ARTAŞ Otuz Yılı Geride Bırakıyor

Mayıs - Haziran 2011 Sayı: 38
Türkiye’de çevre koruma alanında faaliyet gösteren ilk firmalardan biri olan ARTAŞ, otuz yılı geride bırakıyor...

ARTAŞ, 1982 yılından bu yana çevre koruma teknolojileri alanında faaliyet gösteren bir mühendislik, imalat ve taahhüt firması ve Türkiye’de çevre koruma alanında faaliyet gösteren ilk firmalardan biri... Bünyesinde yer alan geniş mühendis kadrosuyla, standart uygulamaların ötesine geçerek müşteri ihtiyaçlarına, mevzuat ve kanunlara uygun, ekonomik arıtma çözümleri üretiyor. Bu çözümlerin projelendirilmesinden üretimine, kurulumundan devreye alınmasına kadar tam hizmet sunuyor ve satış sonrası servis ve bakım desteğiyle daima müşterisinin yanında yer alıyor. İleri teknolojiyi sürekli izliyor ve uyguluyor. Bu amaçla, dünyada söz sahibi firmalarla lisans ve know-how anlaşmaları yaparak, gelişmiş arıtma teknolojilerini transfer ediyor. Bunların arasında, membran teknolojileri, EDI, akışkan yataklı iyon değiştiriciler, multistep ve MBR üniteleri yer alıyor. Önerilen tesislerde müşteri ihtiyaçlarına en uygun çözümün Avrupa standartlarında gerçekleştirilmesi esas alınıyor. Tesislerin dizaynında su, enerji ve kimyasal madde tasarrufuna öncelik veriliyor. Her proje için yatırım ve işletme giderlerinin optimizasyonu yapılıyor. Teknoloji seçimi, kullanıcının ihtiyacına göre belirleniyor. Sonuçta ortaya çıkan tesis minimum operatör müdahalesiyle, tam otomatik olarak yürütülecek şekilde tasarlanıyor. ARTAŞ tüm çalışmalarını, sahip olduğu CE belgesi, ISO 9001:2008 Kalite Yönetim Sistemi, ISO 14001:2004 Çevre Yönetim Sistemi ve OHSAS 18001 İş Sağlığı ve Güvenliği Belgeleri’ne uygun olarak yürütmekle birlikte, TSE İmalat Yeterlilik, Kalite Uygunluk, Hizmet Yeri Yeterlilik ve Satış Sonrası Hizmetleri Yeterlilik Belgelerine de sahip. Bugüne kadar yurtiçinde ve dışında çeşitli sanayi kuruluşlarına, belediyelere ve müteahhitlere yüzlerce tesis kurdu. ARTAŞ, ayrıca Birleşmiş Milletler Global Compact Taahhütnamesini de sektörde ilk imzalayan firma.
ARTAŞ, genel olarak belediyelere ve özel sektör kuruluşlarına hizmet veriyor. Yeni yatırım veya kapasite artırımı yapan firmalar müşteri portföyünün büyük bölümünü oluştururken, hizmet verdiği başlıca sektörler ise enerji, tekstil, inşaat, gıda, metal ve otomotiv olarak özetlenebilir. Türkiye’de çok farklı ölçeklerde ve çeşitli alanlarda faaliyet gösteren birçok kuruluşa çözüm üreten ARTAŞ, Türki Cumhuriyetler, Rusya, Kırgızistan, Azerbaycan, Cezayir, Katar, Suriye, İran, Irak, Almanya, Yunanistan ve İtalya’ya gerçekleştirdiği ihracatla sınırların dışına da ulaşmayı başarmış. Firmanın hizmetleri arasında Proses ve İçme Suyu Arıtma Tesisleri, Atıksu Arıtma Tesisleri, Arsenik Giderimi, Katı Atık Bertarafı, Biyogaz Depolama ve Yakma Tesisleri, Gaz Yakıcılar Desülfürizasyon Tesisleri, Enerji Tasarrufu, Proses Ekipmanları Tasarımı, Problem Çözme, Atıksu Geri Kazanımı konuları bulunuyor. OMV Desalinasyon Tesisi, EÜAŞ Yatağan Termik Santrali Su Şartlandırma,  Erzincan Şeker, Malatya Şeker, Panagro Süt Ürünleri ve Hayvancılık fabrikaları anaerobik arıtma tesisleri ise şu anda yürütmekte olduğu projelerden bazıları. Firma, enerji santralleri su hazırlama ve biyogaz üretim tesisleri konusunda da pazar lideri.

Sektörde otuz senedir faaliyet gösteren firmayla ilgili bilgi aldığımız ARTAŞ Endüstriyel Tesisler Taahhüt ve Tic. A.Ş. Başkan Yardımcısı Yasemin Öztaşkent, “Otuz sene önce böyle bir süreye ulaşmak ulaşılmaz gibi geliyordu... Ama şimdi baktığım zaman nasıl geçtiğini anlayamıyorum. Şirketin ilk kuruluşunda sadece mühendislik ve taahhüt yapmayı planlıyorduk. Sonrasında sektörün ihtiyaçlarına göre belirli imalatları da yapmaya başladık. Çünkü bizim işimiz belirli düzey bir know-how gerektiren bir alan. Şirkette bu anlamda da ciddi bir know-how birikimi oluştu. Bunun yanında gelişen teknolojileri yakından takip edebilmek için lisans anlaşmaları da yaptık. Bu lisans anlaşmaları çerçevesinde ürettiğimiz ürünlerin projelerinin dışarıya verilmesi pek mümkün olmadığı için kendi bünyemizde halledilmesi gerekti ve böylece imalat işini de üstlendik. Geldiğimiz noktada ARTAŞ’ın oluşturduğu katma değerden herkesin istifade etmesini düşünüyoruz.” diyor.
Borsaya açılmayı da planladıklarını ifade eden Öztaşkent, bunun da kendileri için önemli bir kilometre taşı olacağını vurguluyor ve şu bilgileri veriyor: “Bu otuz yıllık süreç içinde firmanın bünyesinde oluşan en önemli değer bence insan kaynağı. En değerli yatırımımız insan kaynağı. Sektördeki yetişmiş eleman açığını da kapattığımıza inanıyorum. Üstlendiğimiz misyon, bu birikimin ARTAŞ’ta kalması ve şirketin faaliyetlerini saygın bir şekilde uluslararası pazarlarda devam ettirebilmesi. Ülkedeki ve dünyadaki şartlar çok  değişken olduğundan bu şartlara adapte olmaya çalışıyoruz. Otuz yıl içinde yaşadığımız bütün bu çalkantılar, ekonomik krizler bizi güçlendirdi ve bütün bu olumsuz şartlardan güçlenerek çıktık. Tüm şartlara ve ihtiyaçlara adapte olabildik...”

Butik tarzı çalışıyoruz
“İlk işimiz bizim için çok önemliydi. O işi alırken çok yoğun teknik görüşmeler sonunda almıştık. Belediyeler ve büyük sanayi tesisleri bizim ilgi alanımızda bulunuyor. Sektördeki yelpazemiz orta ve büyük ölçekli tesislerin yapımı üzerine. Burada da gelişmiş ve yeni teknolojileri uygulamak bizi çok heyecanlandırıyor. Keşif ve metrajı belli olan bir işi tatbik etmekten ziyade değişik, gelişmiş bir teknolojiyi uygulamak, bunu şirket bünyesinde oluşturmak bizim için çok önemli ve değerli. Onun için bütün proje ve işlerimiz bizim için yeni bir heyecan ve yeni bir değer. Çünkü biz butik tarzı çalışan bir firmayız. Yani ihtiyacı tespit ediyoruz ve o ihtiyaca en uygun çözümü oluşturuyoruz. Gelişmiş teknolojiden bahsettiğiniz zaman Türkiye’deki ulaşabileceğiniz teknoloji sınırlı. Bütün dünyadaki teknolojileri taramak, bunları takip etmek ve en uygun şartlarla burada uygulamak gerekiyor. Yerli katkıyı maksimize ederek, Türkiye’deki katma değeri artırarak yaptığımız için çok heyecan duyduğumuz projelerimiz var. Mesela geri kazanım teknolojiler, desanilasyon teknolojileri ve projeleri, deniz suyundan tatlı su üreten sistemler, atıktan enerji üreten sistemler vs. Geri kazanılabilen enerji konusu son zamanlarda bizim gerçekten çok severek uyguladığımız projelerin başında geliyor. Bu sistemleri Türk mühendisleri ve ekipmanlarıyla kurmak bizleri çok mutlu ediyor...”

Bütçede ilk kısılan çevre yatırımları oluyor
“Otuz yıllık bir firma olarak krizlere karşı ciddi tecrübeler edindik. 2001 krizi en kötüsüydü. Son krizi ise fazla yara almadan, zedelenmeden ve rahat bir şekilde geçirdik. Krizin başladığı dönemde çok yoğun proje taahhütlerimiz devam ediyordu. Yurtdışı kaynaklı olduğundan Türkiye’de de bir durgunluk başladı. Bu durgunluğu bizler de hissettik. Zaten böyle durumlarda ilk kısılan bütçeler genelde çevre yatırımları oluyor ve dolayısıyla ilk zarar gören firmalar da çevre firmaları arasından çıkıyor. Fakat ARTAŞ olarak süren projelerimiz olduğundan çalışmalarımıza devam ettik, o dönemde sadece istihdam açısından bir katma değer yaratamadık. Yurtdışı projelerimizde de bir azalma oldu. Buna rağmen krizden rahat çıktığımızı söyleyebilirim. Şu an için ise toparlanmış gibi gözüküyor...”

Küçük firmaların şansı yok
“Dünya büyük bir susuzluğa ve kuraklığa doğru gidiyor. Çevre kirliliği her geçen gün artıyor. Dolayısıyla çevre sektörüne çok iş düşüyor. Bu süreçte sektör büyüyecek. Ama küçük firmaların pek yaşam şansı kalmayacak. Dünya devi firmalar orta ve küçük ölçekli firmaları bünyelerine alma yarışındalar ve sektörü kontrol etmek istiyorlar. Bunun nedeni çevre sektörünün önümüzdeki yıllarda çok büyüyecek olması. Küçük ‘one man show’luk yapılanmaların, kurumsal kimliğini geliştirememiş, finansal kaynakları zayıf firmaların şansı kalmayacak. ARTAŞ olarak biz de kendimizi bu veriler ışığında değerlendiriyor, yapılandırıyoruz...”

Yurtdışında en son fiyata bakılıyor
“Biz zaten Türkiye içinde de uluslararası firmalarla rekabet ediyoruz. Yurtdışında da rekabet ediyoruz. Özellikle gelişmiş ülkelerde iş yaparken, karşı taraf sizi çok yakından incelemek istiyor. Belgeler eksiksiz mi, önceden yapılan işlerin ayrıntıları neler gibi konuları çok araştırıyorlar. Seçim yaparken çok bilinçli şekilde yaklaşıyorlar. En son da fiyata bakıyorlar. Ürünlerin kalitesinden ve hizmetten emin olduktan sonra fiyata geçiyorlar. O aşamada da zaten Türk firmaları olarak rekabetçi olabiliyoruz. İmalat ve işçilik maliyetlerimiz Avrupa’da rekabet edebilir düzeyde. Biliyorsunuz Çinlilerle rekabet etmek zor; fakat onlar da kaliteden kaybediyorlar. Lojistikte de avantajlarımız var. Satış sonrası ekiplerimizin de çalışmaları dikkat çekici düzeyde. Problemlere hemen müdahale edebiliyoruz. Dolayısıyla yurtdışında, bir Avrupa veya Amerikan firmasından alınabilecek ürün aynı fiyata alınabiliyorsa, bu avantajlar da göz önünde bulundurulduğunda özellikle bölgesel alımlarda tercih edildiğimizi söyleyebilirim...”

Çevre politikalarında zaaflar var
“Yurtdışına imalat yapan bütün sanayiciler uluslararası düzenlemelere uymak zorundalar ve dolayısıyla uyuyorlar. Aksi takdirde ihracat yapamazlar. Türkiye’de bu anlamda düzgün sanayi sektörleri var. Sadece iç pazara yönelik olarak çalışıp kalitelerini artırmasalardı şansları pek olmazdı. Türkiye’nin çevre politikalarında ise zaaflar bulunuyor. Mesela Çevre ve Orman bakanlıklarının birleştirilmesi bazı olumsuzlukları da beraberinde getirdi. Ormanlık alanların korunmasıyla ilgili ciddi riskler yaratıldı. Ormanları koruyamıyoruz, kaybediyoruz. Bu alanlarla ilgili yeni planlar yapılırken çevre faktörü pek gözetilmiyor. Sağlıklı yaşam koşullarının oluşmasında, tatlı su kaynaklarının korunmasında en büyük risk bu. Ülke genelinde ciddi bir altyapı sorunu var, bu altyapı sorunu çözülmeden çevresel kirliliği kontrol etmek mümkün değil. Bu da ancak iyi bir planlama ve organizasyonla halledilebilir. Çevre ve Orman Bakanlığı iyi niyetli olarak çalışmalar yapıyor; sürekli yeni yönetmelikler çıkıyor, var olanlar revize ediliyor. Sürekli bir bilgi bombardımanı altında kalan kurumlarda da kafa karışıklığı oluşuyor. Yerel yönetimleri ve kurumları iyi bilgilendirmek de gerekiyor. Yeni çıkan yönetmelik ve yasaların uygulanmasında ciddi sıkıntılar yaşanıyor. Bakanlığın bu konuda üzerine çok iş düşüyor...”

Geri