerinin bir kısmının onarılması, yenilenmesi ve genişletilmesi gerekiyor. Tüm bu çalışmaların müşterilerimiz yararına gerçekleşmesi için gerekli modellerin geliştirilmesi ve uygulanması bizim uzmanlık alanımız.

Türkiye’de birisi içme suyu arıtma tesisi olmak üzere  25 arıtma tesisi işletiyoruz. İşlettiğimiz atıksu arıtma tesislerinin yüzde 85’i evsel nitelikli atıksuları, yüzde on beşi de endüstriyel nitelikli atıksuları arıtıyor. Arıtma sorumluluğu bizim üzerimizde olan atıksuyun miktarı günde yaklaşık bir milyon metreküp. İçme suyu dahil 7.5 milyon kişiye hizmet veriyoruz. Remondis Su ve Atık Su Teknolojileri San. ve Tic. A.Ş. olarak önümüzdeki dönemde endüstriyel atıksu arıtma tesisleri ve arıtma çamuru bertarafı konusundaki işletme hizmetleri ve yatırımlara öncelik vermeyi planlıyoruz.

Su&Çevre: Atıkla ilgili ne tür çalışmalar yapıyorsunuz?

Emin Bakalcı: Remondis, hem kamu hem de özel sektördeki kurum ve kuruluşlara katı atık yönetiminde profesyonel hizmet ulaştırmayı amaç ediniyor. Remondis her türlü atığın toplanması, taşınması, depolanması, bertarafı, geri dönüşümü, yeniden kullanımı için tüm gereklilikleri işletme adına en ekonomik ve çevre dostu şekilde yerine getiriyor.

Geleceğimizi emniyet altına almak için işleyen ve faydaları ölçülebilen bir atık yönetiminin gerçekleştirilmesi gerekiyor. Remondis’in Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde oluşturduğu katı atık yönetim sistemi yıllardır başarıyla uygulanıyor. Buradaki hedef, proses zincirinin tamamı için hizmet sunulması ve böylelikle maddelerin çok yönlü geri dönüşümlerinin kazançlı bir şekilde oluşturulmasıdır. Bu sadece çevre için bir artı değil, aynı zamanda olumlu ekonomik kazanımlar da vaat eden bir süreçtir. Böylece uygulanan sistemlerden maksimum fayda sağlanıyor ve çevrenin korunması ile ekonomiklik üst düzeye çıkarılıyor.

Belediyeler atık yönetimi alanında gitgide daha büyük sorunlarla karşı karşıya kalıyor. Vatandaşların giderek artan talepleri ve daha sıkı yasal zorunluluklar kapasiteyi sürekli zorluyor. Remondis, şehirlere ve belediyelere katı atık toplanmasından değerlendirilmesine kadar geniş yelpazeye sahip bir hizmet ağı sunuyor. Bu sırada şehirler ve belediyeler halen Avrupa’nın çok sayıdaki ülkesinde güvenilir bir şekilde çalışan, denenmiş yöntemlerimizden ve yatırım kolaylıklarımızdan da faydalanıyorlar.

Atık sorunlarında başarının anahtarı olarak bütünsel çözümleri görüyoruz. Remondis, işletme dahilindeki atıkların toplanması ve uygun yöntemlerle bertaraf edilmesi konusunda da ticaret ve sanayi için güvenilir bir ortak. Hizmet kapsamı tamamen müşterilerimizin isteklerine dayanıyor ve münferit projelerden komple atık yönetimine kadar uzanabiliyor. Çöplerin taşınması, işlenmesi ve değerlendirilmesi kadar, işletme dâhilindeki tesislerin planlanması, inşa edilmesi ve yönetimi Remondis tarafından üstleniliyor. Uygulama sırasında kalite, güvenlik, çevre bilinci ve maliyet verimliliği önemli faktörler olarak dikkate alınıyor. Her projenin başlangıcında, güncel durumun yerinde, detaylı bir analizi söz konusu. Remondis’in uzmanları işletme dahilindeki akışların nasıl iyileştirilebileceğini yerinde kontrol ediyor. Ardından müşteri ile birlikte uygulamaya geçiliyor. Bugüne kadar edindiğimiz birçok tecrübe gösterdi ki, ister bir fabrika lojistiğinin yapılandırılması olsun, ister tesisin yapımı ve işletilmesi olsun, kalitesi kanıtlanmış yönetim sistemimiz, olabilecek en ekonomik çözümü sunuyor. Remondis katı atık değerlendirme ekonomisi kuruluşu olarak küresel ticaret ve üretim döngüsüne her yıl yüz binlerce ton hammaddeyi geri kazandırıyor.

Türkiye’de yaklaşık iki sene boyunca yap-işlet-devret, imtiyaz modeli kanunsal altyapısını ve bu çerçevedeki  belediyelerin veya belediye birliklerinin düzenlediği atık yönetimi ihalelerini inceledik. Fakat maalesef sağlam hukuki temellere sahip olmayan, finansal detayları doğru çözülmüş bir işte yer almakta çekincelerimiz oldu. Sonrasında enerjimizi ve personel gücümüzü endüstriye yöneltmeye başladık. Endüstride üretim sonucu oluşan tehlikeli, tehlikesiz tüm atıklara yönelik hizmet verebilecek bir yapılanmaya gittik. Bununla ilgili yatırımlar yaptık. Hemen akabinde de Toplam Atık Yönetimi hizmetini Mercedes’in Hoşdere’deki otobüs üretim tesisleri ve Aksaray’daki kamyon üretim tesislerinde uygulamaya başladık. Ayrıca bir yandan da İzmir’de endüstriyel tehlikeli atık, ambalaj atıkları, endüstriyel tesislerin temizlik işleri üzerine faaliyet gösteren Burcu firması ile şirket evliliği gerçekleştirdik. Mevcut durumda Remondis Burcu olarak faaliyetlerimizi sürdürüyoruz. Yatırımlarımız aynı şekilde devam edecek. Yakın veya orta vadede gerçekleşecek tehlikeli ya da tehlikeli olmayan endüstriyel atıkların proses edilmesiyle ilgili bir takım yatırım kararlarını prensipte almış durumdayız.

Su&Çevre: Türkiye’de su ve çevre sektöründe yaşanan sorunlar ve size göre çözüm yolları nelerdir?

Emin Bakalcı&Hasan Köseleci: Türkiye’de yap-işlet-devret kanunu resmi olarak var. Buna rağmen Yüksek Planlama Kurulu’nda birçok proje sırada bekliyor. Enerji veya ulaşım sektörlerinde güzel örnekler olmasına rağmen su ve çevre ile ilgili kimse yap-işlet-devret projelerini hayata geçiremiyor. Çevre sektöründe böyle başarı hikayesi yok. Şimdi yasal bazı revizyonlar yapılıyor ama yine de Bakanlık onayı, Yüksek Planlama Teşkilatı onayı gibi bürokratik süreçler işi çok zorlaştırıyor. İkinci engel ise hem suyu hem katı atığı bağlıyor. Remondis olarak yurtdışında birçok imtiyaz sözleşmemiz olmasına rağmen Türkiye’de bu pek mümkün olamıyor. Su ve atık yönetimi, altyapı hizmetleri gibi yüksek yatırım gerektiren ve uzmanlık isteyen işleri belediyeler özel sektöre devretmiyor, imtiyaz devri gerçekleşemiyor. Kamu özel sektör işbirliğini kapsayan bir kanunumuz yok. Ayrıca, finansman konusunda da sorunlar var. 2010 yılı Ekim ayında tarife yönetmeliği çıktı. Artık belediyeler çöp ve su gibi altyapı hizmetleri için vatandaştan para alacaklar. Bu durum belediyelere finansman açısından avantajlar sağlayacak. Fakat henüz bunu başarıyla uygulamaya başlayan belediye sayısı yok denecek kadar az. Belediyelerin bu konuda daha büyük hassasiyet göstermesi gerekiyor.

Yap-işlet-devret ve imtiyaz projelerinin onay zorunluluğundaki isteksizlik, merkezi idarenin enerji ve ulaşım sektörünün aksine özellikle su sektöründe isteksiz yaklaşması, bizlerin de cesaretini kırıyor. Remondis’in dünya çapında 49 tane imtiyaz işi veya kamu özel ortaklığı var. Türkiye’de neden yapılamasın?.. İlgili Bakanlıkların koşulları bir daha gözden geçirmesinde fayda olacağını düşünüyoruz.

Avrupa Birliği sürecinde, su ve atıksu sektöründe kamunun harcaması gereken çok yüksek rakamlar telaffuz ediliyor. Özel sektörün finansman gücünü harekete geçirip kamuya destek olmasını sağlaması ve yatırım yaptıktan sonra karşılığını alacağının garanti edilmesi gerekiyor. Geri ödeme süreçlerinin uzun tutulması şart. Fakat Türkiye’de idareciler ve yöneticiler uzun süreli sözler vermeye alışık değiller. Kamu yöneticilerinin de biraz cesaretli olması lazım. 

Özetleyecek olursak, sektörün ve firmamızın geleceğini kamu&özel ortaklıkları, yap-işlet-devret yatırımları gibi uzun soluklu ve taraflar için sürdürülebilir projelerde görüyoruz. Bu model, gerek kamunun gerekse özel sektör kaynakların en verimli kullanılabildiği yöntemdir. Avrupa’nın imrendiğimiz düzenine, temizliğine ve tesislerine ulaşmak istiyorsak yolumuz buradan geçmeli.

Geri