Röportaj

Sisdoz Ürün Yelpazesini Genişletiyor

Sistem Grubu şirketlerinden birisi olan ve çevre teknolojileri alanında uzman Sispa'nın alt şirketi olarak 2008 yılında kurulan Sisdoz Dozlama Sistemleri, geçtiğimiz aylarda imalatın yanında doğrudan pazarlama ve satış yapan bir firma haline geldi.

Sistem Grubu şirketlerinden birisi olan ve çevre teknolojileri alanında uzman Sispa'nın alt şirketi olarak 2008 yılında kurulan Sisdoz Dozlama Sistemleri, geçtiğimiz aylarda imalatın yanında doğrudan pazarlama ve satış yapan bir firma haline geldi. Başta çevre teknolojileri olmak üzere enerji ve petrokimya sektörleri için anahtar teslimi sistemler kuran Sisdoz, ürün yelpazesine en son İtalyan Ozono Elettronica Internazionale ozon jeneratörlerini de ekledi ve dezenfeksiyon talepleriyle ilgili hizmet yelpazesini genişletti.

 

Sisdoz, küresel boyutta kendini ispatlamış firmaların blower, difüzör, ölçüm kontrol enstrümanları, pompalar, dezenfeksiyon sistemleri gibi ürünlerini mühendis kökenli uzman kadrosuyla müşterilerine sunuyor. Ayrıca servis birimiyle, satış öncesinden başlayan uygulama ve işletme tecrübesini satış sonrasına da taşıyarak yedek parça, servis, bakım ve yerinde uygulama hizmeti veriyor. Firma, su ve atıksu dezenfeksiyonu için Hydro ve Severn Trend gaz klor sistemleri, Trojan UV dezenfeksiyon sistemleri ile Ozono Elettronica İnternazionale ozon jeneratörleri olmak üzere dört sistemin distribütörlüğünü yapıyor.

 

Sisdoz'un kuruluş amacı ve çalışmaları hakkında bilgi aldığımız Sispa ve Sisdoz Genel Müdürü Serhat Utku, "Sispa olarak her ne kadar arıtma kökenli ve arıtma sektörüne hitap eden bir firma olsak da son beş senedir endüstri tarafında da bir ivmelenme yaşamaya başlamış, endüstriye de ekipman temin eden bir yapıya dönüşmüştük. Endüstriye girmeye başlamamızla anahtar teslimi talepler de yoğunlaştı. Bir süre sonra ayrı bir şirket kurmaya karar verdik. 2008 yılı başından itibaren de Sisdoz, endüstriye yönelik projelendirme ve imalat yapan bir firma olarak hayata geçti" diyor.

 

"Fakat Sisdoz olarak hiçbir zaman son kullanıcı ve müşteriyle temas halinde olmadık. Ürünü satan Sispa oldu, Sisdoz da Sispa'ya imalat yapan bir şirket pozisyonunda kaldı" diyen Utku, bu sürecin 2009 yılı ortalarına kadar sürdüğünü ve 2009 yılı sonuna doğru Sisdoz'u imalatın yanında doğrudan pazarlama ve satış yapan bir firma haline getirdiklerini ifade ediyor ve şu bilgileri veriyor: "Sisdoz'u biraz daha çevre, Sispa'yı ise endüstri ağırlıklı olarak konumlandırdık. Bu arada yeni ürünlerle de portföyümüzü geliştirdik. Örneğin gaz klor dezenfeksiyon sistemlerimizle anahtar teslim projelerde daha aktif yer almaya başladık. Daha sonra UV dezenfeksiyon sistemleri ve son olarak da ozon sistemlerini portföyümüze dahil ettik. Söz konusu sistemlerden özellikle gaz klor ve ozon, sadece ekipman satışıyla yetinilebilecek sistemler değil. Anahtar teslim projelendirme de yapılması gerekiyor. Sisdoz da ekipman pazarlama ve satışının yanı sıra bu kulvarda da ilerleyecek..."

 

"Ürün yelpazemize en son İtalyan Ozono Elettronica Internazionale ozon jeneratörlerini ekledik. Böylece sektörden gelecek dezenfeksiyon talepleriyle ilgili hizmet yelpazemizi genişlettik. Hem havadan hem de oksijenden ozon üretimi yapabilen ozon jeneratörleri üreten Ozono, ürün yelpazesini ozon imha üniteleri, ozon analizörleri, kaçak dedektörleri gibi muhtelif sistem komponentleri ile tamamlıyor. Sisdoz, Ozono ürünlerinin satışının yanı sıra ihtiyaca göre anahtar teslimi kurulumunu da gerçekleştiriyor. Ozono firması projelere sadece ekipman satışı gözüyle bakmıyor. Projeleri, Ozono ile birlikte projelendiriyoruz ve yakın bir işbirliği içindeyiz. Erzurum İçme Suyu Arıtma Tesisi'nde bir proje gerçekleştirdik. Bu tesise, suda demir, mangan probleminin olması sebebiyle gerekli olan ozon sistemini kurduk. Sisdoz olarak bütün ozon jeneratörlerinin ve kompresörlerin kurulması, borulamanın yapılması, difüzörlerin monte edilmesi ve sistemin devreye alınmasını gerçekleştirdik. Şu anda yüzde yüze yakın bir randımanla tesise ozon veriliyor. Tesisin kabulü yapıldı, verileri takip ediyoruz..."

 

"Hydro gaz klor sistemleriyle çalışıyoruz. Gaz klor, içme sularında çok talep edilen bir dezenfeksiyon sistemi. İçme suyu tesislerinde ön dezenfeksiyon ve son dezenfeksiyon olarak iki noktada dezenfeksiyon yapılıyor. Ozon üniteleri, genelde tesisi korumaya yönelik ön dezenfeksiyonda gaz klorlamaya alternatif olarak, gaz klor sistemleri ise tesisten şehre kadar olan hatta dezenfeksiyon sağlamak için son dezenfeksiyon olarak kullanılıyor. O yüzden çok talep gören bir sistem. Bu sistemle Çankırı Belediyesi'nin depolarının klor dezenfeksiyonunu, İzmir Menemen ve Halkapınar'da arsenik arıtma tesisinin gaz klor ünitesini kurduk. Ürdün ve Irak?taki bazı projelere ekipman verdik. Önümüzdeki birkaç ay içerisinde de Şırnak ile Adıyaman'ın şehre su veren depolarının klorlamasını yapacağız..."

 

"Trojan UV Kanada menşeili bir firma. Trojan UV dezenfeksiyon sistemleri genelde kullanım yeri içme suyu arıtma tesisleri. Trojan UV ile ilgili bir diğer uygulama da atıksu arıtma tesislerinin çıkışları. Atıksu arıtma tesislerinde su çıkış noktalarından çıktıktan sonra ya denize ya nehre deşarj ediliyor. Burada da bakteri olarak belli bir limitin yakalanması gerekiyor. Bunu da UV ile sağlama konusunda çalışmalar var. ASKİ bu konuda çalışmalar yapıyor ve biz de ASKİ ile birlikte bu çalışmalara katılıyoruz. Amaçları, arıtma tesisi çıkış suyunu sulamada kullanmak. Ayrıca Seferihisar Atıksu Arıtma Tesisi çıkışına bir UV ünitesi koyduk, henüz devreye alınmadı. Bir de yakında yine ASKİ'nin Kazan İçme Suyu Arıtma Tesisi'nin son noktasına UV dezenfeksiyon sistemi verdik..."

 

"Severn Trent Services ise İngiliz menşeili, dünyanın önde gelen su ve atıksu arıtma çözümleri üreten bir firma. Gaz klor sistemlerinin yanı sıra 'On-site Chlorination' adı verilen deniz suyu veya tuzlu sudan hipoklorit üretim sistemleri. Gaz klor sistemlerinde ise ürünün farkı Hydro'dan daha büyük kapasitelerde ekipmanlara sahip olması..."

 

Türkiye, arıtma yatırımlarının başında!..

"Arıtma sektörü aslında enteresan bir dönem geçiriyor. Ekonomik krizin yaşandığı ve birçok sektörün sıkıntı çektiği 2009'da, arıtma sektöründe çok büyük duraklamalar yaşanmadı. Küçük ertelemeler oldu ama proje yatırımları geçmiş senelere göre artış gösterdi. Bunun temel nedeni tabii ki AB'ye giriş süreci... Görülen o ki bunlar bu sene de devam edecek. Türkiye aslında arıtma yatırımlarının henüz başında. Doygunluğa ulaşmak için daha çok zaman geçecek. Özellikle Doğu bölgelerimizde hala daha içme suyu arıtma tesisi bulunmuyor. Sadece depoda dezenfeksiyon yapılıyor ve sonrasında şehre veriliyor. Ancak bu aşamayla birlikte atık su arıtma tesislerine sıra gelecek. Bu bağlamda bakıldığında çevre sektöründe kat edilecek daha çok şey olduğu görülebilir. Zaman içinde tabii yeni teknolojiler geliyor ve çevre sektörünün canlı kalmasına neden oluyor..."

 

Yerel yönetimler işin dışında kalmamalı

"Yatırımlar yapılıyor, tesisler kuruluyor... Fakat yerel yönetimlerin bu tip teknolojiyle donatılmış tesisleri işletebilecek yapıları da burada çok önem kazanıyor. Bence belediyelerin, tesis kurulmadan önce bu gibi unsurları göz önünde bulundurmaları lazım. Kadrolarının daha önceden eğitim almalarını sağlamaları gerekiyor. Ayrıca özel sektördeki firmalardan da destek, bilgi ve eğitim almaları şart. Bazen, işletmeyi kurduktan, devreye aldıktan sonra, o bölgede tesisle ilgilenebilecek düzeyde kadrolar olmadığını görebiliyoruz. Bu çok riskli. O yüzden son zamanlarda yap-işlet-devret tarzı tesisler kuruluyor. Tesisi yapan müteahhit bir müddet tesisi işletiyor. Fakat bu süreçte yerel yönetimlerin işin dışında kalmaması lazım. O açıdan bu tarz yatırımlar yapmayı planlayan yerel yönetimlerin çok iyi organize olup kendisini donatması gerekiyor."

 



Geri
share on twitter share on facebook